Siyaset

Batı ve Doğu Arasındaki Kutsal Değerler

M.Genç · 20.02.2006 · 2 görüntülenme

Islam dini çıkışı itibari ile hıristiyanlığa ve batıya karşı bir dindir. Başından itibaren hıristiyanlıkla arasında yoğun bir tartışma ve çatışma yaşanmaktadır. Batı Hıristiyanlığı reformdan geçirerek,sürekli yeniliyerek bugünkü değerlere sahip olabilmiş. Batı islaminda hıristiyanlık gibi bir reformdan geçmesi gerektiğine inanmaktadır. Aksi taktirde batı ile doğunun yani Batının mevcut islamla bir arada yaşamasi mümkün görünmüyor. Batılılara göre islam demokratikleşmeli insan hakları, etnik,dini, kadın, çocuk ve aile hakları, evrensel hukuk normları çerçevesinde yeniden tanımlanmalı,kısaca kutsal değerler yeniden belirlenmeli. Ilımlı islam yada demokratik islam dedikleri şey budur.Bati kendi tabularını yıktı. Bu kolay olmamıştır tabi. Şimdi sıra doğunun tabularını yıkmaya gelmiş. Mevcut islam batı için daha fazla tehdit olmaya başladı. Son zamanlarda bu tartışmalar çok daha yoğunlaştı ve bir çok ilgili ilgisiz kişiler bu tartışmalara taraf oldular. Batının değerleri ile doğunun değerlerini karşılaştırdığımızda batının (kutsal,birey ve aile,devlet anlayışı ile doğunun kutsal,birey ve aile,devlet) anlayışının taban tabana zıt olduğunu görürüz.Batının din anlayışında din öteki dünyaya ait bir olgudur.Doğuda ise din hayatın bir parçasıdır. Batıda birey aileden önce gelir,doğuda aile ve toplum bireyden daha öncelikli bir yere sahiptir.Batı toplumunu diğer toplumlardan ayıran en bariz değerleri bireyselliktir. Siyasi ve iktisadi, liberalizm,demokrasi,din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması yani laikliktir.Bireysellik,yani bireyin tercih hakının olduğu düşüncesi, 14 ve 15 yüzyıllarda gelişmiş ve 17 yüzyılda batıda yaygınlaşmıştır.20 yüzyılda ise batının vaz geçilmez bir değeri olarak algılanmıştır.Batının diğer bir değeride liberal ekonomidir. Liberal ekonomiye geçen devletler o oranda demokrasiye sahip olan ülkelerdir.Demokrasi,protestan Hıristiyanlığın bir ürünüdür. Bu nedenle 1970 lerde protestan ülkelerin bir çoğu demokrasiyi benimsedi.1970,80 arası ise katolik ülkeler demokrasiye geçtiler. Soğuk savaşın sona ermesi ile de bütün avrupanın demokrasiye geçtiğini görüyoruz.Bir diğer mesele de demokrasi kısa zamanda ve dayatma ile uygulanmıyan bir sistemdir. Evrimleşen kurumlaşarak gelişen bir sistemdir.Türkiye dahil diğer bütün islam ülkelerinde böyle bir sorun yaşanıyor.demokrasiyi,dini kurumlar,insani kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri gibi halk gurupları aracılığı ile uygulanması gerekirken. Devlet bürokrasisi ve hükümetler aracılığı ile tepeden dayatılmaya çalışılıyor. Yada dışarıdan. Bugün ortadoğuda yaşananlar bunun en bariz örnekleridir.Batının islam peygambri Muhammedin karikatörlerini çizmesi bilinçli ve pilanlıdır. Burada amaç islam dinindeki tabuları tartışmaya açmak ve yıkmaktır.Batıda medeniyetler uzlaşması yada çatışması tartışmalarının yaşandığı bir dönemde doğunun yada islamin en kutsal,en dokunulmaz tabusunu yıkmak için basın aracılığıyla tartışma konusu etmiştir. Batı çok iyi biliyor en dokunulmaz olan tartıştırılarak sıradanlaştırılır. Batı bugünkü noktaya kendi kutsallarını tartışarak geldi.Doğu toplumlarında tartışma kültürü yeterince gelüşmediği için batıya, batının temsilciliklerine saldırarak, yakıp yıkarak, şidet kulanarak karşılık verdiler. Sözde doğunun en demokratik islam ülkesi olan Türkiye, daha hiç bir yerde öldürme olayı yokken Kiliseye saldırarak papazı katletmiştir. Doğuda Halk devlet ve hükümetler tarafından bilinççli olarak kışkırtılıyor. Burada amaç mevcut statükoyu korumaktır. Demokratik kültürün ve değerlerin gelişmesini engellemektir.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.