Apo Türk Develeti'ni Kandırıyor mu?

Alan Lezan · 13.02.2010 · 2 görüntülenme

Apo Türk Develeti'ni Kandırıyor mu?

Çoğu PKK Sempatizanlarından duyuyoruz. Neymiş? Apo taktik yapıyor Türk Devleti'ni özünde kandırıyormuş! Neredeyse bin yıllık devlet tercübesine sahip Türk Devleti Apo xainini kandırmıyor da, Xain Türk Devleti'ni kandırıyor? Bu şekilde düşünen insanların beynine şaşırıyorum gerçekten.

Ben bu sözde Görüşme Notları'nı (Özde Genel Kurmayın Direktiflerini) okuduğumda bir hasta insanın, bir psikopatın ruh halini okuyorum sanki. Herifin kafası karmakarişık. Bir daldan bir dala maymun gibi atlayıp duruyor.

10. Şubat 2010 tarihli görüşmede Lenin ve Marx'tan yine dem vurarak işte onlar sosyalizmi yanlış anlayıp yorumladılar, sosyalist devlet-ulus olmaz vs. dedikten sonra Kürd köylerinde dört-beş “demokrat“ yan yana gelsinler ve komün halinde örğütlensin, köyün sorunlarını çözsünler buyurmuş. Anlaşılan o ki bu herif 40 milyon nufuslu bir ULUSUN sorunlarını dört-beş köylünün yana yana gelmesiyle çözeceğimi sanıyor.

Ben bu satırları okurken çok güldüm tabii ve bu dört-beş köylüde acaba ne kadar kudret ve para var da bunlar köy ve kentlerine okul, çeşme, hastane, yol, fabrika yapacak güçteler? Yoksa PKK'nin uyuşturucudan kazandığı paralar milyarları geçiyorda biz mi bilmiyoruz? Bana göre bu sapık daha bir devletin, ticaretin nasıl işlediğini ya bilmiyor ya da bilerek çarpıtıyor. Anlaşılan o ki, Kürdler komünler halinde Türk jandarma ve polisinin dipçiği altında ezeli koyun güdecekler. İşte bunun ismi de “özğürlük“ oluyor.

Dünya ülkelerin kişi başına GSYİH'ya (nominal) göre sıralanışının başında 98,130 bin US-Dolar ile Luxemburg geliyor. Türkiye'nin 10,062. Peki Kuzey Kürdlerinin geliri acaba ne kadar? Kuzey Kürdlerinin Türk Devleti'nden bırakalım bağımsız ekonomisini, Türkler Kuzey Kürdistan'ı geliştireceği yeterince parası var mı ki, ben zaten bir sömürgeci devletin kalkıp kendi sömürgesini geliştidiği ülke dünyada tanımıyorum.

Diğer yandan Mustafa Suphi'nin kimin öldürdüğünü bildiği halde yine Mıste Kor'u aklamaya çalışıyor. Türkiye solu kimin Mustafa Suphi'yi öldürdüğünü ortaya çıkarmalıdır diyor. Bizimle birleşip çatı partisi oluştursunlar. DTP ayrı, KCK ayrı ve BDP ayrıdır. Ama pesinde de Deniz Gezmiş, Mahir Çayan vs. olmasaydı ben de olmazdım, ben olmasaydım PKK, DTP, BDP olmazdı. Biri diğerinin devamıdır diyor. Sizce burada büyük bir çelişki yok mu? İlkin onların hepsi birbirinden çok farklı, tamamen başka partilerdir, bunların birbirleriyle hiç alakası yok diyor, peşinde de yok biri diğerini doğurdu diyor. Sahi bu Türkleri/Kürdleri aptal yerine mi koyuyor, yoksa kendisi mi aptal?

Xain, Türklerin %95'nin özünde ırkçı ve faşist olduğunu bilmiyor mu ki, halen sosyalist bir Türkiye'den hayal ediyor? Türkiye'deki sözde sol kesimi BDP ile birlikte toplasan ve taş patlasa 70 milyon Türkiye halklarının %8 (zaten hepsi maalesef Kürdlerin oyları) ya yapar ya da yapmaz. Ki gelecek yıllarda BDP bir kaç oy daha fazla alsada Türkiye'deki sol kesim kesinlikle hiçbir gelişme sağlamayacağını, marjinal kalacağını bilmiyor mu acaba? BDP varsın Türkiye partisi olsun ama bazı kendini saşırmış tek tük Türk solcularından başka hangi Türk BDP'yi gerçekten seçer doğrusu çok merak ediyorum.

