BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ýbrahim GUÇLU · 14.06.2010 · 2 görüntülenme
49’lar Olayı - 27 Mayıs Darbesi - Sivas Kampı İlişkisi: Türk aydın ve siyasetçisinin Kürde dair inkârcılığı… İbrahim GÜÇLÜ (ibrahimguclu21@gmail.com) 27 Mayıs 1960 Darbesi televizyonlarda, diğer basın organlarında günlerce tartışıldı. Bu tartışmalara, değişik kesimlerden ve düşüncelerden aydınlar, siyasetçiler, akademisyenler, parti yetkilileri katıldılar. 27 Mayıs Darbesi hakkında yeni belgeseller yayınlandı, bugüne kadar yayınlanmamış resimler kamuoyuna sunuldu. 27 Mayısı 1960 Darbesi’nin nedenleri, darbe sonrasında Demokrat Partililere yapılan zulüm; Bayar, Menderes, Zorlu, Polatkan ve arkadaşlarının Yassı Ada’da cezaevinde kaldıkları sırada karşı-karşıya kaldıkları insanlık dışı muameleler; Yassı Ada’da tutuklu olan siyaset dünyasının Kemalist olmayan ileri gelenlerine yapılan horlama; onlara iktidar olmalarından dolayı duyulan hınç, en dramatik olanın da Başbakan Menderes, Zorlu, Polatkan’ın idamı, idamların doğurduğu siyasi ve toplumsal sonuçlar, doğurduğu kin ve öfke gibi temel konular araştırıldı ve analiz edildi, bu araştırma ve analizlerden sonuçlar çıkarıldı. Böyle bir şeyin yapılması, tarihi gelişmeleri anlamak, yorumlamak, tarihi gelişmelerden demokrasi, hukuk, toplumsal ilişkiler, Kemalizm, sivil ve asker iktidar ikilisi açısından sonuçlar çıkarmak, oldukça önemli. Ne yazık ki, 27 Mayıs darbesi en ince detaylarına kadar didiklenirken, 27 Mayıs Darbesinde Kürtlerle ilgili gerçekler, Kürt egemenleri Kürt ağalarının, beylerinin, şeyhlerinim, aydınlarının kitlesel olarak Sivas Kampı’nda aylarca esir kampında tutulmalarının nedenleri, hem yakalandıkları ve hem de yakalandıktan sonra karşı-karşıya kaldıkları insanlık dışı muameleler, darbe sonrasında Kürt egemenlerinin mallarına el konulması için bir yasanın çıkarılması, bu yasa sonucu Kürt egemenlerinin mallarına el konulması, onların mallarının haraç-mezat satılmaları konuları, Türk aydınları, siyasetçiler, akademisyenler tarafından hiç gündeme getirilmedi. 1960 Darbesinden Kürt egemenlerinin kitlesel olarak gözaltına ve esir alınmasının Türk aydınları, siyasetçileri, akademisyenleri tarafından ıskalaması, görmemezlikten gelinmesi; resmi tarih anlayışı, resmi devlet ideolojisinin doğrudan bir yansıması olduğunu söylemem haksızlık olmaz. Kürde dair inkârcılık, devletin geleneksel politikasının, Kürtlerin yok olduğu anlayışının, Kürtleri ötekileştirme ve tarih dışında görmenin bir sonucudur. Militarizme, darbelere, resmi devlet ideolojisine, Kemalizm’e karşı olanların; “Kürt Sorunu” ile ilgili çözüm çabası içinde olanların, 27 Mayıs Askeri Darbesi’ni analiz ederken ve tartışırken, Kürtlere dair konuları, hem de tarihi ve önemli konuları atlamaları, bir bakıma 27 Mayıs 1960 Darbesi’nde Kürt egemenlerinin Sivas Kampına doldurulmalarının ve esir alınmalarının nedenlerini de açıklayacak veri durumundadır. ***** Genel anlamda Türk televizyonlarının ve basın organlarının bu eksikliliğini KANAL TÜRK