Siyaset

82 YIL ÖNCE KURDISTANI KUZEY VE GÜNEY (1) S. Özdemir

seyhmus · 31.12.2007 · 2 görüntülenme

82 YIL ÖNCE KURDISTANI KUZEY VE GÜNEY DÎYE IKIYE BÖLEN MILLETLER CEMiYETi'NiN 16 ARALIK 1925 TARiHLi YANLIS KARARI•ALINMASINA NASIL GELINDI Tarihsel olarak kürt halkinin üzerinde yasadigi topraklar, Kürdistan, ilk büyük.bolünmesini Osmanli ile Iran imparatorluklari arasinda, 1639 Yilinda QASR-E—SHIRIN sehrinde (bugünkü Iran Kürdistaninda imzalanan anlasma ile yasandi denilebilinlr. Bu incelem yazimda birinci dünya savasinda yenilgiyle çikan osmanlinin tarih sahnesinden kayip olmasiyle baslayan yeni sekilemeler kapsaminda, ve günümüzde’de hala tartisma yaratan ve Kürtleri küzey ve güney diye ikiye bölen o dönemin Birlesmis milletleri sayilan Milliyetler Cemiyetinin 16 aralik 1925 tarihli ve sorunlu kararin alinmasina nasil gelnidigini Kronologique olarak kendimden bir sey katmadam o dönemin belge bilgilerini arsivlerden çikararak sonmaya calisacagim. Tarihçi degilim, konuya özel ilgimden vede bu konuda çok net istenilen düzeyde bilgileri bulamayisim, beni bu calismaya zorladi. Umarim herkes kendine göre bir seyler bulur bu incelemede. ITIFAK DEVLETLER ARASINDA IMZALANAN GIZLI SYKES-PICOT ANLASMASI Birinci büyük paylasim savasin bütün siddetiyile devam ettigi bir dönemde, yani 16 mayis 1916 tarihinda ünlünlü. franslz-ingiliz gizli anlasmasi gündeme gelir. Bu anlasma o dönemin iki ünlü diplomati olan George Picot (Fransa adina), Sir Mark Sykes (ingiltere adina) gorüsmelere katilirlar. Bundan dolayi dir ki bu anlasma tarihe Sykes-Picot olarak geçmistir. Sykos-Picot anlasmasi genel anlamda Orta-Dogu'nu (yakin Orta-Dogu'nun, özel çlkar bölgelerine göre paylasilmasi öngörürken, özel baglamda ise Kürdistanin Rusya, Fransa ve ingiltere arasinda paylasilmasini içerir. Bu ünlü anlasma bes paralel bölge öngöüyordu: Mavi bölge: Bu böge kapsamida Kilisi (Clicie) : Urfa, Antep, Mardin, Cukurovani bir kiml ile Sivas, Harput, Diyarbekir, Kürdistan (l6 aralik 25 ten sonar), Suriye (Syrie côtière); yani bugünkü Lubnan, Alexandrette (Hatay) bu topraklar direk veyahut endirek fransiz devletinin idaresine verilir. Kirmizi bölge: Mezopotamya. Bagdat ile Basra vilayetlerini kapsiyan yerlerde direk veyahut indirek olarak ingiliz idaresine birakilir Kahverengi bölge: Kutsal yerler. Filstin diye bilinen topraklarda uluslararsi bir idare öngörülür. Bu renk bölgelerinin yanisira A ve B bölgeleri sözkonusudir. A bölgesinde: Sam, Halep ve Mosul vilayetleri yer almaktadir. B boigesinde: ölü denizin dogu ve kuzey-dogusunda, Bagdatin kuzey-dogusunda bulunan topraklar yer almaktadir. A ve B bölgelerinde: bir arap devleti veyahut bir arap devletler Confederasyonu düsünülür. A bölgesinde fransiz isletmeleri, dansmanlari, memurlari özelöncelik haklara sahiptirler. B bölgesinde ise ingiliz isletmeleri, danismanlari, memurlari özel öncelikli haklara sahiptirler. Sykes-Picot anlasmasina iliskin Fransain Londra büyükelçisi Paul Cambon'un 9 mayis 1916 tarihli mektubu okunduginda bu konuda daha da somut bilgileri edinmek mümkündür. Sykes-Picot anlasmasi Rus hükümetine gönderilir. 