Ramyarî

HAINLIK TÜRK EGEMENLIK SISTEMINDE BIR KURUMDUR ( 10 )

veyselmeric · 20.03.2005 · 3 dîtin

HAINLIK TÜRK EGEMENLIK SISTEMINDE BIR KURUMDUR ( 10 )

Veysel MERIC

TÜRK SOLU KEMALIZMI YENIDEN CANLANDIRIYOR1

Türk sol hareketi, mücadele tarihi boyunca Kemalizmi dogru olarak tanimlayamadi. Irkci, fasist, yayilmaci, sömürgeci karekterini kavrayamadi. Ittihat-i Terakki´nin devami, Türk komprador burjuva ve feodal toprak agalarinin temsilcisi oldugunu kabullenmedi. Daha savas icindeyken emperyalist devletlerle yaptigi anlasmalarla Türkiye´yi emperyalizme bagimli hale getirmesini görmemezlikten geldi. Dahasi buna „devrimcilik“,
„ilericilik“, „anti-emperyalistlik“ atfetti.

Türk sol hareketin bu misyon yükledigi bu Kemalistler kimdi? Osmanli devletinin generalleri ve üst düzey bürokratlari degil miydi? Türk burjuva tarihcilerinin bile „ Ankara hükümeti, Istanbul hükümetinin Ankara´ya tasinmasidir“ derken haksizlar mi? Dogrusuda bu degil midir ? Fakat kendine sevdali su cok etiketli Türk sol hareketi bu gercegi bile göremedi. Daha dogrusu görmek istemedi. Daima sanal bir Kemalizm ucubesini canlandirmaya calistilar. Zaten Türk sol hareketin basina ne geldiyse bu sakat yaklasimdan geldi. M.Subhi´nin “TKP”´nin karadenizde bogulmasinin nedeni budur. Cerkez Ethem hareketinin tasviye edilmesinin nedeni buydu. Dahasi mücadele tarihi boyunca Türk sol hareketin kendisini sistem zemininde kurtaramamasinin nedeni budur.

Türk sol hareketlerin “anti-emperyalist, devrimci, ilerici” ilan ettikleri Kemalist gücler hic bir zaman bu misyonu oynamadi. Dahasi daima emperyalistlerle isbirligi icinde oldu. M.Kemal, daha Istanbul´dayken Batili emperyalist güclerin Istanbul Büyükelcilerinin istenmeyen misafiriydi. Hatta Italya´nlarin “issiz kalan Türk gerallerine verilecek isimiz yok” diye kovuldugu bilinir. Vahdettin tarafindan Osmanli hükümeti ve emperyalist güclere karsi gelisan Anadoludaki hareketi bastirmak icin gönderildigi bilinir. Erzurum ve Sivas kongreleri padisaha baglilik yeminleri edilerek acilir. Sivas kongresi arifesinde Kemalist hareketin önderlerinden Rafet Bale, Konya´da Fransiz isgal kuvvetleri komutani ile görüsür ve birlikte hareket etme karari alinir. Daha sonra Italyanlarla anlasma yapilir ve Italyanlarin elindeki tüm silahlar hibe olarak alinir. Bu silahlarla Rum, Ermeni ve Kürtler katledilir.

Italyanlarla baslayan ve Ingiltere ile sürdürülen anlasmalar nihayetinde Lozan anlasmasiyla Türkiye ile Batili emperyalist gücler arasindaki iliskiye son seklini verir. Izmir iktisat kongresiyle Kemalist gücler, Batiya dönük politikasini resmilestirecek ve arka arkaya yapilan anlasmalarla TC devleti Osmanlidan kalan tüm yükümlülükleri kabul edeceklerdi.

Tüm bunlar ve benzer yaklasim ve yönelimin icraatcisi Kemalistler
“anti- emperyalist, ilerici, devrimci” ilan edilecek, fakat irkci,soven, yayilmaci ve sömürgeci Kemalist güclere karsi KUKM veren Kürdistanli yurtsever gücler, “gerici, feodal, emperyalist kiskirtma sonucu dogan Kürt milliyetciligi” ilan edilecektir. Türk sol hareketi mücadele tarihi boyunca bu ugursuz yaklasimin savunucusu oldu.

Oysa bu karsi-devrimci yaklasimin isim babasi Kemalist güclerdi. Kemalist gücler, bu yaklasimlarinin propaganda amacli oldugunu, aslinda böyle birsey olmadigini daha sonnra aciklamalarina ragmen Türk sol hareketi bunada gözlerini kapatacak KUKM´ne karsi sosyal-sömürgeci politikasini sürdürecektir. Ve bu karsi-devrimci yaklasimlarina “devrimci ifade” yükleyeceklerdir. Fakat günes balcikla sivanmiyor. Belki dün bir cok sey bilinmiyordu, ama bugün hersey aciga kavusmus, böylelikle Türk sol hareketin karsi-devrimci özüde aciga cikmis bulunuyor.

