Siyaset

Barzani: “Türkiye, Kerkük Sorununu Tehditlerle Çözmeye Kalkışmasın”

Rojhat · 25.01.2007 · 2 görüntülenme

 Türkiye’nin Kerük sorununu tehditle çözmeye kalkışmasının, Türkiye’nin zararına olacağı uyarısında bulunan Neçirvan Barzani; “Türkiye parlamentosu’nda ve başka yerlerde yapılan tehditlere fazla önem verilmemelidir. Fakat yine de bu konuda uyanık olmak gerekiyor.” dedi. Türkiye’deki Kürt sorununun siyasi bir sorun olduğunu da ifade eden Başbakan Barzani; “Bu sorunun askeri çözüm ile hiçbir bağlantısı yoktur.” diye konuştu.  Kürdistan Bölge Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani,  Kürdistan Bölge Parlamentosu’nun dünkü olağanüstü toplantısında Türkiye'nin Kerkük ve Kürdistan Bölgesine yönelik  tehdit içeren tutumunu değerlendirirken, Türk devletine dostluk ve kardeşlik çağrısı yaptı.  “Türkiye’nin tehditleri Türkmenlerle bağlantılı değildir” Neçirvan Barzani, Türkiye’nin resmi olarak Kürdistan bölgesine ve lrak’a Türkmen ve PKK’yi gerekçe göstererek müdahale etmesine meşruyet vermeyeceklerini belirterek; “Türkiye’de şuan yapılan açıklamalar ve tehditler, Türkmenlerle bağlantısı yoktur.” dedi. Irak ve Kürdistan bölgesindeki Türkmenlerin Kürtler, Asuri, Keldani ve Araplarla ortak bir tarihi geçmişe sahip olduğunu kaydeden Barzani devamla konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şuan Türkiye’nin Kerkük ile ilgili olarak yaptığı tehditlerin benzeri, Saddam rejiminin çökertilmesi öncesi bu meslenin aynısı Hewlér’de vardı. Fakat, şükürler olsun ki, Türkmenler bu politikaya alet olmadılar. Türkiye eğer Türkmen meselesine çok önem veriyorsa bu konuda çok basit bir sorum olacak. Türkiye, Karabağ’da Türkmen meselesi için ne yaptı ?” “Türkiye ile ilişkilerimiz, Özal döneminde başladı” Kürdistan Bölge Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani, parlamento’nun olağanüstü toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye ile Kürdistan bölgesi arasında başlayan dostluk ilişkilerinin tarihsel sürecine de değindi: “Türkiye ile ilişkilerimiz, Kürdistan’da 1991’de gerçekleşen büyük halk ayaklanmasından hemen sonra başladı. Türkiye ile resmi ilişkilerimiz, rahmetli Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu o dönemde başladı. Özal’nın görüşü, şuan orda-burda duyduğumuz görüşler arasında büyük bir fark var. Türkiye, Kürdistan bölgesiyle bazı dönemlerde sert, bazen de sakin bir dille konuşmuştur. Fakat, Türkiye ile aramızdaki ilişkiler arasında daima saygı vardı. Türkiye, çok zor günlerde bize yardım etmiştir, Kürdistan bölgesini desteklemiştir. Baas rejimi, 1987-88 yılları arasında Behdinan bölgesinde kimyasal silah kullanırken, Türkiye kapılarını bize açtı. 1991’de Kürdistan bölgesinin Saddam saldırılarından kısmen korunmasını sağlayan Türkiye idi. Biz, Türkiye’nin bu desteklerini teşekkürle söz etmeliyiz. Bu kardeşliğin ve dostluğa vurgu yapmamız gerekiyor.”      “Kürtler, tehdit unsuru değil, istikrar faktörüdür” Bölgede Irak’ın bir parçası olan Kürdistan bölgesinin 15 yıldır istikarlı bir konuma sahip olduğunu söyleyen Barzani, bu süre zarfında komşularına küçük bir güvenlik sorunu oluşturmadıklarını belirterek; “Biz bölge için güvenlik ve istikarın temel faktörü olmaya çalıştık. Kürdistan bölgesi, hiçbir komuşu ülke için tehdit unsuru olmamıştır. Biz, bölgede tehdit faktörü değil, istikrar ve güvenliğin faktörü olduğumuzu kanıtladık.” dedi.  “Kürtler, gasp edilen meşru haklarını istiyor”     Başbakan Neçirvan Barzani, Baas rejiminin çökertilmesi ardında Kürtlerin lrak’ın yeni bileşiminin yapılandırılmasında yine bir parçası olduğunu ifade ederken, Kürdistan’da yaşayan Türkmen, Asuri, Keldani, Arap ve diğer tüm etnik grupların ortak bir talepleri bulunduğunu belirtti ve “Kerkük ile diğer yerlerde gasp edilen haklarımızı yasal olarak geri almak istiyoruz. Biz kimseye karşıt olmak istemiyoruz. Irak’ta kimi, ne zaman tehdit ettik ? “ diye sordu. “Irak rejiminin yıkıldığı günlerde, askeri bir eylemle Kerkük’te ne varsa çok kolayca değiştirebilirdik. Bunu niye yapmadık ? Rejimin yaptıklarını, bizde başka yerlerde yapmak istemedik.” diyen Barzani, sadece gasp edilen haklarının iadesini talep ettiklerinin altını çizdi.          “140.madde sadece Kürtler için değildir” Barzani, Kürtler veya Türkmenlerle ilintili olmayan ve lrak halkının % 80 oyu’nu alan bir anayasanın olduğuna dikkat çekerek, “Bu Anayasa’da Kerkük sorununun nasıl çözüleceği konusunda ‘140.madde’ diye bir madde konulmuştur. Bu madde sadece Kürtler için değil, zira Türkmenler ve diğer etnik gruplar için de olduğunu” savundu. Başbakan Barzani, Baas rejiminin Kürdistan köylerini yakıp-yıkarken, hangisinin Kürtlere, Türkmenlere yada Asuriler ait olduğunu sormadığını, rejime göre herkesin suçlu konumda olduğunu söyleyerek şunları ifade etti: “Bu ülkede gerçekleştirilen tahribat tüm ulusları kapsadı. Bundan dolayıdır ki, 140.madde sadece Kürtler için değildir. Şu an Kerkük ve Kürdistan’ın diğer alanlarında olan sorunların benzeri, Kerbela, Necef ve Bağdat’ta yaşanmaktadır. Buralarda var olan sorunların çözüme kavuşturulmasını destekliyoruz.”       “Türkiye, Kerkük sorununu tehditlerle çözmeye kalkışmasın” Türkiye’nin Kerük sorununu tehditle çözmeye kalkışmasının, Türkiye’nin zararına olacağı uyarısında bulunan Neçirvan Barzani; “Türkiye parlamentosu’nda ve başka yerlerde yapılan tehditlere fazla önem verilmemelidir. Fakat yine de bu konuda uyanık olmak gerekiyor.” dedi. “Kürtler kararını vermiştir” “Türkiye’de iki ayrı görüş var. Türk medyasındaki görüşler, Türk hükümetinin politikası arasında büyük bir görüş ayrılığı vardır” tespitinde bulunan Başbakan Barzani, lrak’ın şuanki konumu itibarıyla ne Türkiye ne de başka bir devletin lrak’a güç gönderemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Eğer güç gönderseler, o zaman konu sadece Kürtler değil, o zaman lrak denen başka bir ülkenin egemenliğinin ihlalı olur. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Parlamentosu, Anayasası ve kısacası her şeyi vardır. Şu an Bağdat’ta gördüğümüz tavrın daha sert olması gerekiyordu. Bağdat bunlara cevap vermeliydi. Kürtler ve diğer uluslar, lrak’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde kalması konusunda kararını vermiştir.”  “Kerkük’e yaklaşımımız petrol değil” Barzani, Kerkük’ün siması, Kürdistani bir sima olduğunu, bu kentte sadece Kürtler değil, Türkmen, Arap, Asuri, Keldani ve diğer halkların da bulunduğu realitesinin inkar edilmediğini ifade ederek; “Bu konuda mutabıkız. Bizim Kerkük’e yaklaşımımız petrol meselesi değildir. Er yada geç Bağdat ile petrol yasası konusunda anlaşmaya varacağız. Bağdat ile petrol konusunda anlaştığımızda, sorunun % 60’ı otomotikmen çözülecektir. Bizim Kerkük’e vermiş olduğumuz önem petrol değil, bu kentte bize yönelik