BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
w.sebrÎ · 28.08.2007 · 2 görüntülenme
Zawîtey'den yokuş aşağı şirin bir şehre inişe geçiyoruz. Şirin bir şehirdir Dıhok.Şehir merkezinde iniyor ve caddelerde dolanıyorum. Biraz daha rahtım. Behdinice konuşanların caddelerdeki seslerirahatlatıyor beni. Az ileride Ehmede Xanê'nın büstü ve ben kameraya alıyorum. Polis yanaşıyor "ne yapıyorsun..? diyor, "çekme...! "" Ahmedê Xanê'yi çekmek suç değil" diyorum bra." Peki" diyor.Hasret başka nasıl giderilir.Konuşarak,yazarak,resimleyerek ve yaşamı her rengiyle paylaşarak hasret giderilir.Ben de bunu yapıyorum.Resimlendirdikleriniz sadece sizin için değil , dostlarınızla paylaşırsınız. Anılarınızı tazelersiniz.Teknik ve imkanlar halkın hizmetine sunulduğunda anlamlı bir çabaya dönüşür.Ben kalabalık cadde de aynı kamerayı kullandığımda , sivil görünümlü biri sert bir şekilde beni azarlayarak kimliğimi istedi.Kendi ülkemde gururu incinmiş bir tepkiyle " kes bağırmayı , sen çıkar kimliğini..nezaketli ol..."diyerek önce onun kimliğini , akibinde de kendi pasaportumu gösterdim.Özür dile diye dayattım. Çok incinmiştim. Özür diledi ama ben oralı bile olamadan başımı önüme koyarak kalabalıklara karıştım.Polis olduğunu söyleyen bu bay , kimlik göstermiş ama ben ümmi olduğumdan ne okuyabilmiş ne de anlayabilmiştim.Bu olgu ; bana kuzeyli ya da avrupada yaşıyan ya da bir diğer parçadaki kürdün kendisini ne derece kürdistani his edebileceğine vurugu olsun diye verdim.Polis elbette görevini yapmalı ama rencide ederek değil, kibarlığını koruyarak yapmalı.Küstürerek değil , kucaklıyerak , demokratik hak ve hukuka rıyayet ederek , demokratik kurumlaşmamız yarınımızın güvencesidir.Bir köşe başında bir plakçıdan kalsik müzik parçası araba gürültüsüne karışarak yayılıyordu , oraya çömelerek yeniden kameraya insanları almaya başladım.İçime efkar oturmuştu. Kitapçı dükanlarına uğrayarak latince kitap aradım. Çok fazla olmamakla beraber bir iki tane kitap bulabildim latince. Dil çalışmalarıydı.Bir kahveye uğrayarak oturdum , güneyli olmadığımı anlayan bir iki kürdle sohbet ederek ısmarladıkları çayı yudumladım.Avrupada yaşayan Kivi yi aradım. Şehir dışında olduğunu söyledi , akşama uğrayacığını ve buluşabileceğimizi söyledi. Randevumuz 8 saate maloldu. Akşamın geç vakitlerine kadar bekledim , gelmedi. O gece onu beklediğimden Hewler'e hareket edemedim.Otelde yer ayırarak Kivi' nin sayesinde bir gece daha Dıhoku mekan kıldım.Kivi yi de defterden silmiş oldum böylece. Dostluklarda sade ve yalansız olmayı yaşamımın genel prensibi olarak hep algılaya geldim.İki yüzlü , riyakar dostluklar olmaz olsun , canı cehenneme.Ertesi gün Dıhok'un caddelerini , sokaklarını bir kez daha arşınlayarak günü akşama devirdim.Canlı kentin caddeleri altyapı yenilenmeleri nedeniyle , kanalizasyon yapımı nedeniyle çukurlar açılmış...Humalı bir çalışma içinde.Görülecek yerlerini soruyorum bir gence. Bana park ve şelalenin gürülmeye değer olduğunu söylüyor.Oraya yüneliyorum.Şehrin dışında yüksekçe bir dağdan şelale ve dağın içine doğru mağarasıyla harika bir yer. Hayvan motifleriyle renklendirilmiş doğa güzelliği.Çocuk parkı ve içinde oyuncaklar... Güzel ve görülmeye değer bir yer.Gün akşama durmuş , Bırcın oteline dünüyorum. Yorgunluk ve sıcaklık ağır geliyor.Duş aldıktan sonra orada çalışan adamla sohbet ediyoruz.Yaşamdan şikayetçi adam iki işte çalışmasına rağmen geçinemediğini , hastanelerin adil olmadığınımilli gelir dağılımında çarpıklıkları dillendiriyor. İlaç ve muayanelerdeki duruma değiniyor. Demokratikleşmede yaşanan sıkıntıları ürkek bir tavırla anlatıyor ve beni bir gazeteci olarak algıladığı için de içini döküyor.Ben fazla dinleme yanlısı değilim ama o ise derdini sanki Marko Paşa ya anlatıyormuş havası içinde.45 dolar gece konaklama parasını ödedikten sonra ,çantamı alarak Hewler'e giden arabaların kalktığı garaja gidiyorum.Simsarlar beni çekiştiriyor.Bir an için yolcu kapmaya çalışan 70 li yıllarda ki kuzeyin garları aklıma geliyor." Bıra rehet berdın lo , eybe dest davejî û dıkışînî , destê mın berde " dıyorum adamı azarlayarak. Yakamı bırakıyor. 20 bın dınarla Hewler'in yolunu tutuyorum.Dıhok dua almış nazlı bir gelini andırıyor uzaktan.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.