ÇI BIKIN?
Bîşar Norşîn · berî 7 meh
Hasan Dere · 22.02.2005 · 2 dîtin
Birliğin komutası K’deydi.
Ardest K’ye kısaca kaçmağa çalıştığını, ama şu anda düşmanla yaşanan sıcak temas, vatanın ve ulusun evlatlarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu anlamasına yaradığını ve pişman olup gerillaya geri dönmek istediğini söylemişti. Fakat komutanı H1’den kötü muamele göreceğine emin olduğunu ve kendileri ile kalmak istediğini rica etmişti.
Komutan K buna karar verme yetkisinin sadece kendisinde olmadığını söylemişti. Ancak yapılan kahramanlığı taktir ettiğini ve kendisini güvence ile gurubuna teslim edeceğini söylemekle yetinmişti.
K, olan bitene çok şeye vakıf biri olduğunu özellikle belirtmemişti.
Önce Ardest’in yeniden kaçmasına neden olmamak içindi. Sonra da zaten şu sıralar ihtiyaç duyduğu savaşçıları almağa, böyle rizikolu bir yolu katledip gelmişti. Tüm zorlukları düşünerek, eldekileri ve bu değerleri yitirmeme çabasındaydı. Ayrıca geriladan kaçmaya teşebüsü, öyle hafiften alınacak bir şey değildi. Temkinle yaklaşması daha doğru bulmuştu.
Fakat bu durumdan, Ardest çok tedirgin olmuştu. Sidal ile kaçmadığına pişman mı olacaktı? Geri dönüş onun sonu mu olacaktı? Acaba yanlış mı etmişti?
iki tarafın da bir birlerine müsamahaları kalmamıştı artık. Tekrar sorgaya alınması, artık kesin ölümü demekti.
Geri dönüyordu, ama içindeki endişe uykularını kaçırır olmuştu. Yollarda verdikleri gece molalarında kabuslarla uyanır olmuştu. Bazen uyyamıyor garip hayaller kurarak sabahlıyordu.
iki hafta süren bir haberleşme sonunda iki gurup buluştu.
H1, Komutan K’nin “bunu alacağım demesi nedeni ile Ardest’e bir şey diyememişti. Fakat, canına okumak için fırsat kolluyordu. Bu kaçışı yanına bırakmayacaktı kuşkusuz.
Zaten Çiya’nın kayboluşunun faturasını Ardest’ten soracaktı. Çünkü son olarak yanında görülmüş olan oydu. Bu durumu Ardest’e bir eksi olarak kafasında tutmaktaydı. Ondan duyulan nefrete, arkadaşını öldürme şüphesinin de eklenmesi, yüklenmeye bulunmaz fırsat yaratmışken, peşinden gerçekleşen bu kaçışa teşebüs olası, işin tuzu biberi olmuştu.
Artık, Ardest te H1’in neler düşündüğünü sezebilmekte ve ona göre nasıl savunma yapmak gerektiğini planlayabilmekteydi. Fakat komutan K’nin görünmez zırhı tarafından korunduğunu bilmediğinden, her an başına gelecek fenalıklara karşı savunma psikozu altında, etrafına şüphe ve dikkatle bakınıp duruyordu.
Ne garip bir durumdu. Düşmana karşı birleşmeleri gerekenler, birbirlerine karşı güvensizlik ve savunma psikozu içinde heder olmaktaydılar.
H1, bu kaçış deneyini de hesaba yükleyerek, sorgulamak için komutan K’nin Ardest’i geride bırakarak gitmesini bekliyordu. Bu nedenle Ardestin yeteneksiz bir görev kaçkını olduğunu propaganda edip duruyordu.
K’ye her söylediği suçlama, K’nin nazarında Ardest’i doğruluyordu. Böylece Ardest’in kaçma dışında bir açarı kalmadığına olan inancı artıyordu. Burda bıraksa ölecek, intihar edecek yada yine firar edecekti. Artık bu inancına emin olmuştu. Nereden baksa, sonuçta ülkeye ve ulusa yararsız hale gelecekti yada getirilecekti.
Bir düşman saldırısında Çiya’nın kaybolması H1’nin Ardest’e yüklenmesine bir neden daha vermişti.
Fakat çok dirençli olan Ardest “görmedim” dışında birşey dememişti.
K’nin, gerilladan bir gurup almak için gelecek olması, sorguya alınmasını engellemişti. Üstelik kısa bir zaman içinde, Çiya’nın sağ olduğu ve dönmekte olduğu haberi gelmişti. Bu durum H1 planını da, asabını da bozmuştu.
Artık tek bir yol kalmıştı ne edip edip Ardest’i K’ye vermemek...
Eğitimlerin bitimine yakın Çiya gönüllü toplayan bir gurup ile çıka geldi.
Çiya en güvendiği yoldaşı Ardest’e sarılıp hasret giderirken yanlarında biten H1, hemen:
“_Akıam raporun elimde olacak!” diye uyarmıştı.
Ortak bir plan kurmalarını engellemek için, araya zaman bırakmak istemediğini anlamıştı Ardest. Bu durumda Çiya da tehlikede demekti.
Ardest:
“_Bu arlar benden uzak durman ikimizin de hasırına olur. Bu bir şaka değil, sen yokken fena şeyler yaptım ben!” dedi ve uzaklaştı.
Çiya afalladı. Peşinden yürüyerek:
“_Yahu fenalıkları bunu kurmadın ya!” dedi şaka ile karışık.
“_Yok gelme, en azından raporunu vermeden gelme lütfen!” dedi ısrarla uzaklaşarak.
Çiya gurubun arkasından gelirken vurulup düştüğünü, birıey anımsamadığını yazmıştı. Kendine geldiğinde sürünerek ıslahiye’nin bir köyüne kadar gittiğini, sığındığı köylünün kendini tedavi ettiğini anlatmıştı. Yürüyecek hale gelince de geri dönmüştü.
H1 bu rapordan bir şey elde edememişti. Artık her şey K’nin gitmesinden sonrasına kalmıştı.
Çiya aksayarak yürüyordu. Kaslarının liflerini koparan mermi, basit bir hareketle ayağını kaldırma yeteneğini alıp götürmüştü.
Baldırından başlayan ve sağ ayak parmaklarına kadar uzanan bir uyuşma ve soğukluk hissediyordu. Bu durum onu rahatsız ediyordu. Molalarda fırsat buldukça eli ile oluşturarak suni bir ısıtma yapmağa çalışıyordu.
Ardest, Sidal’dan sonra en iyi anlaştığı ve sevdiği kişi olan Çiya’ya yakın otururdu. Fakat, bu kaçış olasından sonra çoğu zamanlar, kendisine yönelen kinin etkisinden korumak için, bilinçli olarak, ondan uzak duruyordu. Komutan K, eğer ikisini de seçerse keyflerine diyecek yoktu. Bir aksilik olmasın diye bu arzularını da kimseye sezdirmemeğe çalışıyorlardı.
Bir ara yanına iyice yaklaşan Çiya gülerek:
Hê şîrove tune ne — yekem bibe.