4/17 mart 1916 da rus hükümeti Petrogardidaki franslz ve ingiliz büyükelçiliklerine yazili bir açlklama göndererek Rusyanin anlasmaya bagli kalacagini ancak Istanbulun ve bogazlarin kendilerine verilmesi sarti önesürülür. Asil olarak 13/26 nisan 1916'da rus disisleri bakanl Sozonow’le Petrograd fransiz hale gelir. Buna göre Rusya Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis ve Van ve Bitlis'in güneyindeki topraklan isgal edecektir. Buna karsilik fransiz etki alani kuzeye (Sivas) dogru genisletilir. Italiya hükümeti 20 nisan 1917 tarihli ünlü Sykes-Picot anlasmasini onaylar ve buna karslhk ingiliz ve fransiz hükümetleri Itliya ya bir yesil bölge verir. Bu Bölgede Italiya her türlü idari hakka sahiptir. Ayrica Izmiri ve Antalya'yi da kapsayan bir C bölgesi Italiya ya ayrilir. Görüldügü gibi savas sonrasi Osmanli topraklannda etki bölgelrinin ilgili devletlerce onaylanmasi ve reddedilmesi, bir bakima adalet ve ozgürlük adina savas yaplyoruz diyen ittifak devletleri Sykes-Picot ile kendilerine sagladiklari ekonomik çikarilar, bu devletlerin derin bir emperyalist karaktere sahip oldugunu göstermektedlr. Sovyet Devrimi ile birlikte ve Amerika'nln savasa girmesiyle 16 mayis 1916 tarihli Sykes-Picot anlasmasl baslangiçtaki formunu koruyamaz duruma gelir. Politik sahneye çikan Baskan Wilson kendi prensiplerini uygulamaya çalisir. Wilson'a göre "bütün hükümetler iktidar gücünü idare edilen halklarin onayina dayandimak zorundaddir, hiç bir halk istemedigi bir egemenlik altlnda yasamaya zorlanamaz". Wilson 14 noktalik ünlü baris planinin 12. maddesini deklare etmeden önce, Osmanli türklerinin bagimsizliklarini güvenliklerinin saglanacagini beyan eder. Ote yandan türk rejimi altinda ysayan diger milletlere de kesin ve kalcl bir güvenlik, mutlak ve her türlü engelden arindirilmis bir otonom gelisme saglanmasini gündeme getirir. Almanya'nln kaybettigi koloniler ve Osmanlidan koparilan vilayet ve sehirler su ya da bu gücün egemenligine verilemez, fakat bu topraklarin belli uluslararasi bir anlami olmali ve Milletler Cemiyetinin (SdN) denetiminde bir manda gücü (puissance mandataire) taraflndan yonetilmesine ve bagimsizligina kavusunciya kadar yonetilmelidir. Bu mandacilik teorisi, kendi hukuksal formülünü, temelini, Milletler Cemiyeti Kurulu~ Paktinin 22. maddesinin birinci ve ikinci paragraflarinda bulur. Milletler Cemiyeti, kendi kurulusundan önce farkli güülerce olusturulan çikar bölgelrine iliskin anlasmalari ne derecede etkileyebilir? Yani bu antlasmalar Milleyetler Cemiyetini baglar ml? Bu konuda açik bir netlik sözkonusu degildir. Fakat açịk olan tek sey, Milletler Cemiyetinin Konseyinde bulunan büyük ittifak güçleri ve onlarin müttefikleri hangi topragin hangi ülkenin mandasina verilecegine karar verebilirler. Bunun içindir ki 25 nisan 1920'de San Remo seansinda yüksek Konsey Mezopotamya (orta, asagi), Arabistan, Filistin üzerinde