Siyaset

1921 KOÇGİRİ MÜCADELESİ

Rojan Karaca · 22.07.2007 · 1 görüntülenme

Osmanlı imparatorluğu Kasım 1918 de imzaladığı Mondros Antlaşması sonrası çöküşünü kabullenmek zorunda kalmıştı.     İstanbulda yoğunlaşmış Kürt aydınları kendi yararlarına gelişim sağlamak için ilk önce Kürdistan Teali Cemiyetini kurdular. Başınada çok tanınmış Hakkarili Seyit Abdulkadir’i getirdiler. Ama Seyit Abdulkadir bağımsızlık yanlısı değildi. Örgüt iç çelişkilerden dolayı bağımsızlık yanlılarının ayrılmasına ve yeni bir derneğin kurulmasına yolaçtı.    Kürtlerin aşiret yapısı birliğin önündeki en önemli nedenlerden biriydi. Tarihte de olmamıştı. Olamazdı da. Kürt aydınlarını en tedirgin eden olay buydu.  Kürt aydınları İstanbuldaki İngiltere, Fransa ve ABD yetkili kurumlarını dolaşarak kendi haklarının verilmesini istediler. Ama her zaman Ermenilerden sonra ikinci planda olduklarını gördüler. Öncelikle bir Ermeni devletinin kurulmasını emperyalist devletler istiyorlardı.              Ermeniler 1918 de Taşnakların önderliğinde devletlerini kurmuşlardı. Emperyalistler bu devletin sınırlarını büyütmek istiyorlardı. Tam da bu noktada örgütsüz konumdaki Kürtlere Türk milliyetçileri ‘topraklarınız Ermenistan yapılacak’ propagandasıyla yaklaşarak kendileriyle birlikte hareket etmelerini, ‘bağımsız Kürdistan’ın Ermeni bağımsızlığı demek olduğunu’ söylemeye başladılar.     Kürt aşiret liderleri başta İngiltere’ye umutla bakıyorlardı. Kendilerine özgürlüğü vereceklerini sanıyorlardı. Halbuki İngiltere Güney Kürdistanı kendi egemenlik alanına almış ve ona görede yeni bir şekillenme vermeye çalışıyordu. Bazı Kürtlerin İngiltereye ilişkin hayalleri acı yanılgılarına yolaçtı.    Kürdistan’ın bir çok yerinde Kürdistan Teali Cemiyetinin şubeleri açılsa da çok geniş kitleselliğe ulaşamamıştı.    Türk milliyetçileri de boş durmayarak M.Kemal’in önderliğinde öncelikle egemenlikleri altındaki Ermenistan ve Kürdistan topraklarının özgürleşmesine veya İngiltereye kaptırılmasına karşı önlemler almaya başlarlar. Ermeniler ve Rumlar düşman ilan edilerek propagandalarını onlara yöneltirler. Kürtleri müslümanlık temelinde ‘bir ve aynı olarak’ tanımlayarak esasta ayrılmalarının önüne geçmek isterler. Kürt ileri gelenlerini para, ünvan ve tehditlerle kendileriyle birlikte hareket etmeye zorlarlar.      Bir dönem İstanbulda bulunan Koçgiri bölgesinin önde gelen isimlerinden Mustafa Paşa’nın oğulllarından Haydar ve Alişan beyler Kürt Teaili Cemiyetine sempati duymaktaydılar. Yine bunların yanında çalışan Alişer Efendi 1916 da Rus görevlileriyle Erzincan’da Kürdistan’ın bağımsızlığı için görüşmelerde bulunmuştu. Ermeni Gönüllü Alaylarının komutanı Murat’la anlaşamamıştı. Murat Paşa  Tarihi büyük Ermenistan topraklarını istemekteydi. Alişer Efendi görüşmelerden çekilmiş daha sonra da Murat Dersim’den başka aşiret reisleriyle ilişkiye geçerse de bir sonuç alamamıştı.  Kürdistan Teali Cemiyetinin kurulmasından sonra bir çok kişi memleketlerine dönerek çalışmalar yapmaya başlarlar. Yine İstanbulda veteriner okulunu bitiren Nuri Dersimi de görevli olarak Koçgiri bölgesine gelerek örgütleme çalışmalarına katılır.     Koçgiri bölgesi aşiretleri Dersimden buralara çok önceki yıllarda göç edenlerden oluşmuştu. Çoğunluk Kurmanci konuşmaktaydı. Bir kaç aşiret Zazaca konuşmaktaydı. Yine bu aşiretlerin büyük çoğunluğu aleviydi.    