Lenin'in sevdiğim güzel bir sözü vardı. Lenin: “Aç tavuk kendisini buğday ambarında sanar!“ demiş. 15-20 yıl sonra ne olur bilemeyiz ama bu özdeyiş xainin rüyaları için şimdi ne güzel söylenmiş.

Satır aralarında da işte bir insanın ölümü demek, bir toplumun ölümüdür diyor ve ekliyor. İslam dünyasında da bu böyleymiş. Peki kendisinin 15 bin Kürdü nasıl kattletiğini niye söylemiyor? İslam Toplumları Tarihi ikinci cildini, Ermeni Tarihi ile ilgili, Alaattin Şenel'in İnsanlık Tarihi kitabını istemiş. Eğer bu yarın çıkar islamcı olur ve ben peygamberim derse kimse şasırmasın.

Türklerin, Kürdlere bugüne yaptıkları tek iyilik şu Apo serserisini adam yerine koymamaları ve kendisine “Sayın“ yerine “Xayın“ demeleri. Bence bin yıllık tecrübesi olan bir devleti aptal yerine koymak düşmanını iyi tanımamak demektir. Kimin kimi aldattığı ortada değil mi? Apo mu Türkçülüğü, Kürd katili Mıste Kor'u savunuyor, kutsuyor, alçakça onun potinlerinin altını yalıyor, yoksa Türkler mi Kürdlerin önderlerini/haklarını savunuyor? Seyh Said, Seyid Rıza, Qazi Muhammed gibi Kürd önderleri darğacına cıkarken celatların yüzüne Tükürdüklerin de acaba Apo kadar kurnaz değil miydiler?

[url=http://alanlezan.net]alanlezan.net[/url]

İlgili

Yorumlar (5)

Kurdistan4all · 16 yıl önce

1919lu yillarin Ankara Hükümetinin Kürt politikasının pratik uygulama alanı olan Elcezire Komutalıgına gönderdigi talimata, “yabancılarla Kürtlerin anlasmalarına“ engel olunmasıni isteyen ilginç, bugunude çagristiran 3 onemli talimat siralar: [color=#0033CC]“1-Göreceli olarak bütün ülkelerde genis çapta dogrudan dogruya halk tabakalarını ilgilendiren ve etkili biçimde yerel yönetimler kurulması iç siyasetimizin gereklerindendir. Kürtlerin oturdukları bölgelerde hem iç hem dıs siyasetimiz bakımından göreceli olarak yerel bir yönetim biçimini gerekli görüyoruz. 2-Ulusların kendi kaderlerini kendilerinin belirlemeleri bütün dünyada kabul edilmis bir ilkedir. Bizde bu ilkeyi kabul etmisizdir. Öngörülecegi üzere Kürtlerin bu zamana kadar yerel yönetim birimlerini tamamlamıs ve baskalarını ve tartısan yandaslarını bu amaç adına tarafımızdan kazanılmıs olması ve oylarını kullandıkları zaman kendi kaderlerine zaten sahip olduklarını TBMM yönetimimde yasamayı istedikleri duyurulmalıdır. Kürdistan'daki bütün sorunun bu amaca dayalı siyasete yönelmesi Elcezire cephesi kumandanlıgı sorumlulugundadır. 3-Kürdistan'da Kürtlerin Fransızlar ve özellikle Irak sınırında 'ngilizlere karsı husumetini silahlı çatısma ile degistirilmeyecek ölçülere vardırmak ve yabancılarla Kürtlerin uyusmalarına engel olmak, göreceli olarak, yavas yavas yerel yönetimler kurarak, bu nedenleri açıklamak ve bu yola içtenlikle bize baglılıklarını saglamak, Kürt liderlerine mülki ve askeri görevler vermek, bize baglılıklarını güçlendirmek gibi genel ilkeler benimsenmistir“[/color] Gunumuzde Kurdlerin neden amerikaya karsi cephe alip savasmadiklarini ortalikta dillerine dolayip avinin etrafinda donup dolasan cakallar gibi agizlarindaki Kurd dusmanliginin simgesi olan salyalarini akitarak "anti emperyalist"lik cakalari savuran turk "sol" sunepelerinin soylemlerine ne kadar benziyor degilmi? Uyan ey Kurd evladi! Kendini kesfet, kendini kesfedebilmen icinde tarihine kendi gozluklerinle bak. arastir, ve kendini beyninde ozgur kil!

