BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
MASÝS NALBATYAN · 14.08.2009 · 2 görüntülenme
Kuzey Kürdistan'da çok uzun yıllar sonra "Kürt Açılımı" veya "Demokratikleşme" olarak gündeme gelen sorun acabalarla dolu küçük bir umut olarak bizleri beklenti içerisinde bırakıyor. Uzun tarihi süreç içerisinde hep aldatılan olduk. Sadece sömürgeciler tarafından değil onların destekçisi devletler tarafındanda. İngiltere, ABD vs. Türk Devlet yöneticileri son 30 yılda Kürtlerin birleşmemesi ve mevcut sömürü-sömürge sisteminin devamı için örneğin Özal "damarlarımda Kürt kanı var" diyince bir kısmımız umutlandı. "Ne yapsın sistemi hemen değiştiremez, zamanla göreceksiniz" dedi. O yıllarda çoskulu halk direnişini kırmak için koruculuk, özel timler vs gibi devlet kendi önlemlerini aldı. Demirel Kürt realitesinden bahsetmek zorunda kaldı. Yılmaz,Çiller, Erbakan ve diğerleri arasıra benzer tek bir sözcük sarfedince hep bazılarınca umutlanıldı. Yok sayılan Kürtlerin varlığı devletin en üst yetkililerince dillendiriliyordu. Bu sözcükler iç ve dış gelişmelerin bir sonucuydu. TC yöneticileri gizli yazışmalarında hiçbir zaman Kürtlerin olmadığını belirtmediler. Nasıl dönüştürebilirizin planlarını hep yaptılar. Gelinen aşamada artık "Kürt yoktur" iflas ettiğinden devlete en az zarar verecek şekilde yeni bir yapılanmaya gidilmek istenilmektedir. Silahlı Kürt muhalefetinin en başta artık silahlarından arındırılması ilk istemleridir. A.Öcalan bir avukat görüşmesinde kendisinin yakalandığı günlerde "benden 500 kadar gerillanın Türkiye içerisinde kalmasını istediler" biçiminde kamuoyunda bilinen bir açıklaması vardı. O süreçte çatışmaların devamından yana olanlar ellerinin altında her zaman kendi gerekçelerini bulundurmak istedikleri anlaşılıyordu. Gerillanın önderi, "en iyi düşünen Kürt" " kocaman" Türk devletini en zor koşullarda kendi çizgisine getireceğinin hesaplarını yapıyordu. Bunu da herzaman yalnız başına yaptığını söylüyordu. Kendisine inanan veya güvenenleri bir anlamda küçümsüyordu. Halbuki hiçbir diktatör yalnız başına diktatör olamazdı. Kürt halkının şanssızlığı diyelim piskopat birinin önderliğinde ileri atılmasıydı. Kendisini "anlaşılmaz" kılan birini kendi yakın arkadaşları ne yazık ki kısa zamanda tanıyamadılar ve anlayamadılar. Kendisini ilk andan itibaren lider kabul ettirerek "kutsattı". Kutsal birine kendi dışlarındaki kişilerin söyledikleri her söz "düşmanca" algılanılarak tavır alındı. Türk devleti ABD nin Öcalanı kendilerine karga tulumba verilmesinin zafer sarhoşluğu içerisinde Öcalan'ın uçakta "hizmete hazırım" sözlerini tv ekranlarından defalarca yayınlattı. Taraftarlarına "bakın önderiniz yola geldi" mesajını verdi. Elbette ki bu çevreler arasında "kutsal önderin" imajında zedelenme de başladı. Ama bazıları " ilaç verildiğinden böyle konuşmuştur" dedi. Sonraki günlerde "ağır işkence yapılıyor" denildi yine bazılarınca. Ta ki kendisi mahkemede "kendisine işkence yapılmadığını" söyleyinceye kadar. Kendi arkadaşları "önderlik içerde, söyleyecekleri bizi bağlamaz" açıklamasını yapınca inanın çok sevinmiştim. Sevincim kısa sürdü. Tekrar "O herşeyimiz" dediler. Bu kararı almalarında kendilerine olan güvensizliğin çok büyük payı var. Halbuki hepimiz aynı Marksist kitapları