Ramyarî

HAINLIK TÜRK EGEMENLIK SISTEMINDE BIR KURUMDUR (16)

veyselmeric · 01.05.2005 · 3 dîtin

“KURTARICI“SI DEVSIRME OLANIN VAY HALINE!

TC devletinin „solcu“ ve „Kürtcü“sü. Kürdistanli. Fakat Kürt ulusu ve Kürdistan halkina yabancilasmislar. «Türkiye yurtseverligi» ve «Türk ulusal onurunu övünc kaynagi» edinmisler. Buna «ortak vatan », «ortak devlet», «ortak tarihi degerler» , «ortak kültür»,
«ortak semboller» yüklemisler.

Böylelikle Kürt-Kürdistan´a ihanet etmisler.

Kendi ülke yurtseveri olmayanlar, baska ülkeleri sevemezler. Aksini iddia edenler, bunu ister «din kardesligi» adina, ister
«sinif cikarlari» adina yapsinlar bu pek fark etmez, bunun siyasal literatördeki ismi ihanettir. Bunu yapanlar, devsirme ve haindirler. TC devletinden icazetli sistem «solcu» ve «Kürtcü»leridirler.

Sistemin «Kürtcü »sü Kürt ulus «kökünü en iyi biz kazariz» der. „Solcu“su „Kimse ülkemizi bölemez. Ülkemizi bölmek isteyenler, sadece emperyalistlerdir“ der.

Bunlari söyleyenler, devsirmeler. Bu sistemi kuranlarda devsirme. Bu tesadüfü mü bilinmez, ama bu Türk toplumu nasil bir toplumdur ki, devsirmesiz yapamiyor. Kurtaricisi devsirme oluncada basi bir türlü beladan kurtulmuyor. Onlarla birlikte cografyamizda yasayan tüm halklarin basida beladan kurtulmuyor.

Cografyamizda hep felaketin kaynagi olageldiler. Baska halklari katliamdan gecirdigi ve tüm degerlerine el koyduklari gibi, kendilerinede insanca bir yasam olusturamadilar. Ezen ve ezlileniyle, sömüren ve sömürüleniyle, sag ve „sol“uyla daima kirli savaslarin ciplak askeri oldular.

Bu durum „Türk“ denilen göcebe devsirilmis toplumun kaderi olagelmis. Bunu degistirmek Türk emekcisinin elindedir. Bunu yapabilmenin yoluda kendi cikarinin hangi politikada yattigini kavramasina baglidir. „Kurtarici devsirmeye ihtiyacim yok“ dedigi zaman, kendi icinde önderligini yaratigi an, iste o zaman Türk toplumu adam gibi bir toplum olur. Bu olmadigi müddetce rehberi karga olanlarin gagasi pislikten cikmaz. misali önderi devsirme olanlarin elli baska halklarin kan gölünden cikmaz.

Türk toplumunun devsirilmis „solcu“ ve „Kürtcü“ye ihtiyaci olmamali. Bunlar düzen icazetli, düzen beslemeleri. Isbirlikci ve hain.

Düzenin dayatigi isbirlikci ve haine ne zaman papucunu ters giydirdi, defe koyup caldirtti, iste o zaman kurtulus yoluda bulunur. Türk egemenlik sistemine yön verenlere bakin. Tek bir Türk bulamasiniz. Sagci, „solcu“ ve „Kürtcü“sü cümle cemaat hepsi devsirme. Bu sistem, bu yönetim anlayisi, bu devsirme politikasi sürdügü müddetce cografyamizda uluslar ve halklar felaketen kurtulmaz.

Bu yaklasim ve yönetim bicimi sonucu Türk toplumu özel haraketci bir topluma dönüsmüstür. Kaynagi devsirme bir toplum olusudur. TC devletinin „solcu“ buna „Anadolu degirmeninde halklarin harmanlanmasi“ der. Buna „sevgi, saygi, hosgörü ve kardeslik“ yükler. Türk egemenlik sisteminin kilic, kalkan, katliam, asimilasyon vs. ile halklari tarihte silmenin adi böylelikle
„harmanlanma“ olur.

Ortaasya´dan kopup gelen Türk barbar kabileleri, bir yandan halklarimizi katlederken, diger yandanda devsirmeciligi yasam bicimi olarak siyaset edindiler. Ogünden bugüne bu politika devletin resmi görüsü olarak uygulana geldi. Bu politika sonucu devsirilmis bir toplum yaratildi.

Onlarca ulus ve ulusal azinlik kendi kimliginden koparildi, kendilerine yabanci bir kimlik dayatildi. Kökünden koparilana bireycilik ve devlet cikari yüklü bir ahlak asilandi. Toplum bireyi birbirine düsman, ama devletin „bekasi“ icin birlik ahlaki dayatildi. Bugün bile Türk emekci siniflarin kendi sinif cikarlarini bir yana itmesi, „devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügü“nü kendisine görev bilmesi bunun sonucudur. „Devlet babanin bekasi“, „vatan, millet, sakarya“ teranesi bu anlayisin ürünüdür.

