Siyaset

ABD Irak'a karşı sorumlu

Jim Hoagland · 29.08.2006 · 1 görüntülenme

30 yıldır Irak'ın içişlerine karışan, Enfal katliamına sesini çıkarmayan ABD'nin Iraklılara karşı ahlaki sorumluluğu var Değişiklik her zaman haber olur ve Saddam Hüseyin'in ikinci davasından gelen haber şu: ABD, eski diktatörün Kürtleri katletmesini saklamak yerine olayın ayrıntılarını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu değişikliği mutlulukla karşılayalım ama yaptığımız kötülüğü unutmayalım: ABD, Enfal katliamıyla ilgili nihayet geçen hafta ortaya dökülen korkunç ayrıntıları 20 yıl önce saklamaya çalışmıştı. ABD'nin Irak'taki resmi hatalar, ihanet ve yanlış anlamalarla dolu tarihinde, Enfal katliamının gizlenmesi en karanlık noktalardan birini oluşturuyor. Irak askerlerinin 1987'de zehir gazı kullanmasından ve Kürt köylerini etnik temizlik için yakıp yıkmaya başlamasından bir ay sonra Bağdat'ı ziyaret etmiştim. ABD elçisi olanlardan haberdardı ama Washington'a gönderdiği rapor anında gizli damgası yemişti. Türk müdahalesini engellemeliyiz Saddam'ın ikinci kez savaş suçlarından yargılandığı davanın açılış duruşmasında, Kürt görgü tanıkları Enfal operasyonunun bir yıl sürdüğünü anlattı. Saldırı 2 bin köyün yıkılması, en az 50 bin Kürt'ün ölümü ve yüz binlercesinin göç ettirilmesiyle sonuçlanmıştı. Reagan ve Bush yönetimleri Iraklılara İran'la savaşmaları için yardım ederken bu katliam karşısında sessiz kaldı; hatta ABD, Irak'ın 1988'de kimyasal silahlarla ilgili prestijli bir konferansa davet edilmesini sağladı. Amerika'nın bu tip davranışlarının sonucu olarak Iraklılara karşı ortaya çıkan ahlaki yükümlülüğü, kasımdaki Kongre seçimleri öncesi yapılan tartışmalarda kenara itilmemeli. 1972'den bu yana, Amerika Iraklı Kürtleri ve Şiileri isyan etmeleri için cesaretlendirdi; 2003 işgalinden bu yana da özerklik ve demokrasi yoluyla siyasi haklarını sahiplenmeleri için teşvik etti. ABD'nin 30 yıldır Irak'a çeşitli biçimlerde müdahale etmesi, Kürtlerin Bağdat kontrolünde yaşamaya karşı isteksizliğini artırdı, Şiiler arasında da özerk bir hükümet kurma eğilimini ortaya çıkardı. ABD'nin artık Irak'ın parçalanmasını engelleme gücü yok. Zaten, bunu denemek belki de çıkarları doğrultusunda değil artık. Washington'ın yapması gereken üç şey var: Geride vatandaşlarını öldürmeyi görev olarak görmeyen bir hükümet bırakmak; Türkiye'nin Kürdistan'a müdahale etmesini önlemek ve İran korkusunun Irak'ın Şii çoğunluğunun haklarını elinden almasına izin vermemek. Bu adımlar, ahlaki sorumlulukların yerine getirilmesini sağlar. Saddam davaları sözünü ettiğim tarihi ve sorumluluğu vurguluyor. İlk davanın bir Şii köyündeki katliamla ilgili olması veya ikincisinin, Kürtlerin uzun süredir görmezden gelinen üzüntülerinin ortaya döküldüğü bir platforma dönüşmesi tesadüf değil. ABD işgali yaşanmasaydı bu davalar gerçekleşmeyecekti. Fakat bu Bush yönetiminin karşı karşıya kaldığı acı bir gerçeğe de parmak basıyor: Askeri müdahale ancak durumu iyileştirdiğinde meşru sayılır; yeni durumun mükemmel olması da gerekmez. Fakat, işgal altındakilerin hayatlarını iyileştirme yeteneğini kaybetmiş bir müdahale, akıldışı ve savunulması imkânsız olmakla beraber ahlakdışıdır da. Ne yazık ki, ABD'nin Irak'ta yaptığı yine böyle bir duruma yakın... The Washington Postakt: F.D 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.