okumuştuk. Öncelikle "kendimize güvenmemiz gerektiğini" öğrenmeye çalışmıştık. Demek ki iyi öğrenciler değillermiş. Ama önderlerinin hakkını yememek lazım "O kendine çok güveniyor." "Onlar çok ve iyi eğitimliler yine ben tek başıma" cümlelerini çokça okumuştuk yıllarca. Devlet elindeki "gerilla liderini" "uzaktan komutanı" avucunun içinde nasıl kullanacağının hesabını yapıyordu. Ama kendi içlerinde de birlik yoktu. Şiddetle çözüm asla vageçilmezdi onlar için. Ama birbiri ardına o an için etkili olanlar "ziyarete" gitmeye başladılar "kutsal önderin" yanına. "Büyük deha" yavaş yavaş şokunu atlatmaya başladı. DıŞardakiler olmazsa kendisinin bir hiç olduğunu bilince çıkardı. Müritleri "Bizimkisi devletle görüşüyor yakında olumlu sonuçlar çıkar" demeye başladılar. Kendini yakmalar, oruç tutmalar, çeşitli eylemler "Kürdistan bağımsızlık" sloganının yerine "Önderimize özgürlük" tarzına getirildi. Öyle ya önder her şeydi O'nun özgürlüğü 'Kürdistan'ın kurtuluşu demekti'. Önderimiz adım adım geçmişte yazdıklarını, söylediklerini değistirmeye başladı. Artık 'Türkiyelileşmişti'. 'Entegre' olmuştu. "Hiçbirşey istemiyorum hele devleti asla". Öyle ya devlet baskı aracıydı. Bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki egemenliği.Ne gerek vardı canım devlet için kan dökmeye. "Büyük Atatürk" yeniden keşfedilmişti. Ayrıca Güneyde şu "Amerikanın yaptığına bakın laik Saddam'ın yıkılmasını istiyor. Kürtler orada devletleşmek istiyecekler feodallerin önderliğinde, Türk ordusu engellemeliydi" büsbüyük önderimiz öyle diyordu. Ne yazıkki Türk genarelleri yine O'nu dinlemediler. Halbuki bölgeyi O çok iyi biliyordu. Ama generaller Öcalan'ın "oyununa" gelmediler. Güney'e girip Kürt sorununun toprak ve insan olarakta büyümesini istemediler. ordaki Kürtleri Ege ve Marmaraya sürmeleri halinde oralarda Kürtleşmiş olacaktı. Gelde işin içinden çık. Ama baskı unsuru olmaya devam ettiler. Kardeşleri Kürtlerin petrol zengini şehirlerinin Irakta kalmasını istediler. Öyle ya zavallı Arap halkı çok zor durumda kalabilirdi. Türkiye tüm uluslararası antlaşmalara imza atmıştı.Zavallılardan yana. Türk devleti herkesi memnun edemezdi. ABD de öyle. Bazıları üzülecekti. ABD bölge dengelerini iyi biliyordu. Geleceğini ipotek altına almalıydı. Türkiyeden vazgeçemezdi. Onu azıcık üzsede daha büyük acılara uğramaması içinde bölgedeki statükolara fazlaca dokunmadı. Kürdistanlılar bir parçada biraz rahat nefes alsalarda gazlarıyla, modern silahlarıyla, para ve yalanlarıyla karşılarında birçok devlet var. Büyük kurtarıcımız Apo'da içerde. Talabani kendini Irak reisi sandığından fazla etkili değil. Barzani dik durmaya çalışıyor. Kerkük'ü Kürdistan'a bağlamaya çalışsada Türk devleti başta karşı çıkıyor. 'Barzaniler ailece petrol zengini olmak istiyorlar. Yeni zenginlere ne gerek var' diyorlar. Şu Arap şeyhleri ne şanslı hep petrol onların olacak. Güney Kürdistan'ın yeni İsrail olduğunu Perinçek hep bağırdı durdu. O hiç statükonun bozulmasını istemedi. 1980 sonrası çok değişti. 