Ramyarî

ABD'NIN

mehmetmufit · 14.02.2005 · 3 dîtin

Kurdistan’da ve Irak’ta yapilan secimler, ABD’nin 2. Bush yonetiminin « yeni » dis politikasinin ilaniyla ayni döneme denk geldi. Kurd siyasi partilerinin dikkatlice izlemeleri gereken bir takim politik « degisiklikler » ve uluslararasi buyuk guçler arasinda uzlasma girisimleri ortaya çikmaktadir. 20. yuzyilda bir çok kere buyuk guçlerin ve bölge devletlerinin anti-Kurd çikarlarina feda edilen Kurdistan, bir daha ayni konuma dusmemek için, Kurd milli menfaatlarini yakinen ilgilendirdiginden dolayi, söz konusu gelismeler ve uzlasma girisimleri son derece dikkatle izlemek gerekiyor.

Guney Kurdistan’daki kazanimlar siyasi sinif ve aydinlarda vehamete yol açmamalidir. Ortadogu ve özellikle Irak konusuldugunda Kurdistan’in konusuldugunu soruna ilgisi olan herkes bilmektedir. Meselenin esasini, buyuk guçlerin çatismalarinin yada uzlasmalarinin Kurdistan’in genel menfaatlarini nasil etkiledigini veyahut ne gibi zorluklar çikardigi, hangi yeni olanaklara ve siyasi imkanlara yol açtigini gormek ve ona gore politikalar olusturmakta yatmaktadir.

1991 Körfez savasindan buyana Kurd politikasi, iç savaslarla bir takim kesintilere ugradiysa da surekli bir yukselis içindedir. 30 Ocak seçimleri, hiç mubalaasiz Kurd siyasetini oldukça guçlendirmistir. Ulusal birlik siyasetiyle, Bagdat’ta iktidar olmanin kilidini ele geçiren vatansever Kurd partileri olmaksizin hiç bir politik guç Irak’ta iktidar olamayacaktir. Ne var ki ; Irak’ta nufuz sahibi olmak isteyen guçlerin çikarlari o kadar buyuk ki, Kurdler sahip olduklari iyi poziyona ragmen henuz guvenlikte olmadiklarindan dolayi son derece dikkatli hareket etmek zorundalar.

Dikkatli olma zorunlulugu, sadece Kurdistan’in ve Irak’in bir siyasi geçis surecinde oldugundan dolayi degil, ayni zamanda iç ve dis sartlarin yeni birtakim degisikliklere yol açabilme ihtimalinden de kaynaklanmaktadir. Bilindigi gibi, geçis sureçleri, milletlerin tarihinde her zaman en tehlikeli donemleri olusturmaktadir. O bakima hiç bir Kurd vatanseveri iki ana sebepten dolayi premature hayallere kapilmamalidir.

Birincisi ; Arap milliyetçileri oldukça zayiflamis ve hirpalanmis olmalarina ragmen yeni arayislar içine girereklerdir. Dogal olarak, Kurdistan’in yukselisini engellemek ve zenginlik kaynaklarini olusturan Kurd topraklarinin sahiplenilmesinin önunde baraj kurmak için bir takim iç çatismalarini, daha önceleri bir çok kere yaptiklari gibi bir kenara birakip birlesebilirler. Bu, hesaba katilmasi gereken bir durumdur. Simdiden, örnegin Mam Celal’in Irak devlet baskanligini engellemek dogrultusunda girisimlerin oldugunu biliyoruz. Islamci kesimlerle Arap milliyetçilerinin iliskilerini koparmak için Fransizlar faaliyet içindedirler. Arap milliyetçiligini mesru gören Fransa politikasi, ABD’ye karsi kendi nufusunu yeniden gelistirmenin en iyi yolunun Arap milliyetçilerinin bir tek siyasi potada birlestirilmesinde gormektedir. Arap milliyetçilerinin birligi ise tamamiyla Kurdistan’in çikarlarina karsidir. Soz konusu geçis surecinde Arap milliyetçiliginin bölunmuslugu surmelidir. « Sunni araplar da iktidara ortak olmalidirlar » söylemlerinden kasit esasinda Araplarin yeniden gerici çikarlar etrafinda birlestirilmeleridir. Unutmamak gerekiyor ki ; Sii olsun Sunni olsun butun araplar milliyetçidirler ve Kurdistan’a karsidirlar. Hepsinin rahatlikla siginabilecekleri yer ise Arap milliyetçiligidir. O bakima ; en çok, uluslararasi destegi olan Arap milliyetçiliginden korkulmalidir.

