Siyaset

Barış Düşmanı : Şaron ve bir dönemin sonu

Ahmet ALÝM · 17.01.2006 · 2 görüntülenme

20inci yüzyılda uluslararası kamuoyunu enfazla meşgul eden ve Dünyanın har tarafında kutuplaşmalara neden olan olayların en önemlilerinden birisi İsrail – Filistin sorunudur. Dünya nüfusunun % 8’ini, terorizmin ise % 65’ini temsil eden bu bölgede; bir dönemi temsil eden Şaron’un geliyorum diyen hastalığı nedeniyle siyaset sahnesinden çekileceği kesinleştiğinden, Orta-Doğu’da bir dönem kapanmakta ve yeni bir dönem başlamaktadır.Siyonizmden İsrail’e            Dünyanın bilinen ve yaşayan ilk diasporasını oluşturan yahudiler, coğrafik olarak Filistin olarak adlandırılan bügünkü İsrail’de Yişuv’a (Yahudi göç ajansı – Devlet’ten önce devlet) göre 1880’de 500 000 – 600 000 araba karşın 25 000 yahudi yaşamaktaydı. Yani yahudiler ülke nüfusunun en fazla % 5’ini oluşturmaktaydı. Siyoniznin kurucusu olan Rus yahudisi Dr Leo Pinsker 1880’lerin başında kurduğu Hoveva Sion örgütü İsrail’de (Eretz) ilk yahudi köyünü kurarak 1. Aliyah’ı (yukarı çıkma – ülkeye dönüş) başlatmıştır. 1882 ile 1903 arasında siyonist hareketten 20 000 ile 30 000 arasında yahudi Rusya’dan Filistin’e Abdülhaşit’in yasaklamalarına karşın göç etmiştir. 2. Aliyah döneminde 1904 ile 1914 arasında 35 000 – 40 000 arasında sosyalist ve işcilerden oluşan Rus yahudisi günümüzün kibboutz’larını (oto-yönetimle idare edilen komün örgütlenmeleri) kurmuşlardır. Neticede Osmanlı  döneminde, Rus Çarlarının ilan ettikleri pogromlar sonucunda kurulan siyonist hareketin başlattığı ülkeye dönüş hareketi sonucunda Filistin’deki yahudi nüfusu 32 yıllık bir sürede % 5’ten % 20’ye çıkmıştır.            Osmanlı döneminin Birinci Dünya savaşı ile sona ermesinden sonra 1919’da başlayan İngiliz mandası dönemi 29  yıl sürmüş ve bu dönemde 4 aliyah gerçekleştirilerek Filistin’nin demografisi tamamen değiştirilmiştir. Tabi buna, siyonist hareketin lideri Haim Weizmann’ın çabaları sonucu 2 kasım 1917’de İngiltere dış ilişkiler Bakanı Balfour adıyla anılan ve Filistin’de yahudilerin bir devlet kurma haklarını (yahudilere devlet kurma hakkını tanıyan ilk uluslararası belge)  tanıyan bildirgesinin öncelik ettiğini unutmamak gerekmektedir. 1919-1923 arasında gerçekleştirilen 3. Aliyah döneminde SSCB, Polonya ve Baltık ülkelerinden, sosyalist ve işci kökenli 35 000 yahudi Filistin’e yerleşmiştir. 4, Aliyah ise 1924-1931 dönemine tekabül ederken SSCB, Polonya, Balkanlar ve Orta-Doğu’dan 82 000 orta sınıftan yahudi Filistin’e gelmiştir. 1932-1938 arasına rastlayan 3. Aliyah sırasında 217 000 kişinin çoğunluğu Polonya’lı ve Alman bilim adamları ve teknik kadrolar oluşmaktadır. İsrail’in kurulmasından önceki 6, ve son Aliyah 1939-1948 döneminde Hitler’den kaçan yahudilerdir. İkinci Dünya savaşı sonrasında, BM Nazi Almanya’sı tarafından jenoside uğrayan yahudiler için bir devlet kurulması yönünde bir konsensüs oluşmuş ve 29 kasım 1947’de 181 sayılı karara göre 1919’dan bu yana İngiltere’nin mandası altında olan Filistin’de, İngiltere en geç 1 ağustos 1948’de Filistin’den çekilmiş olacaktı. Ayrıca, Filistin topraklarında bir yahudi devleti, bir arap devleti ile uluslararası statüde Küdüs oluşturulmasına karar verildi. 