BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
w.sebrÎ · 25.06.2007 · 2 görüntülenme
YARINLAR UMUDUMUZDUR , BU UMUDU TÜKETMEYECEĞİZ....Akşam , kuzeyli kürdlerin kaldıkları bir evde konakladım. 12 kişilik bir evdi. Kuzey Kürdistan' dan buraya çalışmaya gelen bu insanlarla kaldığım 10 günlük süre içerisinde haşir neşir olduk. Her birisi ayrı bir duygu besliyordu. Vanlı ,Amedli ve kürdistan'in her yerinden çalıimaya gelen şnsanlar....Yabancılık duygusu ön plana çıkan bu kürd insanları, daha çok eleştirisel bazda ,eksiklikleri baz alarak konuşuyor ve düşmanın hayın saldırılarını esas almayan bir yaklaşım sergiliyorlardı.Evet eksiklikleri mevcuttu. Ama bu kazanılan mevziler ancak ona sahiplenerek haletmek esas alınmalıydı kanımca.Kürdlerin yakalamış olduğu bu sürecin korunması her kürdün esas sorunu olmalıdır. Tabii olan bu perspektif yakalandıktan sonar da eksiklikleri konuşmak gayet doğaldır. Eleştirileri yapıcı tarzda kullanmak en doğal olanıdır.Kaldığım süre içerisinde hayatı paylaşmak ve tartışarak zamanı değerlendirmek payıma düştü.Kürdistanın her şehrinde kuzeyli kürdlerle karşılaşmak mümkün. İnşaat sektörü oldukça canlı.İşsiz kürdlerin dışında türkler de hatırı sayılır oranda mevcut.Restorant , mobilya gibi alanlarda kuzeyli kürdler örnek ve modernite ölçülerinde hizmet veriyor.Sabahın ışıkları ile birlikte şehire yöneldim. İki duygu arasında sıkışmıştım. Yazıları okuyamıyordum. Arap harflerini hiç tanımam. Bu da olur olmaz insanlarla dostane ilişkiye , kaynaşmaya yönlendiriyor. Zaten biz kürdlerde sözlü anlatım geleneği çok daha yaygındır.Arap harfleri ile iletişimimi keserek , kürd insanları ile diyaloğa başladım. Mahkeme binasının karşısında bir parka yöneldim.Güneş pırıl pırıldı.Bir yaşlı adamın yanına oturdum. Selamladım. Sohbete başladık.İlk elde ; " xalo merhaba . Çawa yi , jiyan çawa dımeşe ? " diyerek sohbeti derinleştirmek olası.Derken 68 yaşında olan yaşlı adam kendisini tanıtırken " navê min Abdullah Kawisaxa ye "dedi.Evet çocuklukta sıkça dinlediğimiz meşhur Kawisaxa. ' De lo xalo destê mın dı kelepçê de rıziyan e'....diyen Kawisaxa. Sohbetten sonra birlikte koluna girerek kahvehanenin yolunu tuttuk. Orada da insanlarla kaynaşma ortamı büyüyerek gelişti.Hewler'de sinema , müzik , tiyatro ile ilgili sorularım ve onun anlatımları oldu. Sonra beni yemeğe davet etti bu cömert ve soylu adam. Ben tşk ettim ve ayrıldık.Her sabah kendisini orada bulabileceğimi söyleyerek ayrıldı. Güneşin sıcaklığı yakıcı olmuştu bu mayıs ayında.Ben , şehrin içinde bedenleri yer yer yıkılmış , tarihi sohbetlerimize taşıyan o eski zaman şarkılarını sokaklara yayan ve yaşlılarla buluşturan kaleye tırmandım. Kalenin girişinde büyükçe bir heykel , elinde kitap dalmış okuyor.Bir kaç yabancı türist ellerinde kamera çekiyorlar. Ben de kameramı aldım ve surları çekmeye başladım. Fakat çarşı merkezinde çekerken görevli ya da görevsizler çekmemi engelemişti. Şimdi engelleyen yoktu.Yavaş yavaş yukarıya tırmandım.İllerde bir adam oturmuştu , ona yöneldim ve selamlaştık. Adı Resul babe Mamedi beni sıcak bir ilgiyle karşıladı. Çok dostane bir sohbet sonucu , yakasından Kürdistan rozetini çıkararak yakama taktı. Sonrasında eski eserleri sergileyen kalenin içindeki el yapımı halı , bakır ve resimleri kameraya aldim.Kale eskide yerleşim yeriymiş , şimdi ise boşaltılmış.Hükümetin yardımıyla yerleşiklere ev ve arsa verilerek kale restoreye alınmış. Tarihi eserlere sahiplenerek onu yeniden onure etmek saygın bir çabadır.Resul amcayla vedalaşarak yeniden çarşıya dogru inişe geçtim. Güneşin sıcaklığı ile alnımdan yanaklarıma ter iniyordu.Kaleden parlamento binasaına doğru yürüyordum. Bir binanın gölgesinde serinleyen bir yaşlı adamın yanına çömeldim. 