ingiltere, Süriye ve Lübnan üzerinde ise Fransa'ya manda hakkini tanir. Bu arada, 24 kasim 1917'de Soviet hükümeti Sykes-Picot gizli anlasmasini fesettigini ve Ermenistan ile Kürdistanin isgalinden vazgeçtigini açlklar. Fakat Sovyet etkisinde sayilan bu topraklar için yeni müsteriler piyasaya çikar. Amerikahlar da bölüsmeye katilmak ister ve Baris Konferansinda King Cran Komisyonu araciligiyle ruslarin etki alani sayilan topraklarda bir türk, ermeni sonra da bir kürt devletinin kurulmasini tavsiye eder. Daha sonra bilindigi gibi Amerika Kongresi Wilson'un Israrlanna ragmen böyle bir mandayi onaylamaz. INGILIZ EV FRANSIZ ÇIKAR ÇATISMASI Mondros ateskesinden sonra, Avropada savasin büyük yükünü çekmis olan Fransanin Orta-Doguda çok az sayida askeri vardi. Bu durumda faydalanan Ingiltere Musulu 30 Ekim 1918 de kisman isgala baslar. Fakat kürt direnisi bu isgali zorlastirir Normal olarak Sykes-Picot anlasmasina göre Musul Vilayeti Fransanin etki alaninda birakilmisti. Ingilizler böylesine petrolce zengin oldugini bildigi bir bölgeyi franslzlara birakilmasina razi olamaz. Ingiltere Sykes-Picot ile franslzlara verdigi sözden, dolayli görüsmelerde ingiliz mandasinda bir kürt devletini kurmak istedigini ve Musul'un da bu devlet sinirlari içinde olacagini söyler. Aralik 1918 de Clemenceau Loyd-Geoge'a sözlü vaatte bulunur. Loyd-George San Remo Konferansinda fransizlari Musul üzerindeki hak iddalanndan vazgeçirmeyi kesin olarak basarir. Buna karsilik Kilis bölgesini ve %25,75 oranlnda Musuldan çikarilacak petrolü franslzlara verir. Sykes-Picot ve San Remo Konferansi, 10 agustos 1920 tarihli uluslararsi Sèvres anlasmasinin temel malzemesini olusturur. ÜÇ BÜYÜKLARECE KURDISTANIN ILK TANINMASI Sevres anlasmasinin imzalandigi gün Fransa, Ingiltere ve Italiya kendi aralarinda özel üçlü bir anlasma imzalarlar (Accord Tripartite). Bu anlasmanin genel giris bölümünde (Prèabul), taraflar otonom ve muhtemelen bagimsiz bir Kürdistani tanldlklanni beyan ederler ve ayrica daha evvelki paylaslmiarini dogrularlar. 433 Maddeden olusan uluslararasi Sevres anlasmasinin 3. bölümünün 62-64. cü maddeleri Kürdistana ayrilir. Fakat kürtlerin yasadiklari topraklann, iran Kürdistani da dikkate alinmeksizin 2/3'ünden yoksun bir Kürdistandir. sozkonusu edilen Kürdistan sadece Harput, Dersim, Siirt, Hakkari, Diyarbekir (baskent olarak düsünülür) ve muhtemelen, 64. madde geregince bagimsiz Kürt devleti Musul'u ekonomik merkez olarak kendi içine alacakti. Bu anlasmadan anlasi1acagi gibi Kürt halki açisinda bir büyük esitsizlik sözkonusuydi. Eger günümüzde kürtler bu anlasaya referans yapabiliyorlarsa, bu o anlasmanin hakkaniyet ilkelerine denk düstügünden degil, daha ziyade ilk defa uluslararasl devletler hukukunda kürtlerden sözetmesindendir. TURK ULUSALCILARI, LONDRA KONFERANSI VE ULUSLARARSI GELISMELER Türk ulusalcilar, Ittifak devletlerin Orta-Dogu konusundaki ayriliklarindan faydalanarak kendi konumlarini güçlendiremek ister. Italiya güçlerini Antalya'dan geri çeker, Ingilizler Hindistan'daki olaylar karsisinda büyük zorluklarla karsilasir (Bu konuda özelikle prens Aga Han'in mektubu hatirlansin). 