Siyaset

AYRILIK VE AYIRIMCILIK

SERZAN KALKAN · 30.05.2007 · 1 görüntülenme

Ayrılık ve ayırımcılık ezen ülkelerin sollarında genellikle karıştırılan sözcükler. Kendi kaderini çizmek için ezen devletten ayrılma mücadelesi genellikle ayırımcı yani bozguncu, milliyetçi vs şekilinde haksız eleştirilere, suçlamalara uğratılmaktadır. Dikkat edilirse Türk milliyetçileride aynı yaklaşım içerisindedirler. İki ayrı ulusu birleştirmeye çalışanlar onların ayrılık istemlerini çoğu kez haklı bulmayarak suçlarlar, pratikte hiç uygulamak istemezler. Hertürlü haksızlığa karşı çıkanlar zoraki birliktelikten yana olabilirler mi ? Kürdistan halklarının son yüzyıllık mücadelerine bakıldığında Türk milliyetçisi Kemalistler Kürt bağımsızlığını hemen her seferinde dış kaynaklı olarak açıkladılar. Aynı şekilde İran ve Arap devletleride benzer propagandalarını suçlama temelinde yaptılar. Kendilerine uygun gördüklerini egemenlikleri altındakiler yaptıklarında ?ihanet? olarak açıkladılar. Egemenlerin yaptıkları anlaşılır ama ezen ülkelerin sollarının suçlamalarını anlamakta zorlanmaktayız.Türk devleti 1. ve 2. Körfez savaşından bu yana Güney Kürdistan?da özerk ve bağımsız bir Kürt devletinin kurulmaması için inanılmaz bir sürü entrikaya başvurdu, vuruyor. Söyledikleri biliniyor. ?ABD Kürt devleti kuruyor? söylemiyle özellikle içte taraftar toplamaya çalışıyor. Bir kısım sollarda paralel bir şekilde ?2. İsrail kuruluyor? açıklamalarıyla Türk devleti gibi Kürtlerin ayrılıp devlet kurma hakkına karşı tavır alıyorlar.Kürt şairi Cigerxun anılarında Irak ve Suriye?de Baas iktidarları oluştuktan sonra katılmış olduğu toplantılarda Molla Barzani?nin önderliğindeki mücadeleyi ?2. İsrail? olarak adlandırıp propaganda yaptıklarını yazmaktadır. Şimdi Türk solcularının bir kısmının tavırları da böyle.Newroz com?da Aris Arda tarafından yayınlanan Sovyet belgelerinde 1925 ayaklanmasına ilişkin yazılar da Sovyet Merkez Komitesi ayaklanma hazırlıklarını biliyorlardı. Hatta kendilerinden yardım istenilmesine rağmen söz verip oyalamaya gittiklerini bu belgelerden öğreniyoruz. Kürdistan ve Türkiyedeki yöneticileri Kürtlerin bağımsızlık istediklerini çoğu kez rapor etmişlerdir ama buna rağmen ayaklanma başladıktan sonra ?şeriatçı, feodal, ilerici hükümete karşı gericilerin mücadelesi, İngiliz destekli? gibi tamamen Türk devletinin yaptığı açıklamaları yaparak ezilen halklardan yana değil tam tersine ezen devletin yanında saf tuttular. Bu tür belgeler 1960 veya 1970 li yıllarda açığa çıksaydı inanıyorumki birçok kişi Sovyetlere daha eleştirisel bir yaklaşım içerisinde olacaktı. Yöneticilerinin her açıklamasını dinsel bir tarzda ele almayacaklardı. Geçmişten günümüze sadece kısa bir hatırlatma açısından yazdım. Kemalistler Güney Kürdistanı İngilizlere kaptırmamak için çok çabaladılar ama güçleri yetmediği için başaramadılar. Lozan sonrası artık kendisine bağlamaktan çok ?böyle düşünenleride vardı- var olan statükonun devamından yanaydılar. Eğer M.Kemal?in Güney Kürdistanı yeniden işgal etme arzusu olsaydı Türkiye?de ?Kürtler yoktur? demezdi. Şimdi Türk egemen çevreleri Kuzey Kürdistanda gelişen mücadele ayrıca Güney Kürdistanda gelinen aşama karşısında bir açmazlık içerisinde. Bir kesim herşeyin eskisi gibi olmasını istiyor diğer bir kesim ise günün koşullarına uyarlanmış ve herşeyden önce kendi ?parçalarına? en az zarar verebilecek şekilde yaklaşım sergiliyorlar. Bu ikinci katogoride olanlar arasında ?uyurlama? konusunda farklılıklar daha fazla. Bu iç çekişmeler çeşitli şekillerde kendini dışada yansıtıyor. Eşref Bitlisi olayı veya ?Kürtlere bir takım hakların? verilmesini gündeme getiren Sabancının başına gelenler gibi. Kürtlerin mücadelesi Ortadoğu?da gelişme gösterdikçe sömürgeciler ve onları destekleyen başta emperyalist devletlerinde tavırlarında değişiklikler gözlenecektir. Türk ve diğer sömürgecileri ürküten de budur. Güney Kürdistan?ın devletleşmesi elbetteki diğer parçaları şiddetli etkileyecektir. Ezenlerin hırçınlaşmasını anlamak mümkün ama adına sol diyenlerin yaptıkları tabiri caizse ?dost kazığıdır.? 80 yıl önce Irak diye bir devlet yoktu. İngilizler kurdu. Keza Suriye devletinide. Emperyalistlerin kurduğu bir devleti meşru kabul etmek mümkün mü ? Bunlar uydu devletler değillermiydi ? Ama ortada Arapların bağımsızlık mücadelesi vardı. Ne yazık ki ezilen halktan yana olmayan burjuva tarzda kurtuluşları gerçekleşti. Sosyalistlerin istediği bir çözüm biçimi değildi. Kürtler emperyalistlerin çıkarlarına göre kurban edildiler. Bu gün görev Güney Kürdistan?ın tam kurtuluşunun sağlanmasıdır. Türkiye bir sürü bahane üretmeye çalışarak işgal etme hazırlıklarını hep gündemde tutuyor. Ya Türk devletinin yanında ya da karşısında olmak gerekiyor. Türk şovenistlerini engellemenin en önemli ayağını Kuzey Kürdistan?da mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. 2. İsrail söylemi her şeyden önce solun söylemi değildir.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.