Siyaset

Aydin Entegritesi ve Biz Kuzeyli Aydinlar ?

mehmetmufit · 25.04.2006 · 2 görüntülenme

  Kurdistan’in nihayi yukselisi, öncelikle özgürlükler emansipasyonunun gelisme olanagi bulacagi siyasal demokratik bir sistemin kurulmasi ve gelistirilmesiyle olanakli hale gelebilir. Bu yönlü bir beklenti içine girmek, yuzyillar boyunca buyuk acilar çekmis bir halkin vatanseverleri bakimindan tamamiyla anlasilabilir bir durumdur. Bunun kolay olmadigi, aksine buyuk fedakarliklar, çok yonlu atilimlar, surekli bir kurulusu gerektiren özellikle oldukça uzun bir sureci kapsayacagi biliniyor.   Biz kuzeyli devrimci aydinlari, ufuklari dar ve siyasal bilinçleri oldukça sig olan diger vatansever aydinlardan ayiran esas sorunun, özgürlüklerin ve belli sinirlar çerçevesinde de olsa ekonomik bölüsümün, zenginliklerin dagiliminin esitlige dayandigi, firsat esitligini garantileyen politik bir sistem istemi oldugu bilinmektedir. Ne var ki; dunya medeniyetlerinin içinden geçtigi 3. milenyum safaginda bu yonlu siyasal projelerin gerçeklesmesinin olanaklari  bu gun oldukça zayiflamistir. Buna  karsin ezilenlerin mucadelelerinin ve umutlarinin surmesi, biz devrimci aydinlarin olanakli olabilecek siyasal sartlarin esas istemimizi guçlendirme yonunde desteklememizi olanakli hale getirmektedir. Siyasal projelerimizin gerçeklesmesinin olanakli hale gelmesinin maddi ve kulturel zeminlerinin olusmasini saglayacak demokratik iktidarin kurulmasi ve gelistirilmesi ayni zamanda biz devrimci aydinlarin kaçinilmaz önemli bir gorevidir.  Ne var ki; ne guneyde kurulmakta olan iktidar ne de aydinlarin tavri ve pratik tutumlari açiklik kazanmis degildir. Iki ayri idare daha yeni “birlestirildi”;  pratik olarak, demokratik seçimler sonucunda bir tek parlamento olusturulmasina karsin dört seneden beridir birlesik hukumet kurulamiyordu ama simdi, YNK ve PDK arasinda esas sorunlarin çözüme ulastirildigi bir uzlasmanin saglandigi surecin akabinden iki idare birlestirildi. Ancak yapilacak daha çok sey var; iki idarenin “fusion”u zaman alacak ve pratik bir takim sorunlar yasayacaktir. Ne var ki; esas olan bu degildir, milli birlik ve beraberlik ruhu ve icraati esastir. Belirleyici olan bu yön ve yukselistir. Diger butun milletlerin yasadigi iç sorunlari Kurd milletide bir biçimiyle yasayacaktir, o bakima, olasi problemlerin ve olumsuzluklarin ortaya çikmasi halinde bir takim dar goruslu aydinlarimizin yaptigi tarzda sabirsizca guneye yuklenmek anlamsiz olacaktir.   Bizim meselemiz sudur; guneyden ne bekliyoruz, neyin kurulup gelistirilmesini istiyoruz ? Bu soruya öyle kolay olmasada dogru cevap vermek gerekiyor. Biz devrimci aydinlarin temel kaygisi bu soruya verilecek cevapta aranmalidir. Olanakli olanla beklentilerin birbirine karistirildigi bir yaklasim içinde cevaplarin bulunamayacagi açiktir. Kendilerini gelismelerin akintisina kaptirmis olan konformist aydinlarin ve ortaya çikanin pesinen, elestiri goturmeksizin kabul eden diger bir aydin kategorisinin yapacagi bir katki yoktur. Fakat, elestirel yaklasimini terk etmeyen, soz konusu olan bir Kurd devletide olsa devrimci durusunu her halukarda koruyan  aydinlar, cevabini aradigimiz sorulara iliskin tartismalari boyutlandirabilirler ve kollektif arayis içinde ortak cevaplar bulmaya çalisabilirler. Kollektif diyorum çunku ancak bu sekilde esas dogrulara ulasilacagina inaniyorum.  Kendi payima, aydin entegritesine sahip olunmadan ne dogru tartismalarin  olabilecegine nede dogru cevaplara ulasilabilecegine inaniyorum. Hiç bir yere kisisel “bagliligi” olmayan –bundan kastim örgütlü aydin degildir- aydinin yapacagi tartismalar ve verecegi cevaplar esastir.  