BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
mehmetmufit · 25.12.2005 · 2 görüntülenme
Kurdistan davasina hizmet eden ve siyasi harekete emek vermis olan ama aramizdan ayrilmislari unutmamak gerekiyor diye dusunuyorum. Hayatta olmayan yoldaslarimizi anmak, anilarini canli tutmak insani bir davranistir.Yusuf YILDIZ, Elbistan'in bir koyundendi. Genç yasta hareketimize katildi ve kendisini taniyanlarin bildigi gibi, kisa surede hem kendisini gelistirdi ve hemde aktiv siyasi ve ötgutlu faaliyet yuruttu. Degisik alanlarda siyasi activitelerde bulundu ve örgut biliciyle her zaman hareket ederek gorevler aldi. Kendisini ilk defa, sahipleri gibi eskimis, her tarafi dokulmus Istanbul'un köhnemis Toptasi Cezaevi'nde tanidim. 1978'in baslarinda afisleme yapmaktan ceza evine dusmustu. Bir yoldas geldi diye sevinmistik, hemen onu komunumuze almistik. Cezaevlerinde olanlarin psikolojisi öyledir, bir yandan gelenlerin iskencelerden geçirilerek cezaevlerine dusmelerine uzulursun, obur yanda ise bir arkadasa kavusmanin sevincini yasarsin. Arkadaslarinla birlikte cezaevinde kendini daha çok guvenlikte hissedersin. Ben Toptasi'nda ilk gun yalniz kaldim, ama ikinci gun Mehmet Yesil isimli Urfa'li vatansever bir arkadasla tanistim -adli mahkumdu- ve iki kisilik komun olusturduk. Turk sol gruplari bana itirazlarda bulunmalarina karsin, koyumcu soymaktan dolayi tutuklanmis iki Bingol'luyu daha komune aldim. Birisinin ismi Sultan'di. Ikiside genç ve delikanli insanlardi. Sol gruplar, lunpen mahkumlarla komun olusturuyorum diye beni tecrite kalkistilar ve rahmetli Yilmaz Guney'e sikayette bulundular. Toplantilar yaptik ama beni Yimaz Guney anladigi için ve beni destekledigi için komunumuzu dagitmadim. Bir ay sonra Huseyin isimli Malatyali bir Kawa'ci Toptasi'na geldi. Saniyorum ondan üç hafta sonrada bizim Yusuf geldi. Alti kisilik komun yasamimiz, egitim çalismalari, spor, yemek, çay fasillari, siyasi tartismalar ve cezaevi sorunlariyla bogusma içinde yogun bir sekilde devam etti. Yusuf'la üç ay birlikte cezaevinde kalmis olduk. "Keskin" ama anlayisli bir devrimciydi. Bir gun, Bektas isimli "TIKB"li biri cezaevine getirilmisti. Istanbul'un Anadolu yakasinda tutuklanan solculari Toptasi'na, fasist ve sagcilarida Pasakapisi cezaevine gonderiyorlardi. Bektas'i cezaevine getirdiklerinde, tutuklularin koguslara dagitimindan önce konulduklari "karantina"ya birakmislardi. "Halkin Kurtulusu" diye bilinen sekter ve sövenligiyle taninmis sol bir gruptan Elvan isminde fitneci ve hilebaz birisi vardi. Bu sahis, TIKB kendilerinden ayrilmis bir grup oldugundan ve nasil yaptiysa Bektas'inda bu gruba ait oldugunu ögrenmisti. Kafadar arkadaslariyla cezaevi idaresine baski yaparak Bektas'i Pasakapisi cezaevine fasistlerin arasina gondermeyi basardi. Bu, Bektas için azili ve katil fasistler arasinda ölum demekti. Yusuf çok sinirli bir sekilde olayi bize anlattiginda, hemen "zula"lardan sis ve falçatalarimizi ceplerimize koyarak ve diger sol gruplarida ayaga kaldirarak kalabalik bir sekilde idarenin kapisina dayandik ve derhal Bektas'i geri getirmezlerse isyan patlatacagimizi, cezaevini yakacagimizi haykirarak ilettik. Rahmetli Yilmaz Guney'inde haberi olmustu bu olaydan, oda aramiza katildi. Cezaevi idaresi isin oldukça ciddi oldugunu anlayinca birkaç saat sonra Bektas'i yeniden Toptasi'na geri getirdi. Böylece, Bektas'i mutlak bir ölumden kurtarmis olduk."Halkin Kurtulusu"ndan olanlar çok pis bir konuma dustuler ama sonuna kadarda diger gruplara dusmanca davranmaktan geri kalmadilar. Bizler de onlari tamamiyla tecrit ettik ve Bektas'i da koruduk. O tartismalarda Yusuf oldukça atesliydi ve HK'nin basini çeken sahsin cezaevinden atilmasini önerende oydu. Bizler buna yanasmadik, oda bir kaç gun içinde sakinlesti fakat orada kaldigi surece HK'lilere surekli çatmaktan da geri kalmadi. Toptasi cezaevinden tahliye olduktan sonra bir daha onu gormedim. 1984'te Isviçre'ye yanima iltica etmeye geldi. Arkadasligimiz ve beraberligimiz sonuna kadar surdu. Daha sonra Lausanne sehrine yerlesti. Iltica talebinde bulunduktan hemen sonra çalismaya basladi ve hiç bir zaman issiz kalmadi. Emege inanan ve buyuk saygi duyan birisiydi. Onu taniyanlar bilirler, sonderece mutavazi ve durusttu. Daha sonra evlendi ve Barzan isminde bir oglu oldu. Sonra aniden hastalandi ve Kurdçede dendigi gibi "seretan" yani kanser onu alti ay içinde yiyip bitirdi ve 25 Aralik 1997'de aramizdan aldi. Barzan simdi buyudu, 16 yasinda. Yusuf ise Elbistan'daki köyünün topraginda sessiz bir derinlikte yatmaktadir.Onu unutmadik. Emegi ve anisi mucadelemizde yasamaya devam etmektedir. 25.12.05Mehmet MUFITNot : Mehmet Yesil, daha sonralari cezaevinden çikti ve Yusuf'la iliskilerini surdurdu. 12 Eylul 1980 generaller cuntasindan sonra Urfa'ya yerlesti. Yusuf onun PKK'ye katildigini söylemisti. 1982'de, bir grup silahli arkadasiyla Urfa'da devlet guçleriyle giristigi çatismada sehit oldugunu duyduk. Lê mixabin, ew jî wer çû.Sultan ve arkadasini Sakarya cezaevine surgun gittigimden dolayi bir daha ne gordum nede duydum. Kaçmak için hazirlanan tunelin açiga çikmasindan dolayi Toptasi cezaevi yonetimi biz siyasileri isyan yapmamiza ragmen bizleri Aralik 1978'in son gunlerinde Sakarya cezaevine surgune gonderdi. Sultan'da öyle gitti.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.