gerçekleştirilen tarihsel zülümdür. Mesele, toprak meselesidir. Mesele kendi ata-baba toprağından sürülen insanlarımızın geri dönüşünün meselesidir.” diye konuştu. “Kerkük’ün mutlak hakimi biz değiliz !” “140.maddenin uygulamaya konulmasının ertelenmesi Kerkük sorununu çözecektir” şeklindeki görüşün aksine bu anayasal maddenin ertelenmesi, Kerkük sorununu daha da ağırlaştıracağına inandıklarını kaydeden Başbakan Neçirvan Barzani şunları söyledi: “Bazen biz Kürtler, ‘Kerkük’ün mutlak hakimi bizleriz’ gibi yanlış mesajlar veriyoruz. Bu da bizim için sorun yaratmaktadır. Bu böyle değildir. Kerkük yönetimine, Kerkük’ün genel müdürlüklerine, resmi dairelerine bakın, kimdir buranın hakimi ? Her gün Kerkük’te bomalar patlıyor ve insanlarımız ölüyor. Bu bize acı veriyor. Biz diyoruz ki, 140.madde en kısa zamanda uygulamaya konulsun. Kürdistan bölge hükümetinin amacı, bu sorunun çözümüne katkı sunmaktır. Bize yönelik yapılan suçlamaların hiçbir temeli yoktur. Bu suçlamalar siyasi bir meseledir. Eğer Kürt güvenliğinin Kerkük’e desteği olmazsa, durum daha kötü olur. Kerkük’teki durumun iyileştirilmesi için oradaki halklarla ortak hareket etmek zorundayız. Başka halkların bize karşı cephe oluşturmaması gerekiyor. Kerkük’teki bileşkenin bize karşı cephe alması, bizim için kötü olur. Ezilen bir ulusun, bugün başka bir ulusu ezmesi mantıklı mıdır ? 182 bin enfal kurbanımız, virane edilmiş 5 bin köyümüz var. Bizim başka bir ulusu ezmemiz sözkonusu bile olamaz. Türkiye tehdit ederek Türkmenleri savununuyor. Türkiye, Baas rejimi döneminde Türkmenlere yapılan zülümlere karşı sessiz kalmıştır.”   Kürt sorununun çözümü askeri değil, siyasidir  Türkiye’deki Kürt sorununun siyasi bir sorun olduğunu ifade eden Başbakan Neçirvan Barzani; “Bu sorunun askeri çözüm ile hiçbir bağlantısı yoktur. Türk ordusunun tümü de buraya gelse PKK sorununu çözemez. Bu siyasi bir meseledir, bunun için de siyasi bir anlayış gerekmektedir. Türkiye bu meselenin üzerinde ciddi olarak durması ve Türkiye çerçevesinde bu sorunu çözüme kavuşturması gerekiyor. Bazılarına göre  bu sorunun Türkiye’de askeri çözümüne inanlar varsa, bu mümkün değildir.” diye konuştu. Türkiye bizim için önemli Barzani, Türkiye’ye mesajlarının dostluk ve kardeşlik mesajı olduğunu ifade ederek parlamento’daki konuşmasını şöyle noktaladı: “Türkiye bizim açımızda önemli bir ülkedir, önemli bir komşumuzdur. Türkiye ile iyi ve dostluk ilişkiler içinde olmak istiyoruz. İlişkilerimiz karşılıklı saygı ve anlayışa dayalı olmalıdır. Kürdistan bölge hükümeti’nin bu konudaki politikası devam edecektir. Sürekli olarak kardeşlik elini uzatacağız. Onların da bize karşı tavırları bu doğrultuda olmalıdır. Artık, ‘askeri güç kullanırım’ biçimdeki tehditlerin zamanı geçmiştir. Türkiye kendisinin siyasi ve ekonomi çıkarlarını çok iyi biliyor. Bundan dolayı, Türkiye’nin böyle bir yanlışlık yapacağını düşünmüyoruz. Türkiye için en iyi dil, diyoruz ki gelin ekonomi alanında bize destek verin. Şuan Türk firmalarının Kürdistan bölgesinde 1 milyar dolardan fazla iş anlaşmaları vardır. Bu dil, güç kaydırma tehdidinden çok daha iyidir. Biz Kürtler hiç kimseden kormadık ve korkmayacağız da. Daha önce bize karşı kimyasal silah kullandılar yine de bir şey yapamadılar. Bu halk hiçbir tehdide boyun eğmeyecek kadar güçlü bir iradesi var.”PukmediaAkt: F.D

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.