BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Mikail Canpolat · 22.10.2007 · 2 görüntülenme
“ Türk Devleti çıkardığı “Tezkere” ile, tüm dünya Kürdlerine karşı açık bir şekilde savaş deklere etmiş bulunmaktadır.. Bu savaşın çeşitli boyutları üzerine bir çok arkadaş durdu ve yaşanan süreci farklı boyutlarda ortaya koymaya çalıştılar... Türk savaş stratejistlerinin bu günlerde en çok sözünü ettikleri hususlardan biri de “Barzani’nin iradesini kırma” olayıdır.Bu konuda Türk Genelkurmayın çok canlı bir tecrübesi de var....Apo'nun “iradesi” kırıldıktan sonra yada “iradesi” teslim alındıktan sonra onun taraftarının ulusal taleplerini hiçe indirgeyebildi..Aslında “Barzani’nin iradesini kırma” ibaresi Türk devletinin Kürdlere karşı yürütüğü psikolojik savaşın en önemli amaçlarından birisini ve belki de en önemlisini ifade ediyor..Çünkü, Barzani Türk devletinin Kürdlere karşı yapmış olduğu askeri ve işgal tehditlerine, Kürdistan’ın içişlerine müdahale girişimlerine ve Kürd halkın psikolojik ve ruhsal olarak sindirme çabalarına karşı Kürdlerin “vatan savunmasını” , “onur ve kerametlerini” gündeme getirerek tüm dünya Kürdlerinin “ulusal iradelerinin” sembolu olarak ortaya çıktı. Aslında “Barzani’nin iradesi ” Kürd milletinin “iradesi” dir.. Türkler, çıkardıkları bu “tezkere” ile Kürd milletinin iradesini kırmayi , Kürdlerin saflarında panik yaratmayi ve Kürd örgütlerini ve liderlerini birbirlerine düşürmeyi hedefliyorlardı.. Onlar, Kürd milletinin ve Güney Kürdistan ulusal kazanımlarının başı üzerinde Demokles Kılıcı olarak saladıkları tezkereleriyle, karşılarında geri adım atan, birbirlerini suçlayan, sinmiş, ulusal duruş sergilemeyen silik Kürdleri yada hayal ettikleri dünün köle Kürd’ünü bulmak istiyorlardı... Ama, Türklerinin tüm hayalleri ve hesapları boşa çıktı..Tüm dünya Kürdleri, Türk cellatların Kürdler için öngördükleri karanlık geleceğe karşı ortak ulusal duruş sergilerdiler. Güney Kürdistan Hükümetinin ilişki içinde bulunduğu tüm ülkeler ve uluslararası kurum ve kuruluşlar “Türk Tezkere” sine karşı açık tavır aldılar...En önemlisi ise Güney Kürdistan’ın iki büyük siyasal önderi olan Mam Celal ve Kek Mesud dün Pirmam’da yanyana gelerek tüm dünya Kürdlerine, Kürd dostlarıne ve Kürd düşmanlarına önemli mesajlar verdiler. İki Kürd liderinin görüşmesinde ve basın karşısında söylediklerini toparlarsak: 1)YNK ve KDP kendi aralarında imzaladıkları “Stratejik Antlaşmaya” bağlılar..2)Güney Kürdistan, “PKK ve Türk devleti arasında süren savaşta taraf değil”...... Güney Kürdistan’ın savaş arenası haline getirilmesine karşılar.. 3) Türkiye Kuzey Kürdistan’da Kürd halkının haklarına ilişkin bazı adımlar atmadığı sürece kimseden PKK’yi terörist ilan etmesini beklememeli,4) Güney Kürdistan siyasal önderliği, Türkiye’de yürütülen savaşta hem Kürd hem de Türk kanın dökülmesine karşı...5) “Biz hiç kimseye karşı boyun eğmedik”. Eğer Özgür Kürdistan’a birileri saldırırsa, “toprak ve vatanımızı korumak için vatan savunması yapacağız..” 6)Kuzey Kürdistan sorunu diyalog kanalıyla siyasal olarak çözülmeli..... Savaş ile bu iş olmaz.. 7) Türk devleti “büyük ordusuyla ve askeri imkanlarıyla PKK’yı bitiremedi”.... Bizden de böyle bir şey beklenmesin... Ama, biz siyasal çözüm girişimi olursa katkıda bulunuruz.. 8) PKK yöneticilerinin teslim edilmesi hususunda ise biz “tek bir Kürd neferini ve hatta tek bir Kürd kedisini teslim etmeyiz” 9) Kerkük takvimi işliyor ve Amerika’da destekliyor. Bu basında toplantısında konuşulan başka bir dizi husus daha aktarılabilinirdi.. Ama, Kürdlerin “Ulusal İradesinin” duruşu hakkında bu örnekler yeterlidir. TC’nin Kürd milletine ve siyasal önderliğine karşı dayatığı psikolojik savaş ters tepmiştir. Kürd önderleri tüm dünya Kürdlerin “ruyalarına”, “umutlarına “onurlarına” ve “ulusal duruşlarına” tercuman olmuşlardır. Kürd liderlerinin “ulusal duruşu” , “Türklerin kabûsu” haline gelmiştir..Bu “kabûsu” daha derinleştirmek için Kürdlerin daha sıkı bir şekilde “vatan savunması” ekseninde birleşmesi ve kilitlenmesi gerekir.. 22.10.2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.