181 sayılı karar 56 üyesi olan BM’den 33 devlet evet oyu verirken, 13’ü hayır,  10’u ise çekimser kalmıştır. BM’nin bu kararından sonra ingilizlere karşı mücadele eden yahudilerin askeri kanadı olan Haganah’a bağlı Setern ve Irgoun grupları faaliyetlerini 2inci Dünya savaşından sonra yoğunlaştırmış ve 22 temmuz 1946 İngiliz kuvvetlerinin merkezi olan King oteline Irgoun tarafından yapılan saldırı sonucu resmi rakamlara göre 91 kişi ölmüş ve King otel harabeye dönmüştür. Bu koşullarda daha fazla kalamayacağını gören İngiltere 181 sayılı karardan sonra, 15 mayıs 1948’de Filistin’den çekileceğini açıklamıştır.1947’deki 181 sayılı BM bölüşüm kararına göre, Filistin’de kurulacak yahudi devleti toprakların % 56’sı (önemli bir bölümü Necef çölünden oluşamaktadır) üzerinde olup nüfusunun 500 000’i yahudiler, 330 000’ni ise araplardan oluşmaktaydı. Arap devletine kalan % 44’lük topraklar üzerinde ise 800 000 arap ile 10 000 yahudi yaşamaktaydı. Uluslararası statü öngörülen Küdüs’te 100 000 arap nüfusa karşın 100 000 yahudi bulunmaktaydı. Neticede, Filistin’de 1947’de 1 230 000 arap nüfusa karşılık 610 000 yahudi bulunmaktaydı. Planlı bir şekilde gerçekleştirilen 6 Aliyah hareketi sonucunda, Filistin’deki yahudi nüfusun oranı % 5’ten % 50’ye çıkartılarak bölgeye ilişkin çözümlerde, yahudiler ihmal edilemeyecek bir konuma ulaşmışlardır.Filistin’e yönelik bu göç hareketine karşı araplar boş durmayıp askeri ve diğer yöntemlerle yahaudileri engelmeye çalışmışlardır. Hebru dilinde savunma anlamına gelen Haganah 1920’de, illegal olarak kurulmuş, yahudi kibboutzları ve köylerini koruma amacıyla kurulmuş olup, 1947’de 60 000 kişiden oluşan ordusu ile bir çok devletin ordusundan daha önemli  bir yapıdadır. Zaten, 14 mayıs 1948’de İsrail devleti kurulduktan sonra Haganah, İsrqil ordusu olan Tsahal’a dönüşmüştür. Bir arap denizi içinde çok sancılı bir şekilde oluşup 1948 devletleşen İsrail, kurulmasını esasta Yişuv ve Haganah’ borçlu olup, günümüze kadar olan gelişimininde ise geçmişte Haganah günümüzde ise Tsahal’a borçludur. Batılı bilim adamları ve Orta-Doğu’ya ilişkin kitaplarda bölgede iki demokrasi (formel anlamda) olduğu  belirtilirdi ; görünürde demokrasi olan Türkiye ve İsrail esasta orduları tarafından yönetilmektedir. Kuruluşundan bu yana esas olarak asker kökenli yöneticiler tarafından idare edilen İsrail’in Haganah’tan gelen son başbakanı Ariel Şaron’du ve bu anlamda devleti kuran jenerasyonda Şamir gibi bir kaç istisna dışında etkili olabilecek kimse kalmamıştır. Bu anlamda, kısaca Şaron kişiliğinde İsrail’in gelişimi ve Şaron sonrasına ilişkin analizler Kürdistan’ın yer aldiğı Orta-Doğu’nun daha anlaşılmasına yardımcı olacaktır.İngiliz Mandasındaki Filistin ve Şaron27 Şubat 1928 Yaffa yakınlarındaki Kfar Malal adındaki Moşavda (1921’den sonra kurulan koperatif olarak örgütlenen aile çiftliklerinden oluşan ve çocuklar için özel eğitim veren, üretim, satış ve sosyal etkinlikleri özyönetimle düzenleyen yerleşim birimi) doğan Şaron’nun babası Polonya’lı annesi ise Rus yahudisi idi. 4, Aliyah döneminde doğan, yahudi yerleşimine karşı arap direnişinin  en güçlü olduğu dönemde büyüyüp, ergenlik çağını Nazi jenosidi döneminde yaşayan (Scheinerman) Şaron 14 yaşında Haganah’ın gençlik birimi olan Gadna’ya girerek, 1942’den itibaren  aktif olarak yer almaya başlamıştır. 64 yıldır aktif olarak İsrail’in kuruluşundan günümüze kadar fanatik bir yahudi olarak mücadele eden Şaron’nun yaşasada aktif siyaset yapamayacak olması bölge düzeyinde bazı değişikliklere işaret etmektedir. Bu yazıda, Şaron’nun şahsında  Orta – Doğu ele alınacaktır.Doğu Avrupa kökenli siyonist ve yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Şaron, çocukluğundan itibaren, yahudi vatanı sevgisi ve arap korkusu içinde bir savaşcı ve gerilla anlayışıyla büyümüştür. Doğumundan hemen sonra 1929’da ve sonra 1936’da büyük arap isyanları yaşanmış ve 9 yaşında babası tarafından bahçelerini korumakla görevlendirılmiştir. 