Ana içeriğe atla

Aso Zagrosi

Aylardan beri tüm dünya kamuoyu Kürdlere ve Kürdistan’a kilitlenmiş durumdadır..

Kürdler Hemrinden Şengal’a, Zummar’dan Rabia’ya Kobanê’ye kadar tüm dünya adına baştan Türkiye ve Arap devletleri olmak üzerine bir çok güç tarafından adım adım oluşturulan İŞİD gibi çağdışı bir yapılanmaya karşı ölesiye savaşıyorlar.

Kürdlerin İŞİD katil sürülerine karşı bu tarihsel direnişi, dünya halklarının saflarında büyük bir sempati ve dayanışma akımını ortaya çıkardı.. Bu sempati ve dayanışma akımı ideolojiler, partiler ve dinler ötesi bir zeminde kendisini gösterdi.. Kürdlerin islamist katil sürülerine karşı direnişi, Kürdlere karşı bir dizi önyargının kırılmasına da neden oldu.

Kürdistan’ı işgal eden Türkiye, Irak, Suriye ve İran gibi devletler, bölgede yaşanan krizi kendi devletleri ve çıkarları için kullanmaya çalışıyorlar. Bu konuda çok açık ve net devlet stratejileri vardır. Tüm bu devletler ve yandaşları bölgedeki statükoyu değiştirebilecek güç olarak Kürdleri gördüklerinden dolayı Kürdlere ilişkin bir dizi taktikleri uygulayarak Kürdleri etkisizleştirmeye ve kendi devlet stratejilerinin bir parçası haline getirmeye çalışıyorlar.

Fakat Kürdler ortak ulusal bir stratejiye sahip olmamalarına rağmen, Kürdlerin sahip oldukları ulusal dinamikler uluslararası bir dizi gücün çıkarlarıyla da birleşince Türk, Arap ve Farsların Kürdlere dair bir dizi hesabını boşa çıkarıyor.

Türk devleti Güney Kürdistan ile bir dizi ekonomik ve siyasi ilişkilerine rağmen Daiş/İŞİD Hewler’e yöneldiği zaman bir dizi yardım çağrılarına rağmen, Türkiye hiç bir şey yapmadı..

Bu tarihsel moment İŞİD’a destek veren ve Kürd kazanımlarını yoketmek isteyen Türk devletinin gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Kuzey Kürdistan’da da Türk devletinin bir hiç karşılığında yıllardan beri “Müzakere” adı altında Kürdleri oyalamaya ve kandırmaya çalıştığı açık bir gerçektir. Batı Kürdistan’a ve özellikle Kobanê’ye ilişkin olarak ise tüm dünyanın ibret ile seyrettiği Türk tutumu açık bir şekilde Türk devletinin anti Kürd pozisyonunu ortaya çıkarmıştır. Türk devletinin tek amacı Batı Kürdistan’ı Kürdsüzleştirmek, var olan direnişçi dinamiklerin kırılmasını sağlamak ve kurtarıcı olarak ortaya çıkıp “Kürdleri kurtaran” pozisyona girmektir.

Fakat, Güney Kürdistan gibi Türklerin Kobanê için de ön gördüğü yıkım uluslararası güçlerin çıkarlarıyla tezat bir durum arz ediyor ve boşa çıkacaktır.

İran’ın tutumuda Türklerden farklı değildir. İran için önemli olan kendi devlet çıkarları, Irak ve Suriye’de var olan Şii yapıları korumaktır. İran’ın Kürdlere ilişkin tutumu ise Kürdler bölmek ve Kürdleri kendi devlet stratejileri için taktik bir araç olarak kullanmaktır.

Suriye’deki Esad yönetimi diğerlerinden farklı değildir.

İŞİD gibi bir yapılanmanın ortaya çıkışı ve gördüğü bölgesel destekten dolayı kısa bir süre için de tüm Kürd kazanımlarını tehlikeye sokabileceği Kürdler açısından hayati önemde öğreticidir. Sadece Kürdistan’ı işgal eden devletler değil, İŞİD gibi yapılanmalarının da Kürdlere karşı jenosid uygulayabileceği Şengal ve Kobanê gerçekliğinde ortaya çıkmıştır.

Kürdlerin başına gelen tüm bu felaketlerin altında yatan gerçeklik Kürdlerin uluslararası arenada tanınan hukuki bir statülerinin olmayışıdır yani bağımsız bir Kürdistan devletinin olmayışıdır.

Kürdler sömürgeci devletler tarafından sürekli olarak katliam ve jenositlere uğruyor ve her zaman yüzbinlerce Kürd Kürdistan’ın farklı parçalarında ve dünyanın farklı ülkelerinde sokaklara dökülüyor ve yardım için Hawar ediyor.

Kürdler, Enfal operasyonlarına karşı, Halebçe kimyasal kırımına karşı, Roboski katliamına karşı, Şengal’daki Êzîdî Kürdlere yapılan jenoside karşı ve son Kovanê’ye karşı girişilen katliamları protesto etmek için yine sokaklardalar ve yine yardım talebinden bulunuyorlar.

Her seferinde şu veya bu oranda Kürdler uluslararası destek gördü, katliam durmuş gibi oluyor...

Kısa bir süre sonra yeniden katliamlar ve yeniden Hawarlar....

Tarihlerinden ders almayan Kürdler, Türk, Arap ve Fars devletlerinin çerçevesinde kaldıkları sürece yeni katliam ve jenosidleri peşinen kabul ediyorlar demektir.

Kürdlere karşı katliamlar gündeme geldiği zaman da yakınmaya ve hawar etmeye de gerek yoktur.

Ya Kürdistan devletini kuracaksın yada yeni katliamlara hazır olacaksın... Bu iki seçeneğin dışında Ortadoğu’da başka bir seçenek yoktur.

Artık, Kürdlerin her katliamdan sonra Hawar eden kurban kültüründen kurtulup kendi kaderine sahip çıkma zamanı gelmiştir.

Bugün Kürdlere karş dünyada ciddi bir sempati ve dayanışma akımı var. Kürdler bu süreci kullanıp, Türk, Arap ve Fars devletlerinin Kürdlere karşı tezgahladıkları tüm oyunları boşa çıkaran Bağımsız Kürdistan’ı ilan etmeliler..

Ya Bağımsız Kürdistan yada yeni Halebçelere, Şengallere ve Kobanêlere hazır olmamız lazım...

Ya Mala Kurdan olan Kürdistan’ı kuracağız, yada Türk, Arap ve Fars evlerinde sürekli aşağılanan katliamlara uğrayan hizmetçiler olacağız!!!

Karar Kürdlerin...

Aso Zagrosi

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.