BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
S. OZDEMIR. · 12.02.2007 · 1 görüntülenme
5 HAZIRAN 1926 TARIHLI ANKRA ANTLASMASI ONCESI,SONRASI VE TEHDITLI, DEMOGOJILI TURK DIPLAMASISI / Epey bir zamandir yerli ve yabanci mediada türk disisleri bakani sayin Abdullah Gülü, Güney Kürdistan federe Devletine yönelik, bir taraftan diplomasi gelenekleriyle uyusmayan tehditler savururken, diyer yandan, Kerkuk’un da icinde yer aldigi eski Musul vilayetinin TC devletine dahil edilmeyisi nedenleri hususunda tarihi carpitmalara bas vurmaktan geri kalmamaktddir.Konunun anlasilabilmesi icin kisaca’da olsa, 1920 li yillerde Mezopotamaya’da mandater göç olan ingiltere devletiyle yeni olusum halindeki TC devleti arasinda imzalanan ve sözü edilen Ankara anlasmasi öncesine kisada olsa irdelemekten fayda vardir.Ingiltere adina Lloyd George, 25 Nisan 1920 tarihinde, San Remo Konferansinda Fransizleri Mosul villayeti üzerindeki haklarinden vaz gecmeye bir anlamda zoraki da olsa ikna eder. Buna karsilik, Fransizlara, Mosul’da çikarilacak petrolun 25,75% oraninda katilim payi sözü verir. Acikca Ingilizler sarbonun yerini alacak olan petrolu Fransizlere birakmak isemedi. Ingilizler bu vilayetin petrolca zengin oldigini bilyordu. Bu Konferansta INGILTERE, bu bölgeyi fransizlere birakmak istememesinin nedeni olarakta, kendi mandasinda Irak devleti (Basora, Bagdad Villayetleri) disinda birde Kürt devleti (Mosul Villayeti bu devletin icinde olacakti) kurmayi vadediyordu. Daha sonar, bilinen 10 agustos 1920 tarihli önlü Sevr anlasmasi imzalamisti.Bilindigi gibi Bolsevik Rusiyasi, 24 kasim 1917 daki deklarasiyonla, yani bastan beri, Fransa ise, Sykes-Pcot (16 mayis 1916) antlasmasina uygun olarak Mosul vilayetini Ingilizlerden alamayince ve bu çeliskiden dolayi, 20 Ekim 1921 tarihli Fransiz-Türk Ankara anlasmasinden itibaren kemalistleri Yunanistana karsi desteklemislardi. Ozelikle Fransizlerin Kemalistlerle de facto iliski gelistirmeleri ve sonradan, bu iliskilerin, Fransiz hariciye bakani Franklin Bouillon ile Türk hariciye bakani, Yusuf Kemal Bey vastasiyle 20 Ekim 1921 de Ankara antlasmasi ile resmiyete kavusturulmasi, Kemalistlerin bati cephesinde zaffer kazanmasina neden oldu. Bu zaffer, 11 Ekim 1922 tarihinde taraflari Moudania ateskes götürmüsti. Kemalistlerin bu basarisi Sevr anlasmasini kaduk kilarak Lozan antlasmasi baris görüsmelerine sebebiyet vermis ve nihayet 24 Temmuz 1923 tarihinde herkezçe bilinen Lozan antlamasi ilgili taraflarca imzalanmisti.Bugünkü Türkiye devletinin Irakrta ki Kürt federe devleti ile olan siniri (o dönemde Mosul villayet olarak bilinen, Mousul, Kerkuk, Süleymaniya, Hewler, Dohuk sehirlerini kapsayan bugünkü Güney Kurdistan) Lozan antlasmasi ile kesin henuz belirlenmemisti. Lozan antlasmasinin 3. maddesi, 2. paragrafi asagida ki sekildedir:"Türkiye ile Irak arasindaki sinir, Türkiye ile Ingiltere arasinada karsilikli anlasmayla 9 aylik bir süre içinde belirlenecektir. Bu süre zarfinda taraflar anlasmadikleri taktirde, sorun milliyetler cemiyeti kurulu önüne getirilecektir. Kesin kaderi cikacak karari bagli olacak olan topraklar üzerinde iki ülke hükümeti