Siyaset

Ankara'da ipler kimde?

ANGELÝKÝ SPANU · 13.12.2005 · 2 görüntülenme

Karşımızdaki ülkeyi kim yönetiyor? Güneydoğu Türkiye'de Kürt konusunun alevlendiği şu günlerde bu soru Ankara'da sağlıklı düşünen bütün güçleri, aynı zamanda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı kaygılandırıyor. Bilmeceler çok yönlü: Üyelik prosedürünün başlamasından sonra Avusturyalı diplomatı kim dövdü, Karamanlis'in Ankara ziyaretini etkileyen 'casus belli'nin yürürlüğünün uzatıldığı haberini kim sızdırdı, Güneydoğu Türkiye'nin üç kentindeki karışıklıkların arkasında hangi karanlık güçler bulunuyor? Derin devletin Türk hükümetine yönelik baskıları artık doruğa ulaştı. 3 Ekim'den sonra Türkiye'de sürekli yoğunlaşan bir fırtına koptu. Türk konularıyla uğraşan ciddi yorumcular, Erdoğan'ın Kürt bölgelerini ilk kez ziyaret etmesine ve konunun aydınlatılmasını istemesine neden olan şiddet olaylarına jandarmanın karışmış olduğundan emin. Deneyimli Yunan diplomatları, Yunan Başbakanı Karamanlis'in Türkiye'yi ziyaretine ilişkin görüşmelerin gelişmekte olduğu sıralarda, diğer konuların yanı sıra 'casus belli'nin uzatılması kararını da içeren Türkiye'nin milli güvenliğine ilişkin yeni belgenin sızmasının tesadüfi olmadığından emin.  Yunan tarafının ziyaretin ertelenmesi kararından sonra Türk hükümeti gizli teşkilatlardan haberin sızmasından sorumlu olanların bulunması için ellerinden geleni yapmalarını istedi, ancak beklendiği gibi sorumlular bulunmadı. Doğal olarak varılan sonuca göre, Erdoğan resmen yetkisinin çok azını kontrolü altında tutuyor. Yunan diplomasisi kaygılı Türk hükümetinin kalıcılığı açısından kritik, bu bağlamda da Türk-Yunan ilişkilerinin gidişatı açısından çok önemli saydığı Türkiye'deki durum Yunan diplomasisini kaygılandırıyor. Kürt konusu ve Türkiye'nin AB taleplerine uyumu hükümetle askeri düzen arasında devam eden yoğun sürtüşmeyi alevlendiriyor, bu da Başbakan Erdoğan'ın gücünü artırmak amacıyla erken seçimlere giderek halkın kendisine verdiği ülkeyi yönetme yetkisini yenilemeyi istemesini olası kılıyor. Ayrıca, Türk Başbakan'ın 2007 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olma olasılığı da mevcut. 'Derin devlet' bunun olmamasını diliyor ve engellemek için elinden geleni yapıyor. Yunan Dışişleri Bakanlığı'ndaki hâkim kanaate göre, Türk-Yunan ve Kıbrıs konularının bir zaman için rafa kaldırılması zorunlu, çünkü Türk hükümetinin öne doğru adım atma marjları yok. Ancak, haliyle Türk-Yunan ilişkilerini de kapsayan AB-Türkiye ilişkilerinin değerlendirileceği zaman yaklaşıyor: 2006 yılında gümrük birliğinin genişletilmesi konusu görüşülecek ve Ankara'nın deniz ve havalimanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması gerekecek, aksi halde, bunun diplomatik maliyetini üstlenecek. BM beklemede: Tüm belirtilere göre, 5. Annan Planı'nın yeniden biçimlenmiş şekli hazır ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mat Bryza, Atina-Ankara-Lefkoşa üçgenini ziyaret ederek, tarafların ağızlarını yoklamak amacıyla geziye çıkmak için valizlerini hazırlamış bulunuyor. Ancak, uluslararası toplum olarak tanımlanan Washington'4n etkisi altındaki 'istekliler ittifakı' Türkiye'de siyasi sahne netleşmeden Türk dış politikasıyla ilgili ciddi gelişmeler yoluna girilemeyeceğini iyi biliyor. Türk kurulu düzeni, Türkiye'de baskı altında tutulan Kürt azınlığın hareket-lenmesine neden olacak Kuzey Irak'ın bağımsızlığı olasılığının yarattığı güven-sizlikten Erdoğan'ı siyasi açıdan güçsüz hale getirmek için yararlanıyor. Generallerin işini, ülkenin 3 Ekim'de AB yönünde üstlenmiş olduğu ve yerine getirilmesi durumunda kamu konuları ve diplomasiyle ilgili Türk görüşüne tarihi önemde değişiklikler getirecek olan yükümlülüklerin yarattığı toplu güvensizlik kolaylaştırıyor. Samimi diyalog mümkün değil Hükümet şimdilik sinirli tepki veriyor. Önümüzdeki dönemde dört yazar ve gazeteci Türk adaletiyle karşı karşıya gelecek. Bu, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini şimdiden söyleyen Brüksel'e yönelik Türk tutumu hakkında iyi bir örnek oluşturmuyor. Türkiye'de Ermeni soykırımı ve Kürt ayaklanmalarının kanlı bastırılması hakkında samimi bir diyalog hâlâ mümkün değil. Türkiye'nin Avrupa yolunun Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınmasından geçtiğine ilişkin yeni gerçeğin resmen kabul edilmesi de mümkün değil. 3 Ekim'de üstlenilen yükümlülükler, Türk elitinin bünyesinin şimdilik reddetmekte olduğu bir 'şok terapi' oluşturuyor. Atina, Türk Başbakan'ın niyetine güvendiğini gösteriyor, ancak siyaseten güçsüz olduğunu, ülkenin Avrupa yöneliminin devam etmesi ve tamamlanması durumunda kazandıklarını kaybetmekten korkan gizli güçlerin sürdürdüğü aleyhte savaşın yarattığı çıkmazların varlığını da kabul ediyor. Yunan tarafı, şimdilik, gerçekten zor saatler geçirmekte olan Erdoğan'ı anlayışla karşılıyor, ancak bütün olasılıkların, en aşırı olanların dahi mevcudiyetinden de korkmaya devam ediyor: Erdoğan'ın siyasi açıdan yok edilmesi, tam bir istikrarsızlık döneminin başlaması, iç krizin ihraç edilmesi. Yunan Elefteros Tipos gazetesi, 27 Kasım 2005RadikalAkt: Firat Dîcle 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.