Sosyal-sömürgeci Türk sol hareketi, mücadele tarihi boyunca demegoji ve yalani siyaset edindi. Var´i yok, yok´u var etmeyi siyaset edindi. Kitlelerin bilincini Kemalizmle kitletmeyi siyaset edindi. Kemalizmi kitlelere tasimanin sol mehmetcikleri oldu. Bu konuda sahiplerini bile soladi.

“Vatanin ABD, NATO üstleriyle doldurulmasi, emperyalist tekellere peskes cekilmesi, IMF, Dünya Bankasinin direktifleriyle hareket etmek Kemalistlik midir? Emperyalizme usaklik etmenin adi ne zaman Kemalistlik oldu ? “ (Bagimsizlik ve Demokrasi Yolunda Kurtulus Sayi. 35. Sf. 40. 18 Haziran 1999 ).

TC devlet icazetli sistem solu, Kemalizmi kutsama görevini üstlenmis durumda. Efendilerine sesleniyor. Kemalizmden sapildigi uyarisini yapiyor. Kendileri gibi Kemalist olun diyor. Fakat hersey gibi Kemalizmide yanlis biliyorlar. Efendilerinden daha iyi mi bilecekler? Bilmedikleri belli. Olsun ! Onlar yinede sanal bir Kemalizm ucubesi yaratma mücadelesi verecekler. Oysa yasayan bir Kemalizm var. Türk egemen siniflari buna uygun politika yapiyorlar. Kemalistlerin öngördügü yolda yürüyorlar. Izmir Iktisat Kongresinin geregini yapiyorlar. Italya ile baslayan, Fransa ile sürdürülen, Ingiltere ile sonuclanan anlasmalarin geregini yapiyorlar. Bu yaklasim ve yönelim sonucu Hitler Almanya´si ile ayni safta yer aldilar. Daha sonra ABD ile girdikleri iliskilerle bugüne kadar geldiler. Kemalist politikanin geregi budur. Fakat sistem icazetli sol, kitlelerin bilincini kirletmek icin yasayan Kemalizmi degil, sanal bir Kemalizm ucubesi yaratarak sisteme soldan destek vermeye calismaktadir.

Bir kere sorunun sorulus bicimi yanlis. Önce bu yanlisi düzeltmek gerekiyor. O halde soruyu söyle sormak gerekiyor. Emperyalizme usaklik etmenin ismi ne zaman Kemalistlik olmadi ?

Kemalist güclerin emperyalistlere siktigi tek bir kursun yoktur. Emperyalist isgale karsi savasan Kürdistan halki olmustur. Antep, Maras ve Urfa direnisleri bunun kanitidir. Halkimiz emperyalizme karsi savasirken Kemalist gücler, Rum, Ermeni, Kürt ve devrimci demokrat Türkleri katletmekle meskuldu. Emperyalist devletlerle anlasma üstüne anlasma yapmakla meskuldu. Kemalizm buydu. Ama Türk „solu“nun hayalini kurdugu sanal Kemalizm ise hic bir zaman olmadi.

Türk toplumu sag ve „sol“uyla Kemalizmi olumlamakta daima bir yaris icinde oldular. Literatörde ne kadar olumlu sifat varsa hepsini Kemalizme atfettiler. Bu konuda sag ve „sol“ bir yaris icinde oldular. Kurumlar, dernekler, vakiflar kurdular. Yok olan bir düsünceyi masa basinda üretiler. Ismine Kemalizm veya Atatürkcülük dediler. Topluma dayatilar ve savundurdular. Türk toplumunu özel harekatci bir topluma dönüstürdüler. Türkiye devriminin itici güclerini sistemin yedek ordusu haline getirdiler. Bundan sistemin katki payinin yanisira „sol“un önemli katkisi oldu. Türk özel harekatci toplumu Türk sol hareketin eseridir. Eserleriyle ne kadar övünürlerse yerindedir. Sömürgeci sistemde „sol“uyla ne kadar övünürse yerindedir.

Türk toplumu sag ve soluyla Kemalisttir. Adamlara Kemalistsiniz diyorsunuz, bunu kendilerine hakaret sayiyorlar. Dahasi, „Biz Kemalistiz, ama siz bunu söylemeyin“ diyorlar. Peki niye?
Oyunlari bozuluyor. Irkci, soven Türk milliyetci özleri aciga cikiyor. Ciktikcada sisteme hizmet etmekten zorlaniyorlar. Korkuyorlar, korkulari sistemin korkulari.

