BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Abdullah Saydýn · 26.06.2006 · 1 görüntülenme
12 Haziran 2006 tarihli yazımda yine aynı sayfalarda ‘şiddet ortamında Kürdistanın silahlı gücü’ başlıklı yazım tartışılması gerekirken söz konusu tepkinin Sayın Başkan Berzaninın açıklamalarından sonrada hala oluşmadığını hayretle izliyorum. Yazdığım makalenin Başkanın açıklamalarına vesile olmuştur gafleti içinde değilim. Okuduğunu söylemek dahi küçük bir ihtimal, sitelerimizi izleme zamanları tahminen çok sınırlıdır. Ancak kendileri her düşünceyi değerlendirme ve tartarak karar verme mütevaziliğine sahip olduğunu biliyorum. Kürdistanda ‘elde edilen kazanımlar için silahli gücün zorunluluğundan’ bahsederken adeta yazdıklarımın doğruluğu teyid ediliyordu. Sadece bir düşünce paralelliği; benim açımdan işin sevindirici yanı bu. KDP ye ve Başkan Berzaniye yakın olduğunu beyan etmek için bir ayağı Güneydeki Barışsever silah sevmez Kürd aydınlarının bugüne kadar savunageldikleri düşüncelerini tekrarlamalarını, ‘hayır bunlar yanlıştır’ demelerini beklerdim. Silahı şiddetle birleştirip red ederken gerekçelerini bir kez daha yüreklice ortaya koymalarını beklerdim. Alternatifleri, kurtuluş formüllerini neye dayandırdıklarını, hangi yollarla ve kimlerle uygarlık sahnesine çıkmayı arzuladıklarını ifade etmelerini beklerdim. Sahi Başkan Berzaninin söz konusu ettiği kazanımları silahsızmı elde edılmişti; şu an silahsızmı korunuyor? Bir silahlı güce dayanmıyorsa Güney Kürdistanın kaç saat yaşayabileceğini kim söyleyebilir? Şurasıda bilinmelidirki Başkan Berzani 16 yaşından itibaren sırtını Kürdistan dağlarına dayanmış 40 yıllık silahlı Peşmergedır. 50 sini geçtık hala silahın ne olduğunu bilmiyorum, elıme kalemın daha çok yakıştığının farkındayım ancak doğrularımla yüz yüze gelince varlık nedenlerım için korunmaya ihtiyaç duyuyorum. Bu Kürdistanın ateş çemberındeki gerçeklığidir.’ Düşüceyi oluşturan maddi yaşam koşulları’ ise kendi koşullarınıza dönmek zorundasınız. İşte benım silahlı mücadele geleneğınden gelen birisi ile aynı düşünceleri paylaşmama neden olan şartlar. Güneyin mücadele geleneğine saygı duyuyorum kazanımları hepimizindir ancak bu kazanımları paylaşırken birilerinin Kuzeyden Güneye kazanımlara doğru akması anlamını taşımamalı. Berzani Selahadine yakışıyor orada güzeldir,bırakın o orada kalsın. Küzeyde yaşayanların kazanımları birinci derecede kendilerine mal edilise şayet Hewler Amede ancak örnek olabilir; biri birlerine engel düşünülmez ve birisi diğer bir yere taşınamaz. Dolaysiyle KDP ye ve Berzaniye takdirlerimi ifade ederken düşünce paralelliğinden bahsettim başkada bireysel faydaların mülahaza edilmemesi gereğine inananlardanım. Omzuma bir yük düşmüyorsa ne Hewlere nede Süleymaniyeye gitmeyi dahi mümkün olduğunca düşünmüyorum. Kürdistanın Silahlı Kuvvetlerınden bahsetmek bir milletin meşru müdafaası için zorunlu görülen askeri gücünden bahsetmektır. Yoksa birilerinin canına kıymak yada birilerini etraftaki ateş çemberine atmak anlamı taşınmamalı. Silahlı güç denınce birilerını silahlandırıp diğerlerin üzerine göndermek anlamı ile uğraşanların ülke gerçeklerini sağlıklı bir mantıkla irdelemeleri önerilir. Diyeceksinizki ortada siyaset varsa bile, milli bir siyasi güce dönüşmemiştır; dahası siyasi otoriteye bile dönüşemeyen yapılanmaların böyle bir gücü oluşturmaları ya mümkün değildir veya yanlıştır. Evet bu tamamiyle doğru bir tesbit. Siyasi otoritenin denetiminde, emrinde veya himayesinde olmayan bir milli güç hele elınde silahta varsa toplumun tümüne hükmeder, diğer yapılanmaların hükmü olmaz. Bir ülkede kuvvetler ayrılığının dengesini evrensel değerler üzerıne inşa edilmiş siyasi otorite sağlar. TC devletının yüzlerce yıllık ordu geleneğinde olduğu gibi veya Apocularda olduğu gibi parti, kurumlar hatta tüm toplum siyasi iradeyide elinde bulunduran silahlı gücün hükmünde hareket eder. İşte bu askeri otorite iktidarın tümünde diktatörlüğe dönüşür. Kendi diktatörlerimizi yaratma hevesinde değilsek yarına sağlam adımlarla başlamak zorundaysak ; ateş çemberini kırabilmek için milli kurumlarımızı ehil ellerde oluşturabilmeliyiz. Konuya daha yakın olanların söz söyleme haklarının olduğu askeri güçle ilgili düşüncelerimin eleştirilmesini doğru bir tepki olarak değerlendireceğim. 26.06.2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.