14 Kasim 1920'de Yunanistan'da Venizelos hükümeti düser ve bu düsüs ingilizlerin politikaslnda degisiklik yapmaya zorlar ve ingiltere Sevres anlasmasini gözden geçirmeyi gündeme alir. 21 Ocak ile 12 mart 1921 tarihleri arsinda yakin Orta-Dogu.sorununu görüsmek üzere toplanan Londra Konferansinda Türkiye iki delegasyonla katilir (Istanbul ve Ankara delegasyonlari). Ankara delegasyonun basinda Bekir Sami bey, Istanbul delegasyonun basindaysa Tefik pasa vardirlar. Bekir Sami bey balkanlarda 1913 sinirlarini Asya'da yunanlarca isgal edilen tüm topraklari, Kilis bölgesini ve daha da kuzeyde yer alan topraklari talep eder. Yunanlilarn bu taleplere iliskin cevabbini beklerken, Konferans 16 subat'ta Kürt ve Ermeni sorununu tartir ve Milletler Cemiyeti Yüksek Konseyi Kürdistan ve Ermenistan'a iliskin Sevres anlasmasinin son gelisen olaylar isiginda bazi hükümlerini degistirilmesini teklif eder. Bu arada, Yunanistan Sevres'deki haklarindan vazgeçmedigini beyan eder, buna karsilik türkler degisiklikleri bir Türk devletinin taninmasi bazinda kabul edecegini söyler. Sonuçta Trakya Milletler Cemiyeti'nin denetiminde tutulur, Musul vilayetinin içinde olmadigl bir Kürt otonom bolgesi öngörülür. Ermesintan'a gelince, sadece Kilis (Kilis=Cilicie) bölgesinde bir Ermeni yuvasindan (foyer) sözedilir. Anlasilacagi gibi, bagimsiz Kürdistan, Ermenistan kavramlari Londra Konferansinda gündem disi kalirlar. Yakin Orta-Dogu'da genel bir baris umudunun kayip olmasiyla birlikte Franslzlar Türklerle özel bir anlasmanin gerekligine inanarak 9 mart 1921 de Londra Konferansinda A. Birand ile Bekir Sami bey arasinda bu anlasma imzalanir. A. Birand'a öre Fransa hükümeti hiç bir zaman kendi parlemantosunda Sevres anlasmasinin onaylanmyacagina inanir. Dahasi, Birand'a göre Sevres Fransa'nln geleneksel Orta-Dogu politikaslyla çelismekteydi. Özel Londra anlasmasiyla Fransa, Suriye ve Lübnan'daki mandasini daha iyi kosullarda yürütülecegine, savasa ayirdigi bütçesinden ekonomi saglayacagini insan kaybini ve Fransa'nin Türkiye'de hayati gelenksel çikarlarini tekrar garantiye alInacagi inancindadIr. Bu konuda, Mustafa Kemal, 15 aralIk 1919'da SlVASTA George Picot ile karsilasmasinda geçen konusmalar hatirlanirsa: Mustafa Kemal George Picot ya : «Fransa bizim siyasi bagimsizligimizi tanisin, bizde fransaya bütün Anadoluda yeralti ve yerüstü ekonomik manda vermeye raziolacagiz» demisti. Londra anlasmasi Franslzlarin isgalinde bulunan Osmanli Kürdistani topraklarinin 1/3'ünü Kemalistlere vermeyi öngörür. Kilis bölgesine iliskin olarakta Londra Konferansinda italiya da Fransizlarin izledigi politikayi takip eder. 20 EKIM 1921 (TURK-FRANSIZ) ANKARA ANLASMASI Görüsmeleri Fransa adina Fraklin, Kemalistler adina da Yüsuf Kemal bey yürütür. iki taraf 20 ekim'de 13 maddeden olusan bir anlasma metni üzerinde anlaslrlar. Bu anlasma Fransa askerlerin bölgede