Anlasilan sosyal-sömürgeci sol, kendi kimliklerinin telefuz edilmesinden acayip derecede rahatsiz oluyor. Pek önemli degildir. Dahasi var. Bu Kemalist güclein en cok rahatsiz olduklari mesele Kürdistan sorunun tartisilmasi ve Kürdistanli politik güclerin Kürdistan halki tarafindan desteklenilmesidir. Kürdistan sorununun tartisilmasini “basit hesaplarin ürünüdür” diyecek kadar bir caresizligi yasamaktadir. Devrimciler böyle bir sey söyleyebilir mi ? Kuskusuz hayir ! Zaten karsimizdakilerde devrimci degildirler.

Eger ortada cözülmemis bir sorun varsa bu sorun tartisilir. Kürdistan sorunuda cözülmedigine göre tartisilacaktir. Sorunun tartisma gündeminde düsmesi demek, sorunun cözülmüs oldugu demektir. Oysa Kürdistan sorunu cözülmekten öte dahada agirlasarak mevcudiyetini koruyor. Sorun cözülmemistir, ama cözmeye calisilmaktadir. Kürdistan halki, sorunun sahibi ve cözmek icin iradi olarak mücadele etmektedir. Kürdistan devrim dinamikleri kendi zemininde örgütleniyor, yabanci isgal güce ve yerli ihanete karsi mücadele sürüyor. Bu mücadelenin öncüleri Kürdistanli yurtsever ve devrimci siyasal gücleri oluyor. Kürdistan halkida destegini bu öncülerine vererek tercihini ortaya koymus bulunuyor. Bunlar bilinen, yasanan gerceklerdir. Hic kimsenin bunlari tersyüz etme ne sansi ne de gücü vardir.

Fakat sosyal-sömürgeci Kemalistler, bu basit gercegi bile kabullenmek istemiyor. Kürdistan halkinin temsilcileri olduklarini iddia ediyorlar. Kendilerinden cok uzak olan bir misyona sahipleniyorlar. Zorla gelin güvey olmak istiyorlar. Buna birde devrimcilik yüklüyorlar. Bunlar kendilerini ne zanediyorlar ? Kim devrimciligi kaybetmiste, beyinleri Kemalizmle uyusmus bu zevat devrimci olsun. Düsünmek lazim ! Bu zevatin neyi “kanitlanmis”? Neyi “birlestirmis”ler ? Bunlarin sorgulanmasi gerekir.

Ortalikta zora dayali bir birlik vardir. Emperyalist ve Kemalist gücler tarafindan Lozanda Kürt ulus egemenligi gaspi temelinde saglanan zoraki bir birlik vardir. Devrimciler bu birligi savunabilir mi ? Bu zoraki birligi savunanlar devrimci olabilir mi ? Kuskusuz olamazlar. Karsimizdakilerde zaten devrimci degildirler. Onlar, Kürt ulus egemenligi gaspi temelinde olusturulan “ Türkiye toprak bütünlügü”nü savunmakla, “ Kimse ülkemizi bölemez. Ülkemizi bölmek isteyenler, sadece emperyalistlerdir” deyip KUKM´ni veren Kürdistan halki ve öncü politik gücleri emperyalist ilan ederek altemperyalist-sömürgeci Türkiyenin “vatan savunmasi”ni veren irkci, soven, milliyetci sosyal-vatanseverdirler.

Kürdistan halki ve öncü politik gücleri, Lozanda saglanan Kürt ulus egemenligi gaspi öngören zoraki birlige karsi mücadele ediyor. Emperyalist ve Kemalist gücler tarafindan ülkemize dayatilan statükoyu parcalamak istiyor. Burada devrimci tutum “birlestirmek” degil, parcalamaktir.

Bu, Kürt ulusunun bagimsiz ulusal devletini kurma anlamina gelir. Kürdistan halki ve öncü yurtsever güclerin gerceklestirmek istedigi budur.

Mücadele Türk egemenlik sistemine karsi oldugu gibi, sistem icazetli “sol”una karsida veriliyor. Mücadelenin devrim, karsi-devrim mücadelesi oldugu, bir gerceklik olarak karsimiza cikiyor. Kimin hangi cephede yerini aldigida bu vesileyle ortaya cikiyor.

Yên Eleqedar

Şîrove (0)

Hê şîrove tune ne — yekem bibe.