Siyaset

Acaba, Kurdistan Diye Bir Devletin Kurulmasını İstiyor muyuz?

Rojhat Badikî · 28.03.2011 · 2 görüntülenme

Acaba, Kurdistan Diye Bir Devletin Kurulmasını İstiyor muyuz?

Kurdistan’ ın Güneyinde çıkan Lvin dergisinde yayınlanan küçük bir haber, beni epey düşündürdü. Lvin dergisi, ABD Sudan eski büyükelçisine atfen yayınladığı haberde Güney Kurdistan siyasi önderliğinin ABD’ den bağımsız bir Kürt devletinin kurulması için talebi olmadığını belirtmişti. ABD büyükelçisi Timothy Carney’ e yöneltilen, neden ABD’ nin Bir Kürt devletinin kurulmasına destek vermediği yönündeydi. Hassas bir dönemde böyle bir sorunun ABD büyükelçisine sorulması anlamlıdır. Son 20 yılda Avrupa’ nin merkezinde olmak üzere onlarca yeni bağımsız devletlerin kurulduğu, Kuzey Afrika’ da diktatörlerin birer birer yıkıldığı süreçte ve bu gelişmelere ABD ve AB’ nin öncülük etmesinden dolayı, böyle bir sorunun sorulması da çok doğaldı.


ABD ve AB son 20 yılda onlarca bağımsız yeni devletlerin kurulmasına öncülük etmiş, halkların kendi bağımsız devletlerini kurmaları yönünde teşvik etmiştır. Bağımsızlıklarına kavuşan hakların hiç biri, Kürt halkının yaşadığı trajediyi yaşamadı. Hiç bir halk, Kürt halkı gibi kendi topraklarında, asimilasyon ve soykırıma tabi tutulmadı. Kuzey Afrika ülkelerinin diktatörleri bile, Türkiye gibi soykırımcı, talancı, ırkçı bir zihniyet temelinde yönetilmedi. Buna rağmen 40 milyonu aşan Kürt halkı görünmezlikten gelindi. Saddam rejiminin yıkılmasından sonra, Kürt halkının Bağımsız devletini kurma şansını yakalamalarına rağmen, siyasal önderlik topu ABD ve AB’ ye atarak, yükselen bağımsızlık ateşini Bağdat’ ı yeniden inşaa etme sevdasına kurban ettiler.


İlginçtır, ilginç olduğu olduğu kadar tuhaftır da, işin ilginç ve tuhaf yanı, Kürt tarafının, neden Kurdistan denilen bir devletinin kurulamıyacağını varsayımlarının, Sömürgeci devletlerin tezleri ile örtüşmesidır. Kürt halkı ve Kurdistan ulusal davasına öncülük edenlerin, Kürtlerin neden Bağımsız bir devlet kurmalarının şart ve zorunlu olduğunu tezini ABD, AB, Rus, Çin ve diğer devletlere anlatmaları gerekirken, Sömürgeci devletlerin görüşleri ile örtüşen savunmalara kaçmaları, Bağımsız Kurdistan kurulması önünde en büyük engeldir.


Sorunun döğümlenmesi, sömürgeci devletlerin Kurdistan halkına karşı korkunç derecede, futursuzca asimilasyon-soykırımı dayatmalarının nedeni, dış güçlerden ziyade-içseldir. İç dinamikler, iç dinamiklere önderlik yapan güçlerin, Kurdistani düşünmeleri, sorunu uluslararası bir sorun olarak görmelerinden ziyade, sorunu sömürgeci devletlerin bir iç sorunu olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır.Sorun bu temel algılanıp ortaya konulduğu zaman işin kimyası da değişir. İnandırıcı olamazsın, inandırıcı olma özelliğini yitirirsin. Dış güçlerin Kurdistan ulusal sorununa bakış açısı da, bir devletin iç sorunu dolaysıyla, sorun; insan hakları, kültürel sorun ve ülkenin demokratikleştirme sorunu olarak algılanıp yaklaşımı da bu eksende olacaktır.



Son bir kaç yıldır, Kurdistan’ ın güney ve kuzeyindeki tartışma ve çözüm boyutuna bakıldığında, soruna Ankara ve Bağdat’ın demokratikleştirme sorunu ve Kürt sorunun da adı geçen Başkentlerin demokratikleştirilmeleri oranında Kürt ( Kurdistan sorunu değil) sorunun çözümü konuşuluyor!