1971 de tutuklandığında arkadaşlarıyla birlikte bir savunma yazmışlardı. Oradaki belirlemeleri eh fena sayılmazdı. Ama 12 Eylül'de işkenceciler fazla elektirik verince düşünce silsilesi değişmeye başlasada hemen kendini belli etmedi. Apo'yu birden bire desteklemeye başladı. Gül alıp verdiler. Kardeş oldular. Kan kardeş oldularsa da ben bilmiyorum. Kürdistan'da daha önce kandavalı olanların barışması sevindiriciydi. Başladılar propagandalarını yapmaya. Artık birbiri ardına Bakea Dergah'ına gitmeler başladı. Apo'nun Galatasaraylı olduğunu bilmeyen kalmadı. Zavallı eskiden tv den maçları izlerken şimdi radyodan dinliyor. Ama bazen tam maç saatinde radyonun gıcırtısı başlayınca Apo önceleri anlamadı. Radyoyu açıp kurcaladı. Tamir etmeye çalıştı. Maçın bitiminde yine çalışmaya başlayınca kendisinin tamirci olduğuna inandı ta ki diğer haftaya maç başlayıncaya kadar. Vay be bu Tırkoların işi dedi. Komutan Apoya haber yolladı." Maçları düzgün dinlemek istiyorsan bu haftaki avukat görüşmende M.Kemal'in yakışıklılığından bahsetmelisin". Apo M.Kemal'in sadece yakışıklı olmadığını iyi içki içtiğini, güzel kızlarla çok güzel dans ettiğini de söyledi. Komutan O hafta Galatasaray maçının 70. dk kadar kesmedi. Üstelik maç sıfır sıfırken. Perinçek Öcalan'ın yeni görüşlerini "bizim" görüşlerimiz olarak açıklamadı mı övünerek. Perinçek'te hasta. Doktora gitmesi lazım. O bizim Apo'nun çizgisine gelmiştir. İnanmayanlar açıp o tarihli yazılanlara baksınlar. xxxxxx Kürdistan'ın parçalı olmasını bizlerin kabul etmesi mümkün değil. İnanılmaz ince sorunların içinden çıkılmamasının bir nedeni parçalanmışlık. Şu İngilizler kendi çıkarları gereği başımıza neler getirdiler. Bir Kürt Konferansı yapılsa geleceğe ilişkin bilinçlenmeye katkı sunabilse müthiş olur.Fakat Konferans yapılsa Kürdistan'ın bağımsızlığı çıkmaz. Bizim gibi parçalanmış bir kaç ülke var hala. Onların herbirinin birleşme biçimleri tartışma konusu. Almanya'nın birliği çok kısa sürede gerçekleşti. Birileri buna "yutma" diyorlar. Hongkok, Macao Adası uzun süreli bir biçimde Çin'e tekrar katıldı. Taywan sorunu hala ortada. Azerbaycan'ın birliği uluslararası gündemin dışında. Avrupa'da parçalanmış İrlanda sorunu hala güncel. Örnekler artırılabilinir. Bu anlamda Güney kürdistan'ın statükosu uluslararası bir garanti içerisinde değilken diğer parçaları Güneyle bütünleştirmek şu koşullarda mümkün görülmüyor. Yine parçalanmıştan kaynaklı Güney Kürdistan kendini merkeze koyduğundan elbette ki normal ama diger parça Kürtlerini kurtarma problemleri şimdilik yok. Ve bazı yanlışlıkları yapmaktan geri kalmıyorlar. TC Güneyli Kürtlerle diğer parçalardakini karşı karşıya getirtmek istiyor. Geçmişte başarılı oldu. Güney Kürdistan'ın içinde çok hatalar yapılmakla birlikte uluslararası bir statüye kavuşması durumunda çok önemli bir mevzi kazanılacağı şimdiden belli. Devletleşmemesi için çaba gösterenlerin başında TC geliyor. Güney'in düşman işgalinden büyük oranda kurtarılması hala bir çok Türkiyeli örgütün bilincini açmamış. Türkiye halklarının yalan demogojilerden kurtarılması halinde güzel dayanışmaların olması kaçınılmaz olacaktır. Birlikteliklerin de. İsviçre, Belçika,Kanada gibi burjuva yanını bir tarafa bıraksak kim istemez birliktelikleri. Bizler kaybetmiş halkların çocukları olarak TC devletinin inkardan 'Kürt Açılımına' gelmesi büyük bir mevzidir. Kemalizmin önemli bir yapıtaşının yerle bir edilmesidir. Kemalizm eşittir Türk milliyetçiliğidir. Türk milliyetçilerinin DTP ile görüşmesi sadece bir görüntüdür. Onların