Siyaset

ABD'YE GÜVENMEK (Mi?)

Mahsun PÝRANLI · 01.06.2007 · 1 görüntülenme

Yaşlılarımızla yaptığımız sohbetlerde veya onların geçmişe dönük anlatımlarında hemen her zaman "bizi bir devlet destekleseydi böyle olmazdı" hayıflanmasıyla karşılaşmışızdır. Elbette ki bir devleti arkasına alan bir güç çok daha farklı bir noktaya çoğunlukla gelebilir.Kürtlerin yanlızca bin yıllık tarihine geriye dönüp bakıldığında herhangi bir devletin bağımsızlıkları için desteklediklerine yazılı kaynaklarda rastlamıyoruz. Osmanlı egemenliğinin son yıllarından itibaren Kürtlerin başkaldırısı gündeme geldiğinde yöneticilerin söylediği "yabancıların oyunu" propagandasıdır. Yoksa Kürtler "uysal" "devletine bağımlı" kişilerdir imajı verdirilmek istenilir. Halbuki Kürt tarihinde direniş ve ihanet hep içiçe olmuştur. Sadece Osmanlı dönemi veya İran egemenliği altındaki bölgelerde dahil olmak üzere hiçbir zaman dış bir destek almamıştır. Kürtlere hep bu noktadan saldırıldığından çoğunlukla savunma pozisyonuna girilmiştir. Yunan, Bulgar, Romen, Sırp gibi halkları Batılılar veya Rusya desteklemiştir. Ama bu halkların kendi ayakları üzerinde yükselen mücadeleleri vardı. Bu mücadeleyi Osmanlının zararına kendi yararlarına kullanma veya egemenlikleri altına alma çabaları vardı.Kürtlerin aşiret yapıları çoğu kez birlikteliklerin oluşmasına çok ciddi bir engeldi ama bir reisin etrafında bölgeselde olsa başkaldırıları olduğunda emperyalist devletler hep Osmanlıyı desteklediler. Bir tane farklı bir örneğine rastlanılmıyor. Ama emperyalistler her zaman Osmanlıya karşı sadece bir tehdit unsuru olarak Kürt kozunu zayıfta olsa kullanmaktan kaçınmamışlardır. Hitler dahi Kürt kozunu Türklere karşı gündeme getirmiştir.İngiltere 1918 sonrası Güney Kürdistan'da Şeyh Mahmut'u kısa bir dönem destekler görünmüş ama amaçları Türkleri bölgeden çıkartmak içindi. Yoksa isteselerdi Kürt topraklarının tümünde veya Araplara yaptıkları gibi birkaç tane Kürt devletide kurdurabilirdi. Ama bütün amaçları kendi çıkarlarıydı. Ve çokça tartışarak yeni oluşturdukları Irak devletine bağladılar. Arapları dengelemek ve çatışmalı bir ortamı her zaman yaratarak "baba" rolüyle bölgedeki siyasi ve ekonomik çıkarlarına göre hareket ettiler.Kemalistler aynı günlerde Kürtleri desteklediklerini her zaman açıkladılar. Ama bunun ne anlama geldiği yaşananlarla belli.Sovyetler Kürt mücadelesine sadece Mehabatta destek verdiler. Daha sonra uluslararası koşullar gereği İran'dan askerlerini çekince Mehabatın başına gelenler biliniyor. Bu konuda Sovyetleri eleştirenler var. Sovyetler daha önce yaptığı antlaşma gereği askerlerini geri çekmek zorunda kalıyor. Kürtler için savaşı göze alabilir miydi?Cumhuriyet Türkiyesinde Kürtlerin belli başlı Dersim-Koçgiri, 1925 Ayaklanması, Ağrı daki mücadelelerde bütün emperyalistler ve Sovyet devleti mücadelerin karşısında yer aldılar. Ve bütün bu ayaklanmalarda Türk tarafı her zaman "dış kaynaklı" söylemini öne çıkardı. Kürt bağımsızlığının Ermenileri geri getirilmesi olarak ileri sürüldü.Sovyetler Şeyh Mahmut'un önderlik ettiği mücadeleyi "İngilizlere karşı bir mücadele olarak" değerlendirerek zaman zaman propaganda yapmasına rağmen somut bir adım atmadı. Şeyh Mahmut'un yardım isteme görüşme ve mektuplarına karşın.ABD emperyalistleri Kürdistan'ın bölünme Konferansı Lozan'da İngiltereyi destekledi. Mehabat'da İranı, Molla Mustafa'nın önderliğindeki Iraktaki mücadelede yine egmen devleti destekledi. ABD Ortadoğu'da "kimsenin kazanmasını istemediği" "birbirlerini uğraştırdıkları" bir yaklaşımla mevcut statükonun devamını çıkarlarına uygun gördü, görüyor. İran bir dönem IrakKürtlerini destekledi. Ama Molla Mustafa'nın başarılı olmasını ister miydi? Sadece Irakla olan çelişkilerinde kullandı. İran ve Irak'ın çatışmalı durumları her zaman emperyalistlere yaradı. Molla Mustafa ABD'ye gittiği günlerde Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da