karsilikli olarak herhengi bir sinir degisikligine gitmiyecekleri konusunde sorumluluk altina girerler."Mayis ve Temmuz 1924 yilinda Istanbulda yapilan görüsmelerde bir sonuç çikmez. Kemalistler Mosulu brakmadiklarini ve Mosul halkinin kendilerinin denetimine girmek istediklerini ileri sürerler, Ingilizler ise, niyete degil, fiili durumun belirliyici oldigini, ayrica Mosul Ehalisinin cogunlugin bagimsiz bir Kürt devleti istedigini, Mosulun disinde kalan stratejik gereklikten dolayi, Van ve Hakari vilayetlerinin’de bir bölmünü isterler.Gerçeklikte ise, yaklasik 850’000 nüfusu olan bu Vilayet, 10/7 si kürtlerden olusiyordu, giri kalan arap, türkmen, Juif (yahudi) ve Chaldéens-assyriens,vs. idi. 1918 de Ingiliz askerleri ilk defa Mosul Vilayetine ulastiklerinde Türk askerleri (osmali) silahlarini teslim ederek kenara çekilmislerdi. 30 Ekim 1918 moudros ates kes anlasmasindan sonar, Seyh Mahmoud Ingilizlere karsi direnir ve ingilizler onu Kürdistan hükümdari olarak tanir ve böylece birinci Seyh Mahmoud kürt hükümeti kurulmis olur. Kürtlerin mücadelesi ve göçlenmesi Ingilizlerde panik yaratir ve ingilizler Seyh Mahmoudun yetkilerini sinirlamak ister. Bu durum karsisinda Kürtler ile ingilizler ciddi bir hesaplasmaya girer, Ingilizlerin bürolari kapatilir, sorumlulari tutuklanir. Vilayetin büyük bir bölümünde control kürtlerin eline gecer ve Bagimsizliklerini ilan ederler. Ingilizler Askeri Kraliyet hava kuvvetleri gücüyle kürt hareketini kismen control altina alir. Seyh Mahmoudu Ingilizler tarafinden Tutuklanir idama mahkum edilir. Sonradan, Kürtlerin direnisi sonucunda Ingilizler Seyh Mahmouda af çikartmak durumunda kalir ve Kendi sömürgesi olan Hindistana sürgüne günderilir.Kemalistlerin, bir subayi olan Ali Sefik (Ozdemir) denetiminde Vilayete kürtlerde dahil ayaklandirmalar baslatir. Ingilizler bu durum karsisinde Seyh Mahmoudun Hindistanda dönmesine ses çikarmazlar, çünkü halkin dinledigi tek liderdir. 21 aralik 1922 yilinda Mandater güç olan Ingiltere ile Irak ortak bir deklarasiyonla Irak içinde, Mosul vilayetinde bir kürt hükümetinin (ikinci Seyh Mahmoud hükümeti) kurulmasina onay verirler. Fakt daha sonar, subat 1923 tarihindeki lozan 1. Konferans görüsmelerin basarisizligi ve bagimsizlik, otonomi konularinda Kürtler arasi ayrilikler bahnesiyle, Ingilizler plitikalarini degistirirler ve tekrar kontrolu elerine alamk için Kiraliyet Hava Kuvvetlerini (Royal Aire Force) devreye sokarlar ve kurde direnisi sonuçta kirilir, Seyh Mahmoud elindeki kalan silahli güçleriyle Kürdistan daglarine siginir. Ingiliz Ordusu ve Hava kuvvetleri, Seyh Mahmoudun türklerle mühtemel birlejmesini engelemek için karsi saldiriya geçer ve türkler Rawanduzda savasmaksizin giri çekilirler ve Seyh Mahmoudu Ingilizler karsisinde yaliniz birakirlar. Bu durum karsisinden Kürt hareketinin yöneticileri Iran Kürdistanina siginirlar.Lozan da kendilerinden çok söz edilen kürtler ve kaderleri hakinda karar verirlirken, kendilerine hiç bir söz haki taninmamisti. Bu baris görüsmeleri sonrasi, bilhasa yeni Kemelist régimi türkiye kürtleri açisinda sadece onlarin geleneksel yasam modelini degistirilmesi