Siyaset

2. lozan’ a ( Lausanne) Doğru-3 ve Son

Rojhat Badikî · 24.10.2010 · 2 görüntülenme

2. lozan’ a ( Lausanne) Doğru-3 ve Son

2. lozan’ a ( Lausanne) Doğru-3 ve Son

Kimi Kurdistan’lı aydın, örgüt ve partiler bu gün gelmiş olduğu aşamada 80 öncesinin çok gerisine düşmüş, kalıpçı, olay ve olguları, analiz etmekten uzak şekilci-taklitçi bir konumda ve kendi geleceklerini TC' nin geleceği ile aynılaştırmış pozisyona düşmüşlerdir. Bakış açıları, düşünme ve hareket merkezleri, Amed-Qamışlo-Mehabad ve Hewlêr' den ziyade, İstanbul-Ankara ve İzmir eksenlidırler. 70-80 sürecine bakıldığında daha çok Kurdistan ve araştırmacı, kendini toplumu, sömürgeci sistemi sorgulayan-analiz eden aktiv bir konuma sahipti. Parti-demokratik kitle örgütleri, aydınları taklitçi olan bir toplumun, siyasi, politik, kültürel, sosyal vs alanda gelişmesi beklenilemez, kadercilik-arabesk kültürü etkin olup yabancılaşma, kendinin içinde bulunduğu konumu analiz edememe, sorunlarının çözümünü dışarıdan başka güçlerden arama, umud etme, umud beklentisi yayma temel yaşam ve düşünce tarzı olur. Kurdistan’ın kuzeyine egemen olan temel düşünce anlayışı budur.

Yaşadığımız sürec, kısmi farklılıklara rağmen Osmanli imparatorloğunun çözülüş ve TC’ nin kuruluş süreciyle önemli benzerlilikler taşımaktadır. Lozan’la başlayan sıfır noktaya yakın ve soykırımlar üzerinde inşaa edilen TC, günümüzde daha farklı sorunla süreci aşma ve güçlü emperyal devlet kurma çabalarının içte ve dışta önemli sorunlarla karşılaşmaması, sorunlar içersinde boğulmaması için taktiksel manevralar içersindedir.

Bizim, Kürt tarafının yeterince üzerinde durup analiz etmediği, Sömürgeci Türk devletinin, büyüme-küresel güçlü devlet olma sancılarının yaşadığı sürec, Türk basın-yayın, aydını, düşünce merkezleri, sivil toplum örgütleri, siyasi partilerin, bu süreci nasıl, hangi yöntemlerle aşacağı konusunda geniş boyutlu tartışma sürecini başlatmış olmalarıdır. Türk tarafı bu süreci çok derin ve geniş boyotu ile ele alın değerlendirirken, Kürt tarafı ise genellikle yapılan tartışmaların kuyrukçusu olmanin ötesinde, kendisine özgü bir duruş gösterme yetisinden yoksundurlar.

TC’ nin çeşitli kesimleri, TC’ nin yaşadığı büyüme sorunu, küresel güç olma sancılarının nasıl giderilip aşılacağı konusunda farklı yaklaşımlar içersinde olmalarına rağmen birleştikleri ortak nokta; Kürt-Kurdistan sorununa bir çözüm bulunması gerektiği noktasında buluşmalarıdır. Kürt ve Kurdistan sorunun çözülmeden, TC’ nin emperyal güç olamıyacağı konusunda hem fikirdirler. Tıpkı, Osmanlının dağılış sürecinde olduğu gibi, Kürtler kazanılmadan, TC’ nin Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia’da Türk devletinin kurulamıyacaklarının bilincindeydiler.

Kürt’ lerin kazanılması; Kürt’ lerin kardeş ilan edilmeleri, Kürt’ lerin bir ulus olmalarından kaynaklanan haklarının tanınması, bu hakkın onlara iade edilmesi değil, bilakis, bu hakların tanınmadan, yasal-hukuksal hiç bir hak verilmeden, okşanılarak kazanılıp kullanılmasıydı. Taktiksel yaklaşımlar bu doğrultuydı, taktığı benimseyen Kürtlerin sırtı sıvazlanack, kabul etmeyenleri ise jenosit-katliam bekleyecekti.

İki kanat, Eski klasik sömürge yöntemlerini savunan adına Kemalist denilen TSK-CHP, MHP...vs’ ler, Kürtlerin ezilerek, hiç bir hak tanınmadan sorunun çözülmesini savunan kanat ile günümüz koşullarında, Kürt’ lerin bir takım asgari kültürel haklarını savunan 2. Cumhurriyetçiler ki bu akımın öncüleri Ahmet Altan-Cengiz Çandar- Oral Çalışlar..vs kesimlerler. Bu iki akımın arasında yalpalayan soruna daha çok kendi iktidarını pekiştirme peşinde olan Türk-İslam sentezi ile yaklaşan AKP-Gülen...vs kesimlerdir.

Bu kanatların ortak görüşerini Milliyet gazetesinden Metin Münir güzel bir şekilde formul ediyor: Osmanlı zamanında tutkal din idi. Atatürk onun yerine Türklüğü ikame etti.

Atatürk Osmanlı enkazından kaldırdığı taşlarını kullanarak yeni, değişik ve modern bir bina inşa etti ve adını Türkiye koydu.

Şimdi Erdoğan o binanın taşlarını sökerek yeni bir bina ve yeni bir Türkiye yapıyor.

Ama özde bir şey değişmiyor. Bir dayatma gidiyor, yerine başka bir dayatma geliyor.