ayrilmasini ve Kilis bölgesindeki Ermeni azinligin güvenlik sorununu ve birtakim ekonomik tavizlere iliskin hükümler içerir. Bu anlasma, yani Türk-Fransiz yaklnlasmasi islam dünyasinda büyük heycan ve çoskuyla karsilanir. Bu anlasmanin en önemli etkisi, Fransiz-ingiliz ilskilerindeki gerginlikte gorülür. Franslzlarin bu anlasmayla Kemalistleri açikça tanidigini ilan ederken, bu tavirla Kemalistler ittifak devletler arasindaki çeliskiden cesaret alarak bu devletlerin politik taleplerine karsi daha uzlasmaz bir tutum sergiler. Ekonomik bakimdan, Fransa Ankara anlasmasiyla büyük imtiyazlar elde etmisti. Her türlü komür, iskele, koprü, demir (Ergani), liman projeleri sartslz olarak Fransiz firmalarina verilmistir (hatlrlanlrsa birinci büyük savas döneminde yapilan bir arastIrmaya göre -Asie Française- Türkiye'deki yabanci yatirimlarin % 60'1 Fransa'ya, % 26'si Almanya'ya geri kalan kismi ise ingiltere'ye aitti). Kisacasi Ankara anlasmasi Kemalist devletin dogusunda hayat kaynagi oldu. TURK-SOVYET MOSKOVA ANTLASMASI Ankara anlasmasinin gerekleri henüz bitmezken ayni Yilin 16 mart'inda Türk-Sovyet Moskova anlasmasi imzalanir'. Bu anlasmanin genel giris bölümünde Türk-Sovyet halklarinin kardesligi, dostlugundan ve Emperyalizme karsi ortak mücadelesine vurgu yapiliyordu. Türk-Sovyet anlasmasi, Sovyetler ile Türkiye'nin onaylamadigi her türlü anlasmaya karsilikli olarak karsi çikmak ve ozel olarakta, Sovyetlerin, Ankara milli hükümetinin tanimadigi herhangi uluslararasi bir anlasmayi, kabul etmemesi temeline dayanmaktaydi, Topraklar planindaysa, Ardahan, Kars Kemalistlere verilirken Batun'un ise Gürcistan'a verilmesi öngörülür. Nahçivan'a gelince, o da Azerbeycan'in korumasina verilmekteydi. 16 maddeden olusan bu anlasma, ayrica bogazlar sorununa, karadenizin kulanimi, eski türk-rus anlasmalarin gecersizligini, savas tutsaklarinin serbest birakilmasini, Nüfuslarin yer degistirme sorunlarinin, ve bir dizi ekonomik iliskinin düzenlemesini öngörmekteydi. PARIS CONFERANSI VE INGILIZLERIN TAVIR DEGISIKLIGI Pes pese imzalanan bu anlasmalarla, Kürtlerle Ermeniler uluslararasi tarihsel bir adaletsizlikle karsi karsiya birakildilar. Ankara anlasmasi Fransayla Kemalistler arasinda savasin son bulmasi ve bunun ingiliz Politikasi üzerindeki etkileri hem doguda hem de bati cephesinde kendini hissettirdi. Yunanistan etkeninin zayfladigini gören ingilizler yakin Orta-Dogu politikalarinda önemli degisikliklere gittiler. Ozellikle Türk milliyetçilerine yonelik tavir degisiklikleri kendini Paris yakin Orta-Dogu Konferansinda (mart 1922) gosterdi. Bu Konferansta ingiltere ve diger Müttefikler gibi Türk hak iddalarina yakinlik duyar ve resmi bir Türk devlet egemenligine baskent istanbul, ve Trakya'nin da dahil edilmesine olumlu bakar. Boylece Akdeniz'den Karadeniz'e, Ege'den Kafkasya'ya uzanan bir Türk devletinin sinirlari sekillenmeye baslar. Bati cephesindeki son taaruzla Lozan'a giden yolun taslari dizilmis olur. Paris Konferansinda Kürtlerin ve Ermenilerin