Nemirdani · 16 yıl önce

silav. Kurdistan4all aslinda apo atatürkün kürtlere ne yapip yapmadigini cok iyi biliyor! ama kürtler onun umrunda deyil bütün mesele bu!! ama ona sayin diyenler! hani bu forumdada bazi kendini sözde milliyetci ilan edip ama aslinda milliyetciligin de ne oldugunu bilmiyen zatlara bu belgeleri hediye edin de biraz utansinlar, gercegi utanmada yok! onu (Apo) saygideger olarak görende onun gibidir saygilar Nemirdani

Kurdistan4all · 16 yıl önce

slav ú réz keké nemirdaní ! keko, koca koca bilim adami siyaset erbablari, bilmem hangi apoleti sanki babasindan kalma mirasmis gibi tepe tepe kullanan deyim yerindeyse essek kadar olmus adamlar bile, sorunun kaynagi olan unsurla ugrasmayi goze alabilecek yurekliligi gosteremedigi donemlerde [b]"sahtekarligin evrensel duzeyde gecerli oldugu donemlerde, gerçegi dillendirmek, soylemek devrimci bir eylemdir"[/b] esprisi cercevesinde, her kurd evladi basina orulen bu korkunc tezgahin farkina varmasi dillendirmesi karsi çikmasi olmazsa olmaz zaruriyettir! Bu tezgah sadece beni seni veya kendine apocuyum diyeni degil, bir butun olarak Kadim Kurd Ulusunu tarihin cirkef delhizlerinde, kendisilesememis canlilar olarak debellenmemizin programi olarak hazirlamis ve piyasaya surmustur.. Bu piyasada Kurd Ulusunun ulus olmasindan kaynakli hak ve ozgurluklerinin kullanimini programlamis ve bu programa endeksli siyasal askeri mucadelesini surduren bir gucun olmamasi da, pazara surulen malin alici bulmasinda cok ama cok etken bir rol oynamistir, oynuyor ve oynayacaktirda.. Kurd yurdseverlerinin gorevi bu gercekligide dillendirmesi ve kitlelerin bunu bilince cikarmasi icin durmadan usanmadan bikmadan her yerde her kosulda dillendirmesi ve gundem maddesi yapmak ve bu mevalda siyasal gundemler olusturmali ve dikkatleri bu olgu uzerine cekmesini bilmelidir.. Belgeler gercekleri gosteriyor, belgeler hepimizedir, belgeler butun kurdleredir. Utanma meselesine gelince, kendinde utanma olan bir insan zaten kendisine apocuyum demez.! bu kadar acik ve net! bimíne di nav xér ú xweshíde brayé te !

