Siyaset

Ataların Karşılaşması ve Büyük YALANLAR

Rojhat Badikî · 14.10.2012 · 2 görüntülenme

Ataların Karşılaşması ve Büyük YALANLAR

Dönem dönem, yaptığmız tartışma sohbetlerinde, bazı olay ve anların ulusların kaderlerinin şekillenmesi üzerinde büyük etkilerinin yanısıra belirleyici durumda oldukları konusunda da hem fikir oluruz. Öylesine etkileyici bir konumda hatta bazende tüm tarihleri boyunca silinmeyecek izlerde bırakırlar. Beyaz adamın Amerika, Afrika ve Avusturalya’ yi kefşetmeleri ( Bu kıtalar için kullanılan keşif terimine karşı olduğumuda ayrıca belirtmem gerekir. ) bu kıtada yaşayan halklar için tam bir felaket olmuştur.

Amerika özellikle Kuzey Amerika ve Avusturalya yerlileri için felaketin ötesinde tarihten silinmelerine neden olmuştur. Güney Amerika ve özellikle de Afrika için ekonomik, kültürel, siyasal açıdan bir kabus olmuştur. Hiç kuşkusuz böylesi anlar-ilk karşılaşmalar Kurdistan halkı açısından farklı olmamış, izlerini günümüzde de yaşadığımız, büyük katliam ve yıkımlarla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.

Kurdistan halkının tarihlerinde yaşadıkları 3 an Kurdistan halkının kaderini tümden değiştirmiştır. MÖ 55O yıllarındaki iç ihanet ile Pers’lerin( Farisiler) Med topraklarına egemenliklerini kurması, Hz Bekir ve Hz Ömer dönemlerinin islam komutanı Xalite Bin Welid’ in Kurdistan’ a ayak basması ve yaptığı katliamlar ve Kürtlerin, Türklerle karşılaşması... Şüphesiz bu üç önemli olayın dışında da bazı gelişmeler Kurdistan halkının tarihi üzerinde derin izler bırakmışlardır. İttiha-i Terraki ve onun mirasçisi Atatürkün hile ve ayak oyunları, katliamları... vs vs ler

Xalite Welid komutansındaki Arap-İslamcılarının Kurdistan coğrafyasını bir boydan diğer boya kanla sulamakla yetinmeyip Kürt halkının geçmiş belleğini de silmişlerdir. Kürt katliamına Kürt halkının kültürel jenosidini de ekleyerek Kürt halkının geçmişle olan bağlarını da kopartmışlardır.

Ve günümüze dek jenosid ve katliamlarla devam eden Türklerle tanışma süreci..... Bazılarının iddia ettikleri gibi, Kürt-Türk karşılaşması kardeşlik ilişkleri temellerinde olmayıp, Türklerin Kürtleri tarih sahnesinde silme ve topraklarına-vatanlarına sahip olma ilişkisi üzerinde olmuştur. Kürtlerin Türklerle karşılaşması, Kürtler açısında büyük bir felaket kölelik, katliam ve asimilasyon, sürgün, yakıp-yıkma olmuştur. Kürtler; Türkler ve yönetim tayfası tarafından, insan statüsünde olmayan-sürekli horlanan-küçümsenen-aşağılanan-öldürülen-sürgüne gönderilen-köleler olarak algılanmışlardır.

Kürt gerilla cesedlerinin yakılması, parçalanması, cesedlerinin mezarlardan çıkarılması, Kürt insanın Türk metrepollerinde toplu saldırılara maruz bırakılması, Kürt insanın evlerinden alınıp infaz edilmesi....vs ve Türk toplumunun ezici büyük çoğunluğunun bu tür olaylara, Kürt halkına karşı geliştirilen olaylara destek çıkması da; Kürt ve Türk halkları arasındaki ilişki boyutunun konumuna ilişkin bir veridır.

Hakkını arayan, özgürlük ve bağımsızliği için mücadele eden her Kürt, Türk toplumunun ezici bir çoğunluğu tarafından insan statüsünde görülmediği gibi yok edilmesi gereken unsurlar olarak görülüyor. Farklı rüya gören, farklı acı ve sevince sahip olanların kardeşliği yok olamaz da..!

Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’ daki polis temsilcisi temsilcisi Güven'in "ölen teröriste ağlamayan insan değildir’’ sözlerine, Başta Türk başbakanı RTE olmak üzere diğer insanların verdiği tepki, Türk insanın Kürt evlatlarına ve onların insani boyutta hangi konumda olduklarının açık bir ifadesidır. Amed’ e atanan emniyet müdürü, Amed halkının gönlünü, sömürgeci Türk devleti lehine kazanma manevrası, Türk insanın vijdan ! duvarına çarparak ters tepmiştır. Şirin görünme manevrası, Kürt-Türk kardeşliği söylemlerinin, yalan ve dolan olduğunu da ‘’Etnik milliyetçilik yapmayacağız, anadilde eğitim ve öğretim yok böyle birşey, resmi dil Türkçe'dir’’ belirlemesi, Türk devleti ve RTE’ nın Kürt sorunun çözümü konusunda yaratılmak istenilen yanıltıcı ortamın neresinde olduğunu da gösteriyor. İstanbul baro başkanı Ümit Kocasal’ da ‘’ Anadilde savunma, asla kabul etmiyorum. Bu hakkın suistimalidır’’ diye buyuruyor !

Kısacası ; Kürt halkının, Türk, Parsek ve Araplarla olan karşılaşması, Kürt halkının vatanını kaybetme ve özgürlük-bağımsızlığını kaybetme ile sonuçlanmıştır. Din yolu ile ataların karşılaşması , islamiyet dini de, Kurdistan halkının haklarının kaybetme anahtarı Sömürgeci Türk-Arap-Faris devletlerinin garantisi olmuştur.

Rojhat Badikî

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.