Kurdistan’ın kuzeyindeki durum ise oldukça kritik, ülkeye! dönüş için ortaya konulan argümentler, içler acısı. Kurdistan’ ın kuzeyine egemen olan ve Kurdistan ulusal davasını etki altına alan düşünçe perspektifi; Türkiyeciliktir. AKP-Gülen Cemeatı öncülüğünde Kurdistan’ i yeniden en ucra köşeye kadar işgal eden TC, bu kesimler aracılığı ile ulusal arenada kendi Kürt’ lerini oluşturma gayreti kısmen başarılı olmuştur. AKP-Gülen cemaatı aracılığı ile oluşturulmak istenilen Kürt kesimlere biçilen misyon, Baas Partisinin PDK-YNK karşı oluşturduğu Hewlêr Parlamentosu Kürtleridır. Baas rejimi kendilerine bağlı işbirlikçi Kürt’ lerden temsilciler aracılığı ile Hewlêr’ de bir parlamento kurarakbu kesimlerin Kürt halkının temsilcileri olduğu PDK-YNK’ nin Kürt halkını temsil etmediği imajını oluşturmaya çalıştı.


TC, AKP-Gülen aracılığı ile oluşturacağı Kürt kesimlere, Baas rejiminin verdiğ rol ve hakları da vermeyeceği açıktır. Baas rejimi Kürt halkına tanıdığı bir takım kültürel-siyasal hakları kanunlarla belirlemiştır. TC böyle girişimde de bulunmayacak, verilen haklar, TRT-Şeş…vs lere hiç bir yasal, hukuksal zemin sunmayacaktır. Amaç, Kürtleri çeşitli kamplara bölmedır. TSK-Öcalan aracılığı ile geniş bir Kürt kesimi rehin alınmış, şimdi ise AKP-Gülen cemeati aracılığı ile diğer Kürtleri rehin alıp, Kurdistan olgusunu ortadan kaldırmadır. Bu konuda Kurdistan’ ın güneyinde de kerhen destek alınmıştır.


Güney Kurdistan siyasal önderliği bu konuda büyük bir yanılgı içersindedir. TC’ nin Hewlêr’ de Konsolosluk açması, Kurdistan’ın güneyindeki statüyü tanıma gibi bir sonuç çıkarması, hatadır. Kurdistan’ ın güneyindeki statü Irak anayasında belirlenmesine rağmen-TC-AKP hükümeti, Güney Kurdistan’ daki resmi statütü tanımamakta, halen Irak’ın kuzeyi diye nitelendirmektedir. Güney Kurdistan önderliği, Kuzey Kurdistan ve Türkiye’ ye ilişkin değerlendirmelerinde, bu durumu gözönünde bulundurmak zorundadır.


Önemli diğer bir nokta'da Kurdistan ulusal davasında yer alan kesimlerin, iç ve dış koşulların, Kurdistan' ın bağımsızlığı için koşullar elverişli değildır, söylemlerini tarihin çöplüğüne atmalıdırlar. Bu kesimlerin bu tür söylemlerle, Kurdistan halkının ulusal duygularını yaralamaya, ulusal bilinçlerini tökezletmeye hakları yoktur. Bu tür söylemler, Düşmanların Kurdistan ve Kürt halkına bakış açılarını değiştirmediği gibi, Sömürgeci güçlerin pozisyonunu ulusal ve uluslararası alanda güçlendirmektedir.




Netice itibarı ile, Kurdistan’ ın kuzeyine egemen olan Türkiyecilik, sorunun çözümünü Ankara’ yı, Ankara’ yı başkent görme, Türk Bayrağını Kürt halkının da değeri olarak lanse etme, Kurdistan bağımsızlık mücadelesinin önündeki en büyük handikaptır. Türkiyeciliğin Kurdistan’ın kuzeyinde gelişmesi, Kürt halkının ulusal hafizasını dumura uğratma, bağımsız bir Kurdistan olgusunu da mezara gömedir. Reformist-Demokrat Türkiyeci Kürt kesimleri ile Öcalan ekibinin ortak özellikleri; Türkiye sınırlarını meşru görme, Ankarayı Başkent, Türk Bayrağını Kürtlerin değeri ve Güçlü bir Türkiyedır. Bu tehlike, bu düşünce anlayışının zayılatılıp püskürtülmesi, Kurdistan ulusal bağımsızlık davası dinamiklerini sağlıklı bir şekilde kendi ayakları üzerine oturtacaktır.




İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.