Siyaset

AKP-Ordunun Geri Vitesi, TC’deki Çelişki-Çatışmaları Hızlandıracaktır

Rojhat Badikî · 07.11.2007 · 2 görüntülenme

 Nihayet bir Bush-Erdoğan görüşmesi, TC tarafından şişirilip palazlanan ırkçı şövenist söylemlerin geri vitese takılacağı bir görüşme olarak akıllarda kalacak. ABD yetmesi Nasreddin Xoca misalı ya tutarsa misalı şişirip palazladığı irkçı faşist dalga ile ABD’ den Kürt ve Kurdistan sorununda bir takım tavizler kaparacağını ummuyorlardı. Bush-Erdoğan görüşmesinde, kıçındaki donuna kadar ABD’ ye bağımlı olan TC askeri ve sivil devlet erkanının önüne konulan asıl görev şişirilen balonun söndürülmesidır. TC, basın-yayın ve ırkçı-faşist güruhun sokağa salınması ile Erdoğan ve Bush görüşmesine büyük umutlar beslenilmesi gibi bir yanıltma dalgaları Türk toplumuna enjekte edildi.  TC’ nin sivil ve askeri erkanın bu şekilde hareket etmesi, ellerinin mahkum olmasından kaynaklanıyordu. Nihayetinde iki kesim açısında, işin ucunda iktidar erki vardı. İktidarda olan sürüyü yönetme ve yönetim nimetlerinden yararlanacaktı, talan ve ganimet kültüründe ortak paylaşım olması eşyanın tabiatına aykırı idi. Ordu ve AKP iktidarı ellerinden tutmak için Kürt ve Kurdistan sorununda, en iyi şahin benim şeklindeki yarışmasının iki temel boyutu var: 1. Boyut, Kürt ve Kurdistan sorunu  Her nekadar Kürt toplumunda bazı elit Türkiyeci kesimlerin AKP’ nin Kürt sorunu konusunda iyimser bir hava yaratmak istiyorlarsa da, bu tavır bir yanıltma ve manipülasyondur. Her ne kadar bu elit ve ayrıcalıklı kesim, Kürt halkının birlik ve beraberliğinden sık sık dem vuruyorlarsa da, bu kesim Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin ayakbağı olup Hasan Hayrilerin rolünü oynamaktadırlar. Bu bilinen kesimler Osmanlı imparatorluğunun dağıliş süreci ile TC’ nin kuruluş sürecinde, Kürt halkını Osmanlı ve TC’ ye kurban eden kesimlerle ayni pozisyondadırlar.Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin sağlıklı bir zeminde inşaa edip yürütülmesi için mutlak suretle teşhir edilmelidırler. Bu kesim PKK’ nin silahsız ve kravatlı varyantlarıdırlar. Türk devletinin askeri sivil erkanı, ordusu ve ve sivil hükümeti ile Kürt ve Kurdistan sorunu karşısında tutum ve tavırları birbirinden farklı değillerdir. Bazı kesimlerin AKP’ ye daha iyimser yaklaşmaları bu konu da Kürt halkını yanıltmalarına rağmen, AKP’ nin Kürt politikası, Kemlistlerin politikaları ile örtüşmektedir. Dönemsel olarak, özellikle seçim dönemlerinde Erdoğan’ ın Kürt kardeşlerim demesi, ve yakın çevresine bazı Kürtleri toplamasının temelinde, Kurdistan’ da teşhir olan Kemalistlerin boşluğunu doldurmaktır. Kemalistlerin Kurdistan da teşhir olmasından kaynaklı boşluğun, Kürt yurtsever kesimler tarafından doldurulmaması için AKP, Hizbullah ve diğer islamist kesimler, derin devlet tarafından palazlanılmaktadır. Nitekim Erdoğan son seçimlerle birlikte, Kuzey Kurdistan’ da birinci parti olduklarını bütün uluslararası platformlarda haykırmaktadır. Verilmek istenilen mesaj açık ve nettir, Kürt halkının devletine ve ülke ( Türkiye ve Misak-ı Milli Sınırları) sine bağlı olduğu ayrılıkçı güçlere( Yurtsever kesimler) yüz vermediği. İki dömendir büyük bir çoğunlukla iktidar olan AKP Kürt ve Kurdistan sorununda TC’ nin havuççusu rolünü oynamıştır. Özcesi AKP ve Ordu farklı söylem ve terimler kullansada Kürt ve Kurdistan sorununda ayni kulvarda, bunun ötesinde uluslararası alanda AKP Ordudan daha tehlikeli bir pozisyondadır. 2. Boyut iç iktiadar kavgası. Türk ordusu ve AKP Türkiye’ de sahip oldukları ilişki ağları, kitle ilişkisi, sosyal siyasal erk ile  sahip oldukları potansiyel ile  Türkiye’ nin en örgütlü iki dev gücüdür. Ordunun konum ve yapılanması ile uluslararası alandaki öneminin soğuk savaş döneminden sonra azalması ile önem ve ittifaklarını azaltmaktadır. Uluslararası alanda yanlızlaşması içte iktidarını da risk altına sokmaktadır. Uluslararası alanda desteğini yitiren Ordu iç iktidarını sağlamlaştırıp garanti altına almak ve bunu tüm kesimlere kabul ettirmek için aktif olmak zorunluluğunu getirmektdir. Türkiye’ de diğer kesimlere göre ekonomik, siyasal, sosyal ve toplumsal ilişki ağı itibarı ile en örgütlü konumda bulunan islamcı kesimler’ in iktidarı eşit paylaşma istemi Ordu tarafından red edilmektedir. AKP uluslararası alanda da sahip olduğu ilişki ve aldıkları destek te küçümsenmeyecek boyuttadır. Ordu’ nun iç