Alevilerce kutsal sayılan yerlerde sık sık toplantılarak yapılarak bağımsızlık yeminleri edilir. Bir çok aşiret mücadeleden yana tavır koymaya başlar. Bu arada bazı kasaba ve yerleşim yerlerine Kürtler baskınlar düzenlenmeye başlarlar.     M . Kemal  Amasya Tamimi ve Erzurum Kongresi sonrası Kürt aşiret reislerinin bazılarını yanına çekerek Kürtler arasında yeni bir bölünmeye neden olmuştu. Bütün amacı Kürt bağımsızlığının önüne geçmekti. Sivas kongresi sırasında Koçgiri  ile Batı Dersim aşiret reislerinin bazılarına açacağı yeni mecliste milletvekilliği teklifini yapar. Alişan, Haydar ve Nuri Dersimi redederler ama Batı Dersim’in ünlü bazı liderleri kabul ederler.Meclisi açtığında 72 Kürt kökenli milletvekili vardı. O sırada Pariste Osmanlılarla nasıl bir barış antlaşması yapılacağının görüşmeleri ayrıca yapılıyordu. Ermenilere büyük bir devlet kurdurulacağı hemen hemen netleşmişti. Kürtleri temsil eden Şerif Paşa Ermenilerle ortak bir bildiri yayınlayınca Kemalistler bu 72 milletvekili ile çeşitli bölgelerdeki reisleri etkileyerek protesto telgırafları çektirirler ayrıca gazetelerde Şerif Paşa aleyhine yazılar yayınlatarak O’nun temsilcilikten çekilmesini sağlarlar.     1920 Şubatında ABD Ermenistan konusunda mandater bir devlet olamayacağını açıklayınca İngiltere, Fransa ve İtalya San Remo Konferansını örgütleyerek Nisan ayında aldıkları kararları açıklarlar. Osmanlı Vezirazamı alnan kararları imzalamayacağını belirtince İstanbuldaki bir çok Osmanlı yönetim bürolarını işgal ederler. Bu sefer Osmanlı yöneticileri isteklere onay verince Sevr Antlaşması ağustos ayında gerçekleşir.     Mart 1920 den itibaren Koçgiri ve Batı Dersim aşiretleri bir çok yere baskınlar düzenlemeye başlamıştı. Hatta bazı yerleşim yerlerine Kürt bayrakları dahi asılır. Kemalistler bu arada bağımsız Ermenistan devletini işgal etmenin planlarını yapmaktaydılar. San Remo Konferansı ve ardından Sevr Antlaşması işgal planlarının ertelenmesine neden olur. O sırada Sovyet Kızıl ordusu Kafkasyada sürekli ilerlemekte hatta Azerbaycanda iktidar olmuşlardı. İngilizler Sovyetlerin ilerlemesinin önüne geçmek için Kemalistlerle Antlaşmak istiyorlardı. Kemalistlerin Ermenistanı işgal etmesi onu Sovyetikleşmesinin önünde engel teşkil edebilirdi. Sevr Antlaşması sonrası Türk birlikleri Ermenistan topraklarına girerek Nahçıvan bölgesini aldıkları gibi Gümrü şehirine kadar ilerlerler. Kars, Ardahan, Sarıkamış tekrardan Türklerin eline geçer. Aralık 1920 de Ermeniler Batı Ermenistan topraklarından vazgeçtiklerini ve Sevrin uygulanmasını istemediklerini işgal nedeniyle kabul etmek zorunda kalarak Kemalistlerle Gümrü Antlaşmasını imzalarlar. Kemalistler böylelikle Ermeni sorununu ‘bitirmiş’ olurlar.    Batı Dersim aşiret reisleri ve Koçgirililer Sevr Antlaşmasının uygulanmasını isterler. Esasta istedikleri Kürtleri ilişkin maddelerdi. Sevr’de Kürtlere özerklik veriliyor ayrıca bir yıl sonra Milletler Cemiyeti Kürtlerin sorununu tekrardan gündeme getirebilecekti.   1921 baharıyla birlikte Koçgiri bölgesinin bir çok yerinde Türkleri ilişkin karakollar ve hükümet konaklarına baskınlar düzenleniyordu. Batı Dersim milletvekilleri gerek kendi bölgelerindeki ve gerekse Koçgirideki bir çok reisi olumsuz bir şekilde etkileyerek Kemalistleri desteklemelerini istiyorlardı. Bu arada İstanbul’da bulunan bazı Kürt aydınları Yunan yetkililerle ilişkiye geçerek Türkleri karşı birlikte hareket etmeyi isterler. Yunanlılar olumlu yanıt verirler ama İngilizler Yunanlılara engel olurlar. İngilizlerin Irak’taki görevlileri ve hükümeti Kürtlerin desteklenmesine karşı çıktıkları gibi Kemalistlere karşı bir eylemlilik içerisinde olamayacaklarının kararlarını alırlar. Hem Güney Kürdistan’daki varlıkları hemde Sovyetlere ilişkin tavırları Kemalistlerin desteklenmesini getirir.   