Siyaset

BAŞURE KURDİSTAN -2

w.sebrÎ · 24.06.2007 · 2 görüntülenme

Umudun yenilendiği topraklar/Geçmişte Hewler bir köy, bu gün bir inşaat ve yarın da modern bir şehirleşmeye doğru aday olarak yenileniyor .İlk göze çarpan soluk ve toprak renkli binalar. Çoğunlukla tek yapılı ve form verilmiş evler.Pencereleri küçük , avlusu çevrili.Belki de bu kürdler arası düşmanlıkların sonucu korunma refleksinden kaynaklanıyor.Yeni yapılanmada oldukça yüksek binalar da yeni yapılanmanın içinden yerini alarak yükseliyor.Ki kürdler genelde toplu konutlarda yaşamaya alışkın değildir. Ama şehirleşmeye alışmak bu yaşama geçişi de beraberinden getiriyorister istemez. Hewler de ki görünüm bu çağrışımı uyandırdı bende.Bu yapılara asılı olan levhalarda arap alfabesi harfleri, bina ile ilgili olan tanıma olanağından beni mahrum kılıyor.107. yılını kutladığımız kürdistan gazeteciliği ve ortak dilde yazamama sıkıntısı kabuledilir olmamakla birlikte bir gerçeklik.Bedirxanilerin başlattığı yazılı dilde reform hareketi , latin alfabesi çalışmaları sadece Kuzey boyutundave avrupadaki kürd entellektüel camiada ön planda. Ben bir garip kuzeyli olarak ümmüyim şu an ,okuyamıyorum ve eli koynunda sokakları arşınlıyorum. Yenede umudun tazelendiği topraklardayım. Bağdat medeniyetlerin değil , saltanatın , şovenizmin , dıktalar ve hanedanlar şehri ola geldi. Son yüz yıl buna şahittir.Hewler ; Umudun , demokrasinin , insan haklarının güvenceye alınacağı sosyal ve hukuk devleti olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Asuri , Keldani , Süryani , Türkmen ve arapların birlikte yaşadığı onca şehir vardır Kürdistanda.Kimsenin burnu kanatılmadı Kürdlerce. Kürdlerin elinde sihirli bir değnek te yok ki bir anda herşeyi haletsin.İki leçhenin kullanıldığı Hewler'de ağırlıklı olanı soranca.Kürdistan'ın devrimsel atağını alkışlamak her kürdün sorumlu ve özverili katkısıyla ancak amaca ulaşır.Her gezdiğimde caddelerin ismini de merak etmedim değil. Simetri altmiş yerine daha farklı isimleri duymak isterdim.Mesela Seyd Rıza bulvarı , ya da Xalıt bege Cibri caddesi ...yani anlayacağınız kuzeyli her tarihi kişiliği yadetmek çok daha kaynaştırıcı.Belki de var ben bilmiyorum. Ama Süleymaniye de çok sayıda saygın kişiliklerin heykelleri yapıldığını duydum.Örneğin Yılmaz Güney de bu şahsiyetler arasında yerini almıştır.Bir camiye Seyx Seıde Piran adının verildiğini duydum ama uğramadım.Yürürken sokak aralarında akan su birikintisini görürken de iyi ki bu isimler bu sokaklara verilmemiş de demedim değil.Bazı yeni yapılarda da ben bu pis suları caddelerde akarken gördüm. Alt yapıdan kaynaklanan eksiklikler.Alt yapısı olmayan bu binaların yapılmasını bir türlü kabullenemedim.Parlemento binasından yukarıya doğru gittiğinizde , sağda eski zamanlardan kalma dükkanlar , solda ise tarihi Hewler kalesi. m.ö ye ait olan bu kaleden hüküm sürenler , istilalara imza atanlar ve Musul'a kadar uzananHewler ovası da bereketin ve üretimin kaynağı olagelmiştir.Kalata caddesinde hareketlilik her zaman mevcut ; Para bozduranlar , sigara satanlar , tezgahlarda inci boncuk satanlar v.sBankada bozduramadığınız parayı pazarda bozmak doğrusu milli servetin hebasıdır. Kur ise keyfe kalmış gibi geldi bana.Deve ye bakarken kulağı görme olarak algılanmasın gözlemim... Ki son dönemde sayın M.Barzani gelirin yüzde 72 sininmaaşlara gittiğini ve üretici olmanın gereğini dillendirmişti haklı olarak. Fakat bu gidişata da dur demek gerekir sanıyorum.Bu gün Cuma resmi tatil. Şehirleşme insan değişiminin bir adım önünde diyebilirim. Oysa bana göre insana yapılacak yatırım esas yatırımdır.Sosyal olarak gelişkin insana ihtiyaç var. Güneyde bu düzey bana düşük geldi. Köylülük alışkanlığı , şehirde bir handikaptır.Dışarıda 45 derce sıcaklıkta restorantın onünde çengele asılı kuzu ya da koyunun etine ne demeli.Niye mi ?Aha şu adam kahvenin içinde yere tükürdü. Bak şu adam da biten sigara paketini caddenin ortasına fırlattı. Kalat caddesinin dibinde Pazar yeri açılmıştı. Yere serili karton ve gazete parçaları özerinde giysiler pazarlanıyordu.Karton parçacıkları baştan başa caddeyi kirli bir görünüme sürüklemişti.Tuvalet ihtiyacı için camiyi sordum , az ötemdeydi. Avluya geçtim . Yerde uzanmış insan manzaraları ile kaşılaştım. Belki de sıcaktandır dedim.Abdesthane buradan bile kokuyordu. Çok pis bir kokuydu , abdesthaneye uğramadan gerisin geri camiden ayrıldım.Aslında din ve iman meselesinde ," temizlik imandandır " her ne kadar deniyorsa da , o kural bu camide geçersizdir herhalde. Sıcaklar yoğunlaştıkça , ortalık daha da çekilmez hale geliyordu.Hewler sokaklarında arap medeniyetsizliğinin izlerini görmek her zaman mümkün. Bütün bunlara rağmen umudun yenilendiği topraklarda bahtiyardım.Devlet tecrubesi olmayan bir milletiz. Eksikliklerimizin olması doğal ,kabul etmek ise zor.Umudun tükendiği yerde insan biter .Bu kutsal topraklarda umut diridir , yarınlar çok daha güzel olacaktır....(devam edecektir)not: Bir önceki yazıda başlık olarak Güney Kürdistan demiştim. Yalnış bir çağrışım aslında. Kürdistanın Güneyi demek daha doğru tabir olurdu..Ben de doğru tabiri başure Kurdıstan olarak düzelterek veriyorum...Doğru olan da bu.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.