Siyaset

8 Mart ve Kürt kadını

Ahmet ALÝM · 08.03.2006 · 2 görüntülenme

            Kadınlar dünyanın yarısı, onlarsız dünya Dünya olmazdı. İnsan insan olduktan sonra doğal işbölümü içinde çocuk eğitimini üstlenen kadınlar, süreç içinde ataerkil toplumsal yapıyı kendi elleriyle yaratmışlardır. Yani kendi doğurdukları çocukları arasında erkek çocuklarını kayırarak ataerkilliğe giden yolu açmışlardır. Tarihin çeşitli dönemlerinde  bazı kadınlar (Kleopatra, Jan Dark, Hürrem Sultan, Elenor d’Aquitain, Leyla Kasım vd,) fiili olarak ön plana çıkarak tarihe damgalarını vururlarken, genelde erkekleri manipule ederek iktidarların gizli ortakları olmuşlardır.             Hayatı var eden kadınlar aynı zamanda can almaya da neden olmuşlardır. Bu zaman zaman kan davaları şeklinde yerel düzeyde olmuşken, zaman zaman da Truva’da olduğu gibi halklar arasında savaşlar şeklindedir. Yani hayat veren hayat da alamaktadır. Bunların edebiyata yansımasını roman , şiir, öykü vb. yollardan olmuştur. Kapitalizm işbölümünü derinleştirerek kadınlar üretim sektöründe daha aktif hale getirmiştir. Kapitalizmin yeni bir sistem olarak yeni değerler ve sistem üzerinde kurulduğu ABD’de kadın emeğinin yoğun olarak kullanıldığı tekstil sektöründeki mücadeleleri değerlendiren Clara Zetkin ; II. Enternasyonalin 1910'daki Kongresi'ne 8 Mart tüm dünyada kadınlar iöin özel bir gün olmasını önererek, 8 Martı Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edilmesini sağlamıştır. Bu gün1910 yılından başlayarak Kadınların başkaldırısını simgeledi, birlikte bir güç olmanın, dayanışmanın anlamı olmuştur.1960'lı yıllara dek sosyalistlerin kutladığı bir gün olan, 1960'lı yıllarda yükselen feminizmin etkisiyle tüm kadınların, sadece emekçi olarak değil, hayatın tüm alanlarında, yaşanan ortak ezilmişliği ve mücadeleyi simgeleyen bir gün olarak kutlanmıştır. Birleşmiş Milletler de1975'te bugünü "Dünya Kadınlar Günü" olarak ilan etmiştir. Tabii genel anlamda insan hakları mücadelesi, özelde ise kadınlar ve feminist akım kadınların konumunu Dünya çapında  ilerlitirken, kadınlarala erkekler arasındaki dengesizlik bu alanda en ileri düzeyde olan İskandinav ülkeleri dahil olmak üzere ülkelere ve kültürlere göre farklı düzeylerde de olsa devam etmektedir. Kürt toplumuna gelince, Kürt toplumunda kadın erkek ilişkisi hep tabu ola gelmiştir. Uygarlığın beşiği olan Mezopotamya’da Kürt kadın’ın yeri genel anlamda komşularına göre daha iyi olmasına rağmen, yaşanan savaşlarda kadınlar sömürgeciler için kolay bir av olmuştur. Buna karşın Kürt kadınları mücadeleye daha aktif katılım sağlayarak sömürgecilere gereken cevabı vermişlerdir. Bu cevap kendilerine empoze edilen doğum kontrol yöntemlerini red ederek Kürt nüfusunundaki artışı sürekli kılmak, çocuklara ana dillerini öğreterek asimilasyona karşı çıkmak, bil fiil savaşmak ve çocuklarını savaşa göndermek şeklinde olmaktadır. Ayrıca baskıların yoğunlaştığı anlarda, sivil itiatsızlık vb benzeri eylemlerde öne çıkarak direnişin motor rölü görevini oynamışlardır.Bu denli politikleşen Kürt kadınları, komşu ülkelerde sürekli güç kazanarak islami akımların kadınları tekrardan orta çağdaki düzeye indirgeme girişimlerinin Kürdistan’da yaşanmasına izin vermeyeceklerdir. Kürt ulusunu bu günlere kadar getiren ve asimilasyona baraj olan kadınlar Kürt toplumunda laikliğin en büyük teminatı olacaktır. Yine politikleşen Kürt kadınları, Kürdistan’da iktidarlaşmanın önündeki en büyük engel olan parçalanmışlığa ve Kürtler arasındaki kavgalara karşı çıkarak, kardeş kanı dökülmesine son verilmesini sağlamalıdırlar. Böyle bir girişim birlik anlayışını geliştirerek güçlü bir birliğe giden yolu açabilir. Hayat veren ve alan kadınlarımız parçalanmışlığa son vererek, aynı zamanda sömürgelik pozisyonuna son vererek bağımsız Kürdistan’a giden yolu açabilirler.Ahmet ALİM                                  Fransa,  08/03/2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.