Siyaset

ABD şimdi de Baasçı

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

Irak'ta son günlerde iki önemli ve belirleyici gelişme meydana geldi: İbrahim Caferi başkanlığında geçici hükümetin kurulması ve İstanbul toplantısı. Bu iki gelişme, Irak'ın geleceği için, barış ve istikrar için, ABD işgalinin sonu için son derece önem taşıyor. Caferi hükümeti her ne kadar bütün etnik ve dini grupların desteğini almadıysa ve Iraklı Sünniler hâlâ iktidardan daha fazla pay istiyorsa da Irak'taki mevcut durum dikkate alındığında hükümet, etnik-dini ve partisel bağları öne çıkarmayan, laik bir kabine olarak değerlendirilebilir.

Irak'ın bu geçici hükümetinin oluşumu, İstanbul'da yapılan Irak'a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda görüşülen konulardan biriydi. Irak'a komşu ülkeler, Irak'ta barış ve istikrarın sağlanmasında ve geçici hükümetin gücünün pekişmesinde ortak menfaatlere sahip. Irak'ın toprak bütünlüğü ve iktidarın demokratik deneyimi komşu ülkelerin ulusal menfaatlerine uyuyor. Bu yüzden, Irak'ta istikrarsızlık amaç olmamalı. Bununla birlikte gerçek şu ki, yeni hükümetin açıklanmasıyla Bağdat'ta intihar saldırıları artışa geçti. Bu da, Irak'ın barış ve istikrarının bazı akımların menfaatlerine uymadığını, bazı ellerin Irak'ın istikrarsızlığında menfaat aradığını gösteriyor.

Daha da önemli olan konu, Irak'ta Baaslıların durumu. Yeni hükümetin Baas karşıtı olması, ayrıca Baas karşıtı iki etnik ve dini grup olan Şii ve Kürtlerin çoğunlukta bulunması nedeniyle iktidarın hiçbir düzeyinde Baaslıların varlığı dayatılamaz. Ancak bu görüş, hegemonya ve işgalci güç tarafından onaylanmıyor. ABD, Baas'ın Irak'taki güç dengesinden tamamen kalkmasını uzun vadeli menfaatleri için uygun görmüyor.

Burada ilk bakışta ABD politikası çelişkili gibi görünüyor. Şöyle ki, bir taraftan ABD, Irak'taki askeri müdahalesiyle Baas partisini iktidardan düşürdü, diğer taraftan da siyasi yolla Baas'ı yeni iktidara dahil etmek istiyor. Bu yalınzca görünüşte bir çelişki. Eğer ABD'nin amacı göz önünde bulundurulursa Irak'ta iktidarda Baas'ın katılımını niçin istediği anlaşılacaktır.

Baas muhalifleri ve özellikle Şiilerle Kürtler Amerikalıları kıstırmak ve iktidarda Baas'ın katılımını istemediklerini ortaya koymak amacıyla bugünlerde toplu mezarların ortaya çıkışı üzerine yoğun propaganda başlattı. Bununla birlikte, ABD'nin Baas'ın tamamen siyasi sahneden çekilmesini istemediğine dair bazı güçlü belirtiler var. Amerikalıların algılaması şu: Baas partisi hâlâ Sünniler arasında itibara sahiptir ve bu göz ardı edilemez.

Iraklı Şiiler ve Kürtler açısından bu, bir demagojiden başka bir şey değil. Baas'ın dışında kalan Irak Sünnileri de yeni iktidarda beklentilerine ve isteklerine ulaşabilirler. Ayrıca pratikte de bu böyle. Bazı Sünni bakanlar seçildi ve kilit bakanlıkların Sünnilere bırakılabileceği zannediliyor. Böylece Irak'ın ulusal birliği, daha sağlam güvencelerle sağlanacak. Bu konuda, Caferi ve Amerikan askerleri arasında bir görüş ayrılığının patlak verdiği görülüyor.

Amerikalıların Saddam ile cezaevinde görüştüğü; ona eğer istikrarın korunmasına yardım edecek ve Baaslılardan, Amerikan karşıtı operasyonlara katılmamalarını isteyecek olursa hapisten kurtularak istediği bir ülkeye gidebileceğini teklif ettikleri yönünde bazı söylentiler var. Bu tür söylentiler doğru mu yalnış mı belli değil. Ancak doğru ise, yeni hükümet tarafından kabul edilmesi hiç de kolay olmaz.
Diğer taraftan Caferi hükümetinin önündeki zorlukları küçümsememek gerek. Bu zorluklar, yerli, bölgesel ve uluslararası olabilir. Irak'ta çatışan gruplar ve hedefler bir tarafa bırakılırsa; silahlı direniş, geçici hükümetin etkili bir iktidara dönüşebilmesini zora sokuyor.

Amerikalılara göre Kaide, Baas'la işbirliği içinde. İşte tam bu nedenle Amerikalılar, Kaide örgütüne mali desteğin kesilmesi amacıyla Baas'ın iktidara katılmasını istiyor. Irak'taki mevcut gerçeklerle böyle bir algılamanın ne ölçüye kadar uyuşacağı konusu pek açık değil. Özellikle bölge düzeyinde birçok şüphe var. ABD ve İngiltere'nin Irak'taki askeri varlığına çeşitli nedenlerle karşı çıkanların var olduğunu göz ardı etmemek gerek.

Irak'ta şimdi olup bitenleri, özellikle bir çeşit etnik-dini güç dengesi olan ve Şii çoğunluk ile Kürt azınlığın desteğini alan Caferi hükümetinin kurulmasından sonra ciddi bir şekilde düşünmek gerek. Sünni azınlık da bu iktidarda isteklerini bulabilir. (KUDS İran gazetesi, 3 Mayıs 2005)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.