ÇI BIKIN?
Bîşar Norşîn · berî 7 meh
veyselmeric · 20.06.2005 · 3 dîtin
BU KACINCI KATLIAM?
Veysel MERIC
Dersim´in Ovacik ilcesi Mercan kirsalinda bir katliam daha yasandi. Türk isgal gücleri tarafindan kimyasal silahlarda kullanilarak 17 insan öldürüldü. Kürd ve Dersimli..
Cogu tanidik. Tutuklari yolun bir cikmaz oldugunu göremeyen devrimin romantik asilleri. Herbiri tersine cevrilmis birer Che Guvera.
Katledilenler Kürd. Katledildikleri yer Kürdistan. Katledilenler Türkiye devrimi adina hareket eden MKP üyesi. Türkiye´yi bir tarafa birakmislar. Kürdistan´da üslenmisler. Ama Türkiye devrimine soyunmuslar.
Bu iste bir terslik var. Che Guvera, Arjantin´de Küba, Bolivya devrimine soyunmadi. Bilakis bu ülkelere giderek, orda savasti. Ama bizimkiler, kendi ülkesinde baska bir ülke devrimine soyunmuslar. Zaten terslikte burda ya.
Kendi ülkelerine, milletine, halkina yabancilasmislar. Milletimizin can düsmanlari El Kaide katillerini, Saddam artiklarini “devrimci, anti-emperyalist direnisci”, halkimizin göznuru, gözbebegi kahraman pesmergemizi ise “emperyalizmin usagi” ilan etmisler. Bilerek veya bilmeyerek MGK´nun politikasinin verenleri olmuslar.
Buna “enternasyonalizm” demisler. Enternasyonalizmi tersinden belemisler. Kendi ülke devrimine soyunmayanlara enternasyonalist denilemeyecegini kavrayamamislar. Enternasyonalizmi Türk egemenlik sisteminin ciplak askeri olmus bir halkin devrimini götürü almaya indirgemisler.
Gelgör ki, Türk egemenlik sisteminin ciplak askeri olmus Türk halkindan yüz bulamiyorlar. Careyi kendisine siginani besleyen, barindiran halkimiza siginmakta bulmuslar. Halkimiz kendine siginani yüzgeri etmez. Yedirir, icirir, barindirir, ama o kadar.
Fakat siginmacilar, halkimizin iyi niyetini cok kötü kullanmislar ve kullanmaya devam ediyorlar. Genclerimizi devsirip, halkina yabancilastirip isi olmayan bir ise kosustuyorlar. KUKM dinamiklerini calip Kürd milletinin egemenlik hakkini gasbeden Türkiye ugruna katlediyorlar. Arkasindan da Türkiye devrimi ugruna sehit düstü diyorlar. Simdi bunlara Kürd millet sehitleri denilebilir mi? Ben hayir diyorum. Ama kendilerine, dahasi acili ailelerine aciyorum.
Kaybedilen Türkiye devrimini Kürdler eliyle ülkemizde ariyorlar. Oysa bunu Türk egemenlik sistemine kendi elleriyle teslim etmisler. Bunun farkinda bile degiller. Türkiye devriminin dinamiklerini sisteme kaptirdigini göremeyecek kadar akli bir karis havada cocuklugu yasiyorlar.
Bir türlü büyümüyorlar. Büyümek istemiyorlar. Türkiye devriminin kaleleri fabrikalari görmüyorlar. Görmek istemiyorlar. Dahasi buralarda kapi disari edilmisler. Kurtulusu Kürdistan halkina siginmakta bulmuslar. Kürdistan halkini devrim istemeyen Türk halkinin kurtulusuna kosusturmanin cabasina soyunmuslar. Olmayacak duaya amin dedirtiyorlar.
Türkiye´de devrim sorunu olanlarin yapacagi tek sey Türk halkini örgütlemektir. Bu alani sisteme terk etmisler. Dahasi adina devrime kalktiklari halktan kaciyorlar. Dahasi istenmeyenler olmuslar.
Yoksa Türkiye devrimi adina hareket edenlerin Dersim´de ne isleri var. Sorun dagsa Türkiye´de dag mi yok? Karadeniz, Bolu, Ege, Toros daglari ne güne duruyor. Anlasilan orada istenmiyorlar.
Toplumsal gelismenin kendine özgü yasalari var. Bu yasalar kuralina uygun islerler. Kosullar eger olgunlasmamissa, bunlari hizlandiramasiniz.
