Mosul operation started |WP
admin · 9 years ago
17.09.2011 · 1 views

PKK-MİT görüşmelerinin internete sızdırılmasının ardından bu buluşmanın yeri ve tarihi merak konusu oldu. Oslo buluşmalarının devamı olduğu için, bu randevunun da Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleştiği varsayılıyor. Ancak Avrupa’daki bazı kaynaklardan aldığım, Kuzey Irak’taki kaynakların da teyit ettiği bilgiye göre MİT-PKK görüşmesi Oslo’da değil Erbil’in 30 kilometre dışındaki Selahaddin’de gerçekleşti. Selahaddin KDP (Kürdistan Demokrat Partisi)’nin üssü ve Mesut Barzani’nin karargâhının olduğu bölge. Kürt istihbaratının merkezinin olduğu bu bölgede Türk istihbaratı da üstlenmiş durumda. Net diğer bir bilgi de görüşmenin tam altı saat sürdüğü yönünde. Buluşmanın 2010 yılının son aylarında gerçekleştiği bilgisi veriliyor; ama bilginin tarihle ilgili bu kısmını tam olarak teyit edemedim.
MİT-PKK görüşmelerine gelince; internete sızan MİT-PKK görüşmeleri için Taraf’ın sürmanşetten yaptığı yorum çok isabetliydi: Peki niye savaşıyorsunuz? Zira bu görüşmelerin varlığı, savaşın devamının mantıksızlığını gözler önüne sermeye yetti. Ve geride yanıt bekleyen şu soru kaldı: Her şeyi konuşup müzakere edebilir bir durumdayken nasıl oldu da tekrar savaş haline dönebildiniz?
Kara harekâtı hazırlıklarının hızlandığı son günlerde, bu savaşa genç evlatlarını kurban veren toplumun, bizlerin bu soruyu iki tarafa da ısrarla yöneltmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Savaşan tarafların bu soruya objektif yanıtlar vermelerini beklemek elbette gerçekçi olmaz. Verecekleri bütün yanıtlar, ‘politik’ olacaktır.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile PKK’lı yöneticiler arasında müzakere edilen konuların, silahları devreden çıkaracak formüller üzerine odaklandığı anlaşılıyor. Karşı tarafın hassasiyetlerinin farkında olan Türk tarafı PKK ve Kürt meselesini birbiriyle bağlantılı olarak ele alıyor. Nitekim hem Afet Güneş hem de Hakan Fidan, “Sayın Öcalan”ın örgüt için neyi ifade ettiğini gayet iyi biliyor. Diyaloglardaki kullanılan ifadeler saygılı ve nazik. Karşılıklı bir güven havası oluşturmaya çalışıyorlar. Kandil’in beklentileri kadar Kürt meselesinde atılacak adımlar konusunda da cesur sözler veriyorlar. Ama bu konuşmalar daha çok bir “diyalog” özelliği taşıyor. Bence bu görüşmenin en önemli yanı Başbakan Erdoğan’ın siyasi müzakerelere geçiş isteğini yansıtması. Bugünkü MİT Müsteşarı’nın o görüşmeye Başbakan’ın özel temsilcisi olarak dâhil olmasının başka da anlamı yoktur; Fidan, çok net olarak hükümetin artık meselenin siyasi boyutlarını görüşmeye hazır olduğunu deklare ediyor. Bu açıklamayı yaparken Fidan, muhataplarına Başbakan Erdoğan’ın ve hükümetin aldığı siyasi riski hatırlatmadan edemiyor. Kuşkusuz bu hatırlatma meselenin çözümüne dair Başbakan’ın iyi niyetini ve kararlılığını yansıttığı gibi karşı taraftan da Türk tarafı kadar bu meselenin çözümü için risk üstlenmesini, iyi niyetli ve kararlı davranmasını bekliyor.
Mevcut savaş haline bakıldığında bu diyalogların sistematik bir müzakere sürecine dönüştürülmediğini gösteriyor. İmralı ile devam eden bu görüşmelerin Silvan’dan nasıl darbe aldığını üzülerek izledik.
