BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 15.09.2006 · 2 görüntülenme
Başkent, Amed’teki olayı bariş ve huzura karşı provakasyon yada terör olarak nitelendirmek, olayın amaç ve hedefini kamufle etmedir, Kürt halkına karşı T.C tarafından girişilen planlı ve programlı jeonisidi örtbas etmektir. Amed’in T.C tarafından hedef seçilmesi bilinçi bir tercih olup verilmek istenilen mesaj nettir. Amed, Kuzey Kurdistan’ ın dört tarafından insanların yerleştiği, Kuzey Kurdistan’ın minyatöru ve Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin kalbi, temel motor gücüdür. Kurdistan’ın kalbinde, Kürt halkına karşı yapılan katliam, Amed’ın nezninde Kurdistan geneline verilen bir mesajdır. Temel hedef, dağınıklık ve örgütsüzlüğün had safhaya ulaşıp bazı alanlarda kırılmaların yaşanıldığı bu dönemde, yeniden bağımsız Kurdistan temelinde örgütlenme tohumlarının ekildiğibu aşamada , bağımsız Kurdistan tohumlarının yeşermesine engel olmaktır. Barış yolunda adımlar atılmaya hazırlandığı ve demokratik bir yapılanmaya gidildiği manipülasyonlarıni yaymak, T.C’ nin politikalarına alet olmak olmazsa bile, T.C’ nin politikalarına yağ sürmektir. Toplumsal barış, Demokratik ve barışçı yollar, Hakların kardeşliği..vs vurguların Kürtler ve onun ulusal bağımsızlık mücedelesi için bir tuzak olduğunu özellikle belirtmenin bir anlamı yoktur. Bu terim ve şiarlar, Beyaz ve Siyah adam arasında, Siyah adamin aleyhine olan statükoyu muhafa etmek dişinda bir misyonu yoktur. Çeşitli Kürt medyalarında, parti, örgüt, aydınları ve çeşitli demokratik-meslek kuruluşlarının bu terimleri sık sık kullanmasi T.C ve onun Kurdistan’daki temsili kurum kuruluşarına biat etmenin dişinda kıymet-i harbiyesi yoktur. TSK Kara kuvvetleri komutanı Başbuğ ise TC’yi ayakta tutmanın “tek yolunun Atatürkçü düşünce sistemi olduğunu vurgulayıp, TC’nin 2007 yılı sonuna kadar etkin önlemler alacaklarını deklare etmesi, T.C’ nin önümüzdeki dönemde Kurdistan ve ulusal bağımsızlıkçı güçlere karşı nasıl bir politika uygulayacaklarını net bir şekilde vurgulamaktadır. Güney Kurdistan ve uluslararasındai Stratejik değişiklikler, doğal olarak Kuzey Kurdistanda yankısını bulmakta, bir avuç işbirlikçi ve rantçı kesimler dişinda geniş bir kesim içersinde Bağımsız Kurdistan düşüncesi gittikçe kök salmaktadır. Bağımsız Kurdistan düşüncesinin kitleler içinde kökleşmesine paralel olarak, bu eksende yeni, dinamik ve radikal güç ve örgütlenmelerin ortaya çıkmasının zeminini de berabarinde olgunlaştırmaktadır. Özülerek belirtmek gerekir ki İmralı Kemalisti ( PKK) ve T.C halen alternatifsizdir. 80 Öncesi yapılanmalar örgüt ve parti vasıflarını yitirme ile yüzyüzedirler. HAK-PAR ve benzeri ‘’Legal’’ yapılanmalar, kitleleri doğru stratejiler temelinde kucaklamaktan oldukça uzak bir konumdadır. Kürt halk kitleleri bu tür yapılanmaları halen kendi temsilcileri olarak kabul etme noktasından uzaktırlar. T.C destekli dini yapılanmaların Kuzey Kurdistan’da hızlı bir şekilde örgütlenmeleri bir tesadüf değildir. Bu dini örgütlenmeler bir yanda Kurdistani politik yapılanmalara karşı set görevini görürken diğer yanda ise Kürt halkının T.C’ ya karşı olan kin ve nefreti İslam ümmeti adı altında perdelemek amacı gütmektedirler.. T.C Askeri ve Sivil yönetimlerinden Kurdistan sorununa bakış açısında bir değişiklik yoktur, Osmanlıdan gelen Kürtleri yok etme yada Türkleştirme politiklarında milim değişiklik olmadığı gibi, bilim ve teknolojinin bütün imkanlarının kullanılmasının yanında Kurdistan’da nüfus dokusunu değiştirmek ve dejenerasyon-ahlakı çöküntüyü hızlandırmak için bütün araç ve gereçler çok hizlı bir şekilde uygulamaya sokulmuştur. Bu açıdan her bir Kürt bireyi, aydını, sanatçısı, örgüt ve partisi şapkalarını önlerine koymanın zamanı büyük bir hızla geçmektedir. T.C’ nin planlı-programlı Kürt ve Kurdistani imha etme planları karşısında başarılı olma ve bu planları püskürtmenin yolu Kürt kitlelerini, Barış, demokratikleşme, kardeşlik, T.C