TC devletin sasmaz, esnemez, tartisilmaz temel ilkesi, „devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügü“dür. Bunun korunmasi Türk toplumunun önüne bir görev olarak konulmustur.

Devlet, „kimse ülkemizi bölemez. Kimseye verilecek bir cakil tasimiz yok“ der. „Solcu“su „Kimse ülkemizi bölemez. Ülkemizi bölmek isteyenler, sadece emperyalistlerdir“ der. „Kürtcü“sü,
„Yüzyillardir etle tirnak gibiyiz. Kimse bizi ayiramaz.“ der.

Türk halki, devletimiz, sagcimiz, „solcu“muz ve „Kürtcü“müz böyle dedigine göre bu iste bir hayir var diyerek evlatlarini davulu-zurnali halaylarla „en büyük asker“ deyip kirli savaslara yolar. Karaasi tamamlanmistir. Ortak payda „milli mutabakat“a birlesilmistir. Hersey „vatan, millet, sakarya“ icin. Daha ötesi
„Turan“.

Peki bu nasil tersine cevrilebilir? Bir kere Türk toplumunun kamburlarindan kurtulmasi gerekir. Türk emekci siniflarini zehirleyen, onu sinif mücadelesinden alikoyan, Türk tekelci burjuvazisinin yayilma cephelerinde ciplak askeri yaptiran irkci, soven Türk milliyetciliginin beslendigi zemini iyi tespit etmek gerekir.

Bu zemin Kürdistan´a dayatilan statükodur. Herkes bunu yeniden sorgulamalidir. Kürdistan politik gücleri bunu yillar önce sorguladilar ve dogru sonuclara vardilar. Türkiyeli politik güclerde bunu sorgulamalidirlar. Burada dogru bir sonuc cikaramazlarsa, Türkiye devrimci hareketin önü acilamaz. Türk emekci siniflari kendi sinif cikarlarinin farkina varamaz. Kendini sovenizmden kurtaramaz. Kendisi icin politiklesemez, örgütlenemez, mücadele edemez. Dahasi Türk tekelci burjuvazisinin yayilma cephelerinin askeri olmaktan kendini kurtaramaz.

O halde ne yapilmasi gerekir? Türkiye devrimci hareketi, herseyden evel kendini devsirme politikasindan kurtarmasi gerekir. Kendi dinamiklerine dayanarak gücünü ortaya cikarmasi gerekir. KUKM´ni desteklemese bile en asagi onun dinamiklerini calip devsirmemesi gerekir. Kendini Kürt milliyetciligine karsi savas vermekten alikoymasi gerekir. Esas görevi olan Türk sovenizmine karsi mücadeleyi yükseltmesi gerekir. Kendini Kürt ulus egemenligi gaspi temelinde zora dayali olusturulan „Türkiye bütünlügünü koruma ve kollama görevi“nden alikoymasi gerekir.

Her halükarda Türk emekci siniflarin cikari Kürdistan´in egemenlik altinda tutulmasindan degildir. Bundan cikari olanlar Türk egemen siniflaridir. Bu egemenligin sürmesi icin daima bir savas ortamina ihtiyac duymustur. Türk toplumu daima savas atmosferi altina sokmustur. Savasin faturasinida ona cikarmistir. Kürt politik gücleri yillardir söyledigi budur. Fakat bu Türkiye cephesinde yankisini bulmamistir.

Kürdistan haki, Türk emekcisini yaninda görmek istemistir. Fakat Türk emekcisi „kendi“ devletinin Kürdistan halkina karsi sürdürdügü imha savasinin maddi ve manevi destekleyicisi olmustur. Bu yaklasimiyla Kürdistan halkina oldugu kadar kendinede ihanet etmistir.

Kürdistan halki, „Ya Ölüm Ya Kürdistan“ dedikce Türk halki ve politik gücleri „Kimse ülkemizi bölemez“ politikasini yürütmüstür. Emperyalist bir politikanin sahibi olmustur. Utanmadan, sikilmadan buna „kardeslik“ , „enternasyonalizm“ yüklemisler.

Sistemin kendisi zora dayali misak-i milli icinde kelepceledigi, tutukladigi herkesi „Türk“ saymasinin yanisira, sistemin
„solcu“su, „Halklarin Anadolu degirmeninde harmanlanmasi“ demis ve bundan „sevgi, saygi, hosgörü ve kardeslik“ kesfetmistir.

Birileride bu karsi-devrimci rolü oynayanlari „devrimci demokrat“ ilan ederek birbirlerine ne kadar benzediklerini ortaya koymuslardir. Ondan sonrada Türk toplumunda niye sovenizm gelisiyor diye koru halinde bagiriyorlar.

Iste böylesi karsi-devrimci yaklasimlarla karsi karsiyayiz.

Yên Eleqedar

Şîrove (0)

Hê şîrove tune ne — yekem bibe.