BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
rrodaro · 14.12.2007 · 2 görüntülenme
2008 yılına bir kaç hafta kala, içinde bulunduğumuz 2007 yılının kısa bir değerlendirmesini yapmak yararlı olacaktır.. 2007 yılı boyunca Özgür Kürdistan yine Kürd cephesinin başını çekti ve motoru oldu.. Tüm Kürd ve Kürdistan düşmanları Güney Kürdistan kazanımlarımızı yok etmek, bu olmadığı taktirde var olan kazanımları budamak için geniş bir işbirliği ve ortak çalışma içinde oldular..Biz dünya Kürdleri 2007 yılını “Kerkük Yılı”, “Kürdlerin kader” yılını ilan ettik..Çünkü Güney Kürdleri, Irak Araplarıyla Kerkük ve Kürdistan’ın diğer işgal altındaki bölgelerinin geleceğini tespit etmek için Anayasal bir antlaşmaya varmıştı.... Federal Irak Anayasa’sının 140.maddesi Kerkük ve diğer işgal altındaki bölgelerin geleceğini 2007 yılının sonuna kadar çözmeyi öngörüyordu.... Anayasa’nın söz konusu maddesine göre, Kerkük sorunu 3 aşamalı, normalleşme, nufüs sayımı ve referandum temelinde çözülecekti... Saddam rejiminin yıkışı üzerinden 4 yıl, Geçici Anayasa’nın 58.maddesini saymasak daimi Anayasa’nın üzerine yıllar geçmesine rağmen tek bir adım atılmadı. Ne Alawi, ne Caferi ve ne de Maliki hükümeti Kerkük sorununu çözmek için bir adım attı...Biz 2007’nin sonuna geldiğimiz , Anayasal sürecin sona erdiği bu aşamada hâlâ bir çözüm bulunmuş değildir... Güney Kürdistan yöneticileri hâlâ resmi olarak bu yıl içinde bu maddenin tatbik edileceğini söylemelerine rağmen, herkes bu yılın içinde bu sorunun çözülemeyeceğini çok iyi biliyor.. Sadece Irak merkez hükümetiyle Kürdistan hükümeti arasındaki sorun Kerkük değil, petrol ve Peşmerge meseleleri de aynı ölçüde anlaşmazlık konusudur... Irak merkezi hükümeti yıllardan beri bir petrol yasasını çıkarma beceri ve kabiliyetini göstermedi... Kürdistan hükümeti, Anayasa’nın kendisine verdiği yetkilere dayanarak bir çok yabancı petrol şirketleriyle petrol bulma ve işletme konusunda antlaşmalar imzaladı... Irak merkezi hükümeti Petrol Bakanı Şarıstani’nin aracılığıyla “Kürdistan Bölge Hükümetinin imzadığı antlaşmaların geçirsiz olduğunu” ilan etti.... Hatta Bakan daha ileri gidererek “Bölge devletlerinin Kürdlerin dışarıya petrol göndermelerine izin vermeyeceklerini” de beyan etmişti... Ayrıca yine söz konusu “devşirme Fars” bakan “Kürdlerle antlaşma yapan şirketleri tehdit etmeye” kadar vardırdı... Her ne kadar Kürdlerin tepkisi karşısında meselenin “hukuki değil, siyasi olduğunu” söyleselerde ortada ciddi bir sorun var... Diğer bir husus ise Federal Irak Anayasa’sına “Kürdistan güvenliği ile yükümlü ve Irak Ordusunun bir parçası olan Peşmergeler” hususu da sorun olmuş durumdadır... 2007 yılında Irak devlet bütçesi 41 milyar dolardı... Bundan 7 milyar doları savunmaya ayrılmıştı.... Irak merkezi hükümeti, savunma gücü olan Peşmergelere verilmesi gereken bütçeyi aktarmış değil... Ama, Irak merkezi hükümet, gerektiğinde Peşmergeleri Bağdat’ta ve diğer hassas bölgelere gönderebiliyor... Yani kısacası Kürdlerin eskiden beri “kırmızı çizgileri “ olarak adlandırdıkları, Kerkük, Peşmerge ve Petrol meseleleri hâlâ çözülmüş değildir... 