Siyaset

Bağımsızlık ve Manipülasyon

Rojhat Badikî · 06.02.2011 · 2 görüntülenme

Bağımsızlık ve Manipülasyon


Kurdistan’ın kuzeyinde, Kuzey Kurdistan-Türkiye ilişkileri, Kurdistan ulusal mücadelesinin sorunları, sorunların aşılması için izlenilmesi gereken, stratejik-taktiksel mücadele yol ve yöntemleri analiz edilirken, genellikle Kurdistan’ ın güneyin verilen ulusal mücadele örnek gösterilir. Güney Kurdistan siyasi güçlerinin Bağdat’ta çözüm arayışlarını ve iktidara ortak olmaları örnek verilerek, Güney Kurdistan’ da verilen mücadelenin, Kuzey Kurdistan içinde baz olarak kullanılması gerektiği israrla belirtilir. Güney Kurdistan-Bağdat ilişkileri, kendi politik duruşlarının haklılığını ve Bağımsız Kurdistan olgusunun yanlışlığını vurgulamak, propağanda etmek sık sık kullanılır.


Kimi çevreler, Bağımsız Kurdistan şiarına karşı doğrudan tavır almazken, bu şiarın etrafında dolaşılıp, Güney Kurdistan ve günümüz koşullarınından manipüle örnekler verilerek ‘’Türk Halkının’’ da hassasiyetleri falan diyerek, utangaç Türkiyecelik yapılmaktadır.


Güney Kurdistan ve Irak-Bağdat ilişkileri, Kuzey Kurdistan-Türkiye ilişkileri için baz alınırken, bir çok olgular gözlerden kaçırılıp, gerçekler ters-yüz edilmektedir. Çarpık ve doğru olmayan değerlendirmeler, Güney Kurdistan, Kuzey Kurdistan’ a aktarılan haber ve yorumlarda da kendini göstermektedir. Bir çok Kuzey Kurdistan’lı sitelerin aktardığı haberler ve yaptıkları yorumları okurken, Türk basının kullandığı haber ve yorum yöntemleri de anımsamamak münkün değildir. Soyut ve çarpık haber yorumların, ulusal mücadelemizde derin yaraların açılmasına neden olacağı aşikardır. Yıllarca, Türk basının, basın-yayın ilkelerini çiğnediğini sert bir şekilde eleştirdik. Kurdistan’ ın güneyine ilişkin haber ve yorumların tarafsız olması, Kurdistan’ ın güneyinde ulusal kurumların sağlıklı bir şekilde şekillenmesine ve demokrasi kültürünün gelişmesine önemli bir katkısı olacaktır. Bir çok kişi ve organizasyonlar, Kurdistan' ın güneyi ve Kuzeyine ilişkin yaptıkları değerlendirmeleri, bu haber ve yorumlara dayandırdıklarından, yanlış sonuçlara varmaktadırlar.


Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin, kendi mecrasında düz ve diklemesine gitmeyeceği, ara aşamaların olacağı açıktır. Ara aşamaların dönemsel ve taktiksel bazda olacağıda bir gerçekliktir. Sorun, ara aşamalarla köklü bir çözüme gitmeyeğeceği, nihayi hedefe ulaşmak, Kurdistan halkının kendi topraklarında özgür yaşacağı bir ortam oluşuncaya dek , mücadelenin süreceği gerçekliği orta yerde dururken, ara aşamaları stratejik mücadele anlayışı olarak ortaya koymak, çözümsüzlük ve eski statünün devamından başka bir şey değildır.


Kurdistan’ da Kurdistani eksende mücadele eden politik yapılanma, bağımsız aydın, demokratik kitle örgüt temsilci ve başkanlarının, Türkiyecilik bağlamına, sistem için ( Misak-ı Milli) çözüm arayışlarında sık sık, Güney Kurdistan durumunu örnek verirken, iki önemli noktayı, Kurdistan halkının bilincinden silmeye çabasını beraberinde getirmektedir. Bundan dolayı ulusal mücadele ve Kurdistan'ın kuzeyinde kavram karmaşası ortaya çıkmaktadır. Kurdistan' ın güneyin, Kurdistan halkının bağımsızlık istediği ve yaptığı referandumda bunu açık bir şekilde dile getirirken, politik önderler bunu görmezlikten geldi. Durum buyken, Bağdat' ı yada Ankarayı adres göstermek ve bunu Kurdistan halkının iradesi olduğunu söylemek, ne kadar gerçeklerle bağdaşır!