sınırları içersinde çözüm arama....vs propağanda yöntemleri ile manipüle etme değildir. Kurdistan ulusal mücadelesini ‘’şiddet-silahlı’’ mücadeleden arındırma, şiddet politikalarının Kürt ulusal mücadelesine zarar verdiği iddiaları sahtekarlık ve şarlatanlıktır. Bu politikalar şarlatanlığın ötesinde, Kürt ulusal mücadelesini, meşru mücadele araç ve yöntemlerinden yoksun bırakıp, Kürt halkını çıplak ve korunmasız olarak T.C sömürgeci sistemine teslim etmedir. Bu tür pasif, edilgen ve merhamet bekleyen politikaların aksine, Kürt halkının T.C sömürgeci sistemi içersinde yaşamak istemeyişi, Bağımsızlık düşüncelerinin gittikçe kökleşmesi sevindiricidir. Şimdi esas görev ve sorumluluk bu düşüncelerin maddi bir güç haline gelmesini örgütlemektir. ( T.C ve onun Kurdistan’daki temsilcilerinin Kurdistan’ı terk etmelerini yada var olan Sömürgeci sistem içersinde Kürt ve Kurdistan sorununu nasıl çözecek sorusunun cevabı; Türk ve Türkiyelileşmedir. Acaba, Misak-ı Milli sınırları içersinde çözüm arayan tüm kesimler nasıl bir cevap verirler?) Sözün kısası; Amed katliamı sadece Şemdinli Yüksekova Hakkari katliamlarının devamı olmayıp, T.C’nin kuruluş öncesi ve sonrası sistemli-programlı bir şekilde Kürt halkına karşı uyguladığı asimile ve jenosid planlarının bir devamıdır. Olayı, barışa, demokratik ortama, huzura karşı bir provakasyon olarak değerlendirmek bilinçli yada bilinçsiz, T.C’ nin Kürt halkına karşı ortaya koyduğu yeni imha savaş konseptini hasıraltı etmedir. Bağimsız Kurdistan düşüncelerinin hızlı bir şekilde T.C ve İmralı planlarını rahatsız edecek boyutlara ulaşmasından dolayı, bu düşüncenin örgütlenerek maddi bir güce dönüşmesini engellemek. Bu güç engellenilip kitselleşmesinin önüne geçildiğinde oranda Kürt halkının örgütsüzleştirilmesi sağlanılıp, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin dinamikleri toparlanmadan dağıtılıp, Kürt halkı içersinde İmralı Tek alternatif, alternatifsiz güç olarak hizmete amade devam edecektir. Başını Şeraffetin Elçi, A.Melik Fırat, Sabahattin Korkmaz...vs’lerin çektiği, legal örgüt ve partiler alternatif güç olma konumundan uzak olup önümüzde duran acil görev, ‘’legal ve illegal’’ mücedeleyi örgütlemeyi esas alacak yeniden bir yapılanmaya gitmek, genç dinamik güçlerin politik arenaya inmesini sağlamaktır. Kürt halkının genç dinamikleri mücadele arenasına entegre edilmediği sürece adı geçen yapılanmaların kendilerini yeniden motorize etmeleri umudu hayaldir. Bu aşamada Kurdistan’ ın güneyindeki siyasi önderliklerden, Kuzeyin yararına ciddi temelde bir yardım beklentisi içinde olmak büyük bir yanılgıdır. Güney siyasi önderliklerin -Irak Kurdistanı Bölge Başkanı Sayın M. Barzani’n manevi destek olabilecek aralıklı demeçlerin -dışında pek fazla bir katkıları olmayacaktır. Ben onların Kuzeye ilişkin ciddi bir politikalarının olduğu konusunda da şüpheliyip. Kurdistan’ın Güneyi , Kuzeyi için moral ve manevi destek olarak çok önemli pozisyondur. Ama Güneyin, Türkiye ile girdiği siyasi-ekonomik ilişkiler Güney’ deki siyasi önderliklerin T.C ile ilişkilerini bozacak bir tutum içine girmeleri için bir engeldir. Kuzey Politik arenanın bu alandaki hesaplarını iyi yapmak zorundadırlar. T.C; İmralı ve Kürt halkının örgütsüzlüğüne rağmen sıkışmış olup, Kürt ‘ler tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar büyük fırsat ve imkanlara kavuşmuştur. Kurdistan’ın Kuzeyinde altın çağ başlamıştır yeterki var olan örgütsüzlülüğü doğru bir temelde örgütlü bir güçe dönüştürelim.Bunu başarabildiğimiz oranda Kurdistan’daki katliamların önüne geçip T.C’ nin yeni konseptini darbeleyebiliriz.... T.C’ nin Amed’ te yaptığı katliamda şehit düşen Gûlên Şehîdan : Mizgîn, Şîlan, Evîn, Zîlan, Fahide, Nazli, Abdullah, Nazar, Rojhilat, Hasan şahsında bütün Kurdistan ulusal bağımsızlık devrim şehitlerini saygı ile anıyorum.... Rojhat Badikî rojhatbadiki@hotmail.com
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.