Osmanlı, Kürtlerin askeri ve jeopolitik konumundan istifade ederek, İran şahına karşı etten bir savunma hattı oluşturup,Asya, Afrika ve Avrupa’ da cirit attı, Atatürk, Kürt’ lerin sırtına basarak Türklük belası çörümeye doğru giderken, soykırım inkar ve red temelinde TC’ yi kurdu. Şimdi de 2.Cumhuriyetçiler ve AKP, bir iki makyajla, TC’ yi büyük küresel güç yapmak istiyorlar. Bunları yaparken’ de Kürt’ lerin bir halk-ulus olma, kendi topraklarında devlet kurma haklarını ebedi olarak yok etme, toplumsal belleği silme planlarını da kibar bir şekilde, Lozan sürecinde olduğu gibi kimi Kürt’ lerin desteğini alarak bunu yapmak istiyorlar. Çok iyi biliyorlar ki, kendi rotalarına kanalize olacak işbirlikçi bir kesim Kürt olmadan başaramiyacaklar. Bundan dolayı ki, 2. Cumhuriyetçibütün kesimler, Kürtlere karşı olan yaklaşımlarında, hümanizmi, insan haklarını, şefkatlı okşamaları önplana çıkararak Kürt-Kurdistan sorununa yaklaşmaktadırlar-AKP-ve Erdoğan’ ın Okyanus ötesine selamlar dediği Güllen cemeatinin yaklaşımı İslam-Türk yaklaşımıdır.


Sonuç itibarı ile, Kurdistan, Türkiye ve Ortadoğu çok önemli bir süreçten geçmekte, Ortadoğu; önemli değişikliklere gebedir. Ortadoğu’ da taşların yerinden oynatılması, Kürt ve Kurdistan sorununu otomatik olarak uluslararası toplumun gündemine getirecektir. Zaten, Güney Kurdistan’ ın varmış olduğu aşama kazanılan haklar, domini taşı işlevini görüp, Kurdistan’ ın diğer parçalarını direkt etkileyecektir. 2003 yılında Saddam rejiminin yıkılması, Kerkuk, Süleymaniye, Duhok ve Hewlêr de olduğu gibi, Qamışlo, Amed ve Mehabad’ ta da çoşku ile kutlanıldı. 2003 süreci ile hızlanan 4 parçadaki birleşik ulusal bellek, sömürgeci TC, İran ve Suriye devletlerine ölümün korkusunu yaşatmıştır.

Bu noktada, TC içte ve dışta köklü politika değişikliğine gitmiştır. Uygulama AKP-Gülen Cemeati ve 2. Cumhuriyetçilere verilmiştır. Bu TC açısında yeni bir vizyon ve misyondur. TC bir yandan içsel bir hamle yaparak bilinçli-planlı bir şekilde onlarca yıldır Kürt halkına karşı şiddetin gücü uyguladığı, katliam, sürgün, asimilasyon politikalarının ortaya saçtığı kirli uygulamaları makyajlamak için içte ve dışta, vizyon temizliği operasyonunu başarı ile uygulamaktadır. Kürt halkının hiç bir hakkını, en küçük insani-doğal kültürel hakları bile anayasal bazda tanımadan, süreci atlatmak istiyor. Bu güne kadar sahneye koyduğu tiyatroyu başarı ile oynatmıştır. Hiç bir yasal hak tanımadan, Amed ve Hewlêr’ den destek almıştır.

Kısacası, 2. bir lozan sürecini yaşıyoruz. Son on yılda başta Avrupa olmak üzere, Asya, Afrika ve dünyanın diğer bölgelerinde onlarca ulus kendi ulusal devletlerini kurup kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşarken, nüfusu 40 milyonu aşkın bir halk kendi topraklarında köle temelinde klasik sömürge statüsünde yaşamaya devam ediyor. Sömürgeci devletler, Kürt halkının haklarını şiddette dayalı yöntemlerle yok edemiyeceklerinin bilincindedirler, bundan dolayı şiddet politikalarından oyalama poitikalarına doğru evriliyorlar. Türk aydın-yazar çizerleri, TC’ nin mevcut konumu ile ömürünün uzun olamıyacağı, Kürt halkına karşı uygulacak şidder politiklarının Kurdistan davasının yararına olacağını, değişimin zorunlu olduğunu vurgularlarken, Kürt aydın, yazar-çizer takımın onların dümen suyunda gitmeleri, Kurdistan ulusal davası açısında önemli bir kayıptır.

Kürt, Parti, örgüt, aydın, yazar-çizer, işadamı, dinadamı..vs her şart altında Kürt’ lerin ulus olma, halk olmanın getirdiği hakları her platformda dayatmalıdırlar. Türklerin hasasiyeti, Kürtlerin köle statüsünün devamından yanadır. Kürt halkı, hiç kimsenin hasasiyetlerini dikkate almak zorunda değildir. Çünkü bu hasasiyetler köle ve efendi hasasiyetidır. TC’ nin Kurdistan ulusal davasını şiddete dayalı politikalarla yok etme süreci ortadan kalkmıştır. Uygulayacağı şiddet politikaları, Bağımsız Kurdıstan yolunu kısaltacaktır.

2. Lozan sürecinin başarıya ulaşmaması için TC’ nin yedekliğinden uzaklaşıp Kurdistani düşünebilmek esastır. Ankara ekseninden uzaklaşıp Amed eksenli düşünüp hareket edildiğinde, Kurdistan ulusal sorunun çözümünde önemli temel adım atılır.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.