BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Spartakus Kardoxi · 31.07.2008 · 2 görüntülenme
Bilindiği gibi Saddam rejiminin yıkılması öncesinde, esnasında ve sonrasında Türk devleti sahip olduğu askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik imkânları bölgede ve uluslararası arenada seferber ederek Güney Kürdistanı Saddam dönemindeki statü içinde tutmaya çalıştı..Kürdlerin “ sahip olacağı ulusal hakların sınırı” ve “Kerkük’ün geleceği” Türk devletinin “kırmızı çizgileri” idi.. Türklerin Kürdlere ilişkin bu politikaları bugünde devam etmektedir.. Irak’ta referandum yoluyla kabul edilen Anayasa’da Kürdlere tanınan asgari hakları dahi Türk devleti kabul etmedi.. Kürdlerle her türlü ilişkiyi reddederek Anayasanın revize edilmesini bekledi.. Bu yöndeki beklentileri hâlâ devam ediyor.. Bundan dolayı “Kürdistan Bölgesi” ile dipomatik ilişki kurmaktan kaçınıyor.Türk devleti Saddam’ın yıkılmasından önce Amerikalılarla girdiği tüm tartışma ve görüşmelerde “Kürd Pandora kutusunu”n açılmamasını her zaman gündeme getirmişti.. Saddam’ın yıkılmasından sonra, “1 Mart tezkere” sinden dolayi hareket alanı daralan Türkiye, Irak içindeki güçleri Kürdlere karşı harekete geçirmeye çalıştı. Türk devletinin Kürdlere karşı kışkırtmadığı ve harekete geçirmeye çalışmadığı tek bir Iraklı çevre kalmadı.. Hâtâ El Qaide ile ilişkisi olan kesimleri dahi “Irak’ın birliği” ve “Kerkük’ün geleceği’ için Ankara ve İstanbul toplantılarına davet etti.Türk devleti, 1991 yılında “Büyük Raperin” ile ortaya çıkan Kürd kazanımların baltalamak için geçen yüzyılın doksanlı yılların ortalarında “Türkmen Cephesi” adı altında “Beşinci Kol” görevini gören bir oluşuma gitti.. Saddam’ın yıkılmasından sonra Türk devleti ekonomik, siyasi ve askeri olarak desteklediği bu ajan yapıyı Kerkük’e taşıdı..Türk devleti, Kerkük’ün geleceğini ilgilendiren Irak Anayasasının 140.maddesinin tatbik edilmemesi için Güney Kürdistan’a yönelik doğrudan askeri saldırılar ve tehditler eşliğinde kurduğu ve finanse ettiği “Türkmen Cephesini” güçlendirmeye çalıştı ve hemde Irak Arapları içinde sistemli bir şekilde “anti Kürd” ve “anti Kerkük” kesimleri merkezi iktidar içinde birleştirmeye çalıştı..22 Temmuz günü Irak Parlamentosu Kürdlere rağmen “Kerkük’ü dort parçaya bölmeye, Peşmergelerin Kerkük’ü terketmelerini ve Irak ordusunun Kerkük’e yerleşmesini” öngören Eyalet seçimleri kanunu onaylanması altındada Türk devleti vardı.. Fakat tüm geçen bu süreç boyunda Güney Kürdistan’ın Hewlêr ve Bağdat’ta bulunan kadrosu, gereken duyarlığı göstermedi, yaşanan süreci iyi okumadı, zaman kaybının Kürdlerin lehine olmadığını göremedi.. Böyle bir durumun bilincinde olsalar dahi gereken pratik adımları atamadılar.. Bugün gelinen yerde Güney Kürdistan liderliği büyük açmazlarla karşı karşıya kalmış durumdadır.. Geçmişte bölgedeki Kürd düşmanı olan bir devletler cephesi vardı.. Ama, Irak’taki Sünni ve Şii çatışması ortamında Kürdler “ hakem rolunu” oynayabiliyorlardı.. Bugün ise aktörler sahnede yerlerini aldıklarından dolayı 22 Temmuz’da olduğu gibi hakemi kapıya koyabiliyorlar. Yani bugün Irak içinde Kürdlere ve Kürdlerin ulusal taleplerine karşı birleşik güçlü bir cephe var.. Hattta Irak devleti Irak olduğundan bu yana bir gün düşmanına tek bir kurşun sıkmayan Türkmenler “ 28 Temmuz günü Kürd göstericileri üzerine ateş açıyor, 4 kişiyi öldürüyor ve onlarca Kürd’ün yaralamasına ” sebep olabiliyorlar. KDP ve YNK’nin, Nuri Maliki’nin başını çektiği Dawa Partisi ve El Hekim’in başını çektiği Irak İslam Devrimin Yüksek Konseyi ile imzaladıkları “stratejik dörtlü antlaşma” ve Tarik Haşimi’nin başında bulunduğu Irak İslami Partisi ile