Siyaset

Anayasa Değişikliği ve “Bizim Mesele”!

Veysel MERÝÇ · 19.09.2007 · 2 görüntülenme

Yıl 1970. İstanbul Üniversitesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doçent Çetin Özek, DDKO’da “Faşizm Semineri” veriyordu. Çetin hoca faşizme ilişkin iki üç saat konuştu. Kürd-Kürdistan sorunu hakkında tek bir kelime etmedi. Hoca seminerini bittirdi. Sıra soru cevaplara geldi. İlk söz alan Örfi Akkoyunlu abımız oldu. Kendine has konuşma tarzıyla Çetin bey dedi. Üç saat konuştunuz. Faşizmin iciğini viciğini çıkardınız. Ma bunlar hoşta. Bizim mesele hakkında tek bir kelime etmediniz. Bu konu da ne düşünüyorsunuz dedi.Örfi abının “Bizim mesele” dediği Kürd-Kürdistan meselesiydi. Çetin Hoca’nın ne söylediğini kelime kelime tam olarak hatırlamıyorum, ama aklından kaldığı kadarıyla beni maruz görün. Konumum bu konuda görüş belirtmeye müsait değildir meyanındaydı.Bunları niye anlatım ona geliyorum.Türkler yeni bir Anayasa hazırlıyor. “Sivil Anayasa” deniliyor. Sahipleri bile buna inanmadıklarını kamouyu önünde açıkladılar. Ordu hassasiyetleri gözetilerek hazırlanacak bir Anayasanın sivil olamıyacağını iddia ettiler. 12 Eylül faşist askeri cuntanın hazırladığı Anayasanın özüne dokunulmıyacağını iddia ettiler. Türk egemenlik sistemin geleneksel tabuların olduğu gibi kalacağıni söylediler. Söylediklerinden de haklıdırlar. Ogünden sonra hazırlanacak bir Anayasanın sivil olacağı beklenilmemelidir.Laiklik, Türban, Yargı, Cumhurbaşkanı yetkileri vs. sayısız konu masaya yatırılmış. Bir metin hazırlanılıp kamuoyuna sunulmuş. Toplumun ilgili kesimleri düşünce beyanında bulunuyorlar. Burası eksik, burası fazla diyenler, dahası destekleyenler ve karşı çıkanlar var. Buraya kadar normal.Normal olmayan “bizim mesele”ye ilişkin tek bir sözün olmamasıdır.Kuraldandır! Herkes ölü evine gider, ama herkes ölüsüne ağlar. Laikliktir, türbandır, yargıdır, Cumhurbaşkanı yetkilerinin kısıtlanmasıdır vs. beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren ilahide “ bizim mesele”.Bu konu da tek bir söz yok.Alavere dalavere Kürd Memet’e yine nöbet yazdırılmış.Üniter devlet korunacak.Tek millet, tek devlet, tek bayrak desturu sürdürülecek.Türklük her şeye damgasını vuracak.Diğerlerine Türklük “Prokust Çarkı”da şekil verdirilmeye çalışılacak.Öteki olarak bildiklerine ya soykırım, ya asimilasyon tercihi dayatılacak.Kesmece seç beyen al dedirtecek.Doğaldır ki, bu ters tepecek.Peki o zaman ne olacak?Olacağı bellidir. Yeni Anayasanın boyası korumadan Anayasa değişikliği tartışmaları yeniden gündeme damgasını vuracaktır.Anayasa değişikliği fiyasko ile sonuçlanacağı kesin. Ortada dolaşan taslak metin eski Anayasanın özüne dokunmuş değildir. Esasa ilişkin olmayan bazı yönlerini rötuşlamakla sorun giderilmeye çalışılıyor. Kayserilinin hesabına döndü. Eşeği boyayıp babasına satma meselesi. Anayasayı hazırlıyan komisyonun yaptığı bu oldu. Asker hassasiyeti baskısı altında hazırlanacak bir Anayasa taslak metni ancak bu kadar olur. Bunun sonu ne olur? Bu şekliyle kabul görmesi -ki öyle olur- işte o zaman yeni bir Anayasa hazırlanması ihtiyacı yeniden gündeme damgasını vurur.Olacağı budur.Değişen bir şey yok.Türk egemenlik sistemi yine fare doğurdu.19 Eylül 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.