Siyaset

1925 Ayaklanması

Roþan KARACA · 26.06.2007 · 1 görüntülenme

1925 Ayaklanması

 1925 AYAKLANMASI /Kürt başkaldırıları içerisinde hakkında en çok yazılan, tartışılanların başında Şeyh Sait İsyanı olarak bilinenidir. Türk milliyetçileri Kürt ve Kürdistan sözcüklerini 1924 `te yasakladıktan sonra bir Kürt ayaklanmasını başka şekilde adlandırması beklenilemezdi. Ayaklanmanın başlangıç tarihini bir çok araştırmacı 8 veya 13 Şubat 1925 olarak göstermelerine rağmen Piran?da meydana gelen olay Türk ordusunun iç yazışmalarında 11 Şubatta meydana geldiği yazılıdır. Bu olay sonrası 1) Daha önce hazırlıkları yapılan ama tamamlanamayan bir ayaklanmaya yolaçtı 2) Bir çok ilde sıkıyönetim ilan edildi 3) Başbakan ve Hükümet değişikliğine yolaçtı 4) Bir çok şehir ve kasaba işgalden kurtarıldı 5) Takriri Sükun Kanunu çıkarıldı 6) Tekke ve Zaviyeler kapatıldı 7) Aşar vergisi kaldırıldı 8) Diyarbakır ve Ankara İstiklal Mahkemeleri Kuruldu 9) Terakki Perver Partisi kapatıldı 10) Yüzlerce köy yakıldı yıkıldı 11) Bir çok kişi idam edildi 12) Binlerce kişi sürgün edildi.Bir kaç soru başlığıyla ayaklanmaya açıklık getirmek gerekirse 1- Ayaklanma Türk milliyetçilerinin propaganda yaptığı gibi şeriat için mi çıkarıldı ? Böyle bir propagandayı yapan Türk Hükümetidir. İçte ve dışta kamuoyunu yanıltmaya yönelikti. Şeriat için çıkarılmış olunsaydı Kürdistan dışında ki bölgelerde de örgütleme çalışmaları yapılırdı. Ayrıca diğer bölgelerden ayaklanmaya destek çıkılırdı. Hükümet ayaklanmanın ?şeriat için çıkarıldığını? resmi propaganda haline getirmişti. Aksi taktirde suç işlemiş sayılacaktı. 2-Ayaklanma Bir Provakosyon muydu ? Bunu yazanlar Kürt tarafıdır. Başarısızlığı karşı tarafa yüklemedir. Hazırlıkların iyi yapılmamasından dolayı Piran olayı başka bölgelerde farklı yorumlanarak ayaklanmanın başladığı şeklinde yorumlanmasına neden oldu..Olaylar birbiri ardına gelişti İngilizlerle esasta sorunlarını çözmelerine rağmen sınır hattı konusunda pürüzler vardı. Böylesi bir ortamda bir Kürt ayaklanması işlerine gelir miydi ? Üstelik olağanüstü hiçbir askeri hazırlıkları yokkeen. 3- Ayaklanmayı bir örgüt mü yönetti ? Erzurum`da 1921 de kurulan Erzurum Komitesi daha sonraları başka isimlerin katılımıyla Lozan sonrası farklı adlar alsada halk arasında Azadi olarak tanımlandı. Azadi`nin başkanı Cibranlı Halitti. Eski Hamidiye Alay komutanları, esnaf ve aydınlar, ordu mensupları yani çeşitli meslek gurubundan kişiler örgüte katılmışlardı. Eski Bitlis milletvekili Yusuf Ziya`da en etkili yöneticilerindendi. Azadinin merkezi Beytüşşebap isyanı sonrası devletçe etkisiz kılındıktan sonra Şeyh Sait örgütleme çalışmalarına devam eder. Sorumluluk alır. O?da çoğunlukla bölgelerinde etkili olan şeyhleri öncelikle mücadeleye çekmeye çalışır. 4- Azadinin amacı neydi ? Bağımsız Birleşik Kürdistanı kurmak istiyorlardı. 5- Dış yardım konusunda Azadi neyi amaçlıyordu ? Azadi kendilerinin bağımsızlığına yardımcı olacak tüm devletlerden yardım alabileceklerini yaptıkları toplantılarda gündeme getiriyorlardı. Öncelikle İngilizlerden ve Sovyetlerden yardım almayı amaçlıyorlardı. 6- Azadi bağımsızlığa hangi mücadele biçimiyle uluşmak istiyordu ? Azadi Kürdistan?ın bir çok yerinde ayaklanmalar çıkartmayı amaçlamıştı. Her aşiret kendi reislerinin önderliğinde bölgelerindeki Türk kurumlarını etkisiz kılacaktı. 7- Beytüsşebap isyanı neden çıktı ? Bu isyan Azadi üyesi subayların ¾ Eylül 1924 de askeri garnizondan bir kısım silahları alarak dağa çıkmalarıyla meydana gelmiştir. Türk ordu saflarında ki en önemli isyandır. Kürt kökenli İhsan Nuri, İsmail Hakkı Şaweys ve Yusuf Ziya?nın kardeşi Ali Rıza dağa çıkanların başını çektiler. Ama aşiret reisleri kendilerini desteklemeyince bir çokları Irakta İngilizlere sığınır. Ali Rıza yakalanır. İngilizlere sığınanlar tüm gelişmeleri anlatırlar. Azadi bu isyanı örgütlemişti. Ama istenilen sonucu alamazlar. Devlet isyanı ?İhsan Nuri Hadisesi ?olarak yansıtır. 