balyoz · 16 yıl önce

Tabiki basta kendisini,sonrada marabasini kandiriyor adadaki sarlatan. bu öylesine bir kanma ve kandirilma ki, onun bu kandirmalarina kanan maraba, taktigi stratejiyi ne bilsin. kanar ve yanar misali kah o yana kah bu yana salinip, sallandirilip dururken medet umdugu,iradem dedigi basin, Tc ye dönük kictan hallerine baksalar, anyayi konyayi fark edecek ve farkli rüyalar gördüklerini anlayacaklarda, ama maraba yorgun,maraba bitkin,maraba caresiz. ve o halleriylen denize düsmüs yilana sarilir bir durumdalar. firtinali bir havada,denizde köhne bir gemideler. kaptan sasi bakar,maraba ise kör. gemi belli,kaptan belli,rotada belirlenmis ve bilincli bir sekilde hizmet eder efendisine. Kaptanlarinin her söylemi ile, beyinlerini kontorul altina alinmis ahali, Mancurya li aday filmindeki kobaylar gibi, efendilerinin her sözünü kayitsiz sartsiz yerine getiriyorlar. TC nin derin dümen sularinda her hafta yelkenine üflenilen kaptan, ahlalisine tükürünce, ahalide yagdir mevlam su misali. "saygi cercevesinede" sevisen sarayoglaninin geciktirmeye calistigi karanlik gecmisilen ilgili ikrarini büyük harflerlen yazayim ki,kör olanlar belki fark ederler"sayin"dedikleri saray soytarisini "SIMDI ÖNEMLI BIR KONUYA GELMEK ISTIYORUM.ASLINDA BUGÜN ANLATMAK ISTEDIGIM KONUYA GELIYORUM.BILIYORSUNUZ BENIM DEVLETLEN ILISKILERIM TARTISILIYOR.HATTA BENI DERIN DEVLETLE ISBIRLIGI YAPMAKLAN SUCLAYANLAR VAR.BU KONUYA ACIKLIK GETIRMEK ISTIYORUM.HATTA ERTUGRUL KÜRKCÜ DE BAHSETTIGIM DERGIDE ISTE BENIM DEVLETLEN OLAN ILISKILERIME DAIR BIR SEYLER SORUYORDU,KAFASINDA SORU ISARETLERI VARDI SANKI.BENIM DEVLETLEN ILISKIM OLMUSSA KARSILIKLI SAYGI CERCEVESINDE OLMUSTUR.93 TEN BERI CESITLI SEKILLERDE DEVLET YETKILILERIYLE GÖRÜSMELERIMIN OLDUGUNU DEFALARCA SÖYLEDIM."