imzaladıkları 3’lü antlaşma 22 Temmuz günü “Caduc” oldukları ortaya çıktı.Burada vurgulanması gereken husus 22 Temmuz günü Irak islami Partisi Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı yardımcısı olan Tarik Haşimi Türkiye’deydi...!!! Nuri Maliki ise Almanya yolculuğuna çıkmıştı..!!! Yani Kürdlere karşı “22 Temmuz darbesi” daha önce ince ince dokunmuş ve planlanmıştı.. Şimdi Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve yardımcısı Adil Abdulmehdi söz konusu yasaya vetolarını koydular.. Tarık Haşimi’nin tavrı nedir bilinmiyor.. Sonuçta Cumhurbaşkanı konseyinin bu yasayı 3 defa geri gönderme hakkı var.. 3.defa Parlamentonun 5/3 oranı aranacak.. Birde bizim Güneyli Kürdlerin çok bel bağladıkları çoğunluğu Araplardan oluşan “Anayasa Mahkemesi” var.. Bu yasal ve anayasal süreçlerden Kürdlerinin kazanacağı fazla bir şey yok.. Çünkü mevcut “federal sistem” dedikleri oluşum Kürdleri Arap çoğunluğunun insafına bırakmış.. Bugün olmasa dahi yarın bu Arap çoğunluğu Kürdlerin hakları ve kazanımlarını yoketmeyi hedefleyecektir.. Bugün Araplar gerektiği gibi güçlü değil.. Bundan dolayı Kerkük ilgili tüm tartışmalarda Kürdlere karşı Türkiye kılıcını kullanıyorlar.. Bu son tartışmalarda bir çok milletvekili açık açık Kürdleri Türkiye’nin müdahalesiyle tehdit ettiler. Güney Kürdistan yönetimi, Bağdat ile girdikleri ilişkiler ve antlaşmalar meselesinde bir muhabereyi kaybettiler.. Ama, hâlâ son kartlar oynanmamış ve savaş kaybedilmemiştir.. Güney Kürdistan Siyasal Önderliği, diyalog, uzlaşı, anayasa ve yasal yollarla varmak istediği hedef konusunda başarısız oldunca, Kürdistan halkını sokaklara dökmeye çağırdı.Milyonlara varan Kürd yurtsever kitlileri Kürdistan belli başlı şehirlerinde sokaklara döküldüler.. Sadece Kerkük’te 150 bin kişiden fazla Kürdistanlı Kerkük’te sokaklara döküldü..Neticede 27 Kürd yaşamını yitirdi, yüzlerce Kürd yaralandı.YNK ile yakınlığı bilinen Aso Gazetesi son sayısında bazı tanıklara dayanarak “İntihar eylemini yapan kadının Türkmen Cephesinin binasında çıkarak kitleye karıştığını “ yazıyor..Yakalanan bazı Türkmen polisler:“ Türkmen Cephesinin güvenlik görevlisi eski Baasçı albay Emad yürüyüşten bir gün önce bir toplantı yaptığını, patlama ve kurşun sesleri geldiği zaman halkın üzerine sıkın!!!” diye emir verdiğini söylüyorlar.. Bazı Kürd yetkililerinin ve yabancı basın çevrelerinin verdiği bilgilere göre yürüyüş güzergahı Türkmen Cephesinin merkezi bürosunun 30 metre uzağından geçiyordu.. Patlama paniği esnasında göstericiler sağa sola kaçarken Türkmen Cephesi binasından kitlenin üzerine ateş edildi, 4 kişi öldürüldü ve onlarca gösterici yaralandı.. Bunların bir çoğu yerli ve yabancı tanıklar tarafından olay yerinde görüldü ve tespit edildi.. Sonuç olarak yapılması gereken bu Türk ajanı bu hainler yuvasını, 28 Temmuz Kerkük katliamının katilleri olan Türkmen Cephesini yasaklamaktır.. Ayrıca Kürd Siyasal Önderliği Iraklı Araplarla yaptıkları hükümet protokolunu, Iraklı siyasal çevreleriyle yaptıkları beşli ve üçlü antlaşmaları yeniden gözden geçirmelidir.. Kürdistan Parlamentosu Kürd halkı adına hiç olmasa konfederasyon kararını çıkarmalıdır.. Söylentiye göre Kerkük İl Meclisi “Kerkük’ü Kürdistan Bölgesine” bağlamak için oturum yapacak.. Bu karar, Irak Parlamentosunun kararına bir tepki kararı olacak.. Bu kararın anayasal boyutu bir çok çevre gündeme getirecek ve tartışacaklar..Zaten yasaları ve anayasayı dinleyen mi var? 140. maddeyi uyguluyan mı var? Güney Kürdistan yeni bir sürece girdi..Kürd halkı sokaklarda...Güney Kürdistan Yönetimi ne yapacak hepimiz birlikte göreceğiz.. Spartakus Kardoxi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.