Siyaset

Barış Mümkün mü?

Rojhat Badikî · 24.10.2011 · 2 görüntülenme

Barış Mümkün mü?


PKK’ nin Çukurca baskını ve ardından Sömürgeci Türk ordusunun Kurdistan seferi sürecinde, Kürt-Türk kamuoyunda yarattığı tepki ve yapılan tartışmaların boyutuna bakıldığında bazı noktalar dikkatımı çekti. Daha önce yazdığım yazılarda defalarca dile getirmiştim. Türkiye-Kurdistan kamuoyu ve özellikle; Kürt ve Türk yazar-aydın-demokrat ve kesimler içersinde, Kürt ( Kurdistan) sorunun çözümü konusunda yapılan tartışmalar ve kullanılan argumanlar oldukça ilginç. Kullanılan kavram, artaya sürülen bakış açısı, sorunun çözümüne bir katkı sunmadığı gibi sorunun karmaşıklaştırılması ve manipüle edilmesine büyük katkılar sunuyor.


PKK’ nin Kurdistan’ daki işgalcı Türk askerlerine saldırının ardında, İşgalcı Türk ordusunun dağ-taş-ova-ağaç-gerilla ve sivil ayırımı yapmadan Kurdistan’ ı bombalamasının yankılarının gümbürtüleri bombalardan daha ağır. PKK yada başka bir Kurdistani örgütün işgalcı Türk ordusuna saldırısı meşrudur. Ama buradaki ters nokta PKK’ nin kullandığı yol ve yöntemler; Türk ordusunu Kurdistan’ dan sürmek yerine Kurdistan halkının en yiğit evlatlarını- Kurdistan coğrafyasını atış poligonu ve kobay yapmasıdır.

Bizim açımızda mücadelenin haklılığından kaynaklı, kullanılan yol-yöntemin meşruluğunu tartışmak değil ama ortaya konulan hedef ve hedef için izlenilen taktik ve stratejiler önemlıdır. Kurdistan halkı açısında tartışılması gereken, PKK sömürgeci Türk ordusunun Kurdistan’ dan sürülmesi adına; Kurdistan coğrayfasını atış poligonu ve Kurdistan halkının yiğit evlatlarını kobay olarak kullanma şeklidır.

Sömürgeci Türk devleti ve Ordusunun Kurdistan’ dan atılması için kullanılan her yol ve yöntem, Kurdistan halkının çıkarlarına zarar getirmediği sürece; meşru ve tartışılmaz.

Şu aşamada PKK’ nin kullandığı metodun Kurdistan halkının davasına bir katkısı olmadığı ortada. Bu tartışılmalıdır. Sorun savaş ve ölümlerin olması değil. Bu coğrafya’ da, bu statüko ve anlayış sürdükçe, ölümler için timsahın gözyaşalarını dökmek, statükonun devamını istemektir. Bir kaç ay süren Arap baharında bile binlerce insan öldü yüzyıllardır süren sömürgeci statünün kırılması daha çok ölümler olacaktır, taki; sorunun adı doğru konulduğu sürece kadar.

Sorunun adı gerek bu gün Kurdistan davasına sahip olan egemen anlayı ve gerekse yedekte tutulan anlayış ile Beyaz adam tarafından doğru bir şekilde ortaya konulmadığı sürece; savaş ve ölümler olacaktır. Savaş ve ölümlerin durdurulması isteniliyorsa, timsahın gözyaşları yerine sorunun doğru olarak adlandırılıp tavır alınması ile mümkündür.

Sorunu beyaz adamın: ‘’Eğer hükümet bu savaşı bitirmek istiyorsa yapılacak iki şey var.Birincisi, orduyu, sınırları ve karakolları gerçekten koruyabilecek bir düzeye getirmek, “militanla” köylü kadını birbirinden ayıracak bir yeteneğe kavuşturmak, yüzlerce insanın sınırdan geçmesinden haberdar olacak bir donanımı kullanabilmesini öğretmek. İkincisi ve daha önemlisi ise siyasi adımları atarak özgürlük alanını kalıcı biçimde genişletmek.’’ Anlayışı ile çözmek mümkün mü?

Birinci paragraf esas amaç ikinci paragraf ise birinci paragrafı gizlemek için yapılan takiyedir.

Neden, Beyaz adam, Kürt sorunun çözümü konusunda konuşurken, öncelikli olarak işgalcilerin meşruiyetini, Kurdistan’ daki konumunu ortaya koymazlar, sorunu bu eksende tartışmazlar? Ölümlerin durdurulması, barışın sağlanılması ok.! Ama nasıl?

Bunun tartışılması lazım. Öncellikli olarak son sömürge Kurdistan ve Kurdistan’ daki işgalcı Türk devleti ve ordusunun konumunu tartışmak lazım. TC’ nin Kurdistan’ daki konumunun meşruiyeti tartışma masasına yatırılmadığı sürece sorunu çözmek mümkün mü?

Asla....!

Evet, Türkiye Cumhuriyeti’ nin Kurdistan’ daki konumunun meşruiyeti tartışılmadığı sürece, sorunun çözümünden bahsetmek münkün değildır. Ne yazık ki Kurdistan sorunun çözümüne ilişkin başımıza haken olarak tayın edilen Beyaz Adamın küstah tavırlarının bu denli futursuzca olmasının nedeni, bizim tutum ve duruşumuzdan kaynaklanıyor.

Beyaz adam, Sömürgeci Türk devletinin konumunu tartışma masasına yatırmadığı gibi, işgalcı militarist gücün Kurdistan’ da nasıl daha iyi bir şekilde konumlanması gerektiği üzerine ahkam kesiyor. Tüm bunlar bilinçli ve programlı bir şekilde yapılıyor. Hiç bir şekilde TC’ nin Kurdistan’ daki konumuna toz kondurulmadığı gibi, Kürt’ lerin Kurdistan halkının, Kurdistan’ da öldürülen işgalcı- militarist gücün bireyini şehit görmesini ve ağıt yakmasını matem tutmasını dayatıyor.

Neden ?

Çünkü amaç, bilinçli bir şekilde çizilmiş bir programın, İttihakı Terrakinin, Kurdistanı Türkistan yapma planın ince bir halkasıdır. Bir halka, sömürge bir halka, ülkesini işgal eden, tecavüz-yakan-yıkan-öldüren, zindana tıkıyan, sürgüne gönderen, asimile eden kurumu, TSK kurumuna biat etmesini yaptıklarını meşru görmesi dayatılıyor!


Ne adına?

Barış, Hümanizm ve kardeşlik adına....!

Nasıl olacak?

Kurdistan halkının, kendi topraklarında bağımsız ve özgür olma hakkından feragat ederek!

Kimin için, Büyük güçlü Türkiye için!


Bu topraklara asla gerçek barış gelmeyecek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurdistan Çekilmediği sürece.



Not: Wan depremin ölen ve yaralanan kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı dilerim. Kurdistan’ ın Güneyinde Gorran hareketinin wan depremi için yaptığı dayanışma çağrısı anlamlıdır. Wan’ da yada Kerkuk’ te ölen şehit düşen bizim kardeşimizdır acılarıda acımızdır.




İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.