Siyaset

1921 ANAYASASI'NIN 4. MADDESİ..

Solaxî · 18.06.2006 · 2 görüntülenme

1921 ANAYASASI'NIN 4. MADDESİ..

 1921 Anayasasının 4. Maddesi ''Maddei Münferide'' aracılığıyla nasıl işletilmiştir? MADDE 4.- Büyük Millet Meclisi, vilâyetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir. 1921 Anayasasının 4. Maddesini yukarıya taşıdık. Önce bu maddeyi yorumlayalım. Dikkat ederseniz ''Büyük Millet Meclisi vilayetler halkınca müntehap (seçilmiş) azadan (üyelerden) mürekkeptir (oluşur)'' denmektedir. Madde formüle edilirken 'seçmen' sözcüğünden kaçınılmış, bunun yerine 'halk' tarafından seçilmekten bahsedilmiştir. Maddede geçen ibareler tesadüfi değildir. Halk terimi ile kemalist yönetimin mütegallibe yaftasıyla suçladığı kesimler halk kavramının dışında mütalaa olunarak seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılmaktadırlar. Kemalist yönetimin 80 yıllık uygulamaları göstermiştir ki Türkiye Devletinin 'mütegallibe' tanımı içerisine giren feodal güçlerle bir sorunu olmamakla birlikte, feodaller Devletin önemli bir müttefiki ve tabiri caizse sacayağı rolünü oynayagelmişlerdir. 'Mütegallibe' terimi kemalist jargonda feodal kesimi tanımlamak için kullanılmıyorsa mütegallibe kavramına dahil edilenler kimlerdir? 'Mütegallibe' yakıştırmasıyla karalanmak istenenler 1496 yılında Geği'nin (Kiğı) Zaro Gancer Köyü'nde alevlenerek 1938 yılına kadar aralıksız bir şekilde süren Kürdistan Bağımsızlık hareketlerinin önderleri ve yönetici kadrolarıdır. Birçoğu Osmanlı döneminde Kürd milletine ve sair milletlere karşı yürütülmüş soykırımların, tehcirlerin suçlusu durumundaki kemalist yönetimin üst düzey kadroları, 1921 Anayasası'nın 4. Maddesine koydukları 'vilayetler halkınca müntehap' deyimiyle Kürdlerin ve sair milletlerin yurtsever nitelikli temsilcilerini hilekarca egemen sınıfların mensubu sayarak seçilme haklarından mahrum bırakmakla sadece 'türklere ve türkleşmiş' olanlara meclise girebilme olanağı vermişlerdir. İğreti haliyle bu 4. Madde bile çok görülüp 'Madde-i Münferide' ile yürürlükten kaldırılınca intihap (seçim) nasıl gerçekleşmiştir? 'Halk'ın sandıklara gidip oy kullanmasına izin verilmişmidir? 1946 yılına kadar seçim yapılmamıştır, dolayısıyla 'halkın' oy kullanması söz konusu dahi edilmemiştir. 'Vilayet halkınca' kılıf deyiminin bir gereği olarak vilayetlerde üyelerine 'müntehibi sani' denilen, gaz bayisi, lastik bayisi, tekel bayisi, sümerbank mamülleri satıcısı gibi devlete bağlı ve bağımlı kişilerden oluşmuş, sayısı 15 ila 20 kişiyi geçmeyen 'seçici kurullar' oluşturulmuş, Cumhuriyet Halk Fırkası (bilahare Partisi) yönetimince belirlenen isimler bu müntehibi sanilere emrivakilerle tasdik ettirilmiştir. 1921 Anayasasının 4. maddesi yukarda açıklandığı şekilde işletilmiştir. 1950 yılına kadar Genç-Bingöl milletvekilleri Kayserili bir cami müzezzini olan Ahmet Hamdi Yılmaz, terekeme asıllı Kars muhaciri Muhittin Temuçin, Ankara'da ikamet ederek hayatı boyunca Bingöl'e gelmemiş Feridun Fikri, Ankara 6. Noteri Zihni Taşkıran gibi şahıslardan oluşmuştur. Kürdistan'ın diğer bölgelerinde de durum farklı değildir. ''Temsil''in atama yoluyla gerçekleşmiş olması sözkonusudur. Kaldı ki Kürdistan vatanseverleri Türk Meclisinde yer almanın Türk Devleti'ni tanıma anlamına geleceğini, dolayısıyla katılımlarının Kürd Milleti'nin egemenlik haklarının devri anlamına geldiğini çok iyi bildiklerinden seçilmeyi yada mecliste yer almayı zul addetmişler, dolaysıyla reddetmişlerdir. İmdii... Sömürgeci devlet, Kürdlerin temsil yeteneğine sahip, milletine bağlı, vatansever unsurlarını bilinen korkuları gereği tehlikeli sayarak eskiden 'mütegallibe yada şaki' yaftasıyla elimine etmişken, günümüzde Meclise yansıyacak aykırı sesleri kısmak için moda deyimle 'terörist, bölücü, milliyetçi' yaftasıyla devredışı bırakma niyetlerini Öcalan'ın ağzından kürdlere vaz vazederek niyetini açığa vurmaktadır. Arzuladıkları, yine 'müntehibi saniler' aracılığıyla tayin edecekleri kişilerin meclise girerek 'kürdlerin temsil edilmekte olduğu' görüntüsünü vermektir. Bunun için 1921 Anayasasına gerek yok. Zaten kürdler arasında bile önseçimler engellenerek, merkezi aday tayinleriyle millet iradesi çiğneniyor (HADEP'in son genel seçimlerdeki aday belirleme işgüzarlığını anımsayınız). Adı Müezzin Hamdi, Macır Mahyedin olmasa bile onları hiç aratmayacak olan şahsiyetler politik sahnede tutulmaya çalışılıyor. Hikaye, açıkta kalan kele yeni takke peydahlama denemesinden başka hiçbir şey değildir. Kürdler, kendi bağımsız devletlerini kurma hakkı kabul görünceye kadar Türk temsil kurumlarında yer almaktan, yer almalarının tabii sonucu olarak kendiliğinden oluşacak olan Türk Devletini tanımaktan özenle kaçınmalıdırlar. 17 Haziran 2006 Solaxî

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.