8- Azadi yöneticileri neden tutuklanırlar ? Beytüşşebap isyanını örgütledikleri gerekçesiyle Cibranlı Halit ve Yusuf Ziya tutuklanarak Bitlis cezaevine konulurlar. Tutuklamalar bizzat M.Kemal?in emri üzerine gerçekleşir. 9- Şeyh Sait?in örgütle ilişkisi neydi ? Kendi sözleriyle ?ne önünde ne arkasındaydı?. Şeyh Sait Cibranlı Halit ve Yusuf Ziya?nın tutuklanmalarından sonra öne çıktı. Cibranlı Halitle akrabaydı. Cibranlı Halit çalışmaları organize etmesini Ondan istedikten sonra sık sık toplantılar yaparak örgütü güçlendirmeye çalışır. 10-Ayaklanmayı İngilizler mi çıkarttı ? Bu konuda yapılan araştırmalarda hiçbir bulguya rastlanılmamıştır. Başbakan İnönü yıllar sonra anılarında İngilizlerin desteğinin olmadığını yazmıştır. İngilizler yapılan propagandaların tersine Türk devletini desteklemişlerdir. Bu politikalarına sonraki yıllarda da devam etmişlerdir. 11- Sovyeter Birliği kime destek verdi ? Sovyetler Birliği Merkez Komitesi Kemalistlere destek vererek ezilen halkların mücadelesinde kötü bir örnek oldu. Devlet çıkarlarını ön planda tuttu. 12- Türkiye Kominist Partisi nasıl bir çizgi izledi ? TKP tıpkı Kemalistler gibi ayaklanmayı ?şeriatçı, feodal ve İngiliz emperyalizmin kışkırtma ve desteğinin? olduğunun propagandasıyla devletin yanında saf tuttu. İlerici burjuva devlete karşı gericilerin mücadelesi olarak adlandırdı. 13- Bazı İslami guruplarca neden şeriatçı yan sadece öne çıkarılıyor ? Katılımı arttırmak için şeriat istemleride gündeme getirilse ayaklanma bağımsızlığı hedefledi. Başında feodallerde olsa işgalden kurtulmak amaçlanmıştı. Bir çok ülkede örneği vardı. Dış güçlerin zorbalığından kurtulmak istiyorlardı. Şeriatçı söylemi öne çıkaranlar Azadi örgütünü ve Beytüşşebap isyanını bilinçli bir şekilde atlamaya çalışıyorlar. Ayrıca Azadiyle Piran olayını birbirinden kopartmaya çalışıyorlar. Yanısıra Kürdistan Teali Cemiyetinin Başkanı Abdulkadir ve diğer tüm Kürt aydınlarının ele geçirilenleri şeriat suçlamasıyla değil Kürdistan?ın kurtuluşu için yıllardır sürdürdükleri mücadelerinden dolayı idam edildiklerinide görmezlikten geliyorlar. Azadinin birinci derecedeki yöneticileri Bağımsız Kürdistanı kurmak istedikleri için Bitlis`te katledildiler. Şeyh Sait`in oğlu Ali Rıza`nın İran`ın Tebriz kentindeki İngiltere başkonsolosluğuna giderek bağımsızlık için yeniden yardım talebinde bulunması ve red edilmesi ayrıca dış basın da çıkan haberler, mahkemede sanıkların bağımsız devlet kurmak için isyan ettiklerin açıklamaları, yasak öncesi gazete haberleri vs. ayaklanmanın şeriat için çıkmadığının birer örneğidir. Bilinçlice çarpıtmadır. **** Ayaklanma sonrası Kemalistlere yardım edenlerde sürgün edildiler. Devlete yardımcı olmaları çok büyük bir fırsatın kaçırılmasına neden oldu. Çünkü o yıllarda Kürdistan`da çok az sayıda asker vardı. Aşiretlerin tümünün birliğini sağlamak mümkün değildi. Ama büyük çoğunluk destek verseydi daha farklı bir sonucun çıkması kaçınılmazdı. Muş ve Bingöl Alevi aşiretlerinin çoğu devlete destek sundular. Bu aşiretlerin reislerinin sürgüne yollanmamaları ilginçtir. Dinsel ve aşiretsel çelişkilerin dışında dilsel farklılıklar Azadinin güçlenememesinin nedenlerindendi. Aniden geliştiği için bir çok aşiret bölgelerinde sessizce bekleyiş içerisinde oldu. Askerler tedibe başladıktan sonra birçokları kendilerine tedip yapılmaması için devlete destek sundular. Ayaklanma tüm olumsuzluklarına karşın Türkiye`de en kapsamlı bir mücadeledir. Yapılan soygun ve çapullar devlete yaramıştır. Devlet bu ayaklanma sonrası reform adı altında 1940 kadar Kürdistan`da tedip ve tenkilin yanısıra bir dizi planlarını hayata geçirerek yeniden yapılanmasını tamamlamaya çalışır. 29 Haziran 1925 de idam edilenlerin mezarlarının yeri dahi devletçe gizleniliyor. Tıpkı Seyit Rıza ve arkadaşlarının ve Saidi Nursininki gibi.Şeyh Sait sehpada "torunlarımız öcümüzü alacak" sözleri mücadelemizde anlamını kazanıyor.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.