12 yaşından itibaren yaşadıkları Moşav’ın savunmasında yer alırken 14 yaşında ilegal yahudi ordusu Haganah’a girmiştir. Haganah 1948’de Tsahal ismini alarak İsrail’in resmi ordusu haline gelmiş ve Şaron’da bu orduda subay olarak görev almıştır. 1952’de Üniversite eğitimini tamamlayan Şaron 1953’te Binbaşı rütbesi ile  Özel Tim’in 101. birliğine komutan olarak atanmıştır.İsrail devletinde Şaron ve orduAynı sene bir saldırı sonrası ölen 3 yahudi için yapılan misilleme eylemini gerçekleştiren Şaron komutasındaki 101. birlik, Ürdün’deki Kibya köyünde büyük bir çoğunluğu kadın ve çocuk olan 69 sivil  ve büyük baş hayvanları katl etmiştir. BM güvenlik konseyi bu eylemi savaş suçu olarak değerlendirerek İsrail’i mahkum etmiştir. Böylece, Şaron daha 25 yaşında BM tarafından savaş suçlusu olarak mahkum edilmesine rağmen cezalandırılmamış ve ordu içinde yükselişine devam etmiştir.1956’da, Nasır’ın Süveyş kanalını devletleştirmesinden sonra İngiltere ve Fransa tarafından yapılan müdahaleye İsrail’de katılmıştır. 202. paraşüt birliğini kumanda eden Şaron farklılığını buradada göstermiştir. Bu operayon sırasında, Şaron’a bağlı birlikler esir aldıkları 200 Mısır’lı asker ile Suudi Arabistan’lı sivilleri öldürerek toplu mezarlara gömmüşler. Fakat, Şaron bu olaydan dolayı  herhangi bir soruşturmaya uğramamış ve 1957’de İngiltere’de 1 yıllık askeri eğitimden geçmiştir.1967’de 6 gün savaşından bir kaç gün önce 38 yaşında generalliğe terfi etmiştir. 6 gün savaşında ise, Sina yarımadasını işgal eden bir kumanda eden Şaron bu savaş’tan büyük bir stratejiste olduğunu gösterirken disiplinsizliği yüzünden askeri yönden eleştiri almıştır.1973 savaşında yine Sina yarmadasında, üstlerinin emirlerini dinlemeyerek, adamlarıyla Süveyş kanalını geçerek Mısır kuvvetlerini arkadan kuşutarak İsrail’in kaçınılmaz yenilgisinin önüne geçerek bunu bir zafere çevirmiştir. Disiplinsizliği yüzünden genel kurmay başkanı olamayan Şaron 1973’te ordudan ayrılarak  siyasete geçmiş ve LIKOUD’un kurucuları arasında yer almıştır. Böylece 31 yıllık aktif askerlik yaşamına son veren Şaron, İsrail’in yayılmacı sağ politikalarının liderlerinden birisi olarak Knesset’e (İsrail parlementosu) girmiştir.Politkacı ŞaronSiyonist hareket sosyalist bir akım olarak İsrail’in kuruluşunu gerçekleştirmiş ve kuruluştan 1977’ye kadar İsrail’i yönetmiştir. Likoud kurulduktan sonra, Menahem Begin önderliğinde sağ ilk defa hükümet olabilmiştir. Ama Şaron Lıkoud’un hükümet olmasından önce, 1974’te İşci parti Başbakanı İzak Rabin’in Güvenlikten sorumlu özel danışmanı olmuştur. Aynı yıl bir grup kolon öncülük yapan Şaron Nablus yakınlarında ilegal bir koloni kurarak, kolonların babası ünvanı ile bir çok koloninin kurulmasına sağlamıştır. 1972’de Güney ordusu komutanı iken Gaza’nın belirli bölgelerindeki Filistinlileri zorla yerlerinden ederek, gelecekteki koloniler için hazırlık yapmayı ihmal etmemiştir. 