90 yaşına yakın bir adamdı Muhsin dede.Cebinden sıgara çıkardı ve bana uzattı.Yönü kaleye dinüktü. Gözleri hep kaleye kayıyordu. O kale ki M.Ö 5.000 yıllarında kurulmuş.Yaşlı kale ve yaşlı adam bana deniz ve yaşlı adamın hikayesini hatırlattı bir an.Oysa kürdistanda yaşlı adam ve yaşlı kalenin de mutlak bir hikayesi vardır.Ama kürdistanda yaşlı adam hiç bir zaman yarinde kalıcı bir tarzada ne kendisini yaşadı ne de kendisini anlatabildi.Hayatı hep başkalarınca ipotek altına alındı. Direnelerin kavgasıydı bu.Kürdistan hep işgali yaşadı. İnsanları da yollara düştü çoğu zaman. Gün geldi geri geldi. Gün oldu dağları mesken kıldı.Kimi zaman da enfallere uğrayarak yok olmakla karşı karşya kaldı.Muhsin dede bu hikayenin şahididir. Dedesinin anlatımına göre kale yapılırken çuvallara koyudukları toprak taşınarak kale inşa edilmiş.Dedesinin de dedesi anlatmıştır mutlak. Her çarşıya çıktığımda ve dönüşte Muhsin dede oradaydı. Ben de orada çömelir , sıgaramı içerdim. Şimdi de ben onun yakın dostu olmuştum. Kale yerine benimle konuşuyordu. Birifkani aşiretinden bu dede , esmer tenli , uzun boylu ve biçimli burnu ile tam kürd tipi bir yaşlı.Onu kameraya alırken önce itiraz etti. Kendim için dedikten sonra karışmadı. Ne halin varsa gör misali. Hoşça kal diyerek Parlamentoya doğru yürüdüm. Sıra halinde ala rengin dalgalanıyordu. Elim yene kameraya gitti. Çekmeye başladım.Bir taraftan da stran söylüyordum. Baktım bir vatandaş taksiden inerek polise yöneldi. Bir şeyler söyledi beni şaret ederek.Polis beni çağırdı ve ben de polise doğru yürüdüm. Ve bir kulubeye yöneldik. Orada 15 kadar peşmerge ve komutanları oturuyordu.Bana neden çekim yaptığımı sordular. Ben de kendimi tanıttıktan sonra amacımı ve nedenlerini anlattım. Dostalarımın hazırladığı bir mektubu da gösterdim.Gülümseyerek kendilerini yazacağımı söyledim. Bana ; " kusura bakma , bu gibi yerler nazik yerler , dolayısıyla çekim yapanlara müsade etmíyoruz.." dediler. Haklıydılar.El sıkıştık ve ayrıldım.Daha sonra Saqlawada da aynı durumu yaşadım. Yene bir vatandışın polisi ikazıyla ben de polisce uyarıldım.Keşke her kes bu vatandaşların sorumluluğu , idrakı içinde peşmergeye yardımcı olsa. Terorist eylemleri engelleyebilmenin başka çaresi de yok gibi. Duvarda Sayın Mesud Barzani' nin kontrolde geçen resmini kameraya aldım. Hoş sohbetten sonra ayrılarak kalacağım yere yöneldim.Kürdistanı kurumlarıyla tanımak istiyordum.Bu gün acaba milli eğitim bakanlığına uğrarsam görüşebilirmiydim.Benimkisi de merak , belki de yıllarca eğitimde çalışmış olmamdı beni oraya yonlendiren.Geleceğin umudu , yarınların geleceği çocuklar ve onların eğitimi ...Bu düşünceyle sora sora bakanlığa uğradım. Kapıdaki görevli biraz bekle dedi. Sonrasında Halkla ilişkiler ile görevli Kerim Müdaris ile görüştüm ve eğitim öğretim ve müfredatı ile ilgili sorularımı sordum.Avrupa düzeyinde değil ki eğitim düzeyi. Halen Bağdat merkezli ve eski klasik metotlarla eğitim öğretim veriliyor. Benim de doğrusu idealitenin sorularını bu yeni kurumlaşan kürdistan da sormaya kalkışmam biraz da gaf di.Örneğin sakat ve zor öğrenenler için ne gibi tedbirler ve olanaklar sunuyorsunuz..Tedbirleriniz neler..Kız çocukları aynı oranda eğitim öğretimden yararlanması ...köyde eğitim....öğretmenlerin yeni koşullara uyumu ve meslek içi eğimden geçirilmesi ....okul veli ilişkisi...yazarların çocuklara yönelik kitap hazırlaması v.sArkadaş bir gazete de de eleştirmen.Makale yazıyormuş. Verdiği bilgiler için tşk ettim.Tlf bana verdi ihtiyacım olursa kendisini arayabileceğimi söyleyerek ayrıldık.Umarım Dılşad reform paketi içine alarak , eğitim öğretim sorununa tez elden çözüm için projeler üretir.( devam edecek )
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.