„Birlesik devrim“ mutlaklastiricilarinin anlamadigi, dahasi anlamamakta direndigi gercek budur. Türk toplum resminde bir sey anlamamis „Birlesik Devrim“ mutlaklastiricilari, Kürdistan devrimcilerini olgunlamamis Türkiye devrimini hizlandirma ugursuz görevine soyundurmanin paranoyaklarina dönüsmüsler.
Bu zorlama, esyanin tabiatina aykiriligi ifade eder. Bu da tutmayinca bu sefer isi yalana dökerler. Bin dereden gerekceler bulurlar. Türkiye´de var olmayan devrim durumunun varligina hükmederler. Bugünden yarina devrim rüyasini görürler. Ama ne hikmetse genclik hareketinin ötesine gecemezler. Ulastiklari genclikte Türkten baska ulus ve ulusal azinliklar gencligidir.
Türk sol hareketin mücadele tarihi kendini tekrar tarihidir. Yap-yik tarihidir. Ezilen ulus ve ulusal azinliklarin potansiyelini yok etme tarihidir. Bir arpa boyu yol kadetmeme teori ve pratigidir.
Olsun! Bu onlari rahatsiz etmiyor. Kendilerinden memnun ve sevdalidirlar. Ama bu vurdum duymazligin kurbanlari gelecegimiz gencligimizdir.
Kendi sosyal-sömürgeci tezlerine haklilik kazandirmak icin soruna iliskin hicte benzerligi olmayan örneklemelerle kurulan parelelliklerle soruna cözüm getirdigini sanirlar. Ama yanilirlar. Fakat oralida olmazlar.
Bugün olmasa yarin oluru siyasetlestirirler. Dogru ya! Günler torbaya girmedi ya! Mutlaka ama mutlaka bir gün olur. Buna süphe yok, ama tartisilan birgün degildir, bugündür. “Birlesik Devrim” paranoyaklarinin görmek istemedigi gercek budur.
Cok “enternasnasyonal” takilirlar. Hos da enternasyonalizmden de anlamazlar. Kendilerinden en cok uzak olan bir sey varsa o da enternasyonalimzdir. Enternasyonalizmi Türk ve Türkiye ile baslayan bir örgütlenmeye üye olmasina indirgerler. Bu sefaleti yasarlar.
Dogru ya! Türk ismi cagrisimlarinin disinda bir baska ulus ismini cagristiran bir örgütlenmede yer almak acayip derecede milliyetcilik olur. Bu, onlarda parayonak bir hal almis. Birbirlerinden ayrilmiyorlar. Dahasi birbirlerinede cok yakisiyorlar.
Türk irkci-soven milliyetcilikle eslesmis „ortak“ci Türk sol hareketleri, Kürdistan halkina karsi savasiyorlar. Bilerek veya bilmeyerek sömürgeci sistemim yedek gücü haline gelmisler. Sistemin basaramadigini onlar bilerek veya bilmeyerek sistem cikarina hizmet edeni basarmislar ve bu cabalarini sürdürüyorlar. Kürd genclerini katlediyorlar. KUKM´ni kücümsüyorlar. Bosa cikarmaya calisiyorlar.
Burada anlasilmasi gereken sey, ezen-ezilen uluslarin oldugu kosullarda hangi ulusun devrime yakin oldugudur. Hangi ulus halkinin devrim isteyip istemedigidir. Bunun icin mücadele edip etmedigidir. Eger bunlar kavranirsa dogal olarak iki ulus halki ve devrimci güclerinin birbirine karsi görevleride anlasilmis olur.
„Birlesik Devrim“ murlaklastiricilari bunu önünü bastan kapatmislardir. Onlara göre her halükarda „birlik sarttir.“ Bunu tartismazlar bile. Degismez hükümleridir. Ezilen ulus halki basini alip gitsede, serhildanlara varan harikalar yaratsada onlarin „dogrulari“ degismez.
Beyaz adamin degilmez karekteridir. „Bize mecburdurlar.“ desturlari elerinin altinda dir.Yüzlerine cokca devrimci maske gecirselerde bu özleri degismiyor.
Bu maskelerden biri iddia ettikleri „Kürt-Türk esitligi“dir. Sömürgeci sistem, bunu „tüm vatandaslarimiz kanun önünde esittir“, Sol, ise vatandas yerine „halklar“ kelimesini gecirerek ayni iddianin sahibidir. Kürt milletinin statükosu ne olarak ifade edilirse edilsin her halükarda bir esitlik kurulur.