1977’de yeniden Knesset’e seçilen Şaron halen milletvekilidir. Bu yıl kurulan Begin hükümetinin Tarım Bakanı Şaron’dur. Tarım Bakanlığını yeni koloniler bakanlığına çeviren Şaron 1977 1981 arasında Juda ve Samara, Jumbo ve Meteor operasyonları çerçevesinde 25 000 yahudiyi işgal altındaki Batı Şeria ve Gaza’ya yerleştirmiştir.1982’de İsrail Savunma Bakanı olan Şaron, Sina yarımadasını boşaltma operasyonu nu Kırmızı Güvercin operasyonu adı altında Yamit şehrini boşaltmak istemiyen kolonları orduyla çıkartarak İsrail kamuoyunda büyük yankılara neden olmuştur. Aynı yıl Lübnan sınırında Filistin saldırılarına karşı güvenlik sağlamak için Galile’de barış operasyonu 6 haziran 1982’de başlatmıştır. Böylece, Lübnan sınırında 40 KM derinliğinde bir tampon bölge yaratmış, fakat bu noktada durmayarak ezeli düşmanı Arafat’ı yok etmek amacıyla Beyrut’a ulaşmıştır. Fakat, Arafat Fransa’nın korumasında karagahını Beyrut’tan Tunus’a 15 eylül 1982’de taşımıştır. Hızını alamayan Şaron’un askerlerinin koruduğu Hiristiyan falanjistler komutanları Beşir Cemayel’in intikamı bahanesiyle büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan  700 ile 3 500 (değişik kaynaklara göre) sivil filistinlinin Sabra ve Şatilla kamplarında katl edilmelerini sağlamıştır. Bu olay İsrail tarihinde ilk defa 250 000 yahudinin Tel Aviv’de bir protesto yapmasına neden olmuş ve kaşuoyunun baskısı sonucu istifa etmek zorunda kalan Şaron soruşturma komisyonu raporuna göre suçlu bulunmuştur. Yıllarca sonra bu katliamlardan dolayı Belçika’da hakkında dava açılan Şaron, Başbakan iken bu ülkeye olan ziyaretini ertelemek zorunda kalmıştır. 1990-1992’de İmar ve Bayıdırlık Bakanı olan Şaron, SSCB’nin yıkılmasından sonra Rusya’dan gelen 800 000’den fazla yahudinin entegrasyonu için 144 000 daire inşa ettirerek bu göç dalgasını absorbe edilmesini sağlamıştır.1996’da, Şaron’u Ulusal Altyapı Bakanı olarak, Ürdün, Mısır ve Filistinlilerle ortak şirketler kurmakla görevlendirilmiştir. 1998’de ise Dış İşleri Bakanı olarak Filistinlilerle görüşmeleri organize etmiştir. Bu dönemde, bölgenin en önemli sorunlarında birisi olan su sornunu Ürdün ve Filistinlilerle yürütmüştür.1999’da Barak’ın Başbakan seçilmesinden sonra Likoud’un liderliğine seçilen Şaron, 8 yıldan beri sürdürülen barış görüşmelerinin ağustos 2000’de tıkanmasından sonra Mescit ül Aksa meydanına 28 eylül 2000’de gelerek, 29 eylülde ikinci intifadanın başlamasını provoke ederek, 5 yılda 4700 kişinin ölümüne neden olmuştur. Sonuçta, İsrail’i erken seçimlere sürükleyerek şubat  2001’de Başbakan olarak seçilmiştir.  Başbakanlık dönemiProgramını Filistin terörüne karşı güvenlik sloganı etrafında tanımladığımız Şaron için; 11 eylül 2001’de ikiz kuleler ve Pentagon’a yapılan saldırılar altın değerinde bir fırsat yaratmıştır. Başbakan olana kadar ki askeri ve siyasal yaşamında iki ders çıkaran Şaron; kırmızı ışıkta durmayan adam olarak tanımlanmasına rağmen halkı bölmemek ve Amerika’yala ilişkileri bozmamak gerektiğini öğrenmiştir. Bu anlamda ezeli düşmanı Arafat’ı etkisizleştirmek için, 11 eylülün yarattığı atmosferde Bush ve ABD’yi Arafat’ın El kaide ve Bin Ladin’le bağlantılı olduğuna ikna ederek (bunun için 2001-2005 arasında ABD’yi 11 defa ziyaret etmiştir.), Arafat’ı uluslararası planda ve İsrail barış taraftarları nezdinde dekredibilize etmeyi başarmıştır. Bir terorist ile pazarlık edilemeyeceğini öne sürerek Arafat’la tüm ilişkileri kesen ve onu Ramallah’a adeta hapseden Şaron Filistinlilere karşı yoğun  bir baskı kampanyası başlatmıştır. Bu çerçevede, Batı Şeria’da ve Küdüs’ün çevresine bir güvenlik duvarı inşaatını başlatan Şaron 2003 sonunda teror