Bir kaç sene öncesine kadar, Apocu harekete iliskin aydinlarimizin takindigi tutumlar pekte övülecek gibi olmamistir; dogru olan degil, guçlu olan desteklenmistir. Gelinen nokta tam bir aydin sefaleti olmustur. Simdi ise, guneye iliskin daha degisik biçimlerde de olsa özde ayni olan ve kisisel amaçlara dayanan tutumlarla karsi karsiyayiz. Somut kulturel yada siyasal projeler disinda kalan hiç bir yaklasim aydin tavri ve durusuyla uyumlu olamaz. Vatansever hizmetlerine devam edebilmek için, bir takim degerli aydinlarimizin gelistirdikleri son derece yararli projelerine destek mahiyetinde yardim istemeleri, bir takim “rizikolar” tasisa bile anlasilir bir seydir, ne var ki, sadece kisisel kaygilar tasiyan, geçmiste sahip olduklari siyasal konumlarini kullanarak “yardim” istemeler cirkindir ve aydin olmayi asagilamadir. Hangi biçimiyle olursa olsun, üstelik hiç bir emek sarfiyati olmadan iktidarin imkanlarindan yararlanmaya çalismak emek sömürüsü çerçevesine dahil olmaktir. Aydin hem yoksuldur ve hemde “imtiyazli” bir konuma sahiptir. Ama her halukarda, sosyal konumu ne olursa olsun O, aydin entegritesini korumak durumundadir. Bir milletin gerçek aydin gelenegini ancak butunluklu aydinlar yaratabilir ve yasatabilirler. Aydin entegritesi  maddi, siyasi, sosyal ve diger butun bir yasamda  ortaya çikan gelismeler karsisinda kendini koruyabilmedir, butunluklu olma halinden taviz vermemedir. Bu bakima, “entegre” kalma bir aydin için esastir . Bunu,  kaçimizin becerdigi tartismalidir.  Burada asil hadise, kendimizi tartisma ve sorgulamadir. Apocu hareketin yarattigi derin tahribatlara iliskin olarak ne yapildi, aydinlar neyin hesabini verdiler, hangi bir tutumun yada butun bir surecin ne zaman özelestirisini yaptilar? Son 25 senenin sinavi, aydinlar için oldukça olumsuz olmustur. Bu yuzden, bu yeni sureçte yeni bir aydin durusu ortaya çikmamistir. Aydin yoksullugunun hala surmesi bundandir.    Dün Apocu harekete iliskin olarak oldukça tavizkar, hatta dalkavukçuluga kadar varan “aydin tutumu”, bu gun yeni sureçte devrimci tavir ortaya koyamaz ve yeni bir durusa sahip olamaz. Kendisini bu gune kadar koruyabilmis olanlarla ve  yeni gelismekte olan aydinlar ancak beklenilen gelenegi yaratip yasatabilirler. Ne var ki; buda devrimci mucadeleyle yogrulacak bir sureci gerektiriyor.  Bu gunku durumda, lafazanliktan uzak ve yillardir hep ayni kisir dongu içinde kendi olumsuz “rolunu” tekrarlayan aydinlar disinda kalan ve hala Kurdistan ulusal kurtulus devrimine inanan devrimci aydinlar bir yandan asli gorevleri olan yeniden orgutlenmeye yonelirlerken, diger yanda ise “entegritesini” koruyarak guneye yonelik “dayanisma ideolojisi” espirisiyle yeni gorevler ustlenmelidirler.           Devrimci aydinlar, ustlenmeleri gereken bu gorevleri iki biçim ve tarzda yapabilirler; birincisi, guneyde kurulan iktidarin “disinda” kalarak ve iktidara iliskin “bagimsizligini” koruyarak bu gorevi icra edebilirler. Iktidarin ve kurulusun sahip oldugu ve ustlendigi gorevlere hiç bir surette ilgisiz kalmayarak yapici, ilerleten ve çok yonlu inşayi hem desteklemek ve hemde elestirel yaklasmak esastir. Sonuçta kurulan ve bin yilin hulyasini “ete-kemige burunduren” kendi vatanimizdir. Ikincisi, iktidarin su yada bu mekanizmasinda fiili olarak yer alarak hizmette bulunmak. Her iki halde de aydin tasidigi sorumluluk geregi kelimenin gerçek manasiyla otonom olmak zorundadir. Onun entegritesinin (butunluklu olma) sarti, her sart ve kosulda -oldukça zor ve her zaman kolay olmayacagini bilmemize ragmen- kendisinin iktadarla olan iliskilerinde “bagimsizligini” korumasidir. Sorun, bir gelenek yaratma ve yasatma, bir durus ortaya koyabilmekse sayet, o halde belirttigimiz tarzda davranmak zorunludur. Aydin sefaleti yasadigimizin farkinda bile olmayanlardan bir beklenti içinde olunmayacagina gore bu is devrimci aydinlara kalmistir. 10.04.2006Mehmet MUFIT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.