balyoz · 16 yıl önce

bu kanmalari,kandirilmalari marabanin EHVEN-İ ŞER ine versekte,hani akli basinda,okur yazar ve birde akademik kariyer yapan aydinlarimizin, her hafta ayri telden calan ama hep ayni nakarati tekrarlayan sarayoglanina,soytarisina hangi keseden bilmemde ,ama bolca bir keseden verdikleri pirimi,destegi,kutlamayida anlamis degilim.kandirma ilkin kendisiylen baslar sonra bu zincir farkli versiyonlarlan devam eder giderken, adada sakiyanin ne kolarinda zincir neden ayaginda pranga var.kici acigin bundan bir önceki avukat görüsme notlarini kutlayan sayin Vildan Tanrikulu,acaba bu haftaki görüsme notlarindan dolayi kendisini kutlarmi,yada oda allahin bir kulu diyip kutsarmi bunu bilemem,ama bundan önceki görüsme notlarina kutlayan yazisini bir okuyalim derim. Abdullah Öcalan'ı Kutluyorum!... “Sorun bir halkın özgürlük sorunudur“ Ben aslında bugün barış konusunda da birşeyler söylemek istiyorum. Bana karşı olan yaklaşımları da eleştirmek istiyorum. İşte devlet tarafı beni “terörist“ vb. sıfatlarla göstermeye çalışıp sorunu çarpıtıyorlar. Bizimkiler de Kürt tarafı da benim sağlık durumumu, buradaki koşullarımı ileri sürüp benim adıma eyleme geçiyorlar. Benim koşullarımın kötü olduğunu ileri sürüp benim adıma eylemler yapıyorlar. Bu tarz yaklaşımları kabul etmediğim gibi ucuz da buluyorum hatta çok öfkeleniyorum bu yaklaşımlarına. Beni taklit ederek benim buradaki koşullarımı, koşullarımın ağırlığını ileri sürerek, bunları bahane ederek hareket edemezsiniz. Tamam biliyorum onlar için anlam ifade edebilirim ancak bu sorun bir şahıs temelinde kilitlenmemelidir. Bu sorun toplumsal bir sorundur. Siyasi bir sorundur. Bir halkın özgürlük, kimlik sorunudur. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Ben bu tarz yaklaşımlara değer vermem. Ben politik yönelimlere, yaklaşımlara, siyasi akla değer veririm, bu yaklaşım tarzını önemserim. Sorunumuz siyasal, sosyal bir sorundur. Bu tarz siyasal meseleler de siyasal akıl, siyasal yöntemlerle çözülür. Budur politik-siyasi yaklaşım. Bu durum böyle bilinmeli. Gidilen her yerde ben böyle anlatılmalıyım. İşte benim koşullarım tartışılıyor, bunun üzerinden eylemler yapılıyor. Bu tarz bir yaklaşım oynanmak istenen oyunlara araç olmadır. Böyle yapılırsa benim üzerimden oynanan oyunlara araç olursunuz. GEREKİRSE AVUKATLARIMI DA REDDEDER GÖRÜŞLERE ÇIKMAM Ben tekrar belirtiyorum, önemli olan bireysel durumum değildir. Benim için önemli olan cezaevindeki beş bin arkadaşımın ve halkımın durumudur, onların özgürlüğüdür, benim koşullarımın düzelmesi veya özgürlüğüm ancak ondan sonra sözkonusu edilebilir. Beş bin arkadaşım cezaevindedir yine halkımızın durumu, yaşadıkları ortadadır. Beş bin arkadaşım ve halkımızın durumu ne kadar iyiyse benim durumum da o kadar iyidir. Benim durumum onların durumuna bağlıdır. Onlar nasıl yaşıyorlarsa benim durumum da öyledir. Ben bu soruna böyle yaklaşıyorum, böyle ele alıyorum. Herkesin de bunu böyle bilmesi gerekir. Diyelim ki durumumu iyileştirdiler ama halkımın ve arkadaşlarımın durumu kötü olduktan sonra benim bireysel durumumun burada hiç bir anlamı, hiç bir değeri olmaz. Halkımız bu tarz bir önderliği kabul etti ben de halkımızın bana yaklaşımını böyle anladım. Benim demokratik önderlik anlayışım budur. Beni bu şekilde herkese anlatmak zorunluluğu vardır. Bu anlamayla alakalıdır. Benim anlayışımda, ilişkilerimde anlamaya dayalı bir yaşam söz konusudur. Anlamaya dayalı bir yaşamı yaratmak zorundayız. Anlayan insan özgürleşen insandır. Özgürleşen insan ise güzelleşir, güzel insandır. Güzelleşen insan da hayattan zevk alır. Özgürleşmeyle güzelleşen insan anlamlı bir yaşamın sahibi olur. Daha önce de söyledim anlaşılmazsam herkesi sert eleştireceğim. Gerekirse avukatlarımı da reddederim, görüşlere çıkmam. PRATİK ÖNDERLİK YAPAMAM Bu koşullarda pratik önderlik yapılamaz, talimat verilemez. Bunu ne ahlaken doğru buluyorum ne de kanunen doğru buluyorum. Bu yaklaşım ne ahlakidir ne de kanunidir. Ben bu hakkı kendimde görmüyorum. Pratik önderlik yapmaya ne koşulum var, ne zamanım var ne de yaşım başım müsait buna. Tabi otuz kırk yıllık siyasi tecrübem var. Burada on yıllık hatta on bir yıllık sosyolojik düşünsel derinleşmem var. Bütün bunlar paralelinde görüşlerimi, eleştirilerimi dile getirebilirim. Ancak bunu da bana çok görüyorlar, konuşma diyorlar. Ben buradakilere de söyledim; onurlu bir insanım, buradaki duruşum onurlu bir duruştur. Bana burada 12 kezdir hücre cezası veriyorlar. Beni bu şekilde disiplin cezalarıyla da sindirmeye çalışıyorlar, ben bunlara gelmem. Beni öldürebilirsiniz de ben bundan da korkmam ancak bana konuşma diyemezsiniz. HALKIMIZIN DEĞERLERİNİ HAK EDEN BİR ŞEKİLDE YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUM Ben burada bir hükümlüyüm. Bunun da çok iyi farkındayım, bu durumumun bilincindeyim. Bir hükümlü olarak burada arkadaşlarıma, halkımıza layık bir şekilde son yürüyüşümü tamamlayacağımı belirtebilirim. Tek amacım budur. Ancak bunları yapabilirim buradan. Halkımıza karşı sorumluluğum gereği kendimi yaşatmak zorundayım, bunun için bu ölümden beter koşullara dayanmaya çalışıyorum. Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin direnişini biliyorsunuz. Mazlum kendini feda etti, Kemal ve Hayri ölüm orucunda yaşamlarını yitirdiler. Ben bu arkadaşların anılarına saygılı olmak zorundayım, onların anılarını yaşatmak zorundayım. Onlar çok cesur insanlardı. Ben açık söylüyorum, onlar kadar cesur da değilim. Belki sıradan biriyimdir, çok abartılacak biri olmayabilirim de. Ancak bildiğim tek şey var, burada onurlu, kişilikli, halkımızı ve değerlerimizi hak eden bir şekilde yaşamaya çalışıyorum. Benim buradaki mücadelem en basit en çıplak haliyle nefsimi koruma mücadelesidir, nefsime sahip çıkma mücadelesidir. Bu konuların bu şekilde bilinmesi gerekiyor." Abdullah Öcalan, Görüşme Notları, 22 Ocak 2010, Kaynak: http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=85766 Evet... Yanlış okumadınız... Yukarıdaki tespitler bizzat Abdullah Öcalan'ın. Kaynağı da belli... Aslında, uzun bir dönemdir A. Öcalan'ın görüşme notlarını kısa bir göz atma dışında detaylı okumaktan vazgeçmiştim. Makyavelist felsefesi, buna uygun pragmatik pratik politikası ve en önemlisi de her konuda kendisini merkeze oturtan narsist ruh hali hakkında uzun yıllara dayanan bilgim ve kanaatim nedeni ile artık bu “görüşme notları“ nın siyasal değerlendirmelerim açısından önem taşımadığı sonucuna varmıştım. Ancak, Abdullah Öcalan'ın son “avukat görüşme notları“ na baktığım zaman, bazı ara başlıklar özellikle dikkatimi çekti ve görüşme notlarının tümünü özenle okudum. Özenle okuduğum zaman da pozitif anlamda şaşırdığımı belirtmem gerekiyor. Gerçi, yukarıda belirttiğim özellikleri nedeniyle, esasında Abdullah Öcalan'ın zaten şaşırtmamasının şaşırtıcı olması gerekiyor. Ancak, buna rağmen ben yine de bu son “avukat görüşmesi notları“ nı okuduğum zaman ve özellikle de bunlar arasında aktardığım paragraflarda belirttiklerinden dolayı şaşırdım ve bu şaşkınlığımı da Abdullah Öcalan'ı kutlayarak ifade ediyorum. İsveçli'lerin bir deyimi var. “Yaşam bir öğrenme sürecidir“ biçiminde Türkçe'ye çevrilebilir. Ben de bu şaşkınlığımda bu İsveç deyimine/atasözüne sığınarak en olumlu olanını düşündüm. Demek ki yaşam öğreticiymiş... Abdullah Öcalan'ın yukarıya aktardığım bu tespitlerinin, özellikle de altını benim çizdiğim cümlelerinin, altına imzamı atıyorum ve bu tespitlerinden dolayı kendisini kutluyorum!... Umarım böyle biçimlerde benim gibi düşünenleri “şaşırtmaya“ devam eder. Bu biçimde “pozitif şaşırtmaya“ devam etmesi hem kendisinin ve hem de çok önem verdiğini belirttiği Kürt halkının özgürlüğünün yararına dır. Böyle “şaşırtmaya“ devam ederse ben de artık sadece eleştirmeye devam etmek zorunda kalmam, aksine ve aynı zamanda doğru düşünce ve tutumlarına da destek vermeye çaba harcarım. Bu konuda yalnız olduğumu da tahmin etmiyorum. Hatta Abdullah Öcalan böyle “pozitif şaşırtmaya“ devam ederse, muhtemelen benim gibi 33 yıldan beri kendisinin yanlış politikalarını ve birçok yurtseverin hayatına mal olan pratik uygulamalarını, infaz ve tehditlerini ısrarla eleştirenler ve bunlara karşı duranlar, her şeye rağmen Kürt halkının hak ve özgürlükleri adına, atacağı doğru adımlara da sahip çıkabileceklerdir. Bu konuda artık fazla bir şey belirtmeme gerek yok. Ancak, şimdi sıra, PKK/KCK/BDP yöneticilerinde... Bakalım onlar da Abdullah Öcalan gibi, kendilerini eleştirenleri “şaşırtabilme“ becerisi gösterebilecekler mi? Kendi kendilerini yönetebilme iradesi ortaya koyabilecekler mi?... Örneğin, BDP Parlamento grubu, kendi öncelinin yaptığı gibi artık Abdullah Öcalan'ın (yukarıda aktardığım gibi bizzat kendisinin de eleştirdiği) sağlık sorunları yerine, Kürt halkı tarafından kendilerine Parlamento'da verilen görevi daha fazlasıyla, layıkıyla ve hakkıyla yerine getirebilecek politik öngörü, bilgi ve cesareti gösterebilecek mi? Örneğin, PKK/KCK yöneticileri, bizzat kendilerinin de bildiği gibi, siyasal hedefleri açısından artık hiçbir siyasal gerekçesi kalmamış olan “silahlı mücadeleyi/güçlerini“ bizzat kendi iradeleri ile ve kendi hukuklarına göre sonlandırma kararı verebilme siyasal iradesi ortaya koyabilecekler mi? Bekleyip hep birlikte göreceğiz... Stockholm, 23 Ocak 2010 Vildan Saim Tanrıkulu