iktidar da kendine rakip gördüğü AKP iktiarını zayıflatmak ve sahip olduğu imtiyaz ve iktidarı kaybetmemek, sağlamlaştırmak için AKP’ yı denetim altına alma girişim ve çatışmaları Kürt ve Kurdistan sorununda artmaktadır. Uluslararası güç odaklarının Kürt sorununu insani bireyesel dil sorunu boyutunda değerlendirmesi, AKP’ nin Kürt insanını aldatma politikaları ile örtüşmekte, takiye politilarına uygunluk arz etmektedir. Herkes ve kendisi için demokrası isteyen AKP tam teşkilat iktidar olması durumunda uygulamalarında Kemalistlerden bir farkı olmayacaktır. Yer yüzünde islami bir devletin, ulusal ve azınlık sorunlarına özgürlükçü temelde yaklaştığı görülmemiştır. Kürt ve Kurdistan sorunu noktasında AKP ve Ordu arasında rekabetin bu denli yükselmesinde iç iktiadar hesapları yatmaktadır. AKP ve Ordunun PKK’ yi bahane ederek Kürt halkının Güneydeki kazanımların yok etme istemi, Kuzey Kurdistan’ da içinde bulunduğumuz durumu açığa çıkarması açısında olumlu bir adımdır. Kuzey Kurdistan’ın içinde bulunduğu koas ve karmaşa, TC’ nin Kurdistan’ ın güneyine müdahele istem ve iştahını kabartmasına rağmen, TC askeri olarak sınırlı sayı da bir kaç hava akını ve topçu ateşi yapmasından öteye girmeyecektir. Mevsim, coğrafik koşullar, Pêşmerge güçleri ve Sömürgeci güçlerin beyin yıkama ve köleleştirme sisteminin dışında yetişen genç kuşaklar, TC’ nin Kurdistan’ ın güneyine operasyon yapma ve isgal etme planları önünde engeldir. Ordu ve AKP bunun bilinci içersindedirler. Ordu ve AKP’ yi telaşlandıran bu olgu Bush-Erdoğan görüşmesinin başarısızlığı da eklenince şimdi tüm hızla geri vitese atma telaşı Ordu ve AKP’ yi sarmıştır. Geri vitese atma ve sorumluluğu birbirine yükleme dönemi başlamıştır. Ordu ve AKP’ nin Kürtleri boğma, kazanımları yok etme planları ters teperek, aralarındaki sorun ve çelişkileri daha da hızlandıracaktır. Fatura kime çıkacak AKP ye mi yoksa Orduya mı? Deneyim ve Tercübeler işiğında diyebilir ki AKP Ordunun iktidarını kabullenip kendisine pay çıkarmaya çalışacağıdır. TC’ nin dünyanın neresinde olursa olsun buna Avrupa’ nin merkezi de dahil olma üzere Kürtleri yıldırma ve linç etme politikaları ters tepti. Sevgili R.Rodara’ arkadaşında dediği gibi TC bu politikaları Kürt ulusal davasına büyük bir katkı yapıp kendilerini teşhir ve rencide ettiler. TC’ nin ırkçi-faşist saldırgan, talancı  politikaları sayesinde Kürt sorunu dünyanın en ucra köşelerine taşınıp tartışıldı.  Deyim yerindeyse TC kendi kendini rezil etti. Ama bu noktada bir şeye de dikkat çekmek gerekir ki Güney Kurdistan Hükümetini teşkil eden YNK ve PDK’ nin partizan ve dar particilik çıkarlarından dolayı uluslararası alanda, TC’ nin bu zayıf halkasından yeterince yararlanılamadı. PDK ve YNK’ nin dış temsilcilikleri ulusal kaygılardan ziyade, particilik çıkarlarının kaygısı daha önde planda olması sağlıklı bir lobi ve dış politika yürütülmesi önündeki en büyük engeldir. Bunun aşılması kolay olmayacak,  uluslararası koşullar bu sorunun aşılması için büyük olanaklar sunmaktadır. Özetlersek Bush Edoğan görüşmesi Türk diplamasisinin zaferinden öte yenilgisidır.  Türk Kürt çatışması kimilerinin iddia ettiğ gibi felaketin ötesinde, Kürt halkının her alanda sömürgeci güçlerle hesaplaşması ve Kürt halkının özgürlük ve bağımsızlığa ulaşmasının ilk adımları olacaktır. TC eski konum ve önemini yitirdiğinin farkında ve Güney Kurdistan’ a yapacagı operasyonun bunun başlangıcı olacağı bilincindedir. Soğuk savaş döneminin TC’ ye sağladığı avantajların Bush-Erdoğan görüşmesi ile sona erdiğinin bir göstergesidır. TC, artık uluslarası alande istdiği gib at aynatma Kürtleri katletme ihele rüşvetleri ile devletleri susturma ve suça ortak etme dönemi kapanmıştır. Kürtlerin, özellikle Güney Kurdistan hükümetinin Kürt sorununa ve Kürt halkının ittifak ve dayanışmasına daha geniş boyutta yaklaşıp ulusal politika ve ulusal stratejiler oluşturacak temel yapılanmalar ulusal statejik analizler mezkezi oluşturmak zorundadırlar. Güney Kurdistan hükümeti böylesi kurum ve kuruluşları oluşturacak sosyal, siyasal, ekonomik imkanlara sahiptir. Bilgi iktidar ve Güney Kurdistan Hükümetinin bilgiyi ve bilgiyi üretecek beyinleri satın alma ( kiralama) imkanına sahiptır.Güneş Kürt halkı için doğru yönde doğuyor. Güneşin Kürt için doğması Sömürgeci güçlerin karanlığa gömülmesi demektir.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.