Koçgiri aşiret reisleri bir biri ardına değişik tarihlerde çektikleri telgıraflarda istemlerini dile getirirler.   Koçgiri önderleri Elazığ ve Malatya ve Sivas üzerinden Ankara’nın üzerine yürümekten yanaydılar. Ayrıca Türklerin Yunanlılarla savaşmakta oluşları kendileri için iyi bir fırsat olarak görülüyordu. Türk askeri varlığı Kürdistanda fazla değildi. Sorun aşiret reislerini ikna etmek geçiyordu.   Kemalistler Koçgiri kıvılcımının büyümesinden korktuklarından bazı askeri güçlerini Merkez Ordusu adı altında Nurettin Paşa’nın komutası altında bireştirerek tenkil ve tedip için hazırlık yapmaya başlarlar. Bu arada bazı Kürtlerden oluşturdukları ikna heyeti bölgeye yollayarak ‘Kürt haklarınını tanınacağının’ sözlerini verirler. Oyalama yapıldığı sırada askeri hazırlıklarda bitmiş oluyordu. Ayrıca Rum kırımında çok önemli rolller oynayan Laz Alayları Topal Osman’ın komutası altında bölgeye getirilir. Çok büyük katliamlar yapılmaya başlanılır. Aşiret reislerin bazılarının tavır değiştirmesi sonrası yenilgi kaçınılmaz olur.Alişer, Alişan  Ovacık aşiretlerinin yanına giderler. Arguvan ve Batı Dersim aşiretlerinin bazıları Türkleri saldırmaktan vazgeçince esasta yenilgi olmuştu.    Sivasta Sıkıyönetim Mahkemesi kurulur bir çok kişi idam edilir. Bir çokları ağır mahkumiyetler alır. Yapılan katliamlar Mecliste tartışmalara neden olur. İşi geçiştirmek isteyen M.Kemal bir inceleme heyetinin bölgeye yollanmasını ister. Tamamen oyalamaca ve aldatmacaydı. O sırada Yunanlılarla çarpışmalar başlayınca Koçgiri katliamı unutturulur. Nurettin Paşa görevden alınır. Daha sonraları yine komutan yapılır.      Koçgiri mücadelesini Celal Bayar en önemli ve hiç kimseden yardım almadan yapılan mücadele olarak görmekteydi.      Kemalistler İngiliz destekli bir isyan olarak propaganda etmelerine rağmen bunu kanıtlayacak hiçbir belge yoktur. Tam tersine Kemalistlere destek veren İngilizlerdir.    Alişan Efendi çıkartılan af sonrası kendi köyüne döner. Ama daha sonra faili meçhul bir şekilde katledilir.  Alişer Efendiyi 1937 Dersim Direnişi sırasında Seyit Rıza’nın yeğeni Rayber, Zeynel Top’u örgütleyerek eşi Zarife Hanımla birlikte katleder.    Kürdistan halkının mücadele tarihi aynı zamanda ihanetlerin tarihidir de. Devlet öncelikle tedip ve tenkile yani katliamlarına başlamadan önce halktan silahları toplamaya her zaman gitmiştir. Silahsız bir halkı katliamdan geçirmesi çok kolay olmuştur.   Koçgiri Direnişi Haziran 1921de etkisiz duruma getirilmişti. O sırada Erzurum’da yeni yeni bağımsızlık doğrultusunda çalışmalar yapılmaktaydı.   Eylül ayında Botan bölgesinde Kürt haklarını dile getirenler Meclis’e isteklerini iletirler. Ankara hemen bölgeye yeni bir heyet yollayarak ‘Kürt haklarının’ verileceğini söylerler.Görüldüğü gibi Kürtler arasında bölgesel olarak bağımsızlık çalışmaları vardı. Bir merkezden yöneltilme yoktu.    Kürtler arasında en önemli sorunlardan biri bütünselikli örgütsel ilişki kuramamalarıydı. Bu anlamda çok büyük fırsatları değerlendiremediler.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.