BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Haci · 26.11.2006 · 1 görüntülenme
Kadınların ülkelerine lider olması yeni bir olay değil. Ölen kocalarıyla birlikte yakılma âdetinin yakın zamana kadar geçerli olduğu Hindistan’da ve komşuları Bangladeş, Pakistan veya Sri Lanka’da kadın başbakanlar en az 40 yıldır ülkelerine yön verdiğine göre; Fransız Sosyalist Partisinin nisan-mayıs aylarında Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde bir kadını aday yapması nasıl oluyor da, sanki devrim olmuş gibi bütün dünyada konu edilebiliyor?Kadın aday Segolene Royal partisinden henüz yetki bile almamışken, magazin basınından tutun da, TV ekranlarına kadar mayolu, kasketli, beyaz veya renkli tayyörlü, blucinli, şortlu fotoğraflarının Monica Belluci veya Angelina Jolie ile yarışırcasına ön plana çıkmasını nasıl yorumlamalı?Her ne kadar karşısındakiler cinsiyetini uzak yakın anımsatacak olsalar, kendilerini ''mizojin'' yani kadın düşmanı olarak suçlasa da Segolene Royal bu özelliğini bir koz gibi kullanmayı çok iyi bildi.Güney Amerika ülkesi Şili’de seçim olup, bir başka hemcinsi Michelle Bachelet başkan seçildiğinde Ségolène, Şilili sosyalist adayın yanında boy göstererek bu çağrışımı bizzat kendisi tetiklemeyi çok iyi başarmıştı.Beş cumhuriyetin yıkamadığı yasaAslında bir kadının Fransa’da devlet başkanı olması tarihi açıdan en az 1500 yıllık bir geleneğin yıkılması anlamı taşır.Geleneğin de ötesinde, bir kadının tahta çıkması orta çağın baslarında Frank krallarının imzaladığı, krallığın devrilmesine kadar da devam eden bir yasak niteliği taşıya geldi.Fransa'da 1791, 1848, 1870’ler, 1945 ve 1958’de beş kere Cumhuriyet ilan edilmiş olsa da Cumhuriyet yasaları “salique yasa” olarak adlandırılan ve kadınlara tahta yasağı koyan bu yasayı bir türlü tam anlamıyla tarihe mal edemedi. Tek bir kez bir kadın bir kaç aylığına başbakan olabildi: Edith Cresson aynı hızla istifa ettirildi ve atandığı AB komiserliği bir yolsuzluk davasıyla noktalandı.Segolene Royal aday adayı olur olmaz, hakkında şayialar, düzmece veya değil skandal tomurcukları bir biri ardından patlak verdi.Önce ortanca oğlunun bir gece yarısı polisçe gözaltına alındığı duyuldu.Evlenmeden yaşadığı ve 4 çocuğunun babası Sosyalist Parti Genel Sekreteri Francois Hollande’dan ayrılmak üzere olduğu, koyu Katolik ve subay babasının 9 çocuğunu dayakla yetiştirdiği, askeri ajan olduğu yıllarda bir kardeşinin Fransa’nın nükleer denemelerini protesto eden Greenpeace örgütünün gemisini havaya uçurduğu ortaya atıldı.Fransa’nın tanınmış güldürü ve sinema sanatçısı Djamel Debouz’la canlı kamera önünde dans etti, Paris Match ve daha başka magazin dergilerinde, aile yaşamını anlatan röportajları yayınladı. ''Suç isleyen çocukları asker eğitsin'', ''öğretmenler daha çok çalışsın'', ''35 saatlik iş haftası uygulaması dar gelirliler için felaket oldu'' gibisinden açıklamalarla ''her şeyden önce düzen'' isteyen seçmene göz kırptı.''Siyasileri kurayla seçilecek bir halk jürisi denetlesin'', Türkiye konusunda ''halkın görüşü neyse benimki de odur'' gibisinden ve popülizm suçlamalarına yol açan demeçler verdi.Ama bütün bunlar ve aldığı ağır eleştiriler şimdiye kadar Segolene Royal’in popülaritesine zerrece zarar veremedi.Daha ilk turdan yüzde 60 partili üye oyuyla aday seçilmek tam tersine kendisine büyük avantaj kazandırmış durumda.Bakalım bu avantajını koruyabilecek mi, yoksa 1 yıldır söylenen ama bir türlü gelmeyen ölümcül hatayı işleyip tökezleyecek mi?BBCAkt: C.A
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.