degil, Sevr antlasmasinda ve Londra Konferansinda öngürülen Bagimsiz ve otonom kürdistan tamamen kayip olmistu.3 mart 1924 tarihli Kemelist hükümetin kararnamesi kürt okularini, dilini, kürçe yayin, kürt derneklerini ve dinsel kurumlarini yasakliyordu. Kemelist devrim kürtlerin etnik ve kültürel kimligini tamamen inkar ediyordu. Bu duruma karsi milli kürt reactionunu bilinmektedir.Lozan görüsmelerinde güney Kürdistana sinir sorununa dönersek,. baris görüsmelerinin basarisizlige ugramasi sonucu, Ingiliz hükümeti agustos 1924 tarihinde yükarida sözünü ettigimiz Lozan antlasmasinin 3. maddenin 2. paragrafina uygun olarak Miletler Cemiyetinin Kurulunun gönedmine aldirir. Bu Kurulu Ingiliz ve Kemelist hükümetlerin temsilcilerinin hazir bulindigi Eylül 1924 tarihli 30. toplantisinda tartistirir. Taraflarin, Fetih Bey Kemalist hükümet adina, Lord Parmoor ise Ingiliz hükümeti adina Vilayetin nüfusu konusunda degisik rakamlar ileri sürerler. Her iki tarafinda ileri sürdikleri rakamlarda kürtler ezici cogunlugi olustürmektedir. Yine buradada Kürtlerden cok konusulir ama kürtlerin kedisi yine yoktur. Görüsmelerde. Kurul kesin bir karar almak icin 30 Eylül 1924 tarihinde bölgeye inceleme icin 3 kisilik bir Komisiyon gönderir.Kemalistlerin sistemli olarak Ingilizlerin Vilayetin kuzeyine dogru (bugünkü Hakari, Van, Sirt) ilerledigine iliskin sikayetleri üstüne ve Komissionun teklifi üzere, Miliyetler Cemiyet Kurul, 29 Ekim 1924’te 31. toplantisinde gecici statu quo temelinde Bruxel hattini (ligne de branting, gecici ateskes hatti) gecici sinir olarak kabuledilir ve ayrica muhtemel catismalari önlemek için 60 kilometrelik bir tarafsiz bölge ilanedilir.Komisiyon incelemelerini cografik, etnografik, tarihi, ekonomik, politik ve stratejik açilarden yapar ve 16 Temmuz 1925 tarihli, birden fazla öneri iceren, raporunu Kurula sonar.Bu oneriler arasinda et Bu onerilerden biride Irak’in (Mosul vilayet dahil) 25 yil boyunca Milliyetler Cemiyeti Kurulu kontrolunda, Ingiltere mandater göç olarak yönetmeliydi (bu mandaterlik systemi o dönem Milliyetler Cemiyeti Kurulunun pactinin 22. maddesinde hukuki ifadesini bulmaktaydi) ve Kürt bölgesinde yani Mosul Vilayetinde (Kommissionun raporunda Kürt ülkesi diye gecmektedir) kürtlerin dilekleri dikkate alnmalidir.Vilayeteki bütün devlet kurumlari Kürt memurlar, görevlilerden olusmali, Kürçe bölgenin resmi dili olmaliydi.Kurul Eylül 1925’te Cenevredeki 35. toplantisinda komisioynun raporunu incelemeye alir. Tamada bu esnada, Kurulun karar alacagi bir sirada ciddi bir sorun gündeme gelir:Lozan antlasmasinin 3. maddesinin 2. paragrafinin Milliyetler Cemiyeti Kurulun’a verdigi yetki neydi? Bu yetki basit bir tavsiye kararimiydi yoksa, Kurulun ilgili taraflarinin katilmadigi, Ingiliz mandasindaki Irak ile Kemelistler arasinda siniri belirleyen kesin bir karar yetkisimiydi?Bu durum karsisinde, Kemelistler Kurul kararini kesin baglayici olamayacagini savunur, çünkü kararin kendi aleyhlerinden olacagini düsünmektedirler. Böyle düsünmeye sevk eten temel olgulardan biride Milliyetler Cemiyeti Kurulunun görevlendirdigi Kommissionun bölgede incelemelerini sürdürdigi