Siyaset

2. Lozan' a ( Lausanne) Doğru

Rojhat Badikî · 30.09.2010 · 2 görüntülenme

2. Lozan' a ( Lausanne) Doğru
Aslinda, BDP’nin Referandumu boykot kararı doğru bir karardı. Kürt’ lerin muhatap alınmadığı ve yasal olarak hiç haklarına atıfta bulunmadığı bir referanduma takınılacak tavır ’’ Boykot’’ kararıydı. Bazen doğru tavırların, gerici kesimlerle kesişmesi durumunda bile, cesaretli davranmak gerekir. Referandumda, Kürt’ ler, Kuzey Kurdistan genelinde ortak bir tutumla, Boykot’ ta israr etmesi durumunda, TC ve uluslararası arenaya bir mesaj yollayacaktı: ’’Benim iradem ve haklarımı hiçe sayarak, bana rağmen benim hakkımda karar veremezsiniz!’’ denilmesi durumunda çok şey değişecekti! Bu noktada sorun Boykot kararının alınması değil asıl sorun, PKK’ nin sömürgeci Türk devleti karşısında takınılması gereken doğru tutumları dejenere edip, posası çıkarılmış bir şekilde, bir paçavra gibi çöplüğe atmasıdır. Bir halkın kendi ulusal davasını savunmak, ulusal bağımsızlık mücadelesini güçlendirmek için var olan bütün yol ve yöntemler, PKK’ nin bilinçli misyonu ile atıl, işlenilmez konuma düşürüldü. Tabi bu bir misyondu, Öcalan bu misyonu büyük bir başarı ile uyguladı. Kurdistan halkı ve onun ulusal davası, uluslararası arenadan tecrit edildi. Bu Kurdistan ulusal davasında silahlı kanadın misyonuydu, ya silahsız kanadın misyonu? Kurdistan ve Kürt kimlikli, parti, grup, aydın, tüccar….vs’ lerin, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinde misyon ve üstlendikleri rol nedir, sorusunun yanıtına geçmeden, Kürt aydınları içinde Popüler olan Ahmet Altan ve Metin Münir’ den iki paragraf aktaracağım. Bu iki paragraf, ummarım ki dörtnala evet diyenlerin, her koşul ve şartlar altında umudunu Ankara’ ya bağlayanların, AKP’ den meddet ummanların, Kurdistan ulusal sorunun, uluslararası alanda geldiği boyutu görmeleri için, bir vesile olur. AKP ve Erdoğan’ a ümid bağlayanların, yada Erdoğan’ ı Kürt haklarının çözümü hakkında kahramanlaştıranlar, ya TC’ yi tanımamaktadırlar ve Kürt ( Kurdistan) sorunun çözülmesi konusunda iyiniyetli çabanın içersindedirler yada Lozan sürecinde yer alan Kürt’ lerin misyonunu üstleniyorlar. Türkiye değişmek zorunda, yapısal reformlar yapmak zorunda, Türkiye 1920’ li yılların yasaları ile yönetillemez. 1920’ li yılların yasa ve kanunları bu günkü işgal ve soykırımcı Türkiye’ nin kurulması için gerekliydi. Bu günkü Türkiye, Misak-i Milli sınırıları içersinde yaşayan halkları soykırımdan geçirmesi, Türkleştirmesi için 1923 kanun-yasalarına, Faşist-ırkçı yasalara ihiyaçı vardı. Bu sınırlar içersinde yaşayan tüm halklar ( Kurdistan halkı hariç) şu ve bu şekilde jenosid tezgahından geçerek Türkleştirildiler. Bu tezgahlardan bir kesim Kürt’ lerde geçti. Süreç, Tüm Kürt’ lerin Türkleşmesi için yeterli olmadı. Değişen siyasal-politik-ekonomik-kültürel koşulları, TC’ yi bir karar alma sürecine sokmuştur ya eski ırkçı-faşist yasalarla yoluna devam edecek yada kısmi reformlarla günümüz koşullarına uyum sağlayacak. Bütün sorun bu. 1923 yasaları ile devam, TC’ nin tökezlemesine yolaçacak, reformlar ise TC’ nin yolunu açacak. TC’ nin Türk kimlikli, sağcı-solcu, demokrat-islamcı-liberal…vs kesimlerin aynilaşıp birleştiği nokta; Türkiye’ nin güçlenerek yoluna devam etmesi. Ayrıştığı nokta ise hangi yol ve yöntemlerle yapılacağıdır. Bu noktada, Taraftan Ahmet Altan ve Milliyetten Metin Münir’ in yazmış oldukları makaleler, konun anlaşılması açısında aydınlatıcıdır. Her ne kadar bazı Kürt siteleri bu tür makaleleri, Kürt ( Kurdistan) sorunun çözümü konusunda iyi bir referans olarak ele alıyorlarsa da ben bunları 2. lozancılar olarak görüyorum…… Kürt halkının dostları olarak lanse edilen bu tür insanlar, Kürtlerin vatanlarını kendi adı ile anmaktan özenle kaçınmakta ve ısrarla Kürtlerin vatanını kendi işgalcı ve sömürgeci devletlerinin bir parçası olarak görmektedirler. Kürt halkının başka alanlardaki kazanımlarını, görmezlikten o ülkelerin yasalarını tıpkı kendi ırkçı yurttaşları gibi görmezlikten gelip çiğnemektedirler. Kendi sömürgeci ülkelerinin bir güçlü emperyal devlet olmaları için habire çırpınmaktadırlar. Amaçlarının önündeki tek sorunun Kürt ve Kurdistan sorunu olduğununda çok iyi bilincindedirler. Bu tür insanları, MHP-CHP ve TSK gibi su katılmamış irkçi-faşist, örgüt-kurum ve kuruluşlardan ayıran özellik ise daha bilinçlive politik olmalarıdır. Kurdistan halkının dostlara ihtiyaçları var, bu tartışılmaz ama kendisini ve ülkesini yanı Kürt halkı ve Kurdistan realitesini tanıyan dostlara ihtiyaçları var. Devam edecek…….

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.