Televizyonunda Tarık TOROS, Merkez Siyaset programında giderdi. Tarık TOROS’un programına, Sivas Kampı esirleri mağdurlarının yakınları Sertaç BUCAK, Galip ENSARİOĞLU, ZEYNEL Abidin DEMİR, Dengir Mir Mehmet FIRAT, Sivas Kampı’nda esir ve tutuklu kalan Şeyh Sait Efendi’nin torunu Abdulilah FIRAT, “27 Mayıs Darbesi’nin Öteki Yüzü SİVAS KAMPI” kitabının yazarı Nevzat ÇİÇEK katıldı. Programda, SİVAS Kampı ve Kürt egemenlerinin gözaltına alınmaları ve tutuklanmaları, esirlerin ailelerinin çektikleri sıkıntılar üzerine önemli anılar ve anekdotlar aktarıldı. Nevzat ÇİÇEK’in kitabında yazılanlar özetlendi ve yazılmayanlar da aktarıldı. Programda, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Kürt egemenlerinin tutuklanmasının nedenleri konusunda çok açık ve derin bilgiler verilmemekle birlikte, nedenleri hiç anlamayan ve sığ bir bakışla sorunu ele alan yaklaşımlar da vardı. Sivas Kampı’nın Kürtlerin yeniden kendileri ve Kürt ulusu için siyasallaşması, Kürt egemenlerinin Türk siyasi yaşamından farklılaşmaları ve uzaklaşmaları konusunda da sınırlı bilgiler aktarıldı. Faik BUCAK ve lideri olduğu Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi defalarca söz konusu olmasına ve gündeme getirilmiş olmasına rağmen, bu konuda doyurucu bilgiler verilmedi. 1925 Hareketi ve özellikle de Şeyh Sait Efendi’nin 1925’teki konumu ve eylem çizgisi anlatılırken, hareketin nedenleri konusunda Galip ENSARİOĞLU oldukça yanlış, resmi tarih anlayışıyla yüzde-yüz örtüşen ve çakışan görüşler sundu. Bütün bu eksikliklere rağmen, Tarık TOROS’un programı, 27 Mayıs Darbesi’nin tarihi ile ilgili, resmi tarih bakış açısından dışında konuyla ilgili önemli bir pencere ve parantez açtı. ***** Bütün bu yazdıklarıma bağlı ve onların ötesinde, 27 Mayıs Darbesi’nde Kürt egemenlerinin gözaltına alınma, tutuklanma, Sivas’ta esir kampında tutulmaları, aylar sonra 55 Kürt ağası, beyi, şeyhinin sürgün edilmelerinin nedenleri önemli olmaktadır. Ayrıca, genel olarak Kürt ulusuna ve özel olarak Kürt egemenlerine yönelik bu uygulama ve proje: 1- Sadece 27 Mayıs Darbesi dönemine mi ait? 2- Bu uygulamalar sadece askerlerin bir uygulaması mı, siviller ve sivil iktidarlar da aynısını yapmamışlar mıdır? Soruları hayati bir önem kazanmaktadır. Bu nedenle, Kürt aydınları ve öğrencilerinin 1959 yılında tutuklanması, Kürt tarihinde 49’lar Davası olarak yer edinen dava ile 27 Mayıs Askeri Darbesi’ndeki Kürt egemenlerinin tutuklanması, esir alınması, sürgüne göndermelerini yan-yana koydum, aralarında doğrudan bir ilişki ve illiyet bağının olduğunu, yazımın başlığında göstermeye çalıştım. Öncelikle belirteceğimiz konu: Kürt ulusuna, Kürt egemenlerine, Kürt yurtseverlerine yönelik kötü uygulamalar sadece 27 Mayıs Askeri Darbesi Dönemine ait değildir. Kürtler, Osmanlı sultanlarından iktidarı devir alan asker ve sivil darbeci elit döneminde, 12 Mart ve 12 Eylül Askeri darbelerinde de aynı kötü, insanlık dışı muamelelere tabi tutulmuşlardır. Kürtler sadece askeri dönemlerde değil, sivil iktidar dönemlerinde de, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Milli Cephe, Ecevit Hükümeti, Özal, Erbakan, Baykal, İnönü, Erdoğan Hükümetleri döneminde de kötü muamelelere tabi tutulmuşlar, gözaltına alınmışlar, tutuklanmışlar, işkence görmüşler, büyük cezalara çarptırılmışlar, sürgüne gönderilmişlerdir. Bu bağlamlarda, Kürtlere yönelik kötü, haksız, insanlık dışı muameleleri sadece bir dönemle sınırlandırarak ele almak vicdani olmadığı gibi, tarihi çarpıtmaya da yol açar. Bu nedenle 27 Mayıs Askeri Darbesi ile ilgili genel programlarda, Sivas Kampı ve o dönemde sürgünlerle ilgili yapılan programda böyle bir eksiklik kendisini açıkça ortaya koyuyordu. Bütün askeri ve sivil dönemlerde Kürtlere yapılanların tümü yazımın konusu değil. Ama kriter ve ölçü olması bakımından, tarihsel dönem ve moment olarak birbirine yakın, birbirinin içine geçen iki vakıadan, 49’lar davası, Sivas Kampındaki tutuklamalar ve 55 Kürt egemeni şahsiyetlerin sürgünlerini yan-yana getirdim. Demokrat Parti’nin “sivil iktidarı”, Kürtler, Büyük Kürdistan kurma çabası içinde oldukları gerekçesiyle, önce binlerce kişinin tutuklanmasını ve hatta birçoğunun idam edilmesini kararlaştırıyor, daha sonra sağduyulu ve vicdanlı müdahaleler sonucu, bu proje 50 Kürt aydını ve öğrencinin tutuklanması ile sınırlandırılıyor. 50 Kürt aydın ve öğrencinin tutuklanması, sivil dönemin bir eseri. İsmi geçen Kürt aydınları ve öğrencilerinin, Kürt ulusal direnme ve siyasi hareketlerinin 1919-1938’de kanla, katliamla bastırılmasından sonra, dünyadaki ulusal kurtuluş hareketlerinden, Irak’taki iktidar değişikliği sonrasında Kürt lideri ve Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti’nin kurucularından biri olan Barzani’nin ve arkadaşlarının Sovyetler Birliğinden Irak’a davet edilmeleri, Irak’ta Anayasa değişikliği sonucu Kürdistan’a otonominin tanınmasının etkisiyle, Kürdistan’ın kuzeyinde de hak talebi için bir kıpırdanış içine girmelerinden öteye bir davranışları söz konusu değildi. Ne Bağımsız bir Kürdistan istiyorlardı. Ne de bir siyasi parti örgütlenmesi içindeydiler. Türk devletini de yıkma plânları yoktu. Bunun için silahlı bir ayaklanma hazırlığı içinde de değillerdi. Buna rağmen Demokrat Parti İktidarı, Kemalist sömürgeci devlet refleksiyle, direnme sonrasında küçük bir uyanış ve Kürtçü bir davranıştan dolayı büyük bir paniğe kapılarak, M. Kemal ve arkadaşlarının Kürtler, Kürt direnişlerine karşı geliştirdiği yok etme plânını geliştirmek ve şiddet metodunu kullanmak istemişlerdir. Sonuçta 50 Kürt aydını ve öğrencisi tutuklanmış, askeri mahkemede yargılanmış, Harbiye Askeri Cezaevinde tutulmuşlardır. 50 Kürt aydını ve öğrencinin tutuklanmasının nedeni, Kürtlerin uyanışını engellemek, Kürtlerin ulusal hak taleplerini şiddetle bastırmak, Kemalist geleneği ve Kürt sorunuyla ilgili devletin klasik inkârcı siyasetini devam ettirmek ve sömürgeci sistemin yaşamasını sağlamaktı. 50 Kürt aydını ve öğrenciden biri hapishanede hayatını kaybetti. Geride kalan 49 Kürt aydını ve öğrencisinden bir kısmı, 27 Mayıs Askeri Darbesi yapıldığı zaman tutukluydu. 