planları hazırdır. Apo'nun yol haritasını yayınlanmasını beklemiyorlar. Ondan feyizde alacak değiller. Dün "bebek katili" dedikleri Apo'ya yarın daha ılımlı davranabilirler. "Önderimizin" müritleri "Apo'nun başarısı olarak sunacaklardır" hiç kuşukusuz gelişmeleri. Benim sorunum Apo'yla değil. O hasta biri. Psikolojik sorununun tedavisi şimdilik tıpta yok. Türk devlet yöneticileri de tam doktorluklar. Bazıları zaman zaman iyileşiyorlar ama süreklilikleri yok. Önemli olan onlar değiller. Kitleler. Yani halklar. Yani bazı müritler. Gözükapalı devlete veya Apo'ya inananlar. Onların kendilerine gelmesi lazım. TC nin kırıntılarına şu koşullarda razıyım. Destekliyorum. Önümüz açılacaktır. Korktukları başlarına gelecek. Önce özerklik ardından bağımsızlık gelecek. Ülkemizde tek bir düşman askeri olmayacak. Kürtler Türk bölgelerine çeşitli nedenlerle yerleştiler. Yarın bağımsız Kürdistan kurulsa dahi Türkiyenin bir Kürt sorunu yine olacak. Orada milyonlarca Kürt yaşıyor. Eşit koşulları olmadığında neler olur neler. Kürtler 1940 ların Kürtleri değiller. Gönlümden geçen bir referandum. Savaşsız bir sonuç ne kadar güzel olurdu. Çekler ve Slovaklar kan dökmeden ayrıldılar. Ayrılmaya bilirlerdi de. Qebek Kanada'dan referandum sonucunda ayrılamadı. Her 15 yılda bir halka soracaklar. TC yöneticelerinde nerde o cesaret. Onlar için varsa yoksa herkesin devşirilmesi. Devşime bir toplum illada herkesin kendileri gibi olmasını istiyor. İşin psikolojik yanı bu. xxxxx Bu Apo ve müritleri değişmezler. Değişmeye inandığım halde. Çünkü bunların birçoğu suçlu. İsterseniz savaş suçlusuda diyebilirsiniz. Kendilerine yönelik tüm iç ve dış hep düşmanın yorumu olarak algılanılıp bastırıldı. AKP derin devletin yaptıklarını bilmiyormuydu? Neden onca yıl sessiz kaldılar?. Şimdi neden düğmeye bastılar. Kendi iktidarlarını ciddi bir şekilde tehdit edince harekete geçtiler. Elbetteki dış unsuların desteğiyle. Bu yüzleşme değil bir kere. Yüzleşme geçmişten günümüze yapılanların özeleştirisidir. Bunu yapmazlar,yapamazlar. Türk milliyetçileri hangi konuda özeleştiri yapmışlarki. Bazı solcuyum diyenleri yapmıyor onlar mı yapacak. Gönül ister ki gerilla bir güvence olarak kalsın. Ama gerillanın başındakiler mürit. Kendi yaratıcılıkları yok. Öyle yetiştirilmişler. Onlarca arkadaşlarının katilleri en başta. Halk yapılanları şimdi daha iyi anlıyor denilebilinir mi? Birçokları namus belasına desteklemeye devam ediyorlar. Gerillanın yöneticilerinde bilinç kararması var. Apo yarın başka bir şey söylese onada varlar. Bu zihniyet değişmedikçe birileri bizler adına kararlar almaya devam edecekler. Gerilla dağdan inse Kürt sorunu yine devam eder. Yeniden dağa çıkmak elbette ki zordur ama başka mücadele biçimleri gelişebilir. Yeterki bizler isteyelim. PKK de bilinç karartılmışlığı var. Devlet hep bunun üzerinde durdu. Başarılı da oldu. Önderi tartışılır durumda. Uluslararası bir destekten yoksunlar. Türk sol akımlarının durumu içler açısı tıpkı diğer Kürt guruplarının ki gibi. Bu anlamda sürece damga vuracak olanlar yine PKK liler. O kadar tartışılır durumda olmalarına rağmen hala etkili güçleri var. PKK nin karşısına yeni tutarlı bir örgüt çıkmadıkca gündemi belirlemeye devam edeceklerdir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.