bir esnada, Kemalistlerin kürtlerin Kuzeydeki direnisini (1925 Seyh Said ayklanmasi) kanla batirmalarindandir. Kemalistler bilmektedirlerki Vilayeteki cogunlugi olusturen kürtler, kuzeydeki kardeslerinin ugradigi zülümden dolayi, asla Türk hükümranligini istemiyecekler ve bagimsiz olamadikleri bir durumda, tercihlerini Ingiltere mandasinda olan bir Iraktan yapacaklardi.Kemalistlerin bu tezi karsisinda, mandater göç olan Ingiltere, Kurulun Kararinin belirleyici ve kesin oldigini savunur.Bu iki farkli görüs karsisinda, Milliyetler Cemiyeti Kurulu, 19 Eylül 1925 tarihli karariyle Uluslararasi daimi adalet divaninda ihtilaf hakinda görüs bildirmesi talebinde bulunir. 21 kasim 1925’te Uluslararasi daimi adalet divani kendisine sorulan sorulara iliskin kararini açiklar. Bu durumda mahkemeye gore:Lozan antlasmasinin 3. maddesi paragraf 2 geregince Kurulun alacagi KARAR taraflar icin baglayicidir (uyulmasi zorunlu) ve manda altindaki Irak ile Türkiye arasindaki siniri kesin olarak belirliyecektir.Kemalistler bu karar karsisinde, yine kendi tezinden israr ederek Kurulun kararini tavsiye mahiyetinde gördügini söyler.Milliyetler Cemiyeti Kurulu 23 kasim 1925 tarihli General Laidoner’in Bürüksel hattina (yükarida sözü edilen sinir cizgisi) iliskin raporu, 16 ARALIK 1925’te Kurula sunulur, ayni gün Kurul Bürüksel Hattini, Kemalist Türkiysi ile Ingiltere mandasindaki Irak arasinda kesin sinir olacagini belirli sartlarla Kabul eder. Bu sartlari yükarida’da belirtigim gibi :1.) Irak 25 sene tahmin edilebilen bir dönem boyunca Milliyetler Memiyeti Kurulu mandasinda kalacak,2.) Kendi ülkelerinin yönetimini, adaletini isleyisi, okulardaki egtim için kürt irkinda memurlarin atanmasi, bütün hizmetlerde kürt dilinin resmi dil olmasina iliskin kürtler tarafindan dile getirilen görüs ve taleplerin dikkata alinmalidir.Anlasildigi gibi bu yükaridaki sartlar Milliyetler Cemiyeti Kurulunin atadigi Mosul kommissionunun raporundaki nihayi öneriler arasinaydi.Ingiliz hükümeti himaye eden göç olarak, Kommission raporunun nihayi sonuçlari geregi tavsiye edilen, kürtler yararina alinacak idari tetbirleri Kurula sunmaya davet edilir..13 Ocak 1926’da Ingiliz hükümeti Kurula Irak hükümeti ile Ingiltere arasinda geçerli olacak bir antlasma metnini ile Kürtlerin haklarine ilskin bir memorandum sunar ve Kurulun 16 aralik 1925 tarihli kararinda öngörülen sartlar gerceklestiginde Türkiye ile irak arasindaki sinirin Kesin oldigini Kuruldan declare etmesini talep eder.11 mart 1926’da Kurul Ingiliz hükümetinin mektubunu onaylar ve ayni Kurulun 26 Aralik 1926 tarihli Karari böylece yürüliga girerek bugünkü güney Kurdistan ile Kuzey arasindaki yapay siniri olusturdu.Yeni bir kürt devletinin kurulmasi tehlikesi ve Izmir bölgesinde muhtemel bir askeri müdhale ile karsi karsiye kaldigini hiseden kemalistler, üzerinde devlet kurdukleri topraklarin önemli bir bölümünün kürtlere ait olmasi ve bu kürt bölgelerinden olasi yeni direnislerle elden gidebilecegi kaygisiyle Ingilizlerle direk görüsmelere girerler ve sonuçte Kurulun daha önce kararlastirdigi Bürüksel Sinir hattinda Ufak degisiklikler yapilarak, 5 haziran 1926 