hızla yükselen bir devrim mücadelesi vardı. Birbiri ardına kurulan örgütleri destekleyen bir devlet yoktu. Sadece TKP yi bir biçimde destekleyen Sovyetler vardı. Ama TKP ye verdiği desteği Kürt örgütlerine vermiyordu. DDKD ve TKSP ve PKK'ya destek verdiğini söylemek mümkün değil. Çin ve Arnavutluk söylemlerinde Kürt sorununu bir iç mesele olarak gördüklerinden sınırları temel almış oluyorlardı.ABD ve diğer emperyalist devletlerin sömürgeci devletlerle olan çok çeşitli ilişkilerini bozmak istemediklerinden Kürt mücadelesine karşı açıklamaları bir çok haber kaynağında her zaman görmek mümkündür.Türk veya diğer sömürgeci devletlerin Kürtlere "müttefiklerimiz" ya da "dostlarımız destek çıkıyorlar" açıklamaları tamamen aldatıcı sözlerdir. Batı ülkelerinde yaşayan Kürtlerin çalışmaları çoğu zaman yasal zeminde bu ülkelerdeki kazanılmış haklar çerçevesinde yürütülüyor. ABD Irak ve Güney Kürdistan'da Kürtlere muhtaç. Kürtlerde ABD'ye. Bunu Barzani ve Talabani'de dile getiriyorlar. ABD bu noktaya gelişmelerin gelmesinde birinci dereceden sorumlu. Bölgede çıkarlarını bir tarafa bırakarak çekip gidebilirmi? ABD'ye karşı başka bazı emperyalist devletler de var ama açıktan karşı çıkmaları görülmüyor. Tek başlarına karşı çıkacak görünümden çok uzaklar. ABD- Avrupa çelişkisi olsada bölgede pastadan pay alma başka şekillerde yürüyor. AB'nin Kürtleri destekleyen açıklamaları sadece mevcut sınırlar korunması temelinde bazı hakların verilmesi şeklinde. Kürt devletinin kurulmasını istemek bu sömürgeci devletlerle olan ilişkilerine zarar vereceğini biliyorlar. Bunu açıktan ABD ne kadar yapabilir. Bir çok ilişkileri iç içe olduğu kadim dostu Türkiye'yi defterinden silebilir mi?Türkiye Avrupa'ya ilişkin planları içerisinde, ayrıca Nato ülkesi, herşeyden önce stratejik müttefiki, Ortadoğu'da ki en önemli "dostlarından". Güney Kürdistan şu an için ABD'nin terkedemeyeceği bir ülke. ABD'nin Ortadoğu'ya ilişkin planlarında önem arzedeceği gözüküyor. ABD'nin istediği şekilde haritayı değiştirme gücü var mı?Ortadoğu'da haritalar dikkat edilirse her 50 yılda bir değişikliğe uğruyor. Gönül istiyorki ABD Kürtlerin tüm topraklarını sahiplerine verilmesinde yanlarında olsun. Böylesi ve bu koşulllarda mümkün görülmüyor. Kürtlerin mücadelesinde dış güçlerin olumlu veya olumsuz anlamda her zaman destek veya karşı çıkışları olacaktır. Önemli olan öncelikle Kürtlerin kendi güçlerine güvenmesidir. Bu da ancak mümkün olduğunca içbirlikteliğinden geçecektir. Kendine güvenen bir yapılanma emperyalist devletlerle ilişkilerinde ulusal devlet kurma anlamında kazançlı çıkacağı açıktır.ABD'nin Kürtleri bir yana bırakması mümkün gözükmüyor. Stratejik bir hata olacağı kesindir. Kürtler arasında ABD, AB vs yanlısı her zaman olacaktır. Önemli olan kendi yararlarına bu ilişkileri kullanabilmektir. Bu çok gelişmiş devletler karşısında güçlü olmamız ise ancak "kendimize güvenmemizle mümkün." Bu kadar parçalı bir toplumun birliğini hayal olarak görmek doğal olarak "güçlü devlet destek vermese başarı gelmez anlayışının" gelişmesine neden olmaktadır. Türkiye Güney Kürdistan'daki gelinen aşamanın ortadan kalkmasını istiyor. Eski biçimiyle görmeyi arzuluyor. Peki ama bu mümkün mü? ABD yi ikna etmesi olabilir mi? ABD bölgeye gelirken Türkiye faktörünü bir tarafa mı bırakmıştı? Elbetteki bunlar çok yazıldı,yazılıyor ve tartışılıyor. Türkiye'nin Güney Kürdistan da kalıcı bir işgali yapacak koşulları var mı? Sınıra yığınak yapması sadece gözdağımı? PKK lileri bahane ederek girerse üstlendiklerini söyledikleri Kandil Dağı çevresinde ancak yaz ayları geldiğinden herkes "tatile" çıktığından kimseyi bulamayacaklarını kendileride biliyorlar. Yoksa Kerkük ve Musul çevresini mi işgal edecekler. Pazarlık masasında olmak istiyorlar. Bütün girişimleri buna endeksli.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.