Siyaset

2013 Olası Senaryolar ve Kurdistan

Rojhat Badikî · 01.01.2013 · 2 görüntülenme

2013 Olası Senaryolar ve Kurdistan
2013 yılında gelişecek olası senaryolar 2012 yılında epey tartışıldı. Hiç şüphesiz tartışılan senaryoların başında, Ortadoğu- Suriye Kurdistan ve bu eksen gelişebilecek, ittifak ve jeopolitik değişimin getireceği sonuçlar masaya yatırıldı. Yapılan tartışmaların merkezinde, Kurdistan ve Kurdistan’ın sahip olduğu yeraltı enerji kaynaklarıydı. Kurdistan yeraltı kaynaklarının yanı sıra, Ortadoğu için hayati derecede yer su kaynakları ve Kurdistan coğrafik konumuda tartışmaların merkezine oturtuldu. Tartışma ve analistçilerin ortaya koyduğu çok yönlü senaryoların ortaya çıkardığı sonuçlar, 2013 yılından başlayarak Kurdistan sorunun uluslararası gelişmelerin merkezinde olacağı, Filistin sorununu da aşıp ortadoğunun 1 numaralı sorunu olacağıdır.

Kurdistan sorunun uluslararası gündemin merkezinde olmasının getireceği avantajlar, Kurdistan politik önderliğinin Ortadoğu sınırlarına hapsolma sorununu aşmaları, dünya dengelerini hesaplayıp iyi ata oynamaları durumunda, yeni şekillenmelerin en büyük kazananı olacaklardır. Kürt’lerin, Kürt önderliğinin en büyük hatası, Ortadoğuya hapsolmaları, umut ve beklentilerini, kendilerini sömürgeleştiren devlet kapılarına bağlamalarıydı. Bu konuda yaşanılan onlarca acı deneyimlere rağmen, klasik politikaların terkedilmemesi, Kurdistan politik önderliğinin uluslararası alandaki güvenirliliğinin zedelenmesine de yol açıyordu.

1991 yılındaki değişim ve 2003 Saddam rejiminin yıkılması ABD –İsrail ve Batı dünyasının ( Türkiye bu gruplara dahildir. ) Petrol enerjilerine olan bağımlılıklarının artması, Kurdistan’ a yönelik geleneksel-klasik politikalarında kırılmalara yol açmasına neden oldu. Irak ve Suriye’ deki gelişmeler, Kurdistan’ın diğer parçalarına nazaran, Bağımsız Kurdistan’ a gitme yolunda önemli avantajlar sunmasına da vesile olmaktadır. Bağımsız Kurdistan’ a giden yol Güney ve Güney-Batı Kurdistan’ a doğru evrilmektedir. Özellikle, Güney Kurdistan önderliğinin rolü bu sürecin hızlanmasına neden olabilecektir. Bundan dolayı, Kurdistanın Kuzeyi, Bağımsız Kurdistan yolunda en son halkadır.

Türkiye’ nin Kürtlerin hamiliği rolüne soyunması yada bu yönde bir imaj çizilmesi stratejik bir hatadır, Kürt açısında. Türkiye’ nin Güney Kurdistan ilişkileri ekonomik çıkarların yanında, Kurdistan sorununda Türkiye’ nin en az zararla çıkması yolunda uzun erimli bir planın parçalarıdır. Türkiye’ nin Kurdistan sorunu konusundaki tavrı değişmemıştır, değişen şey; taktik ve uslup değişikliğidır. Öcalan’ la görşülüyor mesajlarının verilmesi de, Kürt ( Kurdistan) sorununda adım atılacak gibi bir görüntü verilmesi ile, Ortadoğu ve Kurdistan’ a ilişkin uluslararası masada güçlü bir şekilde yer almak içindir. Geçmişte, Atatürk-İnönü ikilisinin oynadığı rolü günümüzde yeniden tekrarlamanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir.

Bazı Kürt ve Türk kesimlerinin, Kurdistan petrol hatlarının Türkiye’ den Batı dünyasına ulaştırılması ve Güney Kurdistan’ın Türk devletinin koruyuculuk kanatları altına alma senaryoları gerçekçi değildir. İki şey bu konuda engeldir; 1 Türkiye’ nin Kürt ve Kurdistan politikalarında bir değişim olmayıp Kurdistan’ın kuzeyini küçültüp yutma ve Güney-Batı Kurdistan hakkındaki politikaları. 2.ncisi ve daha önemlisi Uluslararası güçlerin, Türkiye’ nin Kurdistan petrol kaynaklarını kontrol etme arzularına sıcak yaklaşmayışlarıdır.

Türkiye’ nin Kurdistan’ daki enerji kaynaklarını kontrol altına alma politikaları Uluslararası dev petrol kartellerinin çıkar ve politikaları ile uyuşmamaktadır. ABD ve Batıda yaşanılan ekonomik sorun, Banka krizi, İşsizlik ve enerji krizlerini aşma senaryolarından dolayı, Kurdistan petrollerini Türkiye ile paylaşma politikaları önündeki en büyük engeldir.

Kürtlerin kartlarını iyi oynayabilmeleri durumunda Ortadoğuda statünün değişmesinin kazananı Kurdistan halkı kaybedeni ise Türkiye ve İran gibi devletler olacaktır.

Uluslararası gelişmeler ve Suriye’ nin gelecek şekillenmesi bizim açımızda hayati derece önemlidir. Güney Kurdistan önderliğinin Türkiye eksenli, Güney-Batı Kurdistan politikası başta Güney Kurdistan’ a zarar vereceği gibi Tüm Kurdistan’ın kaderini de yakından etkileyecektır. Güney Kurdistan siyasi önderliğ bu konuda dikkatlı olmak zorundadır. Mam Celal’ın politik sahneden uzaklaşması durumunda, Güney Kurdistan öndeliğinin, muhalefetle ortak kollektif-ulusal çıkarları esas alan bir politika yürütmeleri durumunda, Türkiye’ nin planlarının gerçekleşmesini önleyeceği gibi Kurdistan halkına önemli avantajlar sunacaktır.

Uluslararası koşullar ve Suriye’ daki değişim Kurdistan halkına büyük avantajlar sunacaktır.

Kısacası, 2013 yılında Kürtlerin ve Kurdistan’ ın en çok konuşulacağı bir yıl olacaktır. Kurdistan sorunu uluslararası gündemin en önemli gündem maddelerinden biri olacak ve Kurdistan’ın politik aktörlerini başlarını yukarıya kaldırmaları, uluslararası alanda müttefik ve lobi oluşturmaları durumunda; gelecek parlak ve başarılı olacaktır. Uluslararası güçlerin ajandasında, Ortadoğu ve enerji kaynaklarının yeniden şekillendirme planları olduğundan, Kürtlerin akıllı ve Sömürgeci devletlerin etki alanları dışında ulusal çıkarları esas alan politikalar geliştirmeleri durumunda Kurdistan politik önderliğinin pozisyonunu güçlendirecektir.

Yani pandoranın kutusu açılmıştır. Suni-Şii çelişki çatışması, Enerji kaynakları, Rusya-Çin, ABD-AB ve İsrail, Türkiye’ nin halklar hapishanesi konumu....vs ler

2013 yılına umutla giriyorum ve hepizimizin umut ve hayallerinin gerçekleşmesi dileği ile.....

01.01.2013

Rojhat Badikî



İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.