delegasyonlari Paris'te bulunmalarina ragmen görüsmelerde durumlari dikkate alinmaz. MUSUL ViLAYETiNDE iLK KÜRT AYAKLANMASI VE iLK SEYH MAHMUT HÜKÜMETi 30 Ekim 1918 Mondros ateskes anlasmasindan sonra, ingilizler kisman Musul'u isgal eder. ilk ingiliz birlikleri Musul sehrine girdiginde Türk birlikleri ingilizleri kenarda seyreder. iki ay kismi bir isgalden sonra, Kürt direnisi karsisinda ingilizler Seyh Mahmut hükümdarligini ilk defa kabul ederler. Daha sonra, ingilizler Seyh Mahmud'un askeri birlikler olusturdugunu ve giderek kendi konumunu otonom bir skilde güçlendirdigini görünce nisan 1919'da Seyh Mahmud'un yaetkilerini sinirlandirmaya karar verir. Fakat Seyh Mahmud tepki göstermede gecikmez. Süleymaniyedeki ingiliz politik bürosunu elegeçirir, ingiliz bayragi yerine kürt ulusal bayragini asar, isgalcileri tutuklar, mal ve para varllgina el koyar. Mayis'ta Kürdistan'in bagimsizligini ilan eder. Pul basar, gümrük kontrolerini olusturur. Bu arada Iran Kürdistannindaki Kürtler de bu de'vletle birsler. Uzun mücadeleler sonucunda direnis kirilir ve Seyh Mahmud tutuklanarak olüm cezasina çarptirilir ve da ha sonra af çikarilir ve Hindistan'a sürgün gônderilir. IKINCI SEYH MAHMUD HÜKÜMETI Daha once de degindigiimiz gibi, bati cephesinde Yunanhlann savasii kaybetmeleriyle Kemalistler Musulu kurulacak Türk devletine katmak için faaliyetlere baslar. Ali Sefik Ozdemir denetiminde ayaklanmalar orgütlendirmeye çalisilir (bir türk subayidir, bölgede türk kuvvetlerin basindadir), bu arada ingilizlerin Seyh Mahmud'u geri çagirmaya mecbur eder. Ekim 1922'de Seyh Mahmud (Kürdistan Krali) Süleymaniye'ye döner, yeni bir hükümet kabinesini ilan eder ve 18 kasim 1922'de kendini Kürdistan krali ilan eder. Hizli bir biçimde idari bir teskilatlanmayi yürülüge koyarak Kürdistan Günesi (Roja Kurdistan) adi altlnda bir resmi gazeteyi yayin hayatina oturtur. 24 Arahk 1922'de henüz mandasi o dönemin Milliyetler Cemiyeti taraflndan onaylanmayan ingiltere, sozkonusu olan bu Cemiyet'e Irakla ortak imzaladigi bir deklarasyon sunarak Irak içinde Kürtlerin bir hükümet kurma hallini tanlrlar. Kürtlerin kendi aralannda genelde bagimsiz bir otonom devlet için anlasma saglayamadiklerini ve ilk Lozan baris görüsmelerinin subat 1923 te basarisizlikle sonuçlanmasindan sonra ingilizler politikalarini degistirmeye yönelirler. Seyh Mahmud, güneydeki ayaklanan siilerle iliskiye giçtigini bahane eden ingilizler, Kraliyet Hava Kuvvetleriyle Kürtlere saldirir ve uzun bir mücadeleden sonra Seyh Mahmud kuvvetleriyle Kürdistanin daglik kesimlerine çekilir. ingiliz ordusu Seyh Mahmud ile Türkler araslndaki baglantiyi kesmek için Rawanduz bolgesine yönelir. Türkler savasmaksizin Rawanduz bölgesini birakarak Seyh Mahmud kuvvetleriyle ingiliz kuvvetlerini bas basa birakir Sonuçta, Kürt kuvvetleri ingiliz kuvvetleri karsisinda büyük kayiplar verdikten sonra, Kürdistan krali ve kendisine bagli kuvvetleriyle Iran Kürdistan'ina siginirlar.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.