Siyaset

AB MÜZAKERE SÜRECİNDE KÜRD SORUNU

Yusuf Bülbül · 19.05.2006 · 1 görüntülenme

Türkiye’nin AB’ne katılımı için müzakere süreci trajikomik bir tiyatro oyununa dönüştü. Karşılıklı yapılan toplantılar, toplantılarda çekilen aile fotoğrafları, verilen demeçlerde karşılıklı yapılan jestler, iyimser niyet açıklamaları. Sonuç kocaman bir hiç. Bunu ben değil, AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Sayın Joost Lagendijk söylüyor.Sayın Lagendijk son Diyarbakır ziyaretinde “Müzakereler başladığından beri ilerleme değil, gerileme kaydedilmiş” diyor.Yaptığım trajikomik tanımından başka ne söylenebilir? Türkiye Çerçeve Belgesi Müzakere Sürecinde ”Türkiye şartlarına uygun olan yasalar yaparım” diyordu. Türkiye’nin şartları ise yirmi beş milyonluk Kürd toplumunun yok sayılmasıydı. Doğruyu söylemek istisnasız herkes için yararlıdır. Zaman kaybetmeden AB’de kabul etmelidir. AB Türkiye’nin siyasi manevra oyunlarına aldanmıştır. Çerçeve Belgesi görüşmeleri sürecinde basın yoluyla AB yi uyarmıştım. Türkiye AB’yi Kürdleri asimile etmek ve yok etmek için payanda olarak kullanıyor. Bu yöntemle AB vasıtasıyla asimilasyona ve yok etmeye meşruiyet kazandırıyor.İnsan hakları gibi kitle örgütleri, dernekleri, basın yayın ve bilim kurumlarının uyarılarını bir yana bırakalım; tek, tek devlet organlarının ve AB topluluk kararlarının otuz sekiz yıllık bir dökümü yapılsın, bakalım Avrupa Kürd sorununda Türkiye’yi kaç kez uyarmış. Bu sayının yüzlerce olması ihtimal dışı değildir. Peki otuz sekiz yıl (Avrupa ülkeleri dahil) dünyayı hiçe sayan Türkiye bugün niye sadece Avrupa istedi diye icraatta bulunsun! AB Orhan Pamuk’u hapisten kurtararak, saçma Kürd enstitüleri açtırarak, uydurma televizyonlar açtırarak Kürd sorununu çözemez. Bu ve benzer sorunları güncelleştirmek Türkiye’nin isteğidir. Türkiye istediği an bu tür manevraları güncelleştirme yeteneğine sahiptir. Türkiye’deki her bir insan bir dakikada bu tür manevraları sayabilir. Örneğin haydi kızlar okula, kadın hakları, Kürtçe temel eğitim, “Ne Mutlu Türküm Diyene” andı kaldırılsın, bol miktarda Kürd dernekleri açılsın, manipülasyonlu Kürd partileri kurulsun. Sayın sayabildiğiniz kadar. Bunların sonu gelmez. Türkiye Kürd toplumunu o denli alternatifsiz bir duruma getirmiştir ki. Kürdler elini hangi dala atarsa atsın, hangi taşa sarılırsa sarılsın Türkiye’nin önlemi hazır. Dernek, parti vs. gibi yapılanmalar tamda Türkiye’nin istediği şeyler. Türkiye bu tür yapılanmaları yetenekli bir şekilde tolere ediyor. AB “komşum diyerek” Türkiye’ye çok tolerans tanımıştır, ama tolerans artık herkese zarar veriyor. Kurmancı yok olmak üzeredir. Kürd toplumunun en az yedi bin yıldan bu yana bütün kötülüklere karşı direnerek günümüze taşıdığı Alevilik yirmi birinci yüzyılda Türkiye tarafından yok olma sürecini tamamlamak üzeredir.SADEDE GELMEKHal böyle, o halde AB artık sadede gelmek zorundadır. En azından Kürd sorunu çözülene kadar AB Türkiye’yi dünyanın herhangi bir devleti olarak görmelidir. Şu an Kürd toplumunun kafasına Türk ordusunun silahları dayalıdır. AB orduyu Kürd toplumunun içinden çek demelidir.Kürd toplumunun siyasi önderliği yoktur. AB Kürd Meclisinin oluşması için Kürdlerin seçimlerini yapmalarına yardımcı olmalıdır.Kürd dili ve kültürünün yok olmasını önlemek için acilen bir Kürd üniversitesinin açılmasına yardımcı olmalıdır. Aslında Türkiye Kürd Aleviliğini yok etmiştir. Konu ile ilgili yazı yazacağım fakat Türkiye anında üzerine “Türk Malı” etiketini yapıştıracağı için yazamıyorum. Üniversite açılsa gidip yazacağım.Bunlar yapılırsa Kürd sorunu çözüm yoluna girer. Türkiye ve AB rahat nefes alır. İşte o zaman AB Türkiye katılım ortaklığı müzakereleri sağlıklı, sorunsuz bir şekilde yürütülür.        19 Mayıs 06Yusuf Bülbül

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.