Îsmaîl Girikî · 16 yıl önce

Em divê ne westên liser vê babata dijwar. Imralî û Kendîl birastî jî wezifeyekî bi laikên dewleta talanker û mêtingehkarre dikin û didin mesandin. Bir ekleme de ben alayim bu ihanet ve düsnmli icindeki PKK nin basindaki Generallerin emdrindekiÖcalan: "Devlet, vatan gibi kavramlar çok yeni kavramlardır. Artık devlet ve vatan kavramlarını kutsal olmaktan çıkarmak gerekiyor. İnsanlar bu kavramlar için değil, bunlar insan için olmalıdır. Bu nedenle demokratik vatan diyoruz.“ Bunlara karşı demokratik vatan, demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet esas alınmalıdır". Imrali örgütüne bagli olan Kürdler bu kavramlari nasil anliyorlar? Biz de söyleye söyleye biz olduk vallahi.Genel kurmayin partisine niye bukadar destek verdiklerini kendilerine sormuyorlar? Genel Kurmayin partisine destek veren her kimse o Kürd düsmanidir. O ihanetinde ötesinde bir hictir. Bu kadar yil.. Bir örgüt bastan beri ezberlemis kavramlarla kendi düsüncesiz aptal kitleisini kandiriyor ve basarili bir sekilde ABC okuyanlari kendi halkina karsi düsmanlik yapmaya devam ediyorlar!! Komplo- momplo diye bir hikaye yoktur. Var olan sey Kurd ulusal meselesidir. Imralide Kemlizmin partisini yöneten generallerin emrindeki Öcalan´in bu sözde komplo meselesini balonlamasi, aslinda verilen mesajin icerik bakimindan Türk rejimi cok iyi anlamis bulunmaktadir. Yalniz bu Imraliya can ve bas veren Kürdler bir türlü anlamak istemiyorlar. Yada kendi kisisel cikarlari geregi bunu böyle bilip anliyorlar. Bir baska ifadeyle, Biliyorlar meselenin özünü yanliz ihanet ve düsmanlikta sözlesmislerdir. Öcalan/PKK Kürd ve Kürdistan düsmanidir. Bunu dedigim gibi Türk isgalci rejimi biyor bunu fakat bu sebekenin arkasinda belles siyaset ve kendilerini busa veren imrali Kürdler bir baska dönyada yasiyorlar! Yazik. bunca yildir hala bir örgütün siyasal ve ulusal amacinin ne oldugunu acik demeclerle ortadayken, bu duruma hala beyinsizce desteklenmesi tarihin sayfalarinda kara bir yer edeceklerini bilmelidirler. Îsmaîl Girikî