tarihli türk-ingiliz Ankara antlasmasi imzalanir.Kemalistler bu Ankara antlasmas ile bir anlamda Ingiltereden bugünkü misak-î-milli dedigi sinirlarini garantisini almis oliyordu.5 Haziran 1926 tarihli ankara analsmasi asagidaki sekilde özetlenebilir:• 75 kilometrelik bir alani tarafsiz bölge ilan eder;• Anlasmayi imzalama onuruna genel bir af ilan edilir ve böylece Asurî, Kaldani ve diger Hiristiyan azinliklar evlerine dönmeleri saglanmaya çalisilir. Fakat Kemalistler Istemedigi kisilerin gelisini engeliyebilecekti;• Buna karsilik Ingilizler 25 sene boyunca yillik çikarilacak petrolden 10% luk pay ile Türkiyedeki devlet demir yollarinin insasinda kulanilmak üzre 20 million sterling credi öngörmekteydi. Buna karsilik, Kemalistler ingiliz finans kuruluslarina türk lemanlarinin insaetme, kurma hakkini vermekteydi.Sonuç itibariyle, bugünkü türk devletinin Irak kürt federe devleti ile olan ortak sinir garantisi, ona 5 Haziran 1926 tarihli Ankara anlasmasi sagliyordu.Yükarida anlatilanlar isiginde, Abdullah Gülün son zamanlatda Kerkuk konusunda söylediklerine bakmaktan fayda fvardir. ABD’ye ziyaret sirasinda, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Türk Politikası'' konulu bir toplantıda Irak’la ilgili olarak konuşma yaparken :"Biz o bölgeyi yüzyıllarca yönettik. Doğal bağlarımız var. Biz 1926'da Musul'u verirken tek bir Irak'a verdik. Karşımızda tek bir Irak görmek istiyoruz.'' Bakan Gül, Türkiye'nin Irak'ın toprak ve siyasi bütünlüğüne büyük önem verdiğini hatırlatarak, "Irak bir bütün olarak tutulmalı. Buna başka alternatifler düşünülmemeli." demekteydi.Gül, Washington Post gazetesinin editörleri ve muhabirleriyle yaptığı toplantıda dile getirdiği görüşler, Washington Post gazetesinde yayımlandı. Gazetenin haberine göre Gül «Kerkük referandumu sonucu meşru kabul edilmeyecek referandumda ısrar edilmesi durumunda Türkmenler gibi grupların bunu boykot edeceğini ve referandum sonucunun meşru olmayacağını belirtti»Anlasildigi kadariyle, TC devleti yeni Irakta olusturulan federatif systeme itraz etmekte ve bundan yolacikarak, yükarida öncesini vet sonrasini anlatimaya calistigimiz 5 Haziran 1926 tarihli Ankara antlasmasini gecersizligine bir anlamda vurgu yapmaktadir. Bu anlasmayi tartisma konusu yaparak sözde mühtemel bir askeri müdhalenin yasal zemini olusturmaya calisilmaktadir.Güney Kürdistana federe devletine yönelik bir isgalin hukuki zeminini hazirlamak icin Ankara antlasmasini tartismaya açan TC devleti bu tartismayla kürt tarafina ve bölgedeki Koalision göçlerine dogal olarak Lozanla cizilen Misak-î-milli sinirlari tartisma hakkini vermektedir. Kürtler Küzey Kürdistanda sinir olusturan Firatin batisindaki mixt hale gelen sehirlerinin de içinde yer alacagi Kürdistan cografiyasinin sinirlarini artik tartismaya açabilmelidir. Baskalari tehditler savurarak Kerkuk’u rahatlikla tartisma konusu yapabiliyorsa, ayni cesareti neden kürtler, 84 yilden beri isgal altindeki topraklarini giri almak için göstermesin ki. Kürtler bunu basarirlarsa, alt-üst kimlilerle ugrasanlaride böylelikle asmis olacaklarS. OZDEMIR.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.