faaliyetlerinin % 90 oranında azalttığını açıklamıştır.2003 mart erken seçimlerinde tekrar Başbakan seçilen Şaron baskı politikalarını ve Arafat’ı izolasyon politikalarını sürdürmüştür. Arafat’ın 11 kasım 2004’te ölmesinin ardından, Filistin otoritesi başkanlığına seçilen Mahmut Abbas görüşmelere başlayan Şaron, 38 yıldır işgal altında olan Gaza’dan tek yanlı olarak çekilme kararını açıklamış ve bunu 11 eylül 2005’de kan dökmeden 7 000 kolonun Gaza’dan çıkarılmasını gerçekleştirmiştir. Partisi Likoud’un bu geri çekilmeye karşı çıkması üzerine, 21 kasım 2005’te Lıkoud’dan istifa ederek Cumhurbaşkanı Katsav’dan parlementonun feshini isteyerek mart 2006’da erken seçim kararı çıkartırmıştır. Bu arada, merkez sağ tandanslı KADİMA (anlamı ibranicede ileri) adlı partiyi İşci Partisinden Perez’inde katılımı ile kurmuştur. Ama 18 aralık 2005’te ilk krizi geçiren Şaron, 4  ocak 2006’da daha ağır bir beyin kanaması geçirmiş ve 2 haftadır bir çok ameliyattan hala komadan çıkamamış ve siyaseten ölmüştür.Şaron sonrası ve SonuçGerçekci olunursa, Şaron’nun Güvercine dönüşen bir Şahin olmadığı açıktır. Şaron sadece pragmatiste olup büyük İsrail’in gerçekleştirilmesini imkansızlığını 5 savaş, iki intifada yaşamış, 1967 savaşından sonra 250 000 yahudi kolonun Gaza ve Batı Şeria’ya, 183 bin kolonun ise Küdüs periferisinde koloni kurmalarına öncülük etmesine rağmen; Filistin nüfusunu 2030 ile 2040 arasında yahudi nüfusu aşacağı ve İsrail’in bir “yahudi demokrasisi” olmaktan çıkacağını gördüğü için politikalarını değiştirmek zorunda kalmıştır. Uzun yıllar büyük İsrail düşünün en ateşli savunucusu olan Şaron, 2002’de Barak döneminde gündeme gelen 680 KM uznluğunda bir duvarın inşaasını başlatmış ve 209 KM’lik kısmının inşaatı mart 2005’de tamamlanmıştır. Duvarın yapımı büyük İsrail (ERETZ) projesinden temelden bir vazgeçişe işaret etmektedir. Duvarla İsrail’in genişlemesinin sınarları çizilerek 21 060 KM2 yüzölçümü, 6 milyon 752 bin (1 milyon 300 bini filistinli) nüfus ve kişi başına 22 bin dolar gelire sahip bir ülke iken, Filistin idaresi ise 6 250 KM2 yüzölçümü, 3 milyon 702 bin  nüfus ve kişi başına 726 dolar gelire sahip bir ülkedir. İsrail devletine göre; bir asırdan fazladır savaş içinde olan bu iki halk ve iki ülkenin bu eşitsiz koşullarda yan yana yaşamaları ancak arada inşa edilen fiili bir duvarın varlığı ile mümkündür. Yani bilim kurgu filimlerindeki gibi iki dünya bir duvarla ayrılarak İsrail’in güvenliği sağlanmak istenmektedir.Kuruluşunu, varlığını ve geleceğini ordusu Tsahal bağlayan İsrail milli gelirin % 11’ini savunma harcamalarına ayıran tek devlettir. Ayrıca kadınların 2 yıl, erkeklerin  3 yıl askerlik yaptığı İsrail’de erkekler 45 yaşına kadar her yıl bir ay askerlik yapmak zorundadır. Bundan dolayı bugüne kadar İsrail’i asker kökenliler yönetilmiş olan İsrail ve bölgedeki iki demokrasiden biri olarak prezante edilmektedir. Ordunun gölgesindeki bu demokrasi bir Atina demokrasisini aşmamakta ve bunu süreklileştirmek içinde Çin seddi misali bir duvar inşa etmektedir.Uzun vadede ABD desteği olmadan ayakta kalamayacak olan bu yapı, devleti kuran yönetici kliğin siyasetten çekilmesinden sonra, bölge dinamikleri ile uyumlu ve tamamlayıcılık esasları üzerinde oluşturulacak yeni bir yapılanmanın tartışılması için bir ortamın oluşma şansı bundan sonra her zamankinden daha fazladır.  Ahmet ALİMFransa, 16/01/2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.