Siyaset

AB'yi bekleyen yeni sıkıntı: Genişleme yorgunluğu

JOHN PALMER · 28.05.2006 · 1 görüntülenme

Türkiye ile müzakereler en erken 2015'te sonuçlanacak. Eski Yugoslavya ülkeleriyle görüşmelere ne zaman başlanacağı ise belirsiz. AB, bırakın 35'i, 25 üyelik bir birliği bile etkili şekilde yürütecek yönetime sahip değil Berlin duvarının yıkılmasının ardından Avrupa Birliği'ni genişlemeye sevk eden dinamiğin zayıfladığına hiç kuşku yok. Avrupa Komisyonu'nun 16 Mayıs 2006 tarihli, Bulgaristan ve Romanya'nın Mayıs 2007'de AB'ye katılmaya hazır olup olmayacağı konusundaki nihai hükmünü sonbahara kadar erteleme kararı da, birliğin 25 mevcut üye arasına yenilerini katma şevkinin büyük ölçüde kaybolduğunun bir başka işareti. Her iki ülkenin de, adalet, politika ve devletin yolsuzlukları alanlarında AB ülkelerinden beklenen standartların oldukça aşağısında. Komisyon, her iki ülkenin yönetimindeki ciddi sorunlara gözlerini kapayarak erken girişi kolaylaştırmamakta haklı. Adalet, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki düşük standartları, mevcut AB ülkelerini de etkileyecek bulaşıcı bir özelliğe sahip. Verilen sözün süresi 12 ay Aslında Sofya ve Bükreş'e üyelik konusunda verilen söz o kadar güvenilir ki, ülkelerin biri ya da ikisi de 12 aydan daha fazla beklemek zorunda kalmayacak. Gerçekte iki ülkeden beklenen yasal, siyasi ve diğer reformlar, katılmalarından sonra da devam etmek zorunda.Ancak AB genişleme projesinin tamamını etkileyen çok daha ciddi bir sıkıntı var. Bunu 'genişleme yorgunluğu' olarak tanımlamak yerinde olur. Bu, 'eski' AB'nin halkları arasında, bazıları gerçek ve bazıları yaygın olarak duyulan ama temelsiz olan korkulardan kaynaklanan bir dizi oldukça farklı sorunun ürünü. Örneğin, göç konusundaki kaygıların, AB anayasası konusundaki tartışmaların tadını kaçırdığına ve Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda reddedilmesine katkıda bulunduğuna şüphe yok. Genişlemiş AB içindeki göçün etkisi konusundaki gerçek kanıt, bunun ev sahibi ülkelerin ekonomileri için açıkça olumlu bir gelişme olduğunu, ama genişlemeyi takiben yaşanan dikkate değer ekonomik patlamayı sürdürmek için ciddi uzman eksiklikleriyle karşılaşmaya başlayan kaynak ülkeler için sorunlar yarattığını gösteriyor. Türkiye ile müzakerelerin en erken 2015'ten önce bir sonuca varması beklenmiyor. Süreci hızlandırmak tarafların yararına olmaz. Hepsine hazır kabul edildiklerinde üyelik sözü verilmiş olmasına rağmen, eski Yugoslavya ülkeleriyle üyelik görüşmelerine ne zaman başlanacağına dair bir tarih belirlenmedi. AB, bırakın otuzu veya otuzbeşi, 25 ülkelik bir birliği bile etkili bir şekilde yürütecek yönetim kapasitesine sahip değil. Anayasanın askıya alınmış olması nedeniyle, etkili karar alma için gereken asgari düzeyde entegrasyona bile sahip değil. Türkiye için çekici model En ivedi kararlar için son tarih muhtemelen 2009, yani Bulgaristan ve Romanya'nın katılımından sonra, ama Batı Balkanlar'ın geri kalanıyla Haziran 2007'de başlayan ve Türkiye ile süren katılım müzakereleri doruğuna ulaşmadan önce. Bu aynı zamanda AB bütçesinin temel reformlarına son şeklinin verilmesi gereken an olacak. O noktada 'klasik' AB genişlemesi sona erecek. AB'nin daha doğudaki ülkelerle -Ukrayna, Moldova, Beyaz Rusya ve Kafkasya ülkeleri (Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan)- ilişkilerine dair önemli sorular duruyor. Ancak bunların, AB ile daha sınırlı bir egemenlik paylaşımını kapsayan farklı bir süreçle çözümlenmeleri gerekecek. Bu, Türkiye için sonraki on yılda daha çekici bir model haline gelebilir. Eğer genişleme şimdi durursa bu daha geniş Avrupa bölgesinde barışın istikrarı ve demokrasinin yayılması açısından felaket olacak. Ancak, her iki tarafı da oldukça farklı zorluklarla karşı karşıya olan Avrupa ülkeleri için 50 yıl önce belirlenen ayrıntılı yasal yapılara bağlamayan daha geniş bir Avrupa topluluğunun bir tanımına ihtiyacımız var. ('Open Democracy' adlı internet forum sitesinden alınmıştır. 23 Mayıs 2006)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.