Siyaset

BASINA VE KAMUOYUNA

KÜRT ULUSAL DEMOKRATÝK ÇALIÞMA GRUBU · 04.03.2007 · 1 görüntülenme

Değerli misafirler,Sevgili Kardeşlerim,Saygıdeğer Basın mensupları,Hepiniz basın açıklamamıza hoş geldiniz.Bilindiği gibi, bugün burada ‘Kerkük Konferansı’nı gerçekleştirecektik. Ancak Diyarbakır Valiliği keyfi bir biçimde bu Konferansı yasakladı. Yasaklama kararının antidemokratik ve hukuka aykırı olduğuna kuşku yoktur. Valiliğin yasaklama kararından önce güvenlik güçlerinin Konferansın yapılacağı salon sahibini, salonu bize tahsis etmemesi için bir kaç kez tehdit etmesi de dikkat çekicidir. Bütün sivil, hukuktan yana kurumların ve demokratik kamuoyunun dikkatini bu keyfi uygulamaya çekiyor ve bunu şiddetle kınıyoruz.Hepinizin yakından görüp ibretle izlediği gibi, bir süreden beri, başta ordunun komuta kademesi olmak üzere, hükümet yetkilileri ile basın ve siyaset dünyasının bir kesimi ‘Kerkük sorunu’ ve ‘Türkmenleri koruma’ bahanesi adı altında Federal Irak Kürdistanı’ na karşı bir karalama kampanyası başlatmış bulunuyor. Dünya kamuoyunun gözleri önünde ‘Kuzey Irakı’ yani Güney Kürdistanı işgal etmekten söz ediyorlar. Kürt halkına ölçüsüz bir biçimde hakaret ediliyor, tehditler yağdırılıyor. Bu saldırılara karşı kimse sesini çıkartamıyor, şikayet ya da eleştiride bulunamıyor. Buna yönelenler derhal tutuklanıp cezalandırılıyor ve tehditlere maruz kalıyor. Yargı organları tarafsızlık ve objektiflik kriterlerinden hızla uzaklaşıyor. Hukuk, şoven güçlerin elinde payandaya dönüşerek saygınlığını yitiriyor. Kürtlere yönelik her türden küfür, tehdit ve sindirme girişimi serbest. Ancak kimse çıkıp Kürtlere ve onların liderlerine neden bunca haksızlık ve hakaret yapıldığını soramıyor. Böyle davrananlar derhal tutuklanıp cezalandırılıyor. Sayın Hilmi Aydoğdu’nun tutuklanması bunun son örneğidir. Bu vesile ile Hilmi Aydoğdu’nun tutuklanmasını kınıyoruz.Biz Kerkük’e yapılacak saldırıyı aslında Kuzey Kürdistana yapılmış bir saldırı olarak kabul ediyoruz. Çünkü, eğer Türkiye’de Kürt sorunu olmasaydı Türkiye’nin herkesten daha çok Federal Kürdistanı desteklemesi söz konusu olabilirdi.‘Türkmenlerin hakkı’ argümanı içi boş bir bahanedir. Kürtler ve Türkmenler arasında herhangi bir sıkıntının olmadığını bütün dünya biliyor. Saddam rejimi Kürtleri ve Türkmenleri birlikte katlettiğinde, Türkiye tercihini dost ve müttefik Saddam’dan yana koyuyordu. Oysa bugün Türkmenler Kürdistan Bölgesinde bütün insani, kültürel ve azınlık haklarını eksiksiz kullanıyor.Roma döneminde kölelere ‘konuşan alet’ deniliyordu. Gerçekten de, hakları olmayan insan, herhangi bir araçtan farksızdır. Onun ne bir değeri, ne de şeref ve haysiyeti vardır. Bu nedenle, insan, haklarıyla insandır ve değerlidir. Bütün dinlerde insanlar eşit hakkın kaynağı ve kutsal kabul edilmiştir. Toplumlar ve milletler arasında alt üst ayırımı ve eşitsizlik olamaz. Bütün halklar aynı haklara sahip ve kardeştirler.Kürt halkı, zengin bir tarih, kültür ve edebiyata sahip Ortadoğu’nun en kadim halkıdır. Kürt halkı yerleşik, emek sahibi ve özgürlüğüne düşkün bir halktır. Komşu halklar olan Arap, Fars ve Türklere kardeşlik, dostluk ve dayanışma dışında hiçbir zararı dokunmamıştır. Fakat, bugün dünyada ve Ortadoğu’da en mazlum halklardan biri durumundadır. Bütün ulusal ve insani haklardan yoksundur. Ağır bir baskı ve zulüm altındadır. Aynı zamanda toplu kıyım ve sürgünlerle karşı karşıyadır. Bu vesile ile bir kez daha, bütün milletler gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı olduğunu herkese lan etmek istiyoruz.Bugün Güneydeki Kürt kardeşlerimiz federal Irak çerçevesinde özgürlüklerine kavuşmuş bulunuyor. Kerkük sorunu ise Irak Anayasasının 140. maddesi çerçevesinde öngörülen referandum ile çözülecek. Kerkük’e ilişkin referandum Irak’ın bir iç sorunudur. Hiçbir komşu devletin ona müdahale etme hakkı yok. Bu çerçevede Iraktaki Kürtlerin kardeşlerimiz olduğunu belirtiyoruz. Onların acıları bizim acımızdır. Kader ve geleceğimiz ortaktır.Diyarbakır 04.03.2007KÜRT ULUSAL DEMOKRATİK ÇALIŞMA GRUBU

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.