ÇI BIKIN?
Bîşar Norşîn · berî 7 meh
GoranKocgiri · 29.06.2005 · 2 dîtin
Devlet ve Halklarin ulusal ve uluslararasi areneda basarili olmasinda, bütünlüklü ve aktif bir ulusal bir politikanin olmasindan gecer. Ulusal politikalari belirleyip tespit eden de ulusal kurum-kuruluslar ve ulusal kurum-kuruluslara veri, perspektif versiyonlarinida stratejik arastirma merkezleri hazirlar. Hic süphesiz stratejik aratirma merkezlerine maddi ve manevi destek sunanlar, devlet, vakif, dernek, ekonomik kuruluslar..vs`lerdir.
Kürt halkinin kendi devletinden yoksun olmasindan dolayi ulusal politikalarin belirlenmsinde temel rol alan stratejik arastirma merkezlerine destek sunan kurum ve kuruluslar, parti, ulusal platformlar, dernek, birey…vs`lerdir.
Ortadogudaki temel stratejik degisim dinamiklerinin canlanmasi, Güney Kurdistan`in uluslararasi alanda mesruiyet trendinin yükselmesi, Türkiye-AB iliskileri, Iran Cumhurbaskanligi secimleri, Hazar Petrollerinin paylasim savasi dogal olarak Ortadogunun kalbi olan Kurdistan üzerindeki büyük devletlerin plan programlarini yeniden gözden gecirmeleri ile dost ve düsman ittifaklarina yeni bir cehre kazandirmistir. Bu yeni gelismeler, Kurdistan ulusal bagimsizlik mücadelesi acisinda yeni bir dönemin baslamasi ve ulusal bagimsizlik mücadelesine muazzam imkanlari yaratmasi demektir.
Gecmiste, iki blok arasindaki rekabetten dolayi, Ortadogu`da bilincli olarak ön plana cikarilan ve Kürt ulusal sorununu gölgeleyen Filistin-Israil iliskilerinin bir daha Ortadoguda Kürt ve Kurdistan sorunun önüne gecip ve onu gölgeleme sansi yoktur. Buna ragmen, bu birazda Kürt politik yapilanmasina ve takinacagi tavra baglidir. Eger Kürdistan politik yapilanmalari ( özellikle Kuzey Kurdistan acisindan ) bu tarihsel momentleri kendi hatalarindan kacirirsalar ki “pozisyon ve gelismeler bu yönlüdür” Sömürgeci gücler karsisinda büyük firsatlari kacirmis olup, sömürgeci güclerin Kurdistan ve Kürt halki karsisindaki pozisyonunu daha da güclendirmelerine de dolaylo yollardan hizmet etmis olacaklardir.
Yillardir Avrupayi merkez üs secip, politika yapan bütün Kurdistan partilerinin takindigi tavir, yada Kürt halki adina lobi faaliyetleri icerinde olduklarini öne süren kurum ve kuruluslarin son gelismelerle, ya yürüttükleri politiklarin iflas ettigi yada adina diplomasi dedikleri, lobi faaliyetleri bireysel ve örgütsel cikarlari esas alan dar cikarlar dogrultusunda yapilan görüsmelerdir. Aslinda bu bir anlamda iflasimizin ulusal bir stratejimizin de olmadiginin bariz bir göstergesidir.
AB-Türkiye Görüsmelerinin hic bir belge ve dökümaninda resmi olarak Kürt haklari terimleri gecmemektedir. Bakmayin siz bazi Avrupa Parlamenterlerinin Kürt kamuoyunu oyalamak icin söyledikleri Kürt haklari verilsin demeclerine. Avrupa Parlamenterleride “ şu Parlamenter yada şu grupla konustuk Kürt sorunun cözümü icin destek aldik diyen Kürt Platform, Parti ve sahsiyetlerini “ iyi taklit edip Kürtleri bos vaatlerle oyalamaktadirlar.
Avrupa, kisa vadede Kürt sorununu, müteffigi Türkiye`ye peşkeş çekmektedir. Nihayetinde demokrasi, Insan haklari, Baris, Özgürlük..vs terimler Avrupa icin Siyasal ve Ekonomik çikarlarla orantilidir. Bu terimler Avrupanin cikarlari ile celistigi oranda ilerde kullanilmak üzere rafa kaldirilir. Bu bir realitedir, devletlerin realitesi bunun üzerinde sekillenmistir. Bunun icin duygusal bir tepki göstermek günümüz realitesi ile celiskili bir durumdur.
O halde yapilmasi gereken, oyalayici ve Kürt halkini yaniltan dar cikarlari esas alan ajistasyonlardan vaz gecip Kürt ve Kurdistan cikarlarini esas alan ulusal stratejiler üzerinde yogunlasip tartismak gerekir. Simdiye kadar yürütüldügü söylenilen diplomatik lobi faaliyetlerinin gercekleri yansitmadigi ve faaliyetler icersinde yer alan tarafsiz kisilerin rolleri Kürt halkinin davasini kendi kariyeri icin kullanmak temelinde olmustur.
Kürtlerin Avrupa genelinde Türkiye-AB iliskilerini etkileyecek derecede büyük bir potansiyeli vardir. Kürt kitlesi sahip oldugu imkanlarla Avrupa Biligine, Kendilerinin taraf olmadigi platformlarda, kendi kaderleri üzerinde yapilan ve yapilacak hic bir pazarligin meşruiyet ve gecerliliginin olmayacagi mesajlarini güclü bir sekilde verebilirler. Kürt ve Kurdistan sorunun Insan Haklari boytunda ele almak Kürt halkina ve onun davasina yapilan en büyük hakarettir. Avrupa`nin bu bakis acisi ne PKK vari, nede simdiye kadar yürütüldügü söylenilen dilenci politikalarla degistirilir.
Avrupa`nin yasa ve kanunlari cercevesinde daha güclü ve etkili demokratik eylemlerle Kürt ve Kurdistan sorunun Insan haklari sorunu olmadigi dolaysiyla bu cercevede ele alinamacagi, Kürt sorunun ulusal bir sorun oldugu talepleri dayatilir. Bunun icin önceden Avrupa genelinde ulusal Platformlari aktiflestirmek ve bu platformlari göstemelik ?u yada bu Parti ve örgüt yada ki?ilerin egosunu tatmin edecek pozisyondan cikmasi gerekir.
Bunun ilk adimi Türk devletinin kurum ve kuruluslari ile 22-23-24 Temmuz LOZAN`da yapacaklari semineri engellemek icin adim atilmasidir. Nasil ki Lozan`da Kürt ve Kurdistan ulusal sorunu hasir alti edildi, bizlerde Lozan´da Kürt sorunun hasir altinda cikartip kendi ayaklari üzerinde oturtmak icin, ulusal strateji belirleyecek ilk adimlari atalim.
Avrupa`da Kürt halkinin yeretli güc ve potansiyeli vardir...
Hê şîrove tune ne — yekem bibe.