Bunun sonucu olarak her iki ulus halkinin görevleri teklestirilir. KUKM´nin kacinilmazligini, mesrulugunu yok sayarlar. Oynadigi rolü görmek istemezler.
Onlar sunu göremiyorlar. KUKM, ayni zamanda Türkiye devriminin kosullarini da hazirliyor. TC devletini gücten düsürüyor.
Kürdistan´in bagimsizliga kavusmasiyla Türk egemenlerin elinde „vatan ve millet bölünüyor“ kozunu alacaktir. Türk halkina gercek düsmanlarini tanima kosullarini yaratacaktir. Kendisi icin politiklesmesi, örgütlenmesi ve savasmasinin kosullarini yaratacaktir.
Iste enternasyonalizm bu kosullari yaratan KUKM´nin oynadigi roldur. „Birlesik Devrim“ paranoyaklarin göremedigi, dahasi görmek istemedigi gercek budur.
Sosyal-sovenizmin batagina batmis Türk sol hareketleri, kendilerine ait sifatlari Kürdistan yurtsever harekete atfediyor. KUKM´nin oynadigi enternasyonalist rolle „halklarin gücünü bölen bölücülük“ atfediyor.
„Birlesik Devrim“ mutlaklastirici paranoyaklari, Kürdistan yurtsever güclerin Kürdistan devrimini kendi zemininde bagimsiz örgütlemelerini, KUKM vermelerini „bölücülük“ olarak degerlendiriyorlar. Tipki efendileri Türk sömürgecileri gibi KUKM´ne saldiriyorlar.
Türk sol hareketin oynadigi rol ne kardeslige, ne devrimcilige, ne de enternasyonalizme sigar. Bilerek veya bilmeyerek oynadiklari rol sistem adina bir seyler kotarma rollüdür.
Kürt ulus dinamikleri, her ezilen ulusun yaptigini yapiyor. Bundan bir anormalik yoktur. Isgal edilmis, parcalanmis, bölüsülmüs, sömürkelestirilmis ülkelerini ve ulusunu bagimsizliga kavusturmak ve birligini saglamanin savasimini veriyor.
Siyasal bagimsizligini elde etmek, yani ayri ulusal devletini kurmanin savasimini veriyor.
Buna kimler karsi cikar? Sömürgeciler ve birde onlar adina bir seyler kotarmaya calisanlar.
Kimdir bunlar? Enternasyonalizmi Türk ile Türkiye ile baslayan bir örgütlemeya indirgeyenlerdir.
Ezen ulus devrimcilerinin ulusuna karsi görevlerini yok sayanlardir. Oysa ezen ve ezilen ulus devrimcilerin görevleri farklidir. Bu ayrimi belitlemek cok önemlidir.
„Birlesik Devrim“ mutlaklastiricilari ezen ve ezilen ulus halklarinin esitliginden bahsederler. Tabi bu arada Türk ve Kürt halkinin görevlerinin ayniligina hükmederler. Bu yaklasim sömürgeci sistem kaynaklidir. Sol´a boyanilir ve yuturulmaya calisilir.
Fakat Kürt alicisi yoktur diyemiyoruz. Öngördükleri „birlikte örgütlenme“ ve „birlikte mücadele“ bir türlü Kürd halk kitlelerinde yanki bulmasada Kürd gencliginin bir kismini etkisi altina alabilmektedir. Türkiye devrim zemin batagina cekip katletmektedirler. Subjektif öngörüleri Kürd genclerinin katledilmesine yol acmaktadir.
Fakat bu gelenek sahipleri bundan bir türlü ders cikarmazlar. Bunun nedenlerini aractirmazlar. Türk ve Kürt halkinin ayniliklari, ayriliklari nedir, bunlarin dayatigi görevler nedir sorularini kendilerine sormazlar. Belkide sormaktan korkarlar. Kim bilir?
Bu ugursuz politikanin kurbanlarida genclerimiz olmus, olmaktadir.
Türk sol hareketleri ellerini Kürdistanda cekmelidir. Kürd genclerini devsirip, ülkesine, ulusuna, halkina yabancilastirip Türkiye devrim batagina cekip katletmekten artik vacgecmelidir.
Daha evel ki katliamlarda oldugu gibi bu katliamin sorumlusuda en asagi Türk egemenlik sistemi kadar „ortakci“ Türk sol hareketleridir.
Bu tür katliamlara yol acan Türk sol hareketin „ortakci“ mantigini kinarken, Mercan´da katledilenlerin acili ailelerinin acisini paylasiyorum.
19 Haziran 2005
Hê şîrove tune ne — yekem bibe.