Ben “Kim daha çok suçlu” kısmına girmeyeceğim; ama burada PKK’nın Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi sıfatıyla sistematik müzakere öneren Hakan Fidan’ın teklifini nasıl böyle kolayca harcayabildiğini merak ediyorum. Kürt isyanının bugüne kadar sürmesinin neredeyse tek nedeni devletin PKK’yı muhatap almaması değil miydi? Kürt siyaseti yıllardır “Büyük barışı ancak savaşan taraflar yapar” demiyor muydu? Bu ülkenin aydınları, demokratları yıllardır “Kürt sorununu PKK’dan ayırırsanız kan akmaya devam eder” diye kendini paralayıp durmadı mı? PKK liderleri yıllardır “bizi muhatap almadan bu sorunu çözemezsiniz” diyerek, aslında bu savaşın, dökülen kanın, tek nedeninin biraz da örgütün muhatap alınamamasından kaynaklandığını savunmadı mı?
Peki, o halde PKK bu fırsatı neden kaçırdı? Diplomatlarının eğitim düzeyi mi yetersizdi? Yoksa örgüt yöneticileri hangi mesajın ne anlama geldiğini fark edemeyecek kadar apolitik miydi?
(( Uzman_Aktarmaci )) · 14 years ago
bu aktarim da oynanan oyunlarin hangi aktorler tarafindan topluma aheste ahest beyinlerine siringa edildiginin ispati olsun...<br /> M. Ali Birand! Hasan Cemal, Ahmet Altan, Yalcin Kucuk, Dogu Perincek, Ertugrul Kurkçu,<br /> ve tabiiki birzamanlarin (sadece birzamanlarin degil butun zamanlarin aslinda) bukalemun kilikli unsuru Celal Talabani ve onun simdiki sair maskesi arkasina gizlenmis hin-oglu hin sosyalist parti eski genel sekreteri benzedasi!...<br /> ah! tabiiki bir de Turgut Ozal Fenomenini..<br /> yan yana getir ve dusun!<br /> ne?<br /> ne dedin?<br /> duyamiyorum!<br /> ne dedigin anlasilmiyor!<br /> biraz daha yuksek sesle... alasilmiyor!!<br /> ...<br /> olaylar olgulara yerli yerinde ve saglikli degerlendirilsin diye aktarilmistir..<br /> kendim kararimca)))))<br /> spas<br /> <strong> (( Uzman_Aktarmaci ))</strong><br /> <br /> <div class="image"> <img alt="" src="http://www.ilkehaber.com/images/news/31662.jpg" /></div> <div class="top_content"> <div class="date"> 16 Eylül 2011 Cuma 21:43</div> <div class="title"> <h1> Birand'dan hükümete MİT-PKK mesajı!</h1> </div> <div class="short_content"> Birand internete düşen MİT-PKK görüşmeleri için hükümete ince bir mesaj gönderdi ve 'toplum artık hazır, bu yoldan devam' dedi...<br /> </div> </div> <div class="content content_12" id="news_content"> <p> <strong>İnternete düşen MİT-PKK görüşmelerini yorumlayan Birand hükümete ince bir mesaj gönderdi ve 'bu yoldan devam' dedi.</strong><br /> <br /> Sızdırılan görüşme kayıtlarının beklenen tepkiyi görmediğini söyleyen Birand, toplumun devletin bu görüşmelerini onayladığını, bu yoldan devam edilmesi gerektiğini savundu:<br /> <br /> <strong><em>"Ses bantlarına sert tepki bekleniyordu ama yumuşak tepkiler var. Demek ki Türk toplumu bu sorunun çözümünde ne olursa olsun artık insan ölmesin de gerekirse şeytanla da konuşun noktasına gelmiş. Devletin konuşmasını istiyormuş. Özal diyordu ya 'alışırsınız' diye... Doğrusu yapılmış"</em></strong></p> </div>
(( Uzman_Aktarmaci )) · 14 years ago
Hani Turgut Ozal soyle bir sey soylemisti ya.: bir iki milyon kurdu turkiyenin batisina goçertirseniz kurd sorununu çozmus olursunuz..<br /> hatirlayan varmi?<br /> hani bu sozlerinin akibinde (veya oncesinde de olabilir) abdullah ocalan ile (tabiiki Celal Talabani araciligi ile) federasyonu dahi tartisabiliriz mektuplasma haberlesmelerinin hiz kazandigi tarih varya o zamanlar!<br /> var mi hatirlayanlar?<br /> yok mu?<br /> niye yok?<br /> o kadar da mi beyinsizlestirildik?<br /> o kadar da mi hayvanlasmanin esigine getirildik?<br /> yok mu sahiden bu olay-olgulari saglikli analiz ve tahlil edecek dusunme kapasitemiz?<br /> yok mu?<br /> eger yoksa yapilacak tek seh: KENDINDEN UTANMAKtir.!!<br /> kolay gelsin<br /> (( Uzman_Aktarmaci ))