Kurdistan’ ın Kuzeyinde politik arenadaki aktörler, Kurdistan güneyinde ulusal mücadelenin geçmişini, otonami için mücadele ederken, iki temel noktayı; Silahlı mücadele ve sınırlara dayalı mücadelenin felsefe ve karekterini görmezlikten gelmekte yada böyle bir şey olmamış gibi hareket etmektedirler. Oysa Kurdistan’ ın güneyinde 70 antlaşması ve 75 yenilgisinin temel nedeni, döğüm; sınır sorunuydu. Güney Kurdistan ulusal mücadelesinin temel ana ekseni sınırlar, anayasının kökten değiştirilmesi, Kurdistan halkının ulusal haklarının tanınması yönündeydi.


Kurdistan’ ın kuzeyinde, bağımsız aydın ve politik yapılanların yüzlerini Ankara’ya çevirirken, Güney Kurdistan’ ı örnek vermeleri kendi tezleri açısında bir bir talihsizliktir. Burada ya bilgi yoksunluğu yada manipülasyon hedeflenilmektdir! Bu bağlamda, Kurdistan’ın kuzeyindeki bağımsızlıkçıları düz mücadele mantığı ile eleştirmek yada suçlamak kendileri açısında talihsizliktır.


Diğer ikinci temel yanılgı, günümüz dünya politik arenası ve jeopolitik koşulların, Kurdistan’ ın bağımsızlığı için uygun olmadığı tezleri içi boş kof tezlerdir. Kurdistan halkının bağımsız devletlerini kuramayacaklarını bölge ve dünya koşullarının buna uygun olmadığı şeklindeki tez, sömürgeci devletlerin tezidır. Yıllardır, düzen içi sistem çözümü savunan Kürt politik arenası, Avrupa ve özellikle dönemde, Sudan’ ın güneyindeki halk oylaması ile yapılan seçim sonuçların ortaya çıkardığı sonuçlar tarafından çürütülmektedir.Bu kesimler, Bağımsızlık koşullarının uygun olmadığını iddia ettikleri süreçten günümüze, onlarca halk kendi bağımsız devletlerini kurdu!


Bağımsızlık ve sınır olgusu, Marks tarafından formülle edilen Kömünizm gerçekleşmediği sürece,ortadan kalkması hayal olacaktır. En ileri demokrasi ve demokrasi kültürünün yaşanıldığı Avrupa’ da iki temel olgu, Bağımsızlık ve sınırlar olgusu kutsal ve tartışılmaz iki önemli noktadır. Sınırlar olduğu sürece ulusal duygu ve hislerde yaşayacaktır. Bu duygu ve his, her fırsatta kendini açığa vurmaktadır, vuracaktırda!


Hal buyken, TC’ nin değer ve sembollerini, kendi değer ve sembolleri olarak gören anlayış, kim ve kimler tarafından savunulursa savunulsun, sömürgeciliğin, Kurdistan’ ın sömürge statüsünün savunulmasından başka bir şey değildır. Temel tezlerinizi üzerinde inşaa etttiğiniz formülasyonlar kısa ve uzun vadede, bağımsız Birleşik Kurdistan’ın kurulmasına hizmet etmiyorsa yada buna hizmet etmiyorsa, gideceği yol varacağı hedef; sömürgecilik statüsünün devamıdır.


Aramızdaki temel ayrılık noktası budur.


Sorun, demokrasi, demokrasi kültünün geliştirilmesi, barışçı, demokratik parlamenter sistem içersinde, ulusal demokratik mücadelenin geliştirilmesi değildır. Hiç bir bağımsızlıkçı yada organizasyonlar, düz mücadele mantığına sahip değildır. Ara aşamalar, demokratik legal alanlar, demokratik yol ve yöntemeler kullanılacaktır. Ama Hiç bir bağımsızlıkçı kişi yada organizasyonlar ara aşamaları temel stratejik mücadele anlayışı olarak algılamıyacaktır. Araç olarak kullanacak amaç olarak değil,

Elbette demokratik legan alanların, kurum ve kuruluşların örgütlendirilmesi bu alanda çalışma yürütülülüp örgütlü bir konuma dönüştürülmesi, ulusal mücadeleyi güçlendirecektir. Bunu görmemek körlüktür.


Aramızdaki temel ayrılık noktası nasıl, hangi amaç ve hedef doğrultusunda kullanılmasıdır. Amaç Türkiyecilikte bütünleşme mi yoksa Bağımsız birleşik Kurdistan mı? Amaç Kürt sorunu mu? Kurdistan sorunu mu?

Sorulması ve cevaplandırılması gereken temel nokta budur?


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.