BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
W. SEBRÎ · 07.07.2007 · 1 görüntülenme
Bu gün yeniden asayışa uğrayacağım. Dünden kalma işimi haletmem gerekiyor.Asayıştakí işimi tanıdık biri yapıyor. Elinde pasaportum , bir aşağı bir yukarı gidip geliyor.İnsanlar tıklım tıklım.Yanında izbandut biriyle Yaşar Kaya kapıdan görünüyor.Beni görünce yaklaşarak elini uzattı. Ben istemeyerek te olsa uzatılan eli tutmak zorunda hissetim kendimi...Ürpererek " merhaba " dedim ve" bürokrasiyle aranız nasıl ? " dedim." İyi " diyerek o da uzaklaştı .Kendi kendime Yaşar ve güney Kürdistan.Yaşar Kaya' nın o aşağılayıcı yazıları beynimde canlandı.O yazılardan bir tanesinde Mesud Barzani için ; " O da kimin oğlu..." diyebilmişti.İnsanoğludur çiğ süt emmiş derler. Ama bu çiğ süt bazen insanın burnundan gelir.Ninem de sık sık ; " Xwedê şirherami neke para meriya ... " derdi.Mesud Barzani asaletini yitirmedi.Küfredenlere, bir dönem saldıranlara hep kucak açtı." Kürme darê jı darê nebe , dar narıze . " Atasözümüz hep gerçeğimiz oldu.Aziz Akrevi 'nin dışardaki naaşı yene bu asaletli duruş ülkeye getirtti.Cahşların affı. Kemal Abdulkadir denen zöğürdün affı. Onca adi köfürlü söylemleri ile mahkeme yargısı ve cezasi .... akibinde affı.Derken daha sonra da Yaşar' ı yanındaki izbandutla gördüm bir başka mekanda.Evet tarihi yargılayanlar nedense kendilerini hiç yargılamazlar.Çıkarlar gözleri kör edende , ax u wax ile geçermiş zaman.Yaşarı bıraktım Yaşara..Yaşarı Kemalizade Ebdıllah ile ele alacaklara bırakarak..Ak saçlı bir bayın yanına oturdum.Hanımı dersim yöresinin giysileri ile oturuyordu. Renga renkti.Selamlaştım , Doğu kürdistanlıymış Enwer amca. Yıllarca KDPİ yayın organlarında yazı yazarmış.Şimdi ise Norveçte yaşıyor.Ülkeye iznini geçirmek için gelmiş.Şimdi ise şiir divanını çıkarmakla uğraşıyormuş. Ve o da kalktı ikametgah işlemleri için. Kısa devreli sohbetler.Gerek asayışta olsun gerek ise dışarıda olsun sık sık diğer parçalardan gelen insanlarla buluşmak mümkün.Sallahadin üniversitesinden doğu kürdistanlı yazar ve akademisyenlerden Abbas Veli ve arkadaşları batı ülkelerinin rahatını bırakaraközgür parçada hizmet veriyor.Ama hizmetten ziyade güney de avanta peşinde olanların sayısı da küçümsenemez.Kuzeyli eski siyasilerin oranında hatırı sayılır bir artış. Ne derece de hizmete amadeler bilemem.Eski Rızgarici , Eski Kawacı , Eski DDKd ci..Payıma eskiler düştü...Yeniler mi ? vallahi pek karşılaşmadım desem hoş görüle.Benden önce M. Kotan da uğramıştı ...Güneyle ilgili gözlemlerini nerede yazmış bilemiyorum ...Bu konuda bir dip not düşen olursa sevinirim.acaba aradığını bulamadı mı ?!!Umudu karartanlar ...Nedense siyasette ömür harcayanların dokunulmazlıkları varmış gibi bir hava estirildi.Hem siyasetçi , hem yazar , hem de yargıç oldular. Kurcalamsak daha iyi olur. Kabuk bağlayan yaraya neşteri vurmak ..??!!(...)KDP Bakurlu arkadaşlara tşk borcum var. " Bir " dergisinin sayılarına kavuşturdular. Parasını da ödemedim. Borcuma sadığım.Sunulmuş bir fincan kahvenin de hatırı var. Bube Eser de Ble de Enfal romanını yazıyordu... Her gün iki Enfale uğrayanlarla sohbet ederek kurgusunu oluşturuyordu.Hamıd de Halepche de ağaçlandırma projesindeydi.Hendrik İsveç'ten gelerek konferans salonu işlerini sürdürüyordu.A. Zeki Hewler de sıcağın pençesindeydi . O. Aydın la beraber.Ercisli Sabahattin abi 5 katlı otelin yapımı projesinin temellerini atıyordu , hoş sohbetiyle.Şerafettin Elçi nin oğlu ile Derweşê Sado nun oğlu da Hewler Şaqlawa yol yapımındaki notlarıyla konuşuluyordu. Artı- eksileriyle.Güneyli kardeşlerimiz ise uyuşuk, üretimden uzak durarak zamanı devriyorlardı.Zımbabve ve Eritre'den gelen siyahi kızlar da Restorant ta temizlik işleriyle meşguldular.Dünya alem bize dillerini öğretirken ( zorla ) , biz de Eritreli'lere dilimizi gönüllü öğretiyorduk Güney de.Asayış işi bitti.Bu sıcakta en iyisi Sami Abdurahman parkına uğramak. Gül ve laleleriyle , ağaçlığıyla serin bir yer.. Parlamento binasının önünde.Oraya uğrarken fırtına kopartan dört parçayı simgeleyen moniment te harika.Hani TC yi kudurtan o simge.Dört sütünlü moniment. Her stün bir parçayı anlatıyor. Kerem ile Aslı gibi. Dimdik sütünlar ama daha buluşamamış üstten kollarıyla buluşacak günleri bekliyor.Bütünleşmeyi bekliyor.Parçalanmış bir vatanın kalbi ve ruhu özgürlük arıyor.( devam edecek )
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.