27 Mayıs Darbesi, Demokrat Parti İktidarının zulmüne, onların hukuk ve demokrasi dışı tasarruflarına son vermek için geldikleri halde, 49’lar Davası Demokrat Parti’nin bir tasarrufu olmasına rağmen, tutuklu Kürt aydın ve öğrencilerini serbest bırakmamışlardır. Bu gelişme, yaklaşım, siyaset, davranış tarzı, Kürtlerle ilgili olarak sivil ve asker iktidarlarının, başka bir deyimle sivil ve devlet iktidarların reflekslerinin aynı olduğunu ortaya koyuyor. Bütün Askeri darbeler incelendiği zaman, Kürt ulusal uyanışı, Kürtlerin örgütlenmesi, Kürtlerin hak talepleri, Kürtçülüğün kitleselleşmesi, darbenin önemli nedenlerinden biri olduğu görülür. 49’lar Davası ve “Büyük Kürdistan”ın kurulması korkusu aynı zamanda 27 Mayıs askeri Darbesi’ni hazırlayan neden olmuştur. Bu nedenle, darbenin üzerinde kısa bir zaman bile geçmemişken, Kürdistan’da Kürt egemenlerinin sistemli ve hedef şaşırmaksızın gözaltına alınmaları, Sivas Kampında esir hale getirilmeleri, sonrada 55 Kürt şahsiyetinin sürgün edilmesi sağlanmış oldu. Bunun yanında, Demokrat Parti milletvekillerinin, Başbakanın ve bakanların yargılama nedenlerinden biri de, Kürdistan’ın kurulması emeline hizmet etmeleri, Kürt egemenleriyle barışmak istemesi, 33 Kürdün katledilmesinden dolayı general Muğlalı hakkında soruşturma açması, soruşturma sonrası idama mahkûm etmesi, Kürt bölgelerinin kalkınmasına önem vermesidir. 27 Mayıs Askeri Darbesi’nden sonra Kürdistan’ın boşaltılması, nüfus demografisinin değiştirilmesi, Kemalist Devletin Kürtleri Türkleştirme siyasetinin yeni ve kapsamlı bir düzeyde devam etmesi için, Milli Birlik Komitesi’nin Kürtleri Karadeniz Bölgesine ve Lazları Karadeniz’den Kürdistan’a getirme plânları daha sonra açığa çıkan bir plândır ve Ecevit’in belgeleri arasından çıkmıştır. Bu plânda, 1960 Darbesi’nin Kürtlere karşı büyük ve haince bir plân içinde olduğunu ortaya koyuyor. Bütün bunlar 1960’teki Kürt egemenlerin tutuklanma nedenlerini ortaya çıkarıyor. Kürt egemenleri, 1919 ile 1938 yılları arasında Kürdistan’ın bağımsızlığı için önderlik ettiler ve arkasından da katledildiler. Kemalist sömürgeci devlet, Kürt egemen sınıflarını insani olmayan metodlarla tarih ve siyaset dışına itmelerine rağmen, onların tekrardan dirilip ayaklanacakları korkusu taşıyor. Bundan dolayı, Kürt egemenleri hakkında kapsamlı raporlar tutuyor ve tedbirler alıyor. Bu raporlara dayalı olarak Kürt egemenlerini tutukluyor ve sürgüne gönderiyor. Kürt egemenlerinin, 1960’taki tutuklanmaları, esir kampında tutulmaları, sürgün edilmeleri, Kürt egemenlerini sindirmek, Kürt ulusal hakları için harekete geçmelerin engellemek içindir. Kemalist Sömürgeci Devlet, 12 Mart ve 12 Eylül Darbesinde de, Kürt egemenleri herhangi bir örgütlenme, ortak bir ulusal davranış ve hak talebinde bulunma konumunda olmadıkları halde, askeri ceza evlerinde büyük işkencelere tabi tutmuş, onurlarını ayaklar altına almıştır. Amed, 09. 10. 2010
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.