Kurdistan4all · 16 yıl önce

Tarihi çarpitanlar sadece abdullah ocalan ve onun surekasi degil, turkiyelilik geleneginin sasmaz savunuculari olan ornegin; Sovyet ekolünün Kürt aydınlarından Dr. Kemal Mazhar Ahmad, bunların basında gelir. Dr. Kemal Mazhar Ahmad, sunları söylemektedir: [color=#FF0000]"Kemalist Devrim, Kürt halkının büyük bölümünü ülkeyi yabancı isgalcilerden kurtarmak için içtenlikle ve omuz omuza mücadele etmek üzere harekete geçirdi. Kürtler bununla, son derece yüksek bir yurtseverlik duygusu ve dogru bir siyasi anlayıs ortaya koydular.Türk burjuva devriminin ilk sıcak yıllarında Mustafa Kemal'le beraber bu devrimi baslatanların büyük bir kesimi Kürt'tü. Örnegin, devrimin baslangıcının en önemli olaylarından biri olarak degerlendirilen Erzurum Kongresi'nin sekiz kisiden olusan yönetiminde üç Kürt vardı: Erzincan'dan Naksibendilerin bası Seyh Fevzi, 1918 yılına kadar Osmanlı Mebusan üyesi olarak kalan Sadullah Bey, Mutki asiret reisi Hacı Musa Mirzade..“7[/color] Aktaran Medya Günesi, Sayı.7 Sayfa:20-21 Ve yine turkiyelilik zirvalarinin bas savunucularindan Tarık Ziya Ekinci bakin neler soyluyor: [color=#FF0000]“Kürt asiretleri, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkısından itibaren yaptıgı çalısmaların ve giristigi savasımların destekçisi olmuslardır. Erzurum Kongresi büyük ölçüde Kürt asiretlerinin destegi ve katılımı ile gerçeklestirilmistir. Kürtler Kurtulus Savası'na katılmıs ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusunda etkin rol oynamıslardır. Kurtulus Savası döneminin her asamasında ve BMM hükümetleri altında Kürtlerin ulusal haklarına saygılı bir politika izlenmistir“8[/color] Aktaran Adımlar Dergisi 14-17 Ocak -1990 S:14 Kurd Ulusunun ulus olmasindan kaynakli haklarinin iadesi veya bu hakkin gaspi ve inkarina turkiyelilik gozlukleri ile bakip Kurd ve Kurdistan tarihini carpitip irzina gecen sadece Abdullah Ocalan ve onun sureakasi degildir.. onu izah etmek icin bu alintilari verdim.. anlasilmasi dilegimle.. anlamak degisimdir, degisim ozgurlestiriri!

Kurdistan4all · 16 yıl önce

Kurdlerin zihinlerine yerlestirilmeye calisilan turkiyelilik zehiri abdullah ocalan ile baslamamis ve abdullah ocalanla bitecek bir oldu degildir. Turkiyeylilik ideolojisinin teorisiyenleri sadece abdullah ocalan degildir ve bugun sokaklara surulen, ve onun bunun bilmen neresindeki killara, hucresinin kac metre karesine endexlenmis kitleler degildir, yukaridaki orneklerde de goruldugu gibi, bu kahrolasi pespayeligin kokleri taaa 1900lere dayanir ve bugunlerde arka plandaki Tarik Ziya Ekinci Abdullah Ocalan ve onlarin comezleri Kemal Burkay ve hempalaridir.. Sorunu boyle koymadigin zaman, bu sorunu sadece abdullah ocalan'in ozgun konumu ile izah edemezsiniz.. eksik kalirsiniz ve eksik kaldiginz oranda hem kendinizi hemde hitap ettiginiz insanlari kandirmis olursunuz! Ihanet ise ihanetin kaynagina vurgu yapilmalidir.. Ihanet kendine ait olan tarihi gercekleri ters-yuz etmekle baslar.. Ihanet kendi basina gelenleri gelmemis vukuu bulmamis gibi yalan demagojik soylemlerle susleyip allandirip bullandiran tarihi ters-yuz eden anlayisla baslar.. Gerisini varin siz dusunun. Yasasin Kurd ve Kurdistan!