2008 yılına 2 hafta kala, Kürdistan Hükümeti bu 3 temel sorunu çözmek amacıyla Başbakan Nêçirvan Barzani başkanlığında Bağdat’ta bir delegasyon gönderdi... Arapların Kürdlere, Kürdlerin haklarına ilişkin tutumlarını anlamak kolay.... Saddamsız Saddam siyasetini Kürdlere karşı uyguluyorlar.... Anlaşılması zor olan Kürdlerin tutumu... Yıllardan beri Kürdlerle Şiilerin Bağdat’ta ortak hükümetleri var... Irak merkezi hükümeti Kürdlerin haklarına ilişkin bu anayasal maddeleri uygulamıyorsa, neden Kürdler ellerinde bulundurdukları kozları kullanmıyorlar? Kürdler Maliki hükümetinden çekilirlerse, Maliki hükümeti düşer.. “Baker-Hamilton Raporunda” olduğu gibi yine son dakikada harekete geçiyoruz... Güney Kürdistan halkının yöneticilerinden beklediği bu değil, dünya Kürdlerinin Güney Kürdistan yönetiminden beklediği son dakika siyaseti değildir... Yine çözülmeyen bu sorunları erteleyeceğiz gibi geliyor bana.... Yine dünya Kürdleri 2007 yılında olduğu gibi 2008’i de “kader yılı” ilan edecekler... Kuzey Kürdistan’da ise durum tam bir felaket... PKK, Kürdlerin millet olarak talep edelileceği tüm temel hakları “ilkelikle” suçluyor... Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü için “otonom” bir yapıyı dahi Kürdlere çok görüyor... Apo’nun devletin “Kürdistan’da sigortası” olduğu, devlet ve basın yetkililerinin “Türkiye’nin selameti” için Apo’nun sağlığı ve fiziki yaşamı üzerine titrediği bir ortamda, hâlâ Kürdlerin ulusal taleplerini sözde değil pratikte ortaya koyan bir yapılanma yok... Türk devletinin Güney Kürdistan kazanımlarına karşı büyük bir tehdit ve tehlike olduğu, Kuzey Kürdistan’da “Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü” için dağa çıkan gençleri birer birer fiziki olarak yoketmeye çalıştığı bir ortamda, Türkiye’de “Kürd adına” siyaset yaptığını söyleyen Şerafetin Elçi ve Sertac Bucak devletten “Tezkere’in dışına çıkmamasını” talep edebiliyorlar... Soruçta bu “tezkere” Kürdlere karşı savaş tezkeresidir... Güney Kürdistan’da “cıvar” olarak yerini almıştır... Eğer Türk devleti Güney Kürdistan’a doğrudan saldırmıyorsa Amerika’nın “Çuval”ından korkuyor... Ama Kürdler adına ve Kürd siyaseti adına hareket edenlerin Kürdistan özgürlüğü için dağa çıkanların fiziki tasfiyesi için “Tezkere”yi desteklemeleri ve bu gençlerin tasfiyesine “yeşil ışık” yakmalarını anlamak zordur... Yapılması gereken bu kontrolu savaşı boşa çıkarmak, TC’nin “İmralı sigortasını” kırmak için ciddi bir alternatif oluşturmaktır.... Mevcut olan siyasi duruş ve pratikler bellirli bir konsept dahilinde Kürdlere dayatılan bu monotonu kırmaya yetmez ve bu gençlere seçenek sunmaz... Bu empoze edilen ortamdan dolayi Türk devleti Kürdlere ya “ Köy Korucusu” yada “itirafçı” olmayi dayatıyor.. Bir dizi potansiyele rağmen Kuzey Kürdleri 2007 yılını seçeneksiz, çaresiz ve alternatifsiz kapatılar...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.