BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Filippo Facci · 15.10.2005 · 2 görüntülenme
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Franco Frattini ile gazeteci Carlo Panella, Türk meselesi hakkında birer makale yazdı ve en hafif tabiriyle vahim bir hataya düştüler. Bu ikilinin son yazdıkları makaleler, üslup bakımından farklılık göstermekle birlikte, Ermeni soykırımının, AB'nin üzerine çok fazla eğilmesi gerekmeyen bir konu olduğuna, zira iki ülkenin ortak bir komisyon vasıtasıyla bu meseleyi çözmek üzere bulunduklarına vurgu yapmakta. Hatırlanacağı üzere, 1.5 milyon Hıristiyan Ermeni, Türkler tarafından 1915 yılında sürgün edilmiş, aç bırakılmış, tecavüze maruz kalmış, kafaları kesilip kazığa oturtularak öldürülmüştür. Türkiye bu olanları tümüyle reddetmektedir. Tabiatıyla bu hadiseleri basit bir gerçekmiş gibi kabul etmek ihtilaf yaratabilirdi. Nitekim Frattini, "Avrupa Parlamentosu, Türk tarafının sorunun, olayları açıklığa kavuşturmakla görevli komisyona havale edilmesi yönündeki kararını göz ardı ediyor" diye yazıyor. Panella da bilgiç bir edayla "Yaşlı Avrupa, karşılıklı barış taleplerini göz ardı ederek, Türklerin ve Ermenilerin müzakere yoluyla çözmek üzere olduğu tarihi drama müdahale ediyor" demekte. Komisyon? Görüşme? Uzlaşma? Frattini ve Panella, böyle bir komisyonun artık fiilen var olmadığını, hatta var olduğunun söylenemeyeceği gerçeğini gözden kaçırıyor. Gerçekler ortada Ermeni soykırımı tabirini tırnak içinde yazan ve hadiseleri 1,5 milyon kişinin değil, sadece 300 bin insanın öldürüldüğü bir 'etnik temizlik' olarak niteleyen Panella'nın, inkârları hayreti mucip. Frattini'nin Ermeni meselesi için 'Avrupa'nın beklenmedik endişesi' diye yazmış olması ve Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye için AB'ye giriş koşulu olarak Ermeni soykırımının tanınmasını talep etmesini, 'AB'nin bahaneleri ve iç politika endeksli miyop çıkarlarıyla' açıklaması dikkat çekici. Sanki bu konuda ilk önerge 1987'de sunulmamış, sanki aradan geçen yıllarda Arjantin, Rusya, Yunanistan, Lübnan, Belçika, Kıbrıs, İsveç, Bulgaristan, Fransa, bilhassa Vatikan ve nihayet İtalya bunu tanımamış. İtalyan Parlamentosu, oybirliğiyle, 17 Kasım 2000 tarihinde Ermeni soykırımını tanımıştır. Türklerle yakın ilişkilerinden dolayı Ermeni soykırımını tanımayan ülkeler Britanya, Almanya, İsrail ve ABD'dir. Geçen yaz ayında İtalyan basını, var olmayan bir komisyondan, Türk Ceza Kanunu'nun 306'ncı maddesinin yürürlüğe girişinden ve bu maddeye göre Ermenilere soykırım yapıldığını söyleyenlerin 10 yıl hapis cezasına çarptırılacağından bahsediyordu. Birkaç ay önce, 8 Mart'ta BBC, Ermenistan veya Kürdistan çağrışımlı tüm hayvan adlarının değiştirilmesi girişimlerine atıfla, bunun Türklüğün arılığını muhafaza etmek adına yapıldığını kaydetti. Daha önemlisi, Türkiye'nin üyeliğiyle Avrupa'ya 70 milyon Müslüman'ın gitmesi mümkün hale gelecek. Kadınların toplumsal yaşamdan dışlandıkları, beş genç kızın çarşafla denizde yüzerken boğuldukları ve etrafta bulunanların dini gerekçelerle yardımcı olmadığı, Uluslararası Af Örgütü'nün insan hakları ihlalleri ve işkence yapıldığını belirttiği bir ülkedir Türkiye. Avrupalı bir Türkiye'nin kökten dinci İslam'ın genişlemesini durdurabileceğine inanılabilir, ancak aynı şekilde Türkiye'nin AB üyeliğinin, Avrupalılığın özünü teşkil eden liberal devlet kurumlarını, hukukun üstünlüğü ilkesini, etnik ve siyasi azınlıklara saygı gibi temel değerleri yozlaştırabileceğine de inanılabilir. Nihayet birilerinin dediği gibi AB 'Avrasya'ya dönüşür. Il Giornale - İtalyan gazetesi, 4 Ekim 2005RadikalAkt: Firat Dîcle
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.