Ikincisi ; ABD’nin « yeni » dis politikasi geregi Fransa/Almanya ekseniyle bir takim uzlasma arayislari içine girmesinin Kurd politik partilerine geri adim attirabilir. Kurdler, bir çok yönetici kadronun da ifade ettigi gibi pro-Amerikanci degildirler. Araplar ve Kurdler arasinda bir tercih yapmak zorunda kalirsa ABD, Araplardan yana tutum belirleyecektir. Cunku, Avrupa ile yeniden uzlasmak ve onu memnun etmek de ABD’nin böylesi bir tutumunda etkileyici olacaktir. Buyuk uluslararasi guçlerin uzlasmalari her zaman kuçuk milletler için tehlike olusturmustur.

Ancak ; ABD’nin « yeni » dis politikasi, 15 senelik politikanin devami seklinde tezahur etmesine ragmen Kurdlerin dikkate almalari gereken bir takim somutluklar kazanmistir.

1- C. Rice, Ortadogunun mevcut konumunu « kabuledilmez statuko » olarak tanimlamistir. Ilk defa, buyuk bir guç, ortadogunun mevcut statukosunun kabuledilmezligini bu duzeyde bir açiklikla ortaya koymustur. Hiç suphe yok ki ; butun bir 20. yuzyil boyunca Kurdistan’i prangaya vuran statukonun parçalanmasi ve darmadagin edilmesi Kurd milletinin çikarlarina olacaktir. Fakat bu çikarlarin hangi duzeyde olacagini önceden kestirmek güç olacaktir.

2- Iran ve Suriye’nin « despotlugun ileri karakollari“ olarak tanimlanmalari ve onlar uzerinde baskilarin yogunlastirilmasi da Kurdistan’in çikarlarinadir. Birincisi ; Fas’tan Afkanistan’a kadar uzanan « buyuk orta-dogu » projesinin hayata geçmesi için ; ikincisi, Irak’in yeniden siyasi ve ekonomik planda kurulmasi için ; üçüncüsü, Israil ve Filistin çatismasina son vermek ve taraflar arasinda kalici bir barisin gerçeklesmesi için ; dördüncüsü, Suriye’nin Lubnan’dan tamamiyla çekilmesi ve bu ulkenin yeniden tam bagimsizligina kavusmasi için ABD, « yeni » politikasini Avrupa’nin önune koymustur.

3- ABD, bir çok Kurd vatanseverin sandigi gibi Iran’i isgale kalkisamaz. Irani’n iç ve dis kosullari her hangi bir isgali simdilik dislamaktadir. Fakat, bir takim askeri hedefler vurulabilir. Iran’in nukleer santralleri muhtemelen vurulacaktir. Ayrica Suriye bazi reformlara zorlanacaktir. Buda Kurdistan’in çikarlarina olacaktir. Bilindigi gibi sozkonusu devletler Turkiye ile elele verip Kurdistan’i orta-dogu’nun « gayya kuyusu »na yuvarlamaya çalismaktadirlar. ABD tarafindan tamamiyla baski altina alinan bu gerici devletlerin Kurdistan’a mudahaleleri azalacaktir . Böylece Kurdistan bir nebzecikte olsa zaman kazanmis olacaktir.

Ancak ; sorun, Kurd siyasetinin butun bu durumlardan nasil ve hangi politikalarla yararlanacaginda somutlasmaktadir. Bu bakima, Kurdistan zorunlu olarak « himaye » edilmeye ihtiyaci vardir. Bundan dolayi ABD ile iliskilerini belli bir duzeyde tutmaya çalismak son derece önemlidir. Fakat, gittikçe toparlanan ve askeri guç de kazanan Avrupa Birligi ile de karsilikli çikarlar temelinde iliskiler gelistirilmelidir. Avrupa’ya uzak durmak Kurdistan’in kurulusuna hizmet etmez. Avrupa son derece hypokrit ve Kurdistan’in kurulusuna karsi bir konumda bulunmasina ragmen milli menfaatler icabi iliskilerin saglanmasi gerekiyor. Dis destekte, Arap milliyetçilerini sadece ABD ile olan iliskilere dayanarak dengelemeye çalismak darlik olur. Bu bakima, Avrupa Birligi’ni de hesaba katmak guçler dengesi bakimindan son derece yararli olacaktir. Bu yetenegi ortaya çikarabilmek YNK ve PDK yöneticilerine kalmistir. 14.02.05

MM

